Türk
Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu, 'sözlerinin çarpıtıldığını'
savundu ancak gelen tepkileri durduramadı. FOTOĞRAF:
SERDAR ÖZSOY
Başbakan'dan
yanıt bekleniyor: TTK Başkanı'nın 'dönme Ermeni listesi'nin
amacı ne? Kökeni sorgulananların görevleri değişti mi? Liste
yok edilecek mi?
RADİKAL - ANKARA - Türk Tarih Kurumu (TTK) Başkanı Yusuf Halaçoğlu'nun,
'Alevi ve Kürtlerin bir bölümünün Ermeni dönmesi olduğu ve
bunun listesinin de elinde bulunduğuna' ilişkin sözlerine
tepkiler sürerken, konu Meclis gündemine de taşındı.
ÖDP'li
Ufuk Uras ile CHP'li Durdu Özbolat, dün Meclis Başkanlığı'na
soru önergesi vererek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a bu çalışmadan
haberdar olup olmadığını ve listeyi görüp görmediğini sordu.
CHP'li Özbolat ayrıca devletin üst kademelerinde göreve talip
olanlar hakkında yazılan kimi kitapların kaynağının bu çalışma
olup olamayacağı sorusunu yöneltti.
Halaçoğlu'nun
sözlerini hatırlattı
Ufuk
Uras'ın, Erdoğan'ın yanıtlaması istemiyle verdiği önergenin
tam metni şöyle:
"TTK
Başkanı Sn. Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, 18/8/2007 tarihinde
Türk Tarihinde ve Kültüründe Avşarlar Sempozyumu açılış konuşmasındaki
'Kürt dediğimiz birçok insan da aslında Türkmen asıllıdır..
Bugün Kürt olarak bilinen bazı aşiretlerin, hatta ve hatta
tehcirden kurtulmak için kendilerini Kürt-Alevi olarak gösteren
Ermenilerin de bulunduğunu söylemem gerekir, PKK'nın ve TİKKO'nun
içinde yer alan birçok insanın da' şeklindeki sözleriyle;
Daha sonra yaptığı basın toplantısındaki 'Ermenilik'ten Alevi-Kürtlüğe
dönenlerin birçoğu da samimi değil. Kilise kurma çabaları
içinde oldukları biliniyor. Mesela bazı PKK'lılar sünnetsiz
çıkıyor. Terörün hangi bölgelerden çıktığına iyi bakmak lazım.
1936-1937'de devlet bu dönmeleri ev ev tespit etmiş' iddiaları
medyada yer almıştır.
Bu
sözlere dayanak olan çalışma devletin hangi kurumunun isteğiyle
ve hangi amaçla yapılmıştır, hangi amaçla kullanılmıştır
ya da halen kullanılmaktadır? Bu çalışma devletin resmi
arşivlerinde bir belge olarak bulunmakta mıdır?
Bilimsel
analizden çok kışkırtıcı bir anlayışın dile getirilmesi
niteliği taşıyan cümlelerin sahibi olan, kimi bölgelerin
terörist yetiştirdiğini öne sürerek bölge ayrımcılığı yapan,
Hıristiyan, Kürt, Alevi vatandaşlarımızı aşağılayarak bir
tehlike gibi sunan Halaçoğlu'nun nesnel bilimsel araştırmalar
yapması gereken bir kamu kurumunu 14 yıldır yönetiyor olması
sizce doğru mudur?
Koyu
bir ırkçı-milliyetçi düşünce tarzının dışavurumu olan bu
yaklaşımın sahibi Halaçoğlu'nu görevden alacak mısınız?
Başbakanlığa
bağlı bir kurumun başkanının, vatandaşların bir bölümünü
aşağılayan bu kışkırtıcı ifadelerinden dolayı, söz konusu
vatandaşlardan özür dilemeyi düşünüyor musunuz?"
CHP
Kahramanmaraş milletvekili Durdu Özbolat ise yine Başbakan
Erdoğan'ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde,
'halklar ve dinler arasında kin ve düşmanlığı tahrik eden
ırkçı-kışkırtıcı çalışmanın kimin isteğiyle ve hangi amaçla
yapıldığını ve ne zaman tamamlandığını' sordu. Özbolat, Başbakan'a
şu soruları yöneltti:
"Çalışmanın sonuçlarını gördünüz mü? Sonuçlar hangi kurumlarla
paylaşıldı?
Kökenleri
sorgulanan ve fişlenen kişilerden görevlerinde ve konumlarında
değişiklik yapılanlar var mıdır?
Sizi
de araştırmışlar mı?
Sizin
kökeninizin de sorgulanmış olabileceğini düşünüyor musunuz?
Bu çalışmayla Azınlıklar Tali Komisyonu arasında bir ilinti
var mıdır?
Devletin
üst kademelerinde göreve talip olanlar hakkında yazılan
kimi kitapların kaynağı bu çalışma olabilir mi?
TTK Başkanı'nın, elinde olduğunu söylediği 'dönme listesi'ni
edindiniz mi?
Listeyi imha etmeyi, aşağılanmak istenen Kürt, Alevi ve
Ermeni yurttaşlarımızdan özür dilemeyi düşünüyor musunuz?
Konumunu
yurttaşlarımızın kökenlerini araştırıp fişlemek ve bir bölgenin
insanlarını karalayıp yaralamak için kullanan bir kişinin
TTK başında kalması doğru mudur? Görev süresini uzatacak
mısınız?"
CHP
Ankara milletvekili Yılmaz Ateş de Erdoğan'a, 'bölücü
zihniyette, toplumu etnik köken konusunda hor gören' Halaçoğlu'nun
TTK'nın başında kalmasını doğru bulup bulmadığını sorarken,
Adıyaman milletvekili Şevket Köse de önergesinde, "Halaçoğlu
hakkında halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme ve aşağılama
suçu kapsamında soruşturma açıldı mı?" diye sordu.
Üç
suç duyurusu
Hacı
Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Dernekleri Genel Merkezi, Hacı
Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Merkezi ve Alevi Bektaşi
Federasyonu, Kayseri'deki konuşmasıyla ilgili Halaçoğlu için
suç duyurusunda bulundu. Ankara Başsavcılığı 'yetkisizlik'
kararı vererek, dilekçeyi Kayseri Başsavcılığı'na gönderdi.
24/08/2007
- RADİKAL GAZETESİ
Türk
Tarihinde ve Kültüründe Avşarlar Sempozyumu Açış Konuşması
Prof.Dr.Yusuf HALAÇOĞLU
Sayın
misafirler. Avşarelleri Dergisi’nin tertip ettiği Avşarlarla
ilgili ilk toplantıyı yapıyoruz. Genelde 1000 kişilik 500
kişilik aşiretler kendilerinin çok büyük aşiretler olduğunu,
söz sahibi olduklarını ifade ederler. Avşar boyunun, Türkiye’de
yaşayan Avşarların tahmini sayısı ise rakam olarak 16. yy.
da 600 bin civarında tesbit edilmiştir, dolayısıyla şu an
5-6 milyon civarında olduğu söylenebilir.
Böyle
bir organizayonun yapılması ile, Türkiye’de çok büyük bir
kesimin, kendi kimliğini kaybetmiş insanların kimliklerine
ulaşabilmeleri mümkün olacaktır diye düşünüyorum. Birşeyi
hafızamıza iyi kazımamız lazım. Biliyorsunuz sürekli olarak
bazı yabancı ülkelerin Türkiye üzerindeki oyunlarından ve
Türkiye aleyhine çalışmalarından bahsediyoruz. Bu tabii bir
şeydir ve tarihin her döneminde görülen bir husustur. Kimse
başkasının çıkarına çalışmaz, kendine çalışır. Burada önemli
olan şey, bizim kim olduğumuzu bilmemiz, kendi kültürümüzü
muhafaza etmemiz, kendi yönetimimizi kendimiz sağlayabilmemiz,
oyunlara karşı tedbir alabilmemizdir. Önemli olan budur. Bu
şuura erdiğimiz zaman hem ayakta kalmayı, hem de büyük devlet
olmayı başarırız.,
Bugün
Türkiye, Osmanlı İmparatorluğunun varisidir. Dolayısıyla bir
imparatorluğun çöküşüyle birlikte kaybettiği topraklardan
içe doğru göçler olmuştur ve bu göç Türk demografisini, Türk
nüfus yapısını ortaya çıkarmaktadır. Balkanlardan ve Kafkaslardan
Anadolu’ya göç edenlerin sayısı yaklaşık % 40 dır. Böylesine
bir yapı ve imparatorluk bakiyesi olmamız dolayısıyla birçok
farklı milletten olan insanın da Türk topraklarına gelmelerine
yol açmıştır. Burada siyasetçilerin özellikle dikkat etmesi
gereken bir konu vardır ki, bu da böyle bir yapıyı, böyle
bir nüfus grubunu mozaik olarak nitelendirmemeleridir. Çünkü
o insanlar o ülkelerden çekilirken -zaten çok büyük bir bölümü
Türktür- Müslümanlığı kabul etmiş ve kendini Türk olarak hisseden
insanlardır ve Anadolu’ya geri dönmüştür. Dolayısıyla bunları
ayrı tutmak ve bir mozaik şeklinde nitelendirmek aslında farkına
varmadan ülke içinde bir takım gruplaşmalara yol açma anlamına
gelir. Dolayısıyla bu konularda siyasetçilerin çok dikkat
etmeleri gerekmektedir.
Nitekim
zaman içerisinde geçmiş dönemlerdeki araştırmalarda şunu gördüm
ki; aslında Kürt dediğimiz birçok insan da aslında Türkmen
asıllıdır. Yapısal olarak söylüyorum ama bununla beraber bir
şey daha ifade ediyorum. Söyleyeceğim şeyler fantezi değil.
Bugün Kürt olarak bilinen bazı aşiretlerin, hatta ve hatta
tehcirden kurtulmak için kendilerini Kürt-Alevi olarak gösteren
Ermenilerin de bulunduğunu söylemem gerekir. PKK’nın ve TİKKO’nun
içinde yer alan birçok insan da. Bu açıdan baktığımızda bizim
zannettiğimiz gibi PKK veya TİKKO hareketinin de bir Kürt
hareketi olduğunu söyleyemeyiz. Bütün bunları yabancı arşiv
belgeleri o tarihte yapılmış birtakım araştırmalardan söylediğimi
belirtmek isterim.
Şimdi
dolayısıyla Avşarları araştırmak ve kim olduğunu ortaya koymak
bir ayrım ve ya bölücülük olarak görülmemelidir. Tam aksine
Türk milletinin kendi özüne dönüşünü ve kendisini tanımasını
sağlayacak bir araştırmadır. Biliyorsunuz Türkiye Cumhuriyeti’nin
kurucusu Büyük Atatürk aynen şöyle der :
‘Kültürünü kaybeden milletler başka milletlerin şikarı/avı
olur’
Şimdi biz Türk Milleti olarak şöyle bir baktığımızda; aile
yapımız bana göre dünyanın en medeni aile yapısıdır ve burada
ne büyük bir yozlaşma olduğunu görebilirsiniz. Ben şahsen
rahmetli babam karşısında ayaklarımı uzatarak veya ayak ayak
üzerine atarak oturduğumu, yüksek sesle konuştuğumu hatırlamam.
Günümüzde aile yapımızda nasıl büyük değişiklikler meydana
geldi. Ama bütün Anadolu içinde, bazı kesimler haricinde çok
büyük bir kültür yozlaşması var. Gençlerimiz geçmişi unutuyor.
Radyolara bakın Türk Sanat Müziği neredeyse hiç kalmadı, Türk
Halk Müziği çalınmaz hale geldi. Tabelalara bakın, ne kadarı
Türkçe, ne kadarı yabancı dilde? Bütün bunlar kültürümüzdeki
yozlaşmayı çok açık ve net bir şekilde ortaya koyuyor. Bunları
dile getirmemiz lazım.
Geçenlerde
Bitlis’ten bir arkadaş bana geldi ve “Hocam biz Kürdüz bize
Hasaniler derler, aşiretimi öğrenmek istiyorum dedi. Bilgisayara
Hasaniler yazdığımda karşıma Eski İl’den (Konya) Döğer boyundan
çıktılar. Kendisine de verdim, ama buna benzer geçmişini öğrenmek
isteyen o kadar çok insan çıkıyor ki…
Bu
ne demektir? Türkiye’nin birliğini bozmaya yönelik değil sağlamaya
yönelik bir çalışmadır.
Avşarlar Sempozyumu başarılı geçecek bir sempozyum olacak
ve bütün Türk boylarını bir araya getirip büyük Türk Milletini
ortaya çıkaracaktır. Nasıl ki Mustafa Kemal Atatürk’ün her
konuşmasında “büyük Türk Milleti” sözüne rastlarsınız. Bugün
Kırgızlar, Kazaklar, Özbekler, Azerbaycan Türkleri ve Türkmenler
deniliyor, bakın biz Türkmenleri kaldırdık. Ben de Türkmenin
ve Avşarım. Türkmeni kaldırdık, Kırgız Kıpçak grubundan olan
Kazakları, Karapapakları kaldırdık, Yazırları, Döğerleri,
Yüreğirleri kaldırdık. Sibiryadan Afrikaya, Amerikaya kadar
olan büyük bir ağacın gövdesini oluşturduk ve adına Türk dedik.
Dolayısıyla sonunda Türk devletleri birlik haline gelecekler.
Bütün dünyanın korktuğu da budur. Türk kelimesinin arkasında
hiçbir zaman duramazlar. Cengizhan’ın Avrupa içlerine kadar
ilerlediğini söyleyenler, Anadolu’daki mücadelesinde kimle
savaştığını söylemezler.
Avarların,
Selçukluların Türk olduğunu kimse söylemez. Osmanlılar için
l’Empire Türk demişler ve genelde Ottoman diyorlar. Biz hiç
kimsenin propagandasına kanmayalım
Ermeni
konusunda çalışırken bize dedilerki; “Türkün Türke propagandasını
yapıyorsunuz boşverin”. Evet öyle yapıyoruz dedim. Önce benim
halkım inanmalı bana, bu konuyu bilmeli. Yabancı toplumlarla
kendi halkımızın desteğini almadan nasıl mücadele edebilriz
? Öyleyse Türk olduğumuzu önce kendi halkımıza göstermeliyiz.
Bunu öğrettiğimiz zaman dünyayla baş edebiliriz.
Dolayısıyla
bu Sempozyum çok isabetli bir toplantıdır. Komiteyi kutluyor
ve hepinize saygılar sunuyorum.