Hacıbektaş,
Aleviliğin simgesidir; Simgemizi geri istiyoruz
Alevi
toplumunun “Serçeşme”sinde 44. Ulusal, 18. Uluslararası
Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinlikleri bu yıl, 16-19 Ağustos
2007 tarihlerinde Hacıbektaş’ta yapılıyor. “Ulusalcı”lığını,
şoven milliyetçilerle işbirliği yapacak noktaya getiren “paşa”
kökenli Belediye başkanının tutumu nedeniyle etkinlikler,
bir kez daha, Alevi-Bektaşi toplumunun gerçek temsilcilerinin
dışlanmasına sahne oluyor. Belediye Başkanı Ali Rıza Selmanpakoğlu’nun
seçilmesinden sonra Alevilerin en büyük örgütlü gücü olan
ABF ve bağlı kurumların, Alevilerin taleplerini Serçeşme’de
dile getirmesi konusunda oluşan gelenek, son dört yıldır kesintiye
uğratılmıştır.
Alevi
örgütlülüğü parçalanmak isteniyor; izin vermeyeceğiz!
Bütün
bunlar, Aleviliğin yaşadığı sorunları ülke gündemine taşıyarak,
çözüm için iktidarı zorlamaya başlayan örgütlü Alevi topluluğunu
parçalamaktır. Türk-İslam sentezci çizgide asimile edilmesi
projelerinin bir yansımasıdır. Oysa yanılıyorlar; yüzyıllardır
baskı ve asimilasyona tabi tutulan Alevilerin, her şeye rağmen,
kültürlerini ve geleneklerini koruduğu dikkate alınırsa, ulusalcılığını
şoven milliyetçilikle işbirliğine dönüştürmüş şahsiyetlerin
bu girişiminin de sonuç vermeyeceği açıktır. Buna, yüzyıllardır
baskı ve yok etme politikalarına karşın, inanç ve ritüellerini
bugüne kadar koruyup getiren Aleviler ve Alevilerin örgütlü
gücünü temsil eden örgütlerimiz izin vermeyecektir. Bu nedenle
yarından tezi yok; yok edemedikleri Alevileri, bölüp parçalayarak,
kontrol altında tutma sevdasından vazgeçip, bir an önce Serçeşme’de
Hünkar adına düzenlenen etkinliklerin bütün organizasyonunun
Alevi örgüt ve temsilcilerine bırakılması gerekmektedir.
Alevilik,
“72 millet”e bir nazarla bakan bir kültürel geleneğe sahiptir.
Bu geleneğin günümüzdeki anlamı, her kim olursa olsun, inançlarını
özgürce yaşayacağı zemininin yaratılmasıdır. Aleviler, hem
kendileri hem de kendileri dışındaki inanç sahiplerinin inançlarını
hiçbir engelle karşılaşmadan yerine getirecek bir yapısal
düzenlemeden yanadırlar. Bu çerçeveden bakıldığında, Aleviler
açısından vazgeçilmez bir inanç merkezi olan Hacı Bektaş Dergâhı’nın
bir an önce asıl sahibi olan Alevilere devredilmesi gerekmektedir.
22
Temmuz seçimleri, Alevi toplumunun demokratik temsiliyeti
açısından sorunlu bir tablo ortaya çıkarmıştır. Geçmişte “Alevilik,
bir inanç değil ki” diyen Tayyip Erdoğan, Alevileri toplu
kıyımdan geçiren milliyetçi MHP, sırf oy kaygısıyla Alevi
kökenli aday göstermiş ancak parti programlarında Alevi taleplerine
hiçbir şekilde yer vermemiştir. Dolayısıyla, böyle bir anlayıştan
demokratik bir çözüm de beklenemez. Kendisini sosyal demokrat
olarak nitelendiren CHP’nin de tutumu da, Alevileri tatmin
edici noktadan çok uzaktır.
Biz Aleviler, zorunlu din dersleri ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın,
Anayasa’da yer aldığı bir ülkede “Türkiye laiktir, laik kalacak”
sloganını gerçekliğe uygun görmüyoruz. Din dersleri ve Diyanet’in
Alevileri asimile etme amacıyla oluşturulmuş birer araç olduklarını
biliyoruz. İhtiyaç duyulduğunda, şeriatçı tehlikeye karşı
payanda olarak kullanılmayı da reddediyoruz. Devletin bir
an önce, özgürlükçü ve demokratik bir laiklik anlayışını benimsemesini
talep ediyoruz. Böylece, her din ve inanç grubunun hiçbir
baskı ve tahakküme uğramadan, serbestçe, kendi inancının gereğini
yerine getirecek bir ortamın oluşması gerektiğine inanıyoruz.
İnançsızlığı da bir hak olarak görüyor ve saygı duyuyoruz.
Şeriatçı tehlikeyi ortadan kaldıracak gerçek güç, devletin
bütün inançlar ve inançsızlar karşısında eşit mesafede durmasını
sağlayacak olan özgürlükçü ve demokratik laiklik anlayıştır.
Demokratik
bir anayasa, özgürlükçü bir laiklik istiyoruz!
Laiklik, öncelikle ve özellikle 12 Eylül rejiminin topluma
giydirdiği deli gömleği olan 82 Anayasası’ndan kurtulmasıyla
işlevine kavuşacaktır. Türkiye’de yeni bir sivil anayasaya
ihtiyaç vardır. Sivil ve demokratik bir anayasa için, toplumun
bugüne kadar etnik ve inançsal kimliklerinden dolayı reddedilen
ve asimile edilmek istenen kesimlerinin görüşleri ve taleplerinin
dikkate alınması zorunludur. Bu ülkenin demokrasi dinamikleri,
demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi bir hukuksal sistem kurabilecek
potansiyele sahiptirler. Bu potansiyelin Alevileri yakından
ilgilendiren özgürlükçü ve demokratik laikliğin hukuksal anlamda
kabulünü sağlayacağına inanıyoruz.
Bu
çerçevede;
*
Din ve inanç özgürlüğü önündeki bütün engellerin kaldırılmasını,
*
Cemevlerinin Alevilerin ibadet yeri olarak kabul edilmesini,
*
Zorunlu din derslerinin Türkiye’nin demokratikleşme sorunlarından
biri olduğu kabulünden yola çıkılarak, derhal kaldırılmasını,
*
Nüfus cüzdanlarındaki din hanesi ibaresinin tümüyle çıkartılmasını,
*
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın lağvedilmesini,
*
Devletin bütün dinler, inançlar ve inançsızlara karşı eşit
uzaklıkta durmasını, bir inancı diğerine üstün kılacak her
türlü hukuksal ve fiili duruma son vermesini talep ediyoruz.
Yeni
bir sol irade gereklidir
22
Temmuz seçimlerinden sonra ortaya çıkan siyasi tablo; ülkemizde
ekonomik- demokratik sorunların çözümü için sol, sosyal demokrat,
sosyalist bir siyasi iradenin oluşturulması gerektiğini göstermiştir.
Aleviler, böyle bir siyasi iradenin oluşturulmasında elbette
taraftırlar; taraf olacaklardır. Irka ve inanca dayalı partilere
karşı yıllarca mücadele veren Aleviler, Alevi partisi kurulması
fikrine de sıcak bakmamaktadırlar.
Alevi
birlikteliği şarttır
ABF
yönetiminin, bağlı derneklerden kopuk çalışması, kimi zaman
ABF’ye bağlı kurumsal yapıların iç işlerine müdahale etmesi
ve ayrıca bağlı örgütlerin ortak iş üretmelerini ABF karşıtı
çalışma olarak değerlendirmesi kabul edilemez. ABF’nin temel
görevlerinden birisi Alevi örgütlerini kucaklaması gerekirken,
kendisine yandaş ve karşıt örgütler mantığı ile hareket etmesi
birlikteliğin önündeki en büyük engeldir. Olağanüstü kongre
öncesinde başlayan ve sonrasında devam eden tartışmalar sonucu
federasyonumuzda yaratılan olumsuzluğu giderme görevi öncelikle
mevcut yönetime aittir.
Saygıyla
kamuoyuna duyurulur. 15.08.2007
Geleneksel
15 Ağustos Hacı Bektaş toplantısına katılan dernekler adına
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği