Murtaza
Demir'in PSAKD Genel Başkan adaylığı konusundaki açıklaması
Değerli
mücadele arkadaşlarım: derneğimizin değerli yöneticileri,
delegeleri, üyeleri ve Pir Sultan dostları...
Hepinizi
en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Görüşlerimi
ve aday olma nedenlerimi anlatmaya, öncelikle Alevi-Bektaşiler
ve tüm demokrat yurttaşlar bakımından önemli olan laiklik
konusuna dikkat çekerek başlamak istiyorum.
Laiklik; birey olmanın, anayasal yurttaşlığın, çağdaş yaşamın,
erdemli insan olmanın kaçınılmaz bir gereksinimiyse ki, elbette
öyledir: o halde laikliğin "Aleviler, Sünniler, inançsızlar
vb. için" kategorize edilmesinin, siyaseten ve ilke olarak
doğru olmayacağını da ilave etmek isterim. Zira laiklik, bu
kavramı kararlılıkla savunan ve yaşayan bir Sünni aydın bakımından
da en az Aleviler kadar değerli ve yaşamsaldır. Bu durumda
laikliğin farkına varmak ve değerini bilmek için birinci koşul
"Alevi olmak değil, aydın olmaktır" diyebiliriz.
O
halde, emperyalist niyetlerin güdümündeki dinci dalganın ülkemizi
sürüklediği bu noktada Aleviler bakımından temel ayırım ve
siyasal tercih noktası, Alevi-Sünni, Kürt-Türk ya da sağcı-solcu
değil; demokrasi, laiklik ve evrensel insan haklarını herkes
için isteyenlerle, ona karşı olanlar arasında olmalıdır.
Ve de bu anlamda ayrışmak değil, birlik zamanıdır.
Bu
anlamda Yargıtay Başsavcılığının açtığı davayı doğru buluyor,
alkışlıyor, bir umut ışığı olarak görüyor ve yürekten destekliyorum.
Yönetim erki, din ve devletin alanlarını ayırmakta zafiyet
gösterir, kurallarına ve kurumsallığına uygun davranmazsa,
gereğini yapmak yargının görevidir. Aksi halde Yargıtay Başsavcılığı
görevini yapmadığı gibi temel yasaları da korumamış olur ve
suç işler.
Değerli
arkadaşlar,
Bildiğimiz
üzere sorunumuz, özünde din, iman, inanç, mezhep değil, cehalettir.
Ve topluma farklı sorunlarmış gibi sunulan, anlatılan bu sorunun
temel nedeni ırk, din, mezhep ve feodalizmle uyuşturulan bölge
insanının ilim ve bilimden uzak tutulması, eğitimsiz bırakılmasıdır.
Hz.
Pir Hacim Bektaşi Veli;
"Her
ne arar isen kendinde ara
Kudüs
de, Mekke de hac'da değildir"
diyerek, nafile ibadete dikkat çekse de, "İlimden gidilmeyen
yolun sonu karanlıktır" diyerek tüm insanlık âlemine yol
gösterse de, Muaviye'yi kılavuz yapanlar, Mervan'la dayanışma
içinde olanlar bu gerçeği görememiş ve ezberledikleri yolu
takip etmekte ısrar etmişlerdir. "Bu yol yanlış" diyenleri
de asıp, kesmiş; yakmışlardır.
İşte pirimiz de ipe giden, bu yolda tatlı canını esirgemeyen
ulularımızdan biridir: Alınmış abdestim aldırırlarsa/Kılınmış
namazım kıldırırlarsa/ Siz de Şah diyeni öldürürlerse/Ben
de bu yayladan Şah'a giderim
Arkadaşlar,
Bir
ülke ya laiktir, ki, bu durumda çağdaş yasalarla yönetilir;
ya da şeriatçıdır, bu durumda da din yasalarıyla yönetilir.
İkisinin arası olmaz: biraz laiklik, biraz dincilik de olmaz.
Laikliği kemirmeye bir yerinden başlarsanız, geleceğiniz yer,
şimdi Türkiye'nin olduğu yerdir.
Bu
bakımdan arkadaşlar,
Derneğimizin
durduğu yer, tespit ettiği ilkeler, "demokratik Alevi örgütlenmesi"
kavramı son derece değerli ve vazgeçilmezdir. Ancak bu kavram,
özellikle son yıllardaki yöneticiler tarafından yeterince
anlaşılamamış, içi boşaltılmış ve sloganlaştırılmıştır.
Bütün
bu çarpıklıklar düzeltilmeli, Pir Sultan'a inanan, onun yolundan
giden ve onun türkülerini, sloganlarını söyleyenler tekrar,
Pir Sultan tabelasının altına davet edilmelidir.
Neden
adayım:
Bildiğiniz
üzere, derneğimizin 1-2 Mart tarihinde Ankara'da düzenlediği
Danışma Kurulunda, genel başkanlığa aday olduğumu açıklamış
ve "örgütümüz içinde olumlu-yeterli karşılık bulması halinde
de adaylığımı devam ettireceğimi" ilave etmiştim.
Halen
aynı kararlılıkta olduğumu ve adaylığımı sürdürdüğümü söylemek
isterim.
Hemen
ifade etmeliyim ki, örgütümüz içinde adaylığımı sürdürmemi
özendiren, anlamlı kılan ve mutluluğuma neden olan güçlü bir
desteğin olduğunu gördüm ve bu bundan da fazlasıyla sevinç
duydum. Bu desteğin daha da büyüyeceğini biliyor ve inanıyorum.
Bu vesile ile şu ana değin desteğini ifade eden-etmeyen herkese
ve güzide örgütümüzün bütün mensuplarına sevgi ve saygılarımı
sunarım.
Adaylığım,
kişisel bir arzudan öte, Derneğimizin yaşayan tüm kurucuları,
Türkiye Alevi-Bektaşi kurumsalına en üst düzeyde emek vermiş
ve bu emeklerini halen sürdüren dostlarım ile kurumumuz içinde
halen görev yapıyor olmalarına karşın, kurumumuzun kamuoyu
üzerindeki saygınlığını kaybetmesinden rahatsız olan arkadaşlarımın
"göreve davet" çağrılarıyla gerçekleşmiştir.
Keza
ülkemizin dört bir yanında yaşayan, derneğimizin getirildiği
yerden, "başkalaştırılmasından," doğrultusundan saptırılmasından
rahatsız olan ve "PSAKD'nin eski öncülüğünü arıyoruz"
diyerek bizleri özendiren çok sayıda yurttaşın teşvikleri
de bize cesaret vermiştir.
Değerli
arkadaşlar;
Derneğimiz,
uzun bir süreden buyana varlık nedeninden ve kuruluş ilkelerinden
savrulmuştur. Yönetici arkadaşlarımız bu ilke ve önceliklere
yeterli özeni göstermemiştir. Hatalı yönetim anlayışı ve zafiyet,
derneğimizle buluşan büyük Alevi-Bektaşi tabanının buradan
kopmasını beraberinde getirmiştir. Derneğimizin üye sayısı,
2000 yılı üye sayısının da gerisindedir.
Anadolu
Alevi-Kızılbaşlığının özü, bayrağı ve en geniş damarı durumunda
olan ve günümüzde o değerleri temsil eden Pir Sultan Abdal
çizgisi, makul, kucaklayıcı, dingin felsefi ama kararlı bir
tarz ve yaklaşımla ifade edilememiş, nitel büyümesine engel
olunmuştur.
Genel
merkez yönetimimiz tarafsızlığı da başaramamıştır. Şimdi,
bu olumsuz ve başarısız çizginin derneğimiz üzerindeki egemen
yapısını korumak, böylece de geleceği manipüle ederek, egemenlik
düşünü sürdürmek istemektedir. Buna izin vermemeliyiz...
Değerli
arkadaşlarım,
Biz,
bu ülkenin asli sahipleriyiz: hiç kimsenin, bizi bu ülkenin
geçici yurttaşı, kiracısı, azınlığı ya da ötekileştirip, marjinallestirip
yok edeceği bir yapı, inanç, köken veya mensubiyet olarak
göstermesine izin veremeyiz; vermemeliyiz.
Bizler
Türk'üz ve Kürt'üz ama asla "öteki" değiliz: farklıyız
ama kardeşiz! Batıni'yiz, Aleviyiz, Kızılbaş'ız ve insanız.
72 millete aynı nazarla bakarız. Irk, din, dil farkı gözetmeyiz.
Bu toprakların ve ülkenin, gerçek sahipleriyiz.
Şüphe
yok ki, biz Aleviler laik ve demokrat bireyleriz.
Değerleri
durağanlaştıran ve tabu haline getirenler değil, muasır medeniyeti,
değişimi, gelişimi, insan haklarını içselleştiren Atatürkçü
yurttaşlarız.
Değerli arkadaşlar,
Aleviler
ve Pir Sultan dostları türbanı destekleyemez, ona destek verenlerle
yan yana olamaz, ülkemizin laik demokratik birikimine, bayrağına
ve birliğine sırtlarını dönemezler. Hiç kimse, Alevi gençleri
için "şiddettin öznesi" diyemez, onun malzemesi yapamaz;
öyle gösteremez. "Bir kere de biz kullanalım" diyemez! PSAKD,
Aleviliği ve Alevi ulularını tartışmaya açamaz; bir alevi
kurumu olarak Alevilerin üzülmesinin nedeni olamayacakları
gibi, "İslam'ın içi-dışı, bizim Ali, Arap'ın Ali'si"
gibi tartışmaların tarafı ve sorumlusu da olamazlar...
Değerli
arkadaşlarım:
Bugün
hiç olmadığı kadar büyük bir tehlikeyle karşı karşıyayız.
Bunu anlamalı, kavramalı ve bu tehdide karşı büyük sosyal
ve siyasal yapılar oluşturarak karşı durmalıyız. Bütün meşru,
gerçek Alevi-Bektaşi kurumlarını bir araya getirerek, bu kurumları
demokratik-laik kurumlarla buluşturarak, büyük oluşuma
öncülük etmeliyiz. Bunu PSAKD olarak biz yapmalıyız: ancak
biz yapabiliriz.
Bu
yüzden derneğimizi yöneten ve yönetecek arkadaşlarımız Türkiye'yi
bu gerçeklerin ışığında analiz etmeli, duruşunu, sorumluluklarını
ve yerini buna göre tayin etmelidir. Derneğimiz, bir gericilik
simgesi olan ve en temel hedefi Alevi-Bektaşiliği yok etmek
olan türbana TBMM'de destek veren siyasal yapılardan hiç ama
hiçbiriyle yakınlık kuramaz, aynı fotoğraf karesinde dahi
yer alamaz, Alevileri buraya yamamak gayreti güdemez, bunlarla
musahip ve yoldaş olamaz.
Değerli
arkadaşlarım,
Biz,
kırılan testiyi tamir için, bozulan ve Alevi dostlarımızı
üzen imajımızı düzelmek için, ortak emeğimiz olan PSAKD'nin
eski saygınlığı için, yönetime yeniden talibiz. Ülkemizin
sürüklendiği bu kötü süreçte, deneyime ve birikime büyük bir
ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.
Eğer
sizler de uygun görür destek olursanız, bütün bu birikimimizle,
iki yıl daha tekrar ulu pirimiz Pir Sultan'ın ışıklı yolunda
hizmet etmek isteriz. Bu duygu ve düşüncelerimizle önümüzdeki
12-13 Nisan günlerinde yapılacak PSAKD Büyük Genel Kurulunda
arkadaşlarımla birlikte Derneğimizi yönetmeye aday olduğumuzu
yineliyor, desteklerinizi, sempatinizi ve iyi dileklerinizi
bekliyoruz.
Derneğimizi bugüne taşıyan yönetici arkadaşlarımıza şükranlarımı
gönderiyor, diğer aday arkadaşım Sn. Av. Fevzi Gümüş'e ve
diğer adaylara da başarılar diliyorum.
Bütün
çabamızın, insanlıkla birlikte Alevilerin de özgürleşmeleri;
inançlarını baskı görmeden; horlanmadan, aşağılanmadan yaşamalarının
mücadelesiolduğunun; bunun da ancak ve ancak demokratik,
laik ve insan haklarına dayalı hukuk devletiyle mümkün olacağının
unutulmaması dileğiyle, tüm canlara saygı ve sevgilerimi gönderiyorum.