Pir
Sultan Abdal Kültür Derneği 10.Olağan Genel Kurulu
Çalışma
Programı
PİR
SULTAN ABDAL'IN IŞIKLI YOLUNDA
"Şimdi
bizim aramıza
Yola
boyun veren gelsin
Doğrulayıp
öz nefsini
Hakikati
bilen gelsin "
İNSANLARIN
İNSANCA YAŞADIĞI
EŞİTSİZLİKLERİN
AYRIMCILIKLARIN HUKUKSUZLUKLARIN ORTADAN KALKTIĞI,
ALEVİLERİN
SORUNLARININ ÇÖZÜME KAVUŞTUĞU, BİR DÜNYA BİR ÜLKE BİR TOPLUM
İÇİN
EL
VERMENİZİ İSTİYORUZ!
"
Dost elinden dolu içmiş deliyim
Üstü
kan köpüklü meşe seliyim
Ben
bir yol oğluyum, yol sefiliyim
Ben
de bu yayladan şaha giderim"
PİR
SULTAN ABDAL'IN TARİHSEL MİRASINA SAHİP ÇIKIYORUZ
Derneğimiz, XVI. yüzyılda yaşayan "yol önderi", "inanç adamı","mücadele
insanı","ozan" Pir Sultan Abdal'ın tarihsel mirasını sahiplenip,
kucaklayan bir örgüttür.
Pir
Sultan Abdal'ın tarihsel kişiliğinin özünü; zulme, zorbalığa,
haksızlığa karşı duruşu oluşturur. O, ezilenden, yoksuldan,
mazlumdan yana tavır almış, deyişleri bu tutumunun ifadecisi
olmuş, bu yolda yaşamını dahi feda etmekten çekinmemiş bir
ulu insandır. Pir Sultan Abdal'ın ozan yanı ile mücadeleci
yanı Osmanlı zalimlerinin tüm engelleme, yok etme çabalarına
karşın, çağlar öncesinden günümüze kadar ulaşmıştır.
Pir
Sultan Abdal'ın sahiplendiği ve kavgasını verdiği değerler
tüm insanlık için evrensel değerlerdir ve yaşamaktadır. Bugün
de yoksulun yanında olma, zulme-zorbalığa haksızlığa karşı
çıkma, insanım diyen tüm kişilerin önünde ertelenmez bir görev
olarak durmaktadır. Bu tarihsel miras karşısında onun adını
taşıyan demeğimizin görevi ve sorumluluğu ise çok daha büyüktür.
Pir
Sultan Abdal, "çok keramet var insanda" derken,
hepimize, kadere boyun eğmememiz gerektiğini öğütlüyor. Pir
Sultan Abdal'ın bu öğüdü, başta Aleviler olmak üzere, tüm
darda kalanlara, mazlumlara, ötekilere, yoksullara, tüm ezilenlere
umut aşılıyor. Pir Sultan, yüzyıllar öncesinden, bizlere,
kaderciliğe karşı gelmeyi, kerameti insanda aramayı öğütlüyor.
PSAKD, Pir Sultan Abdal'ın bu inancını, bilincini ve bu bilincin
ortaya çıkardığı direncini geniş kitlelere yaymayı, Aleviler
üzerinde uygulanan sinsi asimilasyon politikalarını durdurabilmeyi,
Aleviliğin özgünlüğünü korumayı ve yaşatmayı amaçlıyor. PSAKD,
sağ zihniyetlerin, liberalizmin, emperyalizmin türedi Hızır
Paşalarının bizi berdar etmesine de karşı çıkmak için mücadele
ediyor. PSAKD, yalnızca bir Alevi örgütü olmakla kalmıyor;
aynı zamanda, yaşadığı çağda kimsesizin kimsesi olabilmiş
Pir Sultan'ın öğretisini gelecek kuşaklara aktarma mücadelesi
de veriyor.
İşte
biz böyle bir örgütün hizmetkârları olmak için yola çıkmış
bulunuyoruz. Bu yolda başarılı olmak için sizin el vermenizi
istiyoruz.
"
Kadılar müftüler fetva yazarsa
İşte kemend işte boynum asarsa
İşte hançer işte kellem keserse
Dönen
dönsün ben dönmezem yolumdan "
PİR
SULTAN ABDAL'IN IŞIKLI YOLUNDA
Pir Sultan Abdal'ın yolu "insanı her şeyin üzerinde tutan",
Baba İlyas'tan, Hacı Bektaş Veli'den, Bedrettin'den kendisine
uzanan ulu bir yoldur ve Anadolu Aleviliğidir. Anadolu Aleviliği,
yoksul Anadolu köylüsünün Selçuklu ve Osmanlı zulmüne karşı
verdiği hak arama ve var olma mücadelesinin adıdır. Haksızlığa,
katliamlara, şeriatın kanlı kılıcına karşı yoksulların yaşama
uğraşı felsefesi, kültürü, inancı tümüyle Anadolu'ya özgü
bir "yol" yaratmıştır. Bu yol benzersizdir ve tümüyle bu toprakların
ürünüdür. Bu toprakların binlerce yıllık rengi, soluğu üzerine
yükselir.
Anadolu
Aleviliğinin özünü "insan" oluşturur. "Benim kâbem insandır",
"Her ne arar isen insanda ara", "Okunacak en büyük kitap insandır"
deyişleri, bu öğretinin özetidir. İnanç ve ibadetinde insancıllık,
akıl, hurafelere, yobazlığa karşı çıkış, gerçekçilik ve yaşanılan
dünyayı esas alma temel unsurlarıdır. Cem törenleri, semahlar,
deyişler inançla felsefenin harmanlandığı ve insanın gündelik
yaşantısındaki sorunlara, ihtiyaçlarına yanıt veren değerlerdir.
Anadolu Aleviliği; dili, dini, ırkı, cinsiyeti ne olursu olsun
tüm insanlara aynı gözle bakar, bir görür. "72 milletin tümü
bizim için birdir" sözü ırkçılığı, fetihçiliği, şovenizmi
reddeden tüm yoksul insanların eşitliğini ve kardeşliğini
dile getiren anlama gelir. Bu nitelikleri ile binlerce yıllık
tarihselliği içerisinde Pir Sultan Abdal'ın yolu, inancı olan
Anadolu Aleviliği; çağdaş, evrensel, eşitlikçi, demokrat,
laik bir felsefe, ulu bir yoldur…
"
İri olalım, diri olalım
Kutsal
inancın Pir'i olalım
Gönül
verelim hak gerçeğine
Her
zaman bir'in biri olalım"
Elvermenizi
istiyoruz; çünkü!...
Cinsiyeti,
mezhebi, dini, dili, inancı ne olursa olsun her insanı eşit
gören ve 72 millete aynı nazarla bakan Aleviliğin önündeki
bütün engellerin kaldırılması için yürütülen mücadeleyi daha
üst noktalara taşımak istiyoruz.
Elvermenizi istiyoruz; çünkü!...
Alevilik,
bugün, yüzlerce yıllık baskının yanında bir de "ideolojik
bir kuşatma" altında bulunuyor. Bu kuşatma, her geçen gün,
farklı yöntemlerle Alevileri, Aleviliğe yabancılaştırıcı yeni
yöntemlerle karşımıza çıkıyor. Son yıllarda daha sistematik
halde uygulanan bu kuşatma, tarihin de tanıklık ettiği gibi,
ihtiyaç duyulduğu anda yeni "Hızır Paşa"larla birlikte yapılmak
isteniyor. Alevilere yöneltilen bu kuşatmanın amacının asimilasyon
olduğunun bilincinde olan bizler, bir yönüyle bu kuşatmayı
yapanların hevesini kursaklarında bırakmak; diğer yönüyle
de sosyal, kültürel ve ekonomik yönden kuşatmaya alınmış olan
Aleviliğin, özünden koparılmasına karşı yürütülen mücadeleyi
geliştirmek istiyoruz.
Elvermenizi istiyoruz; çünkü!...
"Dünyanın
efendisi" konumundaki ABD, Türkiye'nin de içinde bulunduğu
Ortadoğu coğrafyasında kendisiyle işbirliği yapabilecek "ılımlı
İslam" hükümetlerinin yönetmesini istiyor. ABD, bölgenin enerji
kaynaklarını kontrol etmek isterken, bölge halklarının kaderine
razı edilmiş bir ideolojik hegemonyaya teslim olmasından yarar
umuyor. Bu nedenledir ki, Türkiye'deki Ilımlı İslam projesinin
taşeronluğunu gerici AKP'ye vermiş bulunuyor.
AKP
de, kendisine verilen taşeronluk görevini başarıyla yürütebilmek
için öncelikle, kaderciliği reddeden, "kerameti insanda arayan"
Alevileri derdest etmek istiyor. Bu derdest etme serüvenine
"iktidar nimetleri"nin kırıntılarını da eklemekten geri durmuyor.
İktidar nimet kırıntılarına ortak ettiği bazı Aleviler eliyle
Alevilerin kimlik mücadelesini sekteye uğratmak, Alevileri
pasifize etmek ve Sünnileştirmek istiyor.
Milli
Görüş geleneğinin devamı olan bu iktidar, bir yandan ülkemizin
yeraltı ve yerüstü kaynaklarını uluslararası sermayeye peşkeş
çekiyor; öte yandan, İslamcı karakteri itibariyle Alevilerin
özgün kimliklerini yok etmeye çalışıyor. Bir yandan uyguladığı
sosyo-ekonomik politikalara itiraz etmeyen evcilleştirilmiş,
uysallaştırılmış, bir toplum istiyor, öte yandan uyguladığı
yöntemlerle bizleri muhalif kimliği aşındırılmış bir kitleye
dönüştürmeye çalışıyor. Üniversitelerde türban yasağını kaldırarak
gerçek niyetini ortaya koyuyor; öte yandan, Alevileri de ABD
patentli Ilımlı İslam projesine entegre etmek istiyor. Muharrem
ayında verdiği iftar yemeğinde olduğu gibi Hızır Paşa sofraları
kurarak, Alevileri iktidar nimetleriyle pasifleştirmeye çalışırken
haddini de aşarak Aleviliği tanımlamaya kalkışıyor. Laikliği,
çağdaşlığı, bilimi, aydınlanmacı düşünceyi tırpanlayan, demokrasiyi
sadece kendisi için isteyen ve Alevileri asimile etmek için
her yolu deneyen AKP'nin ve ona yön ve akıl veren "dünyanın
efendisi"nin sistemli yok etme politikalarına karşı PSAKD'nin
yürüttüğü mücadeleyi, toplumsal muhalif diğer güçlerle birleştirerek,
daha da yükseklere taşımak istiyoruz.
Özellikle
içinde bulunduğumuz süreçte egemen inkarcı sistemi oluşturan
güçler kendi bildik iktidar çatışmalarını yürütürken bizlere,
kendilerinden yana taraf olmayı dayatıyorlar. Bu iktidar çatışmasını
yürüten sistem içi güçler, ümmetçiler, ırkçı/milliyetçiler
ve liberallerdir. Bunların siyasetinde halkın yeri yoktur.
Ümmetçiler, "Türkiye'nin %99'u Müslüman" diyerek Diyanet aracılığıyla
yarattıkları resmi din anlayışını yegane yaşam biçimi haline
getirip ABD'de mayaladıkları Siyasal İslam projesini demokrasi
diye yutturmaya çalışıyorlar. Irkçı/Milliyetçiler, Türk -
İslam sentezi ile tanımladıkları "tek"ler dışındaki bütün
etnik, sosyolojik, inançsal ve kültürel kimlikleri bu potada
eritmek istiyorlar. Liberaller ise neo liberalizmin AB versiyonu
olarak, toplum, halk, kamusal alan gerçeklikleri yerine "birey
hakları" teranesini savunuyorlar. Bu üç siyasal proje Türkiye'nin
içinde bulunduğu ekonomik, demokratik, siyasal sorunların
ortağı ve sorumlusudur. Çorum, Malatya olayları, Maraş Katliamı,
12 Eylül askeri cuntası, Sivas Katliamı, Susurluk ve bildik
bütün çeteleşmeler bu güçlerin ortak organizasyonudur. Ne
Aleviler ne de Pir Sultan Abdal Derneği bu güçlerden yana
taraf olamaz. Böylesi bir taraflılık kimliğimizi, kültürümüzü,
inancımızı inkar etmek olup siyasal ve kültürel kişiliksizliği
kabul etmek, özümüzü, kökümüzü, tarihimizi inkar etmek anlamına
gelir.
Ülkemizde
yaşanan işsizlik, yoksulluk ve hak gaspları ekonomik ve sosyal
yaşamı halktan yana çekilemez, dayanılamaz hale getirmiştir.
Oysa mevcut hükümet bu gerçekliği dikkate alıp çözüm bulmak
yerine IMF'den yeni emirler beklemektedir. İşçi ve emekçilerin
sosyal güvenlik haklarında AKP Hükümetinin zamana yayarak
yaptığı değişiklikler 1800'lü yılların "vahşi kapitalizm"
koşullarını yeniden yaratmıştır. Bir yandan "sosyal devlet
ilkesi" yok edilirken diğer yandan özellikle Başbakan RTE'nin
direktifleri ve saldırgan tutumu ile hak arama çabasındaki
emekçilere meydan dayağı atılır hale gelinmiştir.
22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde uluslararası sermaye güçlerinin
desteği ile tek başına iktidar olan AKP Hükümeti elde ettiği
çoğunluk ile çoğulcu, katılımcı demokrasiyi değil, çoğunluğun
mutlak egemenliğini uygulama çabasındadır. Yasama organında
çoğunluk olmayı devleti ele geçirme ve ümmetçi politikalarını
fütursuzca uygulamanın yolu olarak kendine hak gören AKP Hükümeti,
yargıda, eğitim ve sağlık alanında kadrolaşmayı büyük bir
hızla sürdürmektedir. Aslında "Ergenekon operasyonu" ile ortaya
çıkan durum ümmetçiler ile milletçilerin devlete egemen olma
çatışmasından başka bir şey değildir.
Elvermenizi
istiyoruz; çünkü!...
Aslında
biliyoruz ki, sistemin Alevilere yönelik olumsuz, önyargılı,
yok sayan, dışlayıcı, ayrımcı bakış açısı bugün AKP uygulamalarında
kendini göstermektedir. Aleviler, Osmanlı İmparatorluğu döneminde
baskı, şiddet ve katliamlarla sindirilmek istenmişti; Maraş,
Sivas, Çorum, Gazi örneklerinde olduğu gibi Cumhuriyet döneminde
de bu sindirme, katledilme ve asimile etme politikaları sürüyor.
"Dünyanın efendisi"nin Orta Doğu'nun ılımlı İslam coğrafyası
haline getirilmesinde önemli misyonlar yüklediği AKP, uzun
yıllardan beri devam ettirilen bu politikaların bugünkü aktörü
olarak karşımıza çıkıyor. AKP'nin gerçek yüzünün hem özel
olarak Aleviler arasında hem de genel olarak Türkiye halkları
arasında anlaşılmasını sağlamak için PSAKD'ın bugüne dek yürüttüğü
deşifre etme mücadelesini daha da yükseklere çıkarmak istiyoruz.
Elvermenizi
istiyoruz; çünkü!...
Türkiye
ve dünyadaki koşullar, öncelikle Pir Sultan Abdal örgütlülüğünün,
genelde de tüm Alevi hareketinin daha bilinçli ve daha uyanık
bir mücadele vermesini gerektiriyor. Pir Sultan'ın ışıklı
yolu ve bu yolun sürdürücüsü olan PSAKD, bu koşullar çerçevesinde,
dünden daha fazla vazgeçilmez bir konuma gelmiş bulunuyor.
Çünkü Demokratik Alevi hareketinin on yılları bulan mücadelesi
göstermiştir ki, PSAKD, demokratik işleyişiyle, kadrolarıyla,
birikimiyle, bilinciyle, mücadele pratiği ve gelenekleriyle,
demokratik kitle örgütleriyle kurduğu yoldaşça, musahipçe
ilişkilerle Alevi hareketinin pusulası, lokomotifi, amiral
gemisi konumunda bulunuyor. Pir Sultan örgütlülüğünün vazgeçilmezliği
de bu misyonundan kaynaklanıyor. Başta Aleviler olmak
üzere bütün mağdurların; hegemonik inanç ve etnik kimliğin
dışında kalan bütün "Öteki"lerin eşit ve özgür bir yaşam sürmesi
için, Alevilere yönelik ayrımcı politikaların bertaraf edilmesi
görevi PSAKD'ın da içinde yer alacağı, özgür ve demokratik
Türkiye mücadelesi yürütenlere düşüyor. Bu zorlu süreçte PSAKD
Genel Kurulu'nda görev isteyen bizler de, bu sorumluluğun
bilincinde, mücadeleyi daha da yükseklere çıkartmak istiyoruz.
İLKELERİMİZ,
ÇALIŞMA TARZIMIZ, HEDEFLERİMİZ…
En
güzel deniz, henüz gidilmemiş olanıdır
En Güzel çocuk, henüz büyümedi
En
güzel günlerimiz, henüz yaşamadıklarımız
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz,
Henüz
söylememiş olduğum sözdür...'
Nazım
Hikmet
Bizler;
Farklı
inanç ve kültürlere mensup insanların bir arada yaşayabileceği
çoğulcu, katılımcı, demokratik bir ülke özlemini gerçeğe dönüştürmek;
Alevilerin taleplerinin karşılanması Türkiye'nin demokratikleştirilmesi,
emeğin özgürleştirilmesi, işsizlik ve yoksulluğun yok edilmesi,
daha eşit ve özgür bir Türkiye ve dünyanın kurulması için;
Çorum, Maraş, Sivas, Ümraniye'de, Gazi'de yaşanan katliamların
unutturulmaması, Alevilerde yaratılmak istenen bilinç bulanıklıklarının
bertaraf edilmesi, Alevi çocuklarının asimile edilmesi için
12 Eylül'den sonra konulan zorunlu din derslerinin kaldırılması
için verilen mücadeleyi daha da ileri noktalara taşımak; Madımak
Oteli'nin müze olmasını, cemevlerinin ibadet yeri olarak tanınmasını,
Alevi köyleri ve mahallelerine zorla cami yapılmasından vazgeçilmesini,
laikliğe aykırı Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kaldırılmasını
sağlamak, nüfus cüzdanındaki din hanesinin silinmesini sağlamak
için aday olduk. Mücadelenin bizimle başlamadığının bilincinde
olarak ve 20 yıldır verilen kararlı mücadelenin birikiminden
ve kadrolarından yararlanarak, tüzüğümüzde belirtilen amaçlar
doğrultusunda gerçekleştirmeyi planladığımız projelerimiz
ve yönetim anlayışımız şöyledir:
Cemal
cemale olmayı yüceleştiren, insana secde etmeyi öğütleyen
bir inancın bugünkü taşıyıcıları olarak, bütün şubeleri ve
üyeleriyle birlikte, yönetimlerde ortak aklı ortaya çıkarmak,
kolektif, dayanışmacı, paylaşımcı ve katılımcı bir yönetim
ilkesini uygulayacağız. Canımızı malımızı kaybetme uğruna
koruduğumuz sol yanımızdaki cevherimizi karşılıklı olarak
paylaşma üzerine kurulu bir yönetim anlayışıyla insanı zenginleştiren,
öğrenen ve öğreten ilişkiler geliştireceğiz. Örgütlülüğümüzü
pekiştireceğiz ve yurdun dört bir köşesinde asimilasyona karşı
Pir Sultan Abdal'ın ışıklı yolunu yaymak için yeni şubeler
açacağız. Derneğimizin düşünsel perspektifinin genişletilmesi,
mücadele pratiğine ivme kazandırılması ve çeşitlendirilmesi
için üyeden yöneticisine kadar herkese ihtiyacımız olduğunun
farkındayız. Örgüt içinde barışık bir ortamdan yanayız; enerjimizin
dışa dönük mücadelede kullanılması gerektiğine inanıyoruz.
Bizler nefreti eritmek, muhabbetten doğan sevginin asaletini
dünyaya yeniden hâkim kılmak için yola çıktık. Bildiğimizin
âlimi, bilmediğimizin talibi olacağız, bu yolun yolcularıyla
hayatı paylaşıp yolda yoldaş, dertte haldaş, sırda paydaş,
sevgide yaren olacağız.
Biliyoruz ki Alevilik adına ne kadar güzel sözler söylersek
söyleyelim, asla unutmayacağız 'devrimci olan hayattır' ve
kendi köklerine yabancılaşmış, kendi içinde hoyrat, vefasız,
adaletsiz ve sevgisiz bir örgüt, kuş olup uçsa, bülbül kesilip
ötse bile, hiçbir zaman kitlelerin sevgi ve güvenini kazanamayacaktır.
Ekonomik
sorunlarını çözmüş bir PSAKD istiyoruz
Derneğimizin
geçmişten beri sürdürdüğü mücadeleyi daha da etkinleştirebilmek
ve kitleselleştirebilmek için ekonomik sorunlarının çözülmesini
zorunlu buluyoruz. Bu amaçla İlk aşamada, derneğimizin kuruluşunun
20. yılı nedeniyle büyük kentlerde halk konserleri ve dayanışma
etkinlikleri düzenlemeyi öngörüyoruz. Uzun vadeyi kapsayan
planımızda ise demokrat işadamları ile karşılıklı yarara dayalı
işbirliği geliştirilecek, tüzüğümüzün elverdiği hükümler çerçevesinde
ticari faaliyetlere yönelinecek ve enerjisini kendisini var
etmekten çıkartıp, ülkenin demokrasi mücadelesinde Aleviliğin
özgün yerini sağlamakla görevli diri bir PSAKD yaratmak istiyoruz.
Bu çerçevede bu günden önemli aşamalar kaydedilen Ankara'da
Kültür Merkezi ve Cemevi oluşturulması çabası tarafımızdan
sahiplenilecek ve ete kemiğe büründürülecektir.
Ortak
akıl için bilgilenmek; bilgilenmek için de eğitim çalışmaları
yapmak istiyoruz
Pir
Sultan örgütünde mücadele veren kadrolarda ortak bir dilin
oluşturulması, ilkelerde birlikteliğin sağlanması, şubelerdeki
işleyişin iyileştirilmesi ve kurumsallaştırılması için geçmişte
başlatılan eğitim programı devam ettirilecektir. Bu eğitim
programı dernekler hukuku ve bürokratik işleyişten başlayan
ve Alevilikle ilgili konulara (Pir Sultan, semah, dedelik,
cenaze yıkama, Alevilikte kadın v.b) uzanan genişlikte gerçekleştirilecektir.
Eğitim programının öncelikli konuları ve aşamaları Alevilerin
hangi süreçlerde asimile edildiğinin tespitinden yola çıkılarak
hazırlanacaktır. Eğitim programı kapsamında sadece bilgi aktarımıyla
yetinilmeyecek, kültür gezileri ya da uygulamalarla öğrenilen
bilgilerin pekiştirilmesi sağlanacaktır.
Kadın
Kurultayı düzenlemek istiyoruz
"Erkek
dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde
Hakkın
yarattığı her şey, yerli yerinde
Bizim nazarımızda, kadın erkek farkı yok.
Noksanlık
da eksiklik de, senin görüşlerinde"
Alevilikte
kadın ve erkek eşitliğine önem verilmesine rağmen, bu eşitlik
eğitim, sosyal, ekonomik ve kültürel nedenlerle örgütlerimize
yansımadığı biliniyor. Oysa Aleviliği, başta Sünnilik olmak
üzere diğer inanışlardan farklılaştıran temel konulardan birinin
de kadına ikincil bir rol verilmemesi, onun da "can" görülmesi
olduğunu biliyoruz. Aleviliğin kendisinde var olan bu eşitliğin
derneğimizde yansımasını sağlamak istiyoruz. Kadınların gücünden
yararlanılması için bu dönemde kadın örgütlenmesine ağır verilecek
ve kadınları Alevilik mücadelesinde aktifleştirecek bir hat
izlemek istiyoruz. Çünkü mevcut AKP icraatları, öncelikle
kadınların yaşam alanlarına, özgürlük ve haklarına çağdışı
müdahaleleri öngörüyor. Bu amaçla kısa sürede kadın kurultayı
düzenlenecek, ayrıca şubelerde kadınların örgütlenmesine yönelik
komisyonların kurulması sağlanacaktır.
Gençlerimizin
Pir Sultan inanç ve direncine sahip olmasını istiyoruz
12
Eylül'den sonra savrulan gençliğin kendi değerlerine sahip
çıkar hale getirilmesi de bu dönemde öncelikli gündem maddemiz
olacaktır. Gençlerin derneğe olan ilgisinin artırılması, faaliyetlere
etkin olarak katılması, geleceğin mücadeleci kadrolarının
oluşturulması, Aleviliği, Pir Sultan'ı bilen gençliğin yetiştirilmesi
için üniversitelerden başlayan bir örgütlenme çalışmasına
başlanacaktır. Şubelerimizde açılan kurslarda yetiştirilen
gençlerin derneğe kazandırılmasına dönük çalışmalar gerçekleştirilecek,
gençlere kendilerini ifade etme olanağı verilmesi amacıyla
gençlik kurultayı düzenlenecek, gençler için ayrıca kutsal
mekânlara geziler organize edilecektir.
Dünyayı
Pir Sultan ile tanıştırmak istiyoruz
Anadolu
topraklarında mazlumlara umut olmuş Pir Sultan Abdal'ın uluslararası
planda da tanıtılması gerektiğine inanıyoruz. Bu amaçla, Pir
Sultan Abdal'la ilgili bir sempozyum düzenlenmesi, ayrıca
yabancı dilde bir yayın çıkarılması, Pir Sultan Abdal'la ilgili
yazılmış makale ve kitaplar ile gerçekleştirilen bilimsel,
akademik çalışmaları kapsayan bibliyografya ve Pir Sultan
Abdal Kitaplığı oluşturulmasını düşünmekteyiz. Gençlerin ve
çocukların Pir Sultan'ı, verdiği mücadeleyi, Pir Sultan'ın
kişiliği üzerinden Aleviliği öğrenmeleri amacıyla görsel yanı
ağır basan bir kitabın bu dönemde mutlaka yayınlanması gündemimizin
ilk sıralarında bulunmaktadır.
Bilimsel
çalışmalar yapmak istiyoruz
Alevilik
öğretisinin ve Pir Sultan'ın mücadelesinin geniş kitlelere
duyurulması, Alevilikle ilgili yaratılmak istenilen zihin
bulanıklıklarının önlenmesi amacıyla bilimsel yayınlara destek
verilecek, bu kapsamda derneğimizin dergisi, içeriği zenginleştirilerek
yayımlanacak ve örgütsel mücadelemize olan katkısı sürdürülecektir.
Pir
Sultan'la ilgili ödüllü öykü ve şiir yarışmaları düzenlenecek
ayrıca Alevilik konusunda bilimsel üretimlerin teşvik edilmesi
amacıyla Alevilik Araştırmaları ödülü verilecektir. Bu kapsamda
UNESCO tarafından Hacıbektaş Yılı ilan edilen 2009 yılı için
de Hacı Bektaşi Veli ile ilgili kardeş kuruluşlarımızla çalışma
yapılacaktır.
Alevilik
öğretisini yalın ve duru dizeleriyle anlatan, toplumumuzu
aydınlatan ozanlarımızla ilgili bir antoloji çalışması yürütülecek,
Alevilerin yaşadıkları sorunlara aydın çevrelerin daha fazla
sahip çıkmasını sağlamak amacıyla entelektüel çevre ve medya
mensupları ile ilişkiler geliştirilecektir.
Web
Sitemizi yeniden yapılandırmak istiyoruz
Günümüz
dünyasındaki teknolojik gelişmeler ve bu gelişmelerin sunduğu
olanaklar, birçok kuruluşun kaynaklarını daha verimli kullanarak
etkin bir işleyişe kavuşmasının sağlıyor. Derneğimiz açısından
bakıldığında, bu iki olanağın bir arada kullanımı, yani veritabanına
dayalı Internet uygulamaları, üyeleri ile buluşmanın ve sunduğu
hizmetleri etkin biçimde üyelerine iletmenin en akılcı yönetimi
olarak ortaya çıkıyor. PSKAD web sitesinin yeniden yapılandırılmasının
temel hedefi, etkinliklerini ve sunduğu hizmetleri üyesine
taşıyan, bilgilendirici, güncel ve etkileşimli bir iletişim
ortamı oluşturmaktır. Üyelerin yalnız bilgi almak için sayfalarını
ziyaret edip göz attığı bir sitenin ötesinde, aradıkları konulara
göre tarama yapabildikleri, güncel ve geçmiş bilgilere kolayca
ulaşabildikleri, forumlar aracılığı ile deneyimlerini paylaşıp,
sorularına yanıt bulabildikleri, e-posta listeleri ile en
son gelişmelerden ve duyurulardan haberdar olabildikleri bir
web sitesi anlayışı geliştirilecektir.
Dernek
Hafızamızı internete taşımak istiyoruz
Kurumsal
arşivin internetten ulaşılabilir hale getirilmesi için çalışmalar
yapılacak olup, Derneğimizin kuruluşundan bugüne kadar çıkarılan
tüm dergi, kitap, bildiri, afiş ve broşürler ile toplantı,
etkinlik ve şubelerimizin çalışmalarına baz olabilecek hareketli
görüntüler arşivlenecek ve bu arşivin internet üzerinden tüm
üyelerin ve araştırmacıların erişimine açılması sağlanacaktır.
Bu çalışma ile belleğin koruması, kolay erişilebilirlik ve
yaygınlaşma amaçlanmaktadır. Böylece Alevilikle ilgili kaynakların
toplandığı bir veri tabanının internette oluşturulması yönünde
ilk adım atılmış olacaktır.
2
Temmuz'u unutturmamak için Madımak'ı müze yapacak bir mücadele
hattı izlemek istiyoruz
2
Temmuz 1993'te Türkiye'yi çağdışı bir karanlığa sürüklemek
isteyen gerici güçlerin eli ile Devlet destekli gerici-faşist
bir katliamda kaybettiğimiz Sivas şehitlerini unutturmamak
temel görevlerimiz arasında bulunuyor. Bu güne kadar olduğu
gibi bundan sonra da Madımak Katliamı'nın unutturulmasına
dönük girişimlere karşı tavrımız kararlı bir şekilde "hayır"
demek olacak ve bu katliamın ardındaki karanlık güçleri deşifre
etmeye dönük her tür çalışma sürdürülecektir. Sivas katillerinin
birçoğunun firari olduğu koşullarda Sivas Katliamı Davası
bizim için hala sürüyor demektir ve Madımak Katliamının firari
sanıklarının yakalanması için girişimlerin sürdürülmesi, yurt
dışında bulunduğu bilinenlerin Türkiye'ye iadesi ve cezalarını
çekmelerinin sağlanması için gerekli çabalar sürdürülecektir.
Bu çerçevede Madımak Oteli'nin müzeye dönüştürülmesi için
yürütülen kararlı mücadele devam ettirilecektir. Başta Karşıyaka'da
bulunan Anıt Mezar olmak üzere, Zincirlikuyu, Yerköy, Balya,
Hanköyü, Erzincan ve Yalınyazı'da bulunan şehitlerimizin anıt
mezarlarına sahip çıkılmaya devam edilecek ve örgütümüz tarafından
düzenli ziyaretler gerçekleştirilecektir. 2 Temmuz'un uluslararası
düzeyde anılması ve 2 Temmuz'un tıpkı Dünya Emekçi Kadınlar
Günü benzeri bir niteliğe kavuşturulması için diplomatik girişimlerde
bulunulacak, Banaz'daki Pir Sultan Abdal'ı anma törenlerinin
de uluslararası düzeyde kutlanması için çalışmalar yürütülecektir.
Hacı Baktaş, Abdal Musa, Kafi Baba, Hamza Baba gibi yol önderlerinin
anmalarına geçmişte olduğu gibi destek sunulacak, örgütümüz
bu anmaların merkezinde yer almaya devam edecektir.
Kültür
Merkezi ve Cemevlerimizi çoğaltmak istiyoruz
Mevcut iktidar ve Türkçü-İslamcı hegemonik düşünce Alevilerin
ibadet yerinin cemevleri olmadığı konusunda ısrarlı davranıyor
ve cemevleri gerçeğini görmezlikten geliyor hatta cemevleri
için "cümbüşevi" tanımlaması yapılarak Alevilerin inancı aşağılanıyor.
Derneğimizin, bu düşünce tarzını yıkmak için bugüne kadar
verdiği mücadele devam edecek, cemevi gerçeğinin kabul edilmesi
amacıyla bütün araçlar kullanılacaktır. Geçmiş deneyimlerimiz
göstermektedir ki, cemevlerinin olduğu yerde Alevilerle buluşma
kolaylaşmakta, cemevleri, kentlerde genç kuşaklara inancın
aktarılmasında önemli bir işlev üstlenmektedir. Bunun için
cemevi olmayan şubelerde cemevlerinin yapılmasına çalışılacak
ayrıca mevcut cemevlerinin hukuksal problemlerinin aşılması
için çaba harcanacak, bu cemevleri için çağdaş, günün ihtiyaçlarına
cevap verebilen dedelerin kendilerini geliştirmelerinin ve
gerçekleştirmelerinin zemini yaratılacaktır.
Alevi
Bektaşi örgütleriyle musahip bir PSAKD yaratmak istiyoruz
Pir
Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi hareketindeki birlik ve
beraberliği, yıllardır verilen mücadelenin başarıya ulaşması
için zorunluluk görmektedir. Bu amaçla Alevi Bektaşi Federasyonu'nun
kurucusu olmuş ve federasyonda üstlendiği sorumlulukları yerine
getirmiş, mücadele pratiği ile üst çatı örgütümüzün dinamizm
kazanmasına katkı sağlamıştır. Derneğimiz, bu dönemde de federasyondaki
varlığını sürdürecek, kurumun güçlenmesi için gereken desteği
verecek bunun dışında kardeş Alevi örgütleriyle daha sıcak
ve işbirliğine dönük ilişkiler geliştirecektir. Derneğimiz
dün olduğu gibi bu günde yurtdışındaki Alevi Örgütlenmesi
ile de ortak karar ortak eylem ilkesi çerçevesinde musahipçe
ilişkilerini sürdürecektir. Alevilerin, Alevi Örgütlerinin
temel talepleri doğrultusunda olabildiğince en geniş iş birliği
sağlanacaktır. AKP'nin, ekonomik ve sosyal politikalarına
payanda olan, işbirlikçi yapılara karşı ise kararlı bir duruş
sergilenecek, Alevilerin asimilasyonuna hizmet eden sözde
Alevi kurumlarıyla mücadele her düzeyde sürdürülecektir.
Demokratik
kitle örgütleri, emek ve demokrasi cephesiyle ilişkilerimiz
güçlendirmek istiyoruz
12 Eylül darbesinden sonra uygulanan küreselleşme politikaları,
devletin küçültülmesi sloganıyla sosyal devlet anlayışını
tahrip ediyor. Özellikle AKP hükümeti döneminde Türkiye Cumhuriyeti'nin
85 yıllık birikimi uluslar arası sermayeye peşkeş çekilirken,
başta eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik sistemi olmak üzere
bütün alanlar serbest piyasanın insafına bırakıldı, sendikal
özgürlük, örgütlenme hakkı yok edildi. Türkiye'de bugün yoksullar
düne göre daha yoksul, emekçiler düne göre daha fazla baskı
altında. Emperyalizmin kuşatması altına bulunan ülkemizde
yeraltı ve yerüstü kaynaklarımız sermaye tarafından talan
edilirken, emeğin özgürleşmesine dönük mücadeleyi yürüten
kesimler ağır bir baskı altında tutulmaktadır. Baskı ve sömürü
düzeninin ortadan kaldırılması için Pir Sultan Abdal örgütü,
daha önce olduğu gibi bugün de demokratik kitle örgütleri
ve emek cephesiyle yoldaşlık ve musahiplik temelinde bir mücadele
verecektir.
Doğaya
can atfeden öğretimize kulak vermek istiyoruz.
Alevi öğretisi doğa ve insan dostudur. Alevilikte "her şeyin
bir canı/ruhu" olduğu inancı vardır. Dolayısıyla dağın, taşın,
ağacın, ırmağın, böceğin yani doğadaki tüm canlı ve cansız
varlıkların da bir canı vardır. Ve hiç bir canı incitmemek
gerekir. Aleviler doğayla dosttur. Doğanın tahrip edilmesine,
insanların insanca yaşayacağı ortamın yok edilerek çevrenin
kirletilmesine karşı dururlar. Hatta Alevilikte ağaçların,
dağların, suların kutsallığı söz konusudur. Bu kutsallık yaşam
kaynağı olan doğanın korunmasından kaynaklanıyor olsa gerekir.
İşte doğaya, çevreye böylesine yaklaşın bir öğretinin mensupları
olarak başta Alevilerin yaşadığı bölgeler olmak üzere ülkemizde
doğanın tahrip edilmesine, çevrenin kirletilmesine karşı çevre
hareketlerinin ve yeni toplumsal hareketlerin bir parçası
olmayı hedefleyeceğiz.
SONUÇ:
İSTİYORSAK, BAŞARACAĞIZ!
Öyle bir dayanışma ortaya koyacaksın ki
Özgürlük
ama eşitlik bozulmadan
Eşitlik ama özgürlük ezilmeden...
İşte
sana eşitlik
İşte sana kardeşlik
İşte sana dayanışma...
Can
Yücel
Aleviliğin
var olma mücadelesinin dinamosu konumundaki PSAKD'ni zorlu
bir süreç bekliyor. Bu zorlu süreci, örgütümüzün gücü, Pir
Sultan Abdal'ın inancı ve direnciyle aşacağımıza inanıyoruz.
Bu zorlu süreçte, nöbeti devralmak için sizden bizlere el
vermenizi istiyoruz. İstiyorsak, başarabiliriz; başaracağız!