2
Temmuz 1993'te Sivas'ta 35 aydın ve sanatçının gericiler
tarafından katledilmesi Pazar günü Berlin'de yapılan bir
gösteri ile protesto edildi. Berlin Anadolu Alevi Kültür
Merkezi tarafından düzenlenen gösteri Kreuzberg'deki Hermannplatz'da
gençler tarafından çekilen semahla başladı. Yapılan konuşmalardan
sonra göstericiler Orientplatz'a doğru, ellerinde Sivas'ta
katledilen insanların olduğu fotoğraflar ve pankartlarla
yürüyüşe geçtiler. Sık sık "Devlet seyretti, yobazlar
katletti", "Türkiye'de yaktılar, Almanya'da korundular"
sloganın atıldığı yürüyüş boyunca, hoparlörlerden çevredeki
Almanlara Sivas katliamı anlatıldı.
Yürüyüş
sonrasında yapılan ve 1200 kişini katıldığı mitingde bir
konuşma yapan AABF Yönetim Kurulu üyesi Yüksel Özdemir,
katliamı bir kez daha lanetlediklerini ifade ederek, katliamın
yapıldığı Madımak Oteli'nin mutlaka müze yapılması gerektiğini
söyledi.
Kanayan
yaramız Madımak
Sol
Parti Federal Parlamentosu Milletvekili Hüseyin Aydın
da Sivas katliamı yıl dönümünde yaptığı yazılı açıklamada,
Solingen katliamı ile bir kıyaslamada bulunarak, "Solingen'de
yakılan evde heryıl devlet protokolünce anma töreni yapılır,
Alman Cumhurbaşkanınca evde evlatları yanan anne Mevlüde
Genç'e Liyakat Nişanı verilir ve yanan ev bir anıt haline
getirilirken, ne acıdır ki, Sivasta çoğu Alevi kökenli
insanlarımızın yakılarak öldürüldüğü Madımak Oteli'nin
altı et lokantası yapılmıştır. Öncelikle belirtmek isterimki,
bu utanç sadece buna izin verenlerin değil, göz yumanlarda
dahil olmak üzere tüm insanlığın utancıdır" dedi.
Aydın
yaptığı açıklamada katillerin 10'nun Almanya'da yaşadığına
da dikkat çekerek, "Katliam hükümlülerinden 10 tanesinin
halen Almanya'da bulunduğu resmi yetkililerce açıklanmıştır.
Bu konuda Alman Hükümeti'ne verdiğim iki adet soru önergesine
yeterli bir cevap alamadığımı belirtmek isterim. Hükümet
yetkilileri verdiği cevaplarda Türkiye'nin iade dosyasının
eksik ve iadeyi gerektirmeyecek suçları kapsadığını açıkladılar.
Durum böyle ise Alman Hükümeti'yle birlikte, eksik dosya
göndererek suçluların iade edilmesini sağlamayan Türk
Hükümet yetkililerini de kınıyor ve adım atmaya davet
ediyorum" dedi.
Evrensel
/ Almanya (Haber Merkezi) - 03.07.2007
Londra’da
Sivas Katliamı unutulmadı
LONDRA
(03.07.2007)- İngiltere’nin başkenti Londra’da, Sivas’ta
2 Temmuz 1993’te diri diri yakılan 37 aydın ve sanatçı
anılırken 14 yıl önce yaşanan katliam kınandı.
Londra’daki İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’nde
de katliamın yıldönümü dolayısıyla dün akşam bir anma
etkinliği düzenlendi. Anma etkinliğinde konuşan Cemevi
Başkanı Ali Güvercin Sivas’ın sadece Alevilerin değil
bütün Türkiye’nin sorunu ve demokrasi sorunu olduğunu
belirtti. Katliamı kınayan Güvercin, katliamın yapıldığı
Madımak Oteli’nin müzeye dönüştürülmesi ve katliamda yaşamını
yitirenlerin anısına anıt yapılması gerektiğini dile getirdi.
Londra’daki
Kürt ve Türk sivil toplum örgütü temsilcileri de katliamı
kınayarak bir daha yaşanmaması temennisinde bulundular.
Anma
etkinliğini düzenleyen İngiltere Alevi Kültür Merkezi
ve Cemevi Başkanı Ali Güvercin Telgraf’a verdiği demeçte
Sivas’ın her Alevi’nin gönlünde kanayan bir yara olduğunu
belirtti. Her yıl 2 Temmuz’da anma etkinliği düzenleyerek
katliamı kınadıklarını ve şehitlerini andıklarını belirten
Ali Güvercin, olayın faillerinin önce tespit edilmesi
gerektiğini belirtti.
Olayın
faillerinin ılımlı İslam adı altında Türkiye’ye şeriatı
getirmek isteyen emperyalizmin uzantıları olduğunu belirten
Ali Güvercin “Güvenlik güçleri de görevlerini yapmamışlardır”
dedi.
Toplumun
bütün kesimlerinin bu tür olaylar karşısında uyanık olması
gerektiği çağrısında bulunan Halkevi Başkanı Mustafa Topkaya
“İnşallah böyle şeyler bir daha yaşanmaz. Katliamların,
bu tür olayların halka faydası yok. Bir bakıyorsunuz bir
gün aleviler hedef alınıyor, birgün Kürtler hedef alınıyor,
birgün demokratlar solcular hedef alınıyor. Halklarımız
uyanık olmazsa yarın toplumun diğer kesimleri de hedef
alınır” uyarısında bulunarak katliamı kınadığını bildirdi.
Türkiye’de
savaştan ve çatışmalardan, katliamlardan beslenen çevreler
olduğunu belirten Mustafa Topkaya şöyle konuştu “Birgün
toplumun bir kesimini Aleviye karşı, diğer bir gün Kürde
karşı örgütleyenler başka birgün dinciye karşı da örgütleyebilir.
Çıkar çevrelerinin halkı birbirine düşürme politikalarına
karşı uyanık olmamız lazım. Komprodorlar halkları birbirine
boğdurma politikalarını hep sahneliyorlar. Bugün milliyetçiler
yarıyor işlerine onları kullanıyorlar. Yarın başkalarını
kullanırlar. O yüzden toplum kuruluşlarının da kısa vadeli
değil, barış ve demokrasi için ileriye dönük uzun vadeli
politikaları projeleri olmalı.”
Sivas
katliamının insan aklını zorlayan kabullenilmesi imkânsız
bir katliam olduğunu belirten DAY-MER Başkanı Ahmet Sezgin
de şöyle konuştu “Sazıyla, sözüyle ve kalemiyle kendilerini
halkına adamış 37 güzel insan devletin kolluk güçlerinin
halkı galeyana getirmesi ile güpegündüz Sivas’ta katledildi.
Türkiye’yi seven o ülkenin sevdalısı olan bu güzel insanların
kalemlerinden ve sazlarından başka hiçbir silahları yoktu.
Sivas Türkiye tarihinde bir kara lekedir. Sivas’ta yaşananlar
hiçbir zaman unutulmayacak.”
Bir
demokratik kitle örgütü temsilcisi olarak Sivas katliamını
lanetlediğini ve katliamda yaşamını yitirenleri saygıyla
andıklarını belirten Ahmet Sezgin, “Halklar bir daha böyle
bir şey yaşamamalı.
Sivas katliamının yaşandığı tarihlerde medya ekranlarına
da yansıdığı gibi, devlet ve organlarının katliama seyirci
kaldığını, yanan otele geç müdahalede bulunarak 37 aydının
ölümüne göz yumduğunu hatırlatan GİK-DER Başkanı Hatice
Güden de “Tarihe kara bir leke olarak geçen Sivas katliamı,
sadece gerici-yobaz güruhlar tarafından gerçekleştirilmiş
bir katliam değildir. Katliam sanıkları göstermelik yargılamaların
ardından serbest bırakılmışlardır. Alevi halkı ve demokrasi
güçleri bilmelidir ki Türk devleti hiç bir zaman laik
ve demokratik olmamıştır. İlerici ve devrimci güçleri
ezmek amacı ile özellikle 12 Eylül sonrası dinsel gericiliği
azdıran, İmam Hatip liselerinin sayısını arttıran, kuran
kurslarını yaygınlaştıran, Türk-İslam sentezini resmi
devlet ideolojisi haline getiren bu devletin kendisidir.
Katliamı bir kez daha lanetle kınıyor, tüm halkımızı;
işçilere, emekçilere ve Kürt ulusuna yönelik saldırılara
karşı duyarlı olmaya çağırıyorum” şeklinde konuştu.
Cemevi’nde
2 Temmuz Pazar akşamı saat 19.00 başlayan Sivas Katliamı’nı
anma etkinliğinde yapılan konuşmaların ardından Ozan Ali
Bergüzar da bir dinleti sundular.