'Alevi
konferansı'na ÖDP, DTP, SHP, EMEP, TKP ve SDP katılırken,
CHP ile DSP temsilci göndermedi. Uras, "İzin almadan tuvalete
bile gitmiyorlar" dedi
Ankara
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği'nin (PSAKD) düzenlediği ve
sol parti temsilcilerinin Alevi toplumuna ilişkin programlarını
açıkladığı konferansa CHP ve DSP'den katılım olmadı.
"Aleviler
ve Siyaset" konferansının ikinci gününe ÖDP, DTP, SHP, EMEP,
TKP ve Sosyalist Demokrasi Partisi'nden (SDP) katılım oldu.
PSAKD
Genel Başkanı Kazım Genç, konferans davetiyelerini CHP ve
DSP'nin özel kalemlerine ilettiğini, ancak temsilci göndermeyen
her iki partinin herhangi bir mazeret bildirmediğini söyledi.
CHP'nin
temsilci göndermemesini eleştiren ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras,
"Bu panele gelememelerinin nedeni, liderlerinden izin almadan
tuvalete bile gidememeleridir. Ansiklopedilerin 'hizip' maddesinde
Deniz Baykal'ın adı örnek gösteriliyor" dedi.
DSP
ile CHP'ye karşı gerçek sol birliğin oluşturulması gerektiğini
ifade eden Uras, yüzde 10'luk seçim barajının kaldırılması
ve parti tüzüklerinin ittifaklara izin verecek şekilde değiştirilmesi
gerektiğini söyledi.
DTP'li
İsmet Şahin de parti üyelerinin yüzde 40'ını Alevilerin oluşturduğunu
belirterek, "DTP, bağımsız adaylarla Meclis'e girdiği zaman
Alevilerin talepleri için gerekli kanalları açacaktır. DTP,
Alevi partisidir aynı zamanda" diye konuştu.
SHP İstanbul Milletvekili Güryüz Ketenci ise, "Devletin dini
alandaki örgütlülüğü son bulmalıdır" diyerek Diyanet İşleri
Başkanlığı'nın kaldırılması gerektiğini savundu.
ÖDP
GENEL BAŞKANI UFUK URAS: Çözüm özgürlükçü laiklik
22
Temmuz'da yapılacak seçim öncesi, Alevi örgütleri, seçime
yönelik taleplerini, Ankara'da düzenlenen Aleviler ve Siyaset'
konulu konferansta masaya yatırdı.
Pir
Sultan Abdal Derneği tarafından Ankara Barosu Eğitim Merkezi'nde
gerçekleştirilen konferansta konuşan ÖDP Genel Başkanı Ufuk
Uras, "ÖDP'yi de bir çok Alevi arkadaşımızla beraber kurduk.
Türkiye, 12 Eylül'ün baskılarından kurtularak özgürlükçü
laik bir sol siyaset çerçevesinde dini devletin resmi dini
olarak değil herkesin kendi dinini özgürce yaşadığı noktada
başarıya ulaşır. Memleketi Sünni-Hanefi resmiyetinden kurtarmalıyız"
dedi.
ANKARA(20.05.2007)-
Seçimler öncesi Alevilerin tavrını ve taleplerini belirlemek
üzere Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ev sahipliğinde 56
aydın ve sanatçının çağrısı ile Ankara’da düzenlenen “Aleviler
ve Siyaset Konferansı” tamamlandı.
Konferansta,
Alevi örgütleri ve aydınları, CHP ve DSP ittifakını yeterli
bulmadıklarını, sol ve sosyalist parti ve kitle örgütlerinin
işbirliği olanaklarının zorlanmasını isteyerek, bu durumda
bu kesimlere destek verileceği kaydedildi. Pirsultan Abdal
Kültür Dernekleri şubelerinin ağırlıkta olduğu ve Hacı Bektaş
Veli Kültür Dernekleri’nin bazı şubeleri ile Alevi Bektaşi
Federasyonu’ndan delegelerin yer aldığı konferansa yaklaşık
250 kişi katılım sağladı.
Ankara'da
önce ki gün başlayan konferansın ikinci ve son gününde iki
ayrı oturum ile birlikte bir de forum bölümü yer aldı. Alevi
örgütlerinin temsilcileri ile Alevi aydınları, siyasi parti
temsilcileri, akademisyenler, gazeteciler ve sendikacılar
konuşmacı olarak katıldı. Konferans esnasında Ankara ESP'liler
de "3. Cephe sahneye" başlıklı bildirilerin dağıtımını gerçekleştirdi.
CHP-
DSP ittifakı eleştirildi
İkinci
günün ilk oturumunda “Emek ve demokrasi güçlerinin Alevilerin
siyaset işlerine bakışı” başlığı tartışıldı. DİSK, Halkevleri,
KESK ve TMMOB adına konuşmacıların söz aldığı oturumda TMMOB
adına konuşan Mustafa Özcivan, “CHP ve DSP ittifakını bekleyip
göreceğiz” diyerek, Alevi örgütlerinin meclise milletvekili
göndermesi gerektiğini söyledi.
Halkevleri adına konuşan Abdullah Aydın ise emek ve demokrasi
güçlerinin dağınıklık yaşadığını kaydetti. Cumhurbaşkanlığı
seçimlerinde yaşandığı gibi emekçilere çeşitli gündemlerin
dayatıldığını söyleyen Aydın, “Halkın ileri ortak cephesini
oluşturmalıyız” dedi.
DİSK
Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün yaptığı konuşmada seçim sisteminin
değişmesi gerektiğine dikkat çekti. Egemenlerin şeriat ve
laiklik kutuplaşması yaratmaya çalıştığını ifade eden Görgün,
DİSK’in 2000 yılında yaptığı genel kurul kararlarında Alevilere
dönük taleplerini aktardı.
Oturumun
ikinci tartışma başlığı ise “Siyasi partiler ve aleviler”
konuluydu. DTP, EMEP, ÖDP, SDP, SHP, TKP ve 10 Aralık Hareketinden
temsilcilerin katıldığı oturuma CHP ve DSP’nin de çağrılmasına
rağmen katılmadıkları belirtildi.
Bu oturumda siyasi parti temsilcileri birleşik bir cephe
için görüştüklerini ve görüşmelerin halen devam ettiğini
ifade etti. CHP ve DSP işbirliğinin Alevilere ve topluma
bir faydasının olmayacağının da altının çizildiği bölümde,
Kürt sorunu çözülmeden demokratikleşmenin olmayacağı da
genel vurgulardan bir tanesi oldu. ÖDP ve TKP’nin laiklik
vurguları yapması ve Cumhuriyet Mitinglerine de olumlu yaklaşımları
dikkat çekti.
Sosyalistler
Alevilerin taleplerini sahiplenmeli
Konferansın
forum bölümünde ise iki gündür konferansta dinleyici olarak
kalan alevi örgütleri temsilcileri ve delegelere söz hakkı
tanındı. Bu bölümde 22 konuşmacı söz hakkı aldı. Yapılan
konuşmalarda, CHP ve DSP ittifakına olumlu bakılmadığı ve
CHP’nin artık değiştiğinin aleviler nezdinde anlaşıldığı
vurguları yer aldı. Sol ve sosyalist partileri de Alevilerin
talepleri konusunda somut adımlar atılmadığı noktasında
eleştiren konuşmacılar, birleşik bir sol hareket ve cepheye
ihtiyaç olduğunu ve bunun zorlanması gerektiğini ifade ettiler.
ANKARA
(21.05.2007)- Birçok parti Alevi toplumundan destek alabilmek
için listelerinde Alevi adaylara yer vermeye hazırlanırken,
milyonları bulan Alevi kitlesi üzerinde yürütülen kavga
giderek büyüyor. AKP, MHP ve DP gibi partilerin Alevilere
yönelmesi ve bazı Alevi gruplarının milletvekili adaylığı
için bu işbirliğine yanaşması büyük tepki topluyor. ‘Aleviler
ve Siyaset’ konulu sempozyumun sonunda yayınlan bildirgede,
bu partilerle işbirliği yapan kesimler için Hacı Bektaşi
Veli’nin ‘evdeki düşman’ tanımlaması kullanıldı. Bildirgede,
CHP ve DSP’nin sağladığı işbirliği yetersiz bulunurken,
sol, sosyal demokrat ve sosyalist partilere bir araya gelme
çağrısı yapıldı.
Türkiye’de
Alevi nüfusu ve seçmenleri hakkında gerçek rakamlar tam
olarak bilinemezken, seçim öncesi siyasetin sağında ve solunda
milyonları bulan Alevi seçmene büyük bir yönelim yaşanıyor.
Başbakan Erdoğan seçimlerde mutlaka Alevi adaylara yer vereceğini
açıklarken MHP de Alevilerin yaşadığı illerde örgütlülüğünü
arttırmak için yeni yöntemlere başvuruyor. DYP ve ANAP’ın
birleşmesinden ortaya çıkan DP listelerinden de çok sayıda
Alevi adaya yer verilebileceği belirtiliyor.
‘SEÇİMLER
ÇÖZÜM OLABİLİR Mİ?’
Bir süre önce Alevi Bektaşi Federasyonu yöneticileri de
siyasi partilerin kontenjan sağlaması halinde destek verebilecekleri
mesajını vermişti. ABF yöneticileri MHP ile de işbirliği
yapabileceklerini ifade edince büyük tepki toplamıştı. ABF’nin
bu tavrına itiraz eden Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ise
Alevilerin iradesinin pazarlanamayacağı görüşüyle, Alevi
örgütleri ile Alevi aydınları buluşturmak için hafta sonu
Ankara’da iki günlük bir sempozyum düzenledi.
İki
gün süren sempozyumda tanınmış Alevi aydın ve önderlerinin
içerisinde yer aldığı “Aleviler ve Siyaset” konulu sempozyum
düzenlendi. Yoğun tartışmaların ardından sona eren sempozyumun
sonuç bildirgesi ‘Aleviler ve Siyaset Konferansı Düzenleme
Kurulu’ tarafından açıklandı. “Ülkemizde ve dünyamızda şu
yıllarda yaşamakta olduğumuz bunca kötülüğe 2007 Genel Seçimleri
bir çare olabilir mi?’’ sorusuna yanıt aranan konferansta,
yoğun tartışmaların ardından yayınlanan sonuç bildirgesinde,
seçim öncesi Alevilerin tercihlerini yansıtacak önemli açıklamalar
yer aldı.
VAGON ALEVİLER!
Alevi
toplumumun yaşadığı sorunlar ve bu sorunların çözümüne yönelik
taleplere yer verilen bildirgede, Alevilerin kimliklerinden
ötürü yaşadığı sorunların yanısıra asıl olarak demokrasi,
laiklik ve emek sorunlarıyla karşılaştığına dikkat çekildi.
Bildirgede, Alevi toplumunun özgürleşmesinin bu sorunların
çözümüyle doğrudan bağlantılı olduğu ifade edildi. Bu sorunlara
karşı Alevi örgütleri ve Alevi aydınları ortak bir program
yapmamakla eleştirilirken, Cumhuriyet mitinglerine katılım
sırasında Aleviler arasındaki görüş ayrılığına dikkat çekildi.
Bildirgede şu ifadelere yer verildi: “Bir şehirde on gün
önce ‘Türkiye Laik Değildir, Laik Olacak’ diyebiliyorlarken,
bir başka şehirde ‘Türkiye Laiktir, Laik Kalacak’ diyebilenlerin
peşlerine ‘vagon’ olabilmektedirler.”
Alevi
kimliğinin tanımlanmasında ortaya çıkan görüş ayrılığının
Alevi toplumunu zayıflattığına dikkat çekilen bildirgede,
“Aleviliğin ne olduğuna dair, en azından büyük çoğunluğun
katılabileceği bir tanımlamada hemfikir olunamaması nedeniyle;
farklı çizgiler oluşmuş, farklı yaklaşımlar gelişmiş, bu
ise gücün parçalara ayrılmasına ve zayıflamasına neden olmuştur.
Aleviler, Alevi örgütleri; kendilerine bunca acılar yaşatan
daha da ötesi, yok sayan, inkâr eden; devlet ve onun siyasi
partileriyle ilişkilerini yeniden değerlendirmek, dost ve
dost olmayanları iyi belirlemek zorundadırlar” denildi.
‘CEMEVİ
CAMİİNİN ALTERNATİFİ DEĞİLDİR’
Alevilerin,
Sünni halkla bir sorunu bulunmadığına vurgu yapılan bildirgede,
“Barış içinde aynı kaderi paylaşarak yaşamak, saygı göstermek
ve saygı görmek haklarıdır. Cemevi, caminin alternatifi
değil, Alevilerin ibadethanesidir” denildi. Bildirgede,
Alevilerin siyasette ‘acemi’ olduğu belirtilerek, şöyle
denildi: “Örgüt oluşturmak, seçime girmek, yönetim erkini
elinde bulundurmak gibi konularda; siyasete hakim olan çoğunluğun
elinde, çoğu zaman, herhangi bir motif olmakta ve bir türlü
belirleyen, karar veren, yöneten düzeyine ulaşamamaktadırlar.
Aleviler üzerinde uygulanan red, inkâr ve asimilasyon politikalarının
sona erdirilmesinde; dış dinamiklerden ( örneğin Avrupa
Birliği) daha çok, ülke dinamiklerine görevler düşmektedir.
Bu anlamda, Kürt sorununu Türk yurttaşlar, Alevi sorununu
Sünni yurttaşlarca kendi sorunları gibi algılamadıkça, çözümüne
zor olacak ve zaman alacaktır.”
‘EVDEKİ
DÜŞMAN’ BENZETMESİ
Yüzde
10 seçim barajı nedeniyle Kürtlerin iradesinin parlamentoda
temsil edilemediğine vurgu yapılan bildirgede, seçim sisteminin
değiştirilerek çok partili sisteme geçildiği dönemde uygulanan
‘milli bakiye’ sistemine dönülmesi istendi. Siyasi partiler
demokratikleşmedikçe, Türkiye’nin demokratikleşemeyeceği
belirtilen bildirgede, şu görüşlere yer verildi: “Alevilerin
sorunu bir demokrasi sorunudur. Bu seçimler; ümit ediyoruz
ki, bu açmazları görmenin bir başlangıcı olabilir. Aleviler,
kendilerine şirin görünüp, onları anladıklarını, sorunlarını
çözeceklerini vaat eden; ancak bunların ne olduğunu ve nasıl
çözeceklerini, parti programlarına, seçim bildirgelerine
açık açık yazmayan, yazmış olsa dahi seçim sonrası çabukça
unutan siyasi partilerin bu samimiyetsiz tutumlarının farkındadırlar.”
Bildirgede, AKP ve MHP’den aday olan Alevi kökenli kişilere
yönelik sert eleştirilere de yer verildi. Alevi olduğunu
iddia ederek bu partilerden aday olan kesimlere ‘ev içindeki
düşman’ tanımlaması yapılırken şu uyarı yapıldı: “AKP’den,
MHP’den, başlayarak ırkçı, milliyetçi, gerici partilerden
aday olan; “Alevi Aday” olduğunu iddia edilen kişilerin,
adlarının önlerinde “Dede” gibi, “Alevi Araştırmacı” gibi
hangi sıfat olursa olsun; bu kişilerin aslında kimler olduklarını
Hünkâr Hacı Bektaş Veli, 700 yıl öncesinde tanımlamıştır.
Hünkar der ki : ‘Ev içindeki düşmandan kork.”
‘CHP-DSP İTTİFAKI YETERSİZ’
CHP-DSP
işbirliğinin yetersiz olduğu vurgulanan bildirgede, “Şeriata,
emperyalizme, ırkçılığa, şovenizme, savaşa, darbelere ve
muhtıralara karşı mücadelede, bir tek kum tanesine dahi
ihtiyacımızın olduğunu düşünüyoruz. Bu güçbirliğinin adı
CEM olacaksa, biz o CEM’de her hizmete hazırız” denildi.
Bildirgede, “Tüm ezilenleri, tüm sömürülenleri, tüm hak
ihlallerine uğrayanları kucaklayacak bir perspektifle, tüm
sosyal demokrat, sol, sosyalist, komünist partileri, gruplar
ve çevreleri, önümüzdeki seçimde birlikte davranmaya davet
ediyoruz” çağrısı yapıldı.
Aleviler
ve Siyaset Konferansı’nda, Alevilerin; sorunlarını çözme
şansı bulunmayan CHP-DSP ittifakından ziyade işçi, emekçi
ve ezilenlerin oluşturacağı ittifakın öznesi olması gerektiği
vurgulandı.
Konferansın
dünkü bölümü, Aşık Mahsuni Şerif’in 5’inci ölüm yıldönümü
nedeniyle çalınan Mahsuni türküleriyle başladı. “Emek ve
Demokrasi Güçlerinin ‘Alevilerin Siyaset İlişkisine’ Bakışı”
başlıklı oturumda konuşan Halkevleri Başkanı Abdullah Aydın,
Alevilerin, “şeriat ya da laik” kamplaşması tuzağına düşmemeleri
gerektiğini belirterek “Kısa dönemin faydaları oyunlarına
katılmamalıdır. Halkın, ilerici ortak cephesini yaratmalıyız”
dedi. DİSK Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün ise “Şeriat tehlikesi
var” diyenlerin ne demokrasi, ne barış, ne de ekonomik sıkıntılardan
bahsetmediklerine dikkat çekti. KESK MYK Üyesi Hasan Hayır
da Alevilerin ezilen halkların, emekçilerin talepleriyle
hareket etmeleri gerektiğini söyledi.
“Siyasi
Partiler ve Aleviler” başlıklı oturuma ise çağrıldıkları
halde CHP ve DSP’nin katılmaması dikkat çekti. ÖDP Genel
Başkanı Ufuk Uras, “CHP-DSP ittifakına karşı gerçek solun
oluşturulması gerektiğini” dile getirdi. DTP PM Üyesi İsmet
Şahin de ezilen Kürtlerin de Alevilerin de emek eksenli
asgari bir programda ortaklaşması gerektiğini vurgulayarak
“DTP Meclis’e milletvekili soktuğunda, sadece Kürtleri değil
Alevileri de, işçileri de, ezilenleri de temsil edecektir”
diye konuştu. EMEP Genel Başkan Yardımcısı Haydar Kaya ise
CHP-DSP ittifakının, Alevilere hiçbir yarar sağlamayacağını,
iki parti arasında yapılacak seçime bir alternatif çıkarmak
gerektiğini söyledi. SDP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa
Kahya da Alevilerin, sistemin yedek gücü olarak kullanılmak
istendiğine işaret etti.
Görünmeyen
bir el
İlk
gün öğleden sonra düzenlenen oturumlarda ise “Seçim Sistemleri
ve Temsiliyet” ve “Alevilerin Siyasi Parti Denemeleri ve
Deneyimleri” konuları tartışıldı. Türkiye Ekonomi ve Siyaset
Araştırmaları Vakfı (TESAV) Başkanı Erol Tuncer, Türkiye’nin
çok partili döneme geçtiğinden beri yedi kere seçim sistemini
değiştirdiğini belirtti. Tuncer, yine de Meclis’te toplumun
temsiliyetinin sağlanamadığını dile getirerek, bunun için
yüzde 10 barajının mutlaka kaldırılması gerektiğini altını
çizdi.
Akademisyen
Ali Murat İrat, Alevilerin kendilerini azınlık olarak hissettiklerini,
ancak ibadet özgürlükleri bulunmadığı için azınlık sayılamayacaklarını
söyledi. Bu azınlık psikolojisinden çıkmak gerektiğine işaret
eden İrat, “Şeriata karşı ‘siz bizim modern Müslümanlarımızsınız’,
Kürt hareketi yükselince, ‘Siz asıl Türklerimizsiniz’ denilerek
Aleviler hep yardımcı kuvvet olarak saklandı.” dedi.