Pir
Sultan Abdal Kültür Derneğinin ev sahipliğinde 56 aydın
ve sanatçının çağrısı ile "Aleviler ve Siyaset Konferansı"
çalışmalarını tamamladı.
Bu
konferansta, "Aleviler - Alevi Örgütleri ve Siyaset", "Seçim
Sistemleri ve Temsiliyet", Alevilerin Siyasi Parti Denemeleri
ve Deneyimleri", "Emek ve Demokrasi Güçlerinin 'Alevilerin
Siyaset İlişkisine Bakışı', "Siyasi Partiler ve Aleviler"
konu başlıkları ve sonuçta düzenlenen "Forum"da konuşmacılar
düşüncelerini katılımcılar ile paylaştı. Her oturum sonunda
katılımcılar, konuşmacılara yönelttikleri sorularla tartışmaları
daha da zenginleştirdiler.
Ana
teması, "Ülkemizde ve dünyamızda şu yıllarda yaşamakta olduğumuz
bunca kötülüğe 2007 Genel Seçimleri bir çare olabilir mi?
" olan konferansta şu düşünceler belirginlik kazandı.
-
Artık çoğunlukla kentte yaşayan Aleviler bu kent koşullarında,
kapitalist ekonomik ilişkiler ağı içinde kendilerini korumanın,
yarınlara kalmanın yolunu mutlaka bulmalıdırlar.
-
Alevilerin, Alevi olmaktan kaynaklı yaşadıkları kimi sorunları
olmakla birlikte, asıl sorun demokrasi, laiklik ve emek
sorunudur. Gerçek demokrasi kurulduğunda, emek ve demokrasi
mücadelesi başarıya ulaştığında, diğer tüm ezilenlere birlikte
Aleviler de özgürleşmiş olacaktır.
-
Alevi örgütlerinin, örgüt yöneticilerinin, konuya ilişkin
yazan-çizen, konuşan kanaat önderlerinin bir program oluşturmakta,
vizyon ve misyon sahibi olmakta eksiklikleri vardır. Bir
şehirde on gün önce "Türkiye Laik Değildir, Laik Olacak"
diyebiliyorlarken, bir başka şehirde "Türkiye Laiktir, Laik
Kalacak" diyebilenlerin peşlerine "vagon" olabilmektedirler.
-
Aleviliğin ne olduğuna dair, en azından büyük çoğunluğun
katılabileceği bir tanımlamada hemfikir olunamaması nedeniyle;
farklı çizgiler oluşmuş, farklı yaklaşımlar gelişmiş, bu
ise gücün parçalara ayrılmasına ve zayıflamasına neden olmuştur.
-
Aleviler, Alevi örgütleri; kendilerine bunca acılar yaşatan
daha da ötesi, yok sayan, inkâr eden; devlet ve onun siyasi
partileriyle ilişkilerini yeniden değerlendirmek, dost ve
dost olmayanları iyi belirlemek zorundadırlar.
-
Alevilerin, Sünni halkla bir sorunu yoktur. Barış içinde
aynı kaderi paylaşarak yaşamak, saygı göstermek ve saygı
görmek haklarıdır.
-
Cemevi, caminin alternatifi değil, Alevilerin ibadethanesidir.
- Aleviler, daha birçok
alanda olduğu gibi; siyasette de acemidirler. Örgüt oluşturmak,
seçime girmek, yönetim erkini elinde bulundurmak gibi konularda;
siyasete hakim olan çoğunluğun elinde, çoğu zaman, herhangi
bir motif olmakta ve bir türlü belirleyen, karar veren,
yöneten düzeyine ulaşamamaktadırlar.
-
Aleviler üzerinde uygulanan red, inkâr ve asimilasyon politikalarının
sona erdirilmesinde; dış dinamiklerden ( örneğin Avrupa
Birliği) daha çok, ülke dinamiklerine görevler düşmektedir.
Bu anlamda, Kürt sorununu Türk yurttaşlar, Alevi sorunu
Sünni yurttaşlarca kendi sorunları gibi algılamadıkça, çözümüne
zor olacak ve zaman alacaktır.
-
Seçim sitemindeki %10 barajı, özelde Kürtlerin genelde kendilerini
parlamentoda ifade etmek isteyen her kesimin önünde bir
engeldir. Seçim sistemi mutlaka değiştirilmeli, çok partili
sisteme geçtiğimizden bu yana, uygulanmış, en adil sistem
olan 'milli bakiye' sistemine dönülmelidir.
-
Alevilerin parlamentoda olmayı amaçladıkları ve bu nedenle
oluşturdukları, Birlik Partisi, Demokratik Barış Hareketi
ve Barış Partisi girişimleri zengin deneylerle, derslerle
doludur. Günümüze ve geleceğe dair bu girişimlerin, hem
Alevilerin ilişkilerine dair, hem de bu partilerin, kurucu,
yönetici ve üyelerinin diğer (sağ-sol) partilerle ilişkilerine
dair öğreneceğimiz çok şey vardır. Olumlulukları ve olumsuzluklarıyla
bu girişimler siyaset tarihine yazılmıştır. Bir gerçek var
ki, o da bu girişimlerin, o günkü koşullarda bir 'cesaret'
işi olduğu ve bugünü belirlemede de bir etmen olduklarıdır.
-
Siyasi partiler demokratikleşmedikçe, ne parlamento, ne
de Türkiye demokratikleşebilir. Alevilerin sorunu bir demokrasi
sorunudur. Bu seçimler; ümit ediyoruz ki, bu açmazları görmenin
bir başlangıcı olabilir.
-
Aleviler, kendilerine şirin görünüp, onları anladıklarını,
sorunlarını çözeceklerini vaat eden; ancak bunların ne olduğunu
ve nasıl çözeceklerini, parti programlarına, seçim bildirgelerine
açık açık yazmayan, yazmış olsa dahi seçim sonrası çabukça
unutan siyasi partilerin bu samimiyetsiz tutumlarının farkındadırlar.
- AKP'den, MHP'den,
başlayarak ırkçı, milliyetçi, gerici partilerden aday olan;
"Alevi Aday" olduğunu iddia edilen kişilerin, adlarının
önlerinde "Dede" gibi, "Alevi Araştırmacı" gibi hangi sıfat
olursa olsun; bu kişilerin aslında kimler olduklarını Hünkâr
Hacı Bektaş Veli, 700 yıl öncesinde tanımlamıştır. Hünkar
der ki : "Ev içindeki düşmandan kork."
İki gündür süren bu çalışmadan çıkardığımız genel sonuç
şudur: Tüm ezilenleri, tüm sömürülenleri, tüm hak ihlallerine
uğrayanları kucaklayacak bir perspektifle, tüm sosyal demokrat,
sol, sosyalist, komünist partileri, gruplar ve çevreleri,
önümüzdeki seçimde birlikte davranmaya davet ediyoruz. Kimi
güç birliği girişimlerini, olumlu bulmakla birlikte, yeterli
görmüyoruz. Şeriata, emperyalizme, ırkçılığa, şovenizme,
savaşa, darbelere ve muhtıralara karşı mücadelede, bir tek
kum tanesine dahi ihtiyacımızın olduğunu düşünüyoruz.
Bu
güç birliğinin adı CEM olacaksa, biz o CEM'de her hizmete
hazırız.
20.05.2007
Aleviler ve Siyaset Konferansı
Düzenleme
Kurulu
"Aleviler
ve Siyaset Konferansı" ile ilgili Haberler