Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şubesi - psakd.org
Ana Sayfa Haberler Etkinlikler Tüzük Yönetim Kurulu Şubelerimiz İletişim Ziyaretçi Defteri

 

MEB AİHM kararına itiraz edecek

AİHMMilli Eğitim Bakanlığı (MEB) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, zorunlu din dersi ile ilgili kararına itiraz edecek. Bakanlık ''Dersin içeriğinde değişikliğe gerek yok, zaten yapıldı'' açıklamasında bulundu.

Din dersi ile ilgili komisyonda görev yapan Devlet Bakanı Sait Yazıcıoğlu ise, "Dersin içeriği gerekirse değişebilir" dedi. Alevi dernekleri de "dersten muaf tutulma hakkı" istedi.

Haber Videosu için tıklayınız

AİHM, "Türkiye, zorunlu din dersi ile tarafsızlık, çoğulculuk, dini ve felsefi inançlara saygı kriterlerini karşılamamıştır" gerekçesi ile Alevi bir ailenin zorunlu din dersine karşı açtığı davada Türkiye'yi tazminat ödemeye mahkum etti.

Mahkeme kararında din dersinin içeriği nedeniyle zorunlu olamayacağını da vurguladı.

Milli Eğitim Bakanlığı, bu karara itiraz etmeye hazırlanıyor. Bakanlık, herkes için ayrı bir din dersi verilmesinin Tevhid-i Tedrisat Kanunu'na aykırı olacağını belirtiyor.

Bakanlık ayrıca Aleviliğin İslam dini içinde olduğunun altını çizerek, ayrı bir din olarak okutulamayacağını kaydediyor. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde müfredat değişikliği yapıldığını hatırlatan MEB, "Yeni bir değişikliğe gerek yok" diyor.

Milli Eğitim Bakanlığı karara itiraz edecek ancak AK Parti'de kurulan din eğitimi komisyonu üyesi Devlet Bakanı Sait Yazıcıoğlu, AİHM'in kararını "Sürpriz değil beklediğimiz bir karardı o kadar da vahim değil" sözleri ile değerlendirdi.

"AİHM kararı dersin içeriği ile ilgili"

AİHM kararının, daha çok "dersin içeriği"yle ilgili olduğuna işaret eden Yazıcıoğlu, "Dersin içeriği asıl temayı oluşturuyor gibi geliyor bana. İçerikle ilgili sıkıntı olabiliyor zaman zaman. İçeriğinde maksadı aşan hususlar varsa bunların da elden geçirilmesi gerektiğini daha öncede söylüyorduk. Yeni bir durum değil" diye konuştu.

Yazıcıoğlu, "Zaten zorunluluğun kaldırılması ile ilgili çalışmamız devam ediyor. Ben şahsen din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin zorunlu olması ancak isteyenlerin muaf tutulması görüşündeyim. İsteyen muaf olduktan sonra neyin davası olacak. Dersin içeriği ile ilgili itirazlar olduğunu da görüyoruz. İçerik ile ilgili bazı sıkıntılar olabiliyor maksatı aşan bir husus varsa içerik de gerekirse elden geçirilebilir" diye konuştu.

Alevi dernekleri ise kararı "demokrasi ve laiklik mücadelesinde bir kazanım" olarak niteledi. Pir Sultan Abdal Derneği dersten muaf olma hakkının getirilmesini istedi.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Kazım Genç, "Aileler çocuklarının dersten muaf tutulmasını isteyebilmeliler" dedi.

Eğitim-Sen de Alevi derneklerine destek verdi. Dersten muaf olma hakkı verilmezse ailelere dava açmaları konusunda destek olacaklarını açıkladı.

AİHM: "Zorunlu din dersi özgürlük ihlali"

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bir Alevi vatandaşın zorunlu ''Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi'' dersiyle ilgili başvurusunda 9 Ekim'de Türkiye'yi haksız bulmuş ve zorunlu din dersi eğitiminin ''özgürlük ihlali'' olduğuna hükmetmişti.

10 Ekim, 2007 - CNN TÜRK


AK Parti, Zorunlu Din Dersi Tartışmalarına Son Noktayı Koydu

AİHMAK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), zorunlu din dersiyle ilgili düzenlemenin 1982 Anayasası'ndaki haliyle korunmasını kararlaştırdı. Buna göre, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi okullarda zorunlu olacak ancak din eğitimi isteğe bağlı olarak verilecek. MYK, özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) dünkü kararının ardından din eğitimiyle ilgili uygulamada yaşanan sorunların Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılacak değişikliklerle çözülmesini benimsedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan AK Parti Merkez Yürütme Kurulu, 'zorunlu din dersi' tartışmalarına son noktayı koydu. Devlet Bakanı Sait Yazıcıoğlu başkanlığında oluşturulan komisyonun hazırladığı raporun değerlendirildiği toplantıda, zorunlu din dersi düzenlemesinin 1982 Anayasası'ndaki mevcut haliyle devam etmesine karar verildi. 1982 Anayasası'nın zorunlu din dersini düzenleyen 24. maddesine göre Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alıyor. Aynı maddede isteğe bağlı kılınan din eğitimiyle ilgili de, "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlıdır" hükmü yer alıyor.

Toplantıda AİHM'in 'Zorunlu din dersi insan haklarına aykırıdır' kararı da değerlendirildi. MYK, din eğitimiyle ilgili uygulamada yaşanan sorunların aşılması için inisiyatifin Milli Eğitim Bakanlığı'na bırakılmasını kararlaştırdı. Din eğitiminin isteğe bağlı olması hükmünü düzenleyen 24. maddenin ikinci fıkrasının Anayasa'da aynen devam etmesi benimsenirken, söz konusu maddeye uygulamada işlerlik kazandırılması kararlaştırıldı. Bu çerçevede din eğitimiyle ilgili uygulamada ortaya çıkan sorunlar Anayasa ile değil Milli Eğitim Bakanlığı'nın hayata geçireceği müfredat değişikliğiyle çözülecek.

(DA-MAY-NÇ-Y) (İhlas Haber Ajansı) 10.10.2007


AİHM Zorunlu din dersi hak ihlali dedi

AİHMAİHM Türkiye’deki ilköğretim okullarında zorunlu din dersi eğitimini özgürlük ihlali olarak değerlendirerek, anayasanın 24’üncü maddesini mahkum etti

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi derslerine yapılan itiraza ilişkin bir başvuruda Türkiye’yi haksız buldu AİHM, Türkiye’nin mahkeme masrafı olarak 3 bin 726 Euro ödemesini kararlaştırdı. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 1. ek protokolün 2. maddesinin ihlal edildiği görüşüne varılan AİHM’nin gerekçesi kararında, Türkiye’deki din kültürü ve ahlak bilgisi derslerini tarafsız olmadığı yorumu yapıldı.

AİHM, ilköğretimde okutulan zorunlu din dersinin ‘İslam’ olduğunu kaydederek, toplumun önemli bir kesimini oluşturan Aleviliğin ise müfredatta yetersiz olduğunu belirtti.

ALEVİ BABA BAŞVURMUŞTU

Alevi vatandaş Hasan Zengin ve kızı Eylem AİHM’ye 2004 yılında yaptıkları başvuruda, “Türkiye’nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili 9. maddesini ve eğitim hakkıyla ilgili 1. protokolün 2. maddesini ihlal ettiği” görüşünü savunmuştu. Zengin, Türkiye’deki mahkemelere yaptığı başvuruda, 7. sınıfta okuyan kızı Eylem’in din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinden muaf olmasını talep etmiş, ancak sonuç alamamıştı Zengin, Türk mahkemelerine yaptığı başvuruda, Türkiye’de verilen zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin, laiklik ilkesine aykırı olduğunu savunmuş ve derslerde öğretilen Sünni İslam eğitiminin tarafsız olmadığı görüşünü dile getirmişti.

AİHM’de dün görülen davada, Türk hükümetinin avukatı Münci Özmen, “Zorunlu derslerin AİHM içtihadına uygun olduğunu” belirtmiş, başvuru sahibinin avukatı, “zorunlu derslerin laiklik ilkesine aykırı olduğu görüşünü” dile getirdi.

Başvuru sahibinin avukatı Kazım Genç ise laiklik ilkesi gereği devletin din dersi veremeyeceğini söyledi. Türk hükümetini haksız bulan AİHM kararında, devletin değişik dinlere karşı tarafsız olma yükümlülüğüne de vurgulandı.

Kararda, eleştirel ve çoğulcu bakış açısının ateistler, agnostikler ve kuşkucular için de önemli olduğu kaydedildi. Kararda, ayrıca bir devletin din dersini müfredata alması halinde, öğrencilerin dini eğitim ile ebeveynlerinin inançları arasında kalmalarının engellenmesi gerektiğine de ilişkin hükümler yer aldı.

TÜRKİYE İTİRAZ EDEBİLİR

Mahkeme, din derslerinden muaf tutulma uygulamasının uygun bir yöntem olmadığını zira bu uygulamanın öğrenci ve ailesini dini veya felsefi inançlarını açığa vurmaya zorladığını da belirtti. Türk hükümetinin AİHM’nin bu yöndeki kararına 3 ay içinde itiraz hakkı bulunuyor.

Hükümet karara rağmen zorunlu din dersinde ısrarlı

AİHM, Türkiye’deki zorunlu din dersi uygulamasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ile düzenlenen “eğitim” hakkını ihlal ettiğine karar verirken, hükümet din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin zorunlu olmasını savunuyor. Akademisyenlere hazırlatılan anayasa taslağında din dersinin seçmeli hale getirilmesi önerisine sıcak bakmayan AKP, bu konuda Diyanet’ten sorumlu Devlet Bakanı Said Yazıcıoğlu, Devlet Bakanı Mehmet Aydın ve Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’e görüşlerini sormuştu. Bu komisyon da, anayasanın 24’üncü maddesinde yer alan ve din dersinin zorunlu olarak okutulmasını öngören düzenlemenin aynen devam etmesini savunan bir rapor hazırladı. Konuyla ilgili açıklama yapan Bakan Said Yazıcıoğlu, “Ben din dersinin zorunlu olmasından yanayım. Ancak rapor henüz tamamlanmadı. Daha ortada bir şey yok, çalışıyoruz. AİHM kararını görmediğim için bir şey söyleyemem. Ama bakacağız” dedi.

Ebru TOKTAR / ANKARA - 10 Ekim 2007 - AKŞAM


Tek yanlı din dersi olmaz

Alevi bir babanın yaptığı başvuruyu değerlendiren Avrupa İnsan Haklar Mahkemesi babayı haklı buldu. İşte gerekçe

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi dün aldığı kararında, kızını “sadece Sünni İslam’ın öğretildiği zorunlu din dersine sokmak istemeyen” Hasan Eylem adlı Alevi babayı haklı bularak Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğine karar verdi.

AİHM, Türkiye’nin sözleşmenin bir numaralı ek protokolünün iki numaralı maddesini ihlal ettiğini belirterek, Türk devletini 3 bin 726 euro mahkeme masrafını ödemeye mahkum etti. Bu madde, “Her ailenin çocuklarının kendi inançlarına göre ya da bir başka inanca göre eğitim almayı talep etme hakkı olduğunu” belirtiyor.

Yüksek mahkemenin bu kararı, Türkiye’deki yeni anayasada zorunlu din derslerinin kapsamının nasıl olması gerektiğine ışık tutması açısından da önem taşıyor. Buna göre AİHM, Türkiye’den ya zorunlu okutulan din derslerini seçmeli yapmasını ya da zorunlu tutulan din derslerinde bütün din ve inanç sistemlerini aynı ağırlıkta öğretmesini istemiş oluyor.

AİHM, Türkiye’de ilk ve orta dereceli okullarda okutulan zorunlu din derslerini, müfredat programı ve Türk eğitim sisteminin ailelerin din ve inançlarına saygı gösterip göstermediğine ilişkin iki ayrı açıdan değerlendirdi.

İki gerekçe sundu

Okullardaki din derslerinin müfredat programını demokratik toplumun gerektirdiği çoğulculuk ve objektiflik ilkelerine uymadığında karar kılan AİHM din dersleri müfredatını şu gerekçe ile eleştirdi: “Öncelikle müfredat, İslam dinine diğer din ve inançlardan çok fazla ağırlık veriyor. Din kitapları bütün dinlere ilişkin genel bir açıklama verirken, İslam dininin bütün prensipleri ayrıntılı şekilde öğretiliyor. Öte yandan Alevilik, Türk halkının büyük bir kesiminde temsil edilmesine rağmen, Alevilik öğrencilere çok sonraki yıllarda öğretiliyor.” Mahkeme eğitim sisteminin ailelerin dini inançlarına da saygı göstermediğini vurguladı. şu gerekçeyle açıkladı:

İşte gerekçe

“Türkiye’de Hristiyan ve Yahudi öğrencilerin zorunlu din derslerinden muhaf tutulması söz konusu olabiliyor. Ama eğer bu derslerin amacı bütün dinleri öğretmekse sadece Müslüman öğrencilere zorunlu tutulmasının bir gerekçesi olamaz. Üstelik bu derslerden muhaf tutulmak isteyen gayri Müslimlerin, bu konuda okul yetkililerini bilgilendirmekle yükümlü olmaları da inanç özgürlüğü ile bağdaşmaz. Mahkeme, muafiyet usulünün yerinde olmadığı görüşünde.”

Haber: Duygu LELOĞLU / BRÜKSEL - 10 Ekim 2007 - VATAN


Din dersi seçmeli mi oluyor?

Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu, Avrupa insan Hakları Mahkemesinin (AİHM) zorunlu din dersi ile ilgilikararının "vahim olmadığını" belirterek, "Zorunluluğu muhafaza edip de isteyenlerin kapsam dışı kalması bir seçenektir" dedi.

TBMM'de gazetecilerle sohbet eden Yazıcıoğlu, "AİHM kararını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizin Anayasa çalışmalarınızda bu seçenek de var mı?" sorusuna, "O kararda bir şey yok. Bilinen bir şey. Zorunluluğu muhafaza edip de isteyenlerin kapsam dışı kalması da bir seçenekti. Bu benim düşüncemdi zaten..." yanıtını verdi.

AİHM kararının, daha çok "dersin içeriğiyle" ilgili olduğuna işaret eden Yazıcıoğlu, "Dersin içeriği asıl temayı oluşturuyor gibi geliyor bana. İçerikle ilgili sıkıntı olabiliyor zaman zaman. İçeriğinde maksadı aşan hususlar varsa bunların da elden geçirilmesi gerektiğini daha önce de söylüyorduk. Yeni bir durum değil. Bilmediğimiz bir şey değil, çok sürpriz değil" dedi.

Yazıcıoğlu, "Muafiyet getirilmesi AİHM'e gitme yolunu kapatır mı?" sorusu üzerine, "Muafiyet olduktan sonra niye olmasın ki... İsteyen (zorunluluğun) dışında kaldıktan sonra neyin davasını açacak? O zaman gürültü çıkarmak olur" diye konuştu.

Konuyla ilgili yeni anayasanın beklenip beklenmeyeceği sorusuna karşılık Yazıcıoğlu, "Sanmıyorum. Yeni anayasa da çok da uzun değil. Gerçi gündem biraz kaydı ama... O çalışma devam edecek. Taslak, çalışma olgunlaştıktan sonra kamuoyunun eleştirisine açılacak. Zaten ne konuşuyorsak hepsi taslaktır. Ama değişik zeminlerde tartışıldıktan sonra bir yere varılacak. O gerekli prosedüre uygun şekilde yürüyecek" dedi.

Dersin bundan sonra nasıl okutulacağı konusunda Milli Eğitim Bakanı ile görüşüp görüşmediği sorusuna Yazıcıoğlu, bunun kendisinin ilgi alanı olmadığı yanıtını verdi.

Yazıcıoğılu, "AİHM kararından sonra bir değişiklik olması zorunlu hale geldi mi?" sorusuna ise "Zaten bir değişiklik olacak ama bu karar o kadar da vahim bir karar değil. Bu beklenen bir şeydi. Bu yönde bir karar çıkacağı tahmin de ediliyordu. Biz düşünce ifade ederken o istikamette de görüş bildiriyorduk. Ama bu bir görüştür. Herkes düşüncesini söylüyor. Biz de söylüyorduk. Bu görüşler tartışılacak ve sonunda nihayet biri kabul edilecek" diye konuştu.

10 Ekim 2007 - VATAN


AİHM'den zorunlu din dersi davasında Türkiye aleyhine karar

AİHM, zorunlu din kültürü dersiyle ilgili davada, dersin zorunlu kılınmasının insan özgürlüklerini engellediği kararına vardı. Uzmanlar, AİHM'nin eski müfredata göre karar verdiğine dikkat çekerek, "Karar emsal oluşturmaz." dedi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), din ve ahlak kültürü dersinin zorunlu kılınmasının insan hakkı ihlali olduğuna karar verdi. Alevi inançlı Hasan Zengin, zorunlu din dersine girmesini istemediği kızı Eylem Zengin için, Türkiye'de bu dersin sadece Sünni bakış açısıyla verildiğini belirterek, 2004 yılında AİHM'ye başvurmuştu. Türkiye'deki uygulamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) inanç ve eğitim haklarıyla ilgili maddelerine aykırı olduğunu savunan başvuruyu kabul eden AİHM, görülen davada Türkiye'yi haksız buldu. AİHM'nin gerekçeli kararında, "din öğretim programının, ebeveynin inançlarına saygı göstermemesinin, insan hakları ihlali oluşturduğu" belirtildi. AİHM, mahkeme masrafı olarak, Türkiye'nin başvuru sahibine 3 bin 726 Euro ödemesine karar verdi. Milli Eğitim Bakanlığı, 'AİHM'nin kararı ferdi' yorumunda bulunurken yetkililer, din dersinin bu karar sonrasında zorunlu olmaktan çıkmasının söz konusu olmadığını söyledi.

Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde mahkumiyetine yol açan dava konusu olan 7. sınıfta okutulan din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitabının içeriğini 2005 yılında değiştirmişti. Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden Prof. Dr. Recep Kaymakcan, farklı bir noktaya dikkat çekerek, "Yeni kitaplara Alevilik de konuldu. Bu, eski müfredata, ders kitabına göre verilen karar. Emsal oluşturmaz." dedi. Kaymakcan, yeni anayasa taslağında din dersinin seçmeli veya isteyene muaf olmasının gündemde olduğu bir zamanda kararın açıklanmasının manidar olduğunu kaydetti. Milli Eğitim Bakanlığı, 2006 yılında ilköğretim, 2005 yılında da ortaöğretim kurumlarındaki din kültürü ders kitaplarının içeriğini değiştirdi. Alevilik'le ilgili bilgiler de ders kitaplarına girdi. Prof. Kaymakcan, kitaplarda yapılan değişikliklerin önemli olmakla birlikte yeniden ele alınıp zenginleştirilerek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin mahkumiyet gerekçesini ortadan kaldırılabileceğini söyledi.

Türkiye'nin davasında bir süre önce karara bağlanan Norveç'teki Folgero davası emsal oldu. Temmuz ayında sonuçlanan Folgero kararında da, Norveç'teki eğitim müfredatının Protestan inancına uygun olarak düzenlendiği ve diğer dinlere yönelik çoğulcu bir bakış açısı yer almadığı gerekçe gösterilerek Norveç mahkum edilmişti.

Türkiye, din eğitimi yerine dinler kültürü dersi veriyor. Dinler hakkında objektif bilgi almanın öğrenciler arasında kaynaşmayı tesis edeceğini ifade eden Prof. Kaymakcan, "Bu nedenle Türkiye, dersin seçmeli veya isteyene muaf olması yerine içeriğini değiştirerek zorunlu bir ders olarak kalmasını sağlamalı. Avrupa ülkelerinde de bu ders zorunlu olarak okutuluyor." diye konuştu.

Emre Demir - İbrahim Balta / Strasbourg, İstanbul 10 Ekim 2007, Çarşamba - ZAMAN


Zorunlu din dersi insan hakları ihlali

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi zorunlu din dersleriyle ilgili olarak tarihi bir karar verdi. Mahkeme, kızını zorunlu din dersine sokmak istemeyen baba Hasan Zengin'i haklı buldu....

İNANÇ VE EĞİTİM HAKLARINA AYKIRI

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2 Alevi yurttaşın Türkiye aleyhine açtığı zorunlu din ve ahlak kültürü dersiyle ilgili davada kararını verdi. Davacılar, bu dersin sadece Sünni geleneklere dayalı perspektiften verilmesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin inanç ve eğitim haklarıyla ilgili maddelerine aykırı olduğunu savunuyordu.

EMSAL TEŞKİL EDECEK

Laiklik ilkesine rağmen, dini inançlar arasında ayrımcılık yapıldığını ve din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılmasını talep eden davacılara karşı ayrımcılık yapılmadığını ileri süren Türk hükümeti ise, din dersi değil din ve ahlak konusunda genel kültür dersi verildiğini savunuyordu. Karar, bundan sonraki başvurularda emsal olacak.

DAVANIN GEÇMİŞİ

ALEVİ inancını benimseyen Hasan Zengin isimli vatandaş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 2004 yılında yaptığı başvuruda, "Türkiye'nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili 9. maddesini ve eğitim hakkıyla ilgili 1. protokolün 2. maddesini ihlal ettiği" görüşünü savunmuştu. Zengin, Türkiye'deki mahkemelere yaptığı başvuruda, 7. sınıfta okuyan kızı Eylem Zengin'in, din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinden muaf olmasını talep etmiş, ancak sonuç alamamıştı.

Zorunlu din dersinde Türkiye haksız bulundu

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, iki Alevi vatandaşın Türkiye aleyhine açtığı zorunlu din ve ahlak kültürü dersiyle ilgili davada kararını verdi. AİHM, kızını zorunlu din dersine sokmak istemeyen babayı haklı buldu. Davacılar, Türkiye'de bu dersin sadece Sünni geleneklere dayalı perspektiften verilmesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşme-si'nin inanç ve eğitim haklarıyla ilgili maddelerine aykırı olduğunu savunuyordu. Laiklik ilkesine rağmen, dini inançlar arasında ayrımcılık yapıldığını ileri süren davacılar, din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılmasını talep ediyordu. Ayrımcılık yapılmadığını ileri süren Türk hükümeti ise, din dersi değil din ve ahlak konusunda genel kültür dersi verildiğini savunuyordu. AİHM'in kararı, bundan sonraki olası başvurularda emsal teşkil edecek.

Türkiye mahkemelerinden sonuç alamadı

ALEVİ inancını benimseyen Hasan Zengin isimli vatandaş, AİHM'ye 2004 yılında yaptığı başvuruda, "Türkiye'nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili 9. maddesini ve eğitim hakkıyla ilgili 1. protokolün 2. maddesini ihlal ettiği" görüşünü savunmuştu. Zengin, Türkiye'deki mahkemelere yaptığı başvuruda, 7. sınıfta okuyan kızı Eylem Zengin'in, din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinden muaf olmasını talep etmiş, ancak sonuç alamamıştı. Zengin, Türk mahkemelerine yaptığı başvuruda, Türkiye'de verilen zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin, laiklik ilkesine aykırı olduğunu savunmuş ve derslerde öğretilen Sünni İslam eğitiminin tarafsız olmadığı görüşünü dile getirmişti. Türkiye'de Anayasa'nın 24. maddesinin 21. bölümü uyarınca ilköğretimdeki çocukların, din kültürü ve ahlak bilgisi derslerine girmesinin zorunlu kılındığını belirten Zengin, AİHM'ye yaptığı başvuruda, "Türkiye'de din kültürü ve ahlak bilgisi dersi öğretim biçiminin, kızının din özgürlüğüne ve ebeveyn olarak çocuğuna kendi inançlarına göre din dersi öğretilmesi güvencesine aykırı olduğu" görüşünü savunmuştu.

10.10.2007 - BİRGÜN


AİHM'in kararı mücadelemizin kazanımı

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Kazım Genç, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi derslerine ilişkin kararıyla ilgili olarak, "AİHM'in bu kararının, ülkemizde verdiğimiz demokrasi mücadelesinin bir kazanımı olduğu açıktır" dedi.

MAHALLE BASKISINA MARUZ KALIRLAR

Genç, Yüksel Caddesi'ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde yaptığı açıklamada, "Hükümetin, seçmeli ders konusundaki, 'dersi almak isteyenler başvursun' yaklaşımının, kişinin inancını açıklamaya zorlamanın yanında, devlet ve mahalle baskısına maruz kalmasına neden olacağını" ileri sürdü ve şunları kaydetti: "AİHM'in bu kararının, ülkemizde verdiğimiz demokrasi mücadelesinin bir kazanımı olduğu açıktır. Yeni anayasa tartışmalarının ve çalışmalarının yapıldığı bu günlerde, AİHM'in kararı nedeniyle din eğitimine anayasada yer verilmemelidir. Din eğitiminin anayasada yer alması AİHM kararının ihlali anlamına gelecektir. AİHM kararı, ülkemizde çok yoğun tartışmalara neden olan 'Anayasa'da din eğitimi' sorununu çözmüş bulunmaktadır. Bu nedenle hükümetin bu karara itiraz etmeyerek, sorunu çözmekte AİHM kararını emsal olarak alması gerekir."

Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer de AİHM'in kararını sendikalarının yetkili kurullarında değerlendireceklerini belirterek, hükümetin bu kararı "referans" olarak görmesi ve çalışmalarını ona göre sürdürmesi gerektiğini söyledi.

10.10.2007 - BİRGÜN


AİHM: Zorunlu din dersini hak ihlali saydı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, ilköğretim okullarındaki zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersiyle ilgili davada, bu dersin zorunlu kılınmasının insan hakkı ihlali olduğuna karar verdi.

Alevi inançlı Hasan Zengin ile kızı Eylem Zengin tarafından 2004 yılında açılan davayla ilgili kararını dün açıklayan AİHM, Aleviliğin toplumun önemli bir kesimini oluşturmasına rağmen, mevcut din dersi müfredatının bu konuda yetersiz olduğu sonucuna vardı.

Mahkeme, Türkiye’deki din derslerinde Sünni İslam dışında başka bir dinden veya felsefeden olan çocuk ve aileler için hiçbir uygun seçenek olasılığı bulunmamasından ötürü davacı Eylem Zengin ve babası Hasan Zengin’in Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin eğitim hakkıyla ilgili maddesiyle güvence altına alınmış özgürlüklerinin ihlal edildiği sonucuna vardı. Kararda, din derslerinden muaf tutulma uygulamasının da uygun bir yöntem olmadığı, zira bu uygulamanın öğrenci ve ailesini dini veya felsefi inançlarını açığa vurmaya zorladığı not ediliyor.

Mahkeme, oy birliğiyle aldığı kararda, davacı baba kızın din ve vicdan özgürlüklerinin de reddedildiğine ilişkin iddialarını ise, bu çerçeveye girmediği gerekçesiyle geri çevirdi. Mahkeme ayrıca, Ankara’nın davacı aileye 3 bin 726 Euro mahkeme masrafı ödemesine hükmetti.

(HABER MERKEZİ) 10.10.2007 - EVRENSEL


Zorunlu din dersi AİHM'den döndü

Alevi Hasan Zengin'in çocuğunun zorunlu din dersi görmesine itiraz için yaptığı başvuruda AİHM, zorunlu din dersinin eğitim özgürlüğünü ihlal ettiği kararına vardı..

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), "zorunlu din dersi eğitimi özgürlük ihlalidir" görüşünü benimsedi. Hasan Zengin adlı Alevi vatandaşın, ilköğretimde din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılması talebini içeren davada Türkiye'yi haksız bulan AİHM'nin kararı bundan sonraki başvurularda emsal teşkil edecek. Laikliğe vurgu yapılan kararda, "kendini laik olarak nitelendiren bir ülkenin tüm dinlere eşit mesafede olması gerektiği" ifadesi yer aldı.

Oybirliği ile alınan kararda, Türkiye'nin Zengin Ailesi'nin mahkeme masrafı olan 3 bin 700 Euro'yu ödenmesine hükmedildi. Türkiye'deki "din derslerinden muaf tutulma uygulaması" nın uygun bir yöntem olmadığı da ifade edilen kararda, "din özgürlüğünü koruma açısından da uygulamanın öğrenci ve ailesini dini inançlarını açığa vurmaya zorladığı" görüşüne yer verildi. Devletin değişik dinlere karşı tarafsız olma yükümlülüğüne ve dini toplulukları tek bir çatı altında toplamak için önlem alma gereksinimi olmadığına vurgu yapılan AİHM kararında, bir devletin eğitim programlarına din dersi koyması halinde, öğrencilerin dini eğitim ile ebeveynlerinin dini inançları arasında kalmalarının engellenmesi gerektiği belirtildi.

ALEVİLER MEMNUN

AİHM kararı Alevi kuruluşlarını memnun etti:

* Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Selahattin Özel: Uzun zamandır bu kararı bekliyorduk. Türkiye'nin zorunlu din dersini kaldırılması gerekiyor. Yapılmazsa Cumhurbaşkanı, Başbakanlık, AİHM ve Avrupa Parlamentosu'na imza göndereceğiz.

* Dünya Ehli Beyt Vakfı Başkanı Fermani Altun: Artık Türkiye'nin adım atması gerek. Hükümetin geliştirdiği formül ise din dersini ikiye bölerek, din kültürünü zorunlu, din bilgisini ise seçmeli olarak okutmak şeklinde.

Fikret AYDEMİR - BRÜKSEL 10.10.2007 - SABAH


AİHM: Din dersi zorunlu olamaz

Çocuklarına 'din kültürü' diye Sünni İslam'ın dayatıldığını söyleyen Aleviler sayısız kez mahkemeye gitmiş, hep 'Din eğitimi devletin Anayasal görevi' hükmüyle geri dönmüştü.

AİHM'ye taşınan zorunlu din dersi davasında Alevilerin istediği oldu. AİHM, zorunlu din dersinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğuna hükmetti. Alevi ailenin avukatı Kazım Genç, 'AİHM' kararıyla okullarda zorunlu din dersi ve 'Yeni anayasadaki din dersi tartışmaları sona ermiştir' dedi

ANKARA - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), kızı Eylem Zengin'nin okulda zorunlu din dersi almasına karşı çıkan Alevi baba Hasan Zengin'in açtığı davayı karara bağladı. Mahkeme "Eğitim sırasında devletin, ebeveynlerin dini inançlarına saygı göstermesi gerekir" diyerek, din dersinin zorunlu olamayacağına hükmetti.

Karar, Türkiye aleyhine açılmış benzer davalarda da emsal teşkil edecek.

Davacı Hasan Zengin'in avukatı Kazım Genç, "Bu karar emsal niteliğinde bir karar olarak, ülkemizin her yerde uygulanması gereken ve hükümetin uyması gereken bir karardır. Son dönemdedeki anayasa tartışmalarına ışık tutacak bir karar olarak tarihe geçecektir" dedi.

Kararının kendilerine henüz ulaşmadığını belirten Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileriyse "Muhtemelen Mahkeme, daha önceki yıllarda okutulan din dersi kitaplarını inceledi. Çünkü biz yakın tarihte müfredatımızı yeniledik.

AİHM'in aldığı ferdi bir karar, AB'nin de din dersiyle ilgili böyle bir standart düzenlemesi de yok" demekle yetindi.

'Ders tarafsız değil'

AİHM, dün Zengin davasını görüştü. Zorunlu din dersinin eğitim özgürlüğüne ters olduğunu belirten AİHM'nin gerekçeli kararında şu ifadeler dikkat çekti: "Türkiye'deki din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri tarafsız değildir ve mahkememiz, hükmünü vermeden önce, Milli Eğitim Bakanlığı'nın din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitaplarının, tarafsız, eleştirel ve çoğulcu anlamda konulara bakıp bakmadığı incelenmiştir."

Gerekçeli kararda, ders programlarında en büyük önceliğin, diğer felsefe ve dinlere oranla İslam'a verildiği belirtildi. Talebelerin Kuran-ı Kerim'den surelere çalışmaları ve ezberlemelerinin istendiği, günlük ibadetin resimli bir biçimde okutulduğu ve bunlardan öğrencilerin yazılı testlerden geçirildiği vurgulandı.

AİHM kararında "Din öğretim programları, ebeveynin inançlarına saygı göstermemesi, insan hakları ihlali oluşturur" denildi ve Türkiye'deki din dersinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 1. ek protokolün 2. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varıldı. AİHM, Zengin'e Türkiye'nin mahkeme masrafı olarak 3 bin 726 avro ödemesini kararlaştırdı.

Dava nasıl başladı?

İzmir'de oturan Hasan Zengin, kızı Eylem'in din dersi almasına karşı çıkarak 2001 yılında mahkemeye dava açmıştı. Türkiye'deki mahkemeler, 'zorunlu din eğitimi Anayasa'nın gereği' sonucuna varınca Zengin, 2004'te davayı AİHM'ye taşımıştı. Başvurusunda 'Türkiye'nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili 9. maddesini ve eğitim hakkıyla ilgili 1. protokolün 2. maddesini ihlal ettiğini' savunmuştu.

'Aileler eğitimi çökertemez'

Türkiye'yi temsil eden avukat Münci Özmen, AİHM içtihadına göre eğitimi düzenlemenin devletin yetki ve sorumluluğu altında olduğunu ifade etmiş, 'yasaların ailelere, kurumsal eğitimi çökertme hakkı tanımadığını' savunmuştu. Zengin'in avukatı Genç'se "Türkiye'deki eğitimin laikliğe tamamen aykırı. Laiklik ilkesi gereği devlet din dersi veremez, sadece din derslerini denetler" demişti.

Şimdi gözler AKP'nin tavrında

ANKARA - AİHM'nin zorunlu din eğitimiyle ilgili kararı, yeni 'sivil' anayasa taslağındaki din dersi tartışmalarının hemen arkasından geldi. Din dersinin nasıl olacağı yeni anayasa hazırlığında da ateşli tartışmalara yol açmıştı.

Prof. Ergun Özbudun başkanlığındaki bilim kurulu, taslakta din dersinin seçmeli olması yönünde bir öneride bulundu, ama bu öneri AKP'de taraftar bulmadı. Bazı AKP'liler ve Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu'ysa okullarda din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin zorunlu olması, ancak bu derste 'Müslümanlaştırma' müfredatı yerine din felsefesi, kültürü, dinler tarihi gibi kavramların öğretilmesini istedi. AKP'li vekiller ve Bardakoğlu, İslam dininin öğretileceği 'din eğitimi'ninse seçmeli olarak verilmesini önerdi.

AKP de tartışmaları göz önünde bulundurarak Devlet Bakanı Sait Yazıcıoğlu başkanlığında, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ile Devlet Bakanı Mehmet Aydın'ın da bulunduğu bir komisyon oluşturdu. Komisyon, yeni anayasada din eğitimi ve öğretimi ile ilgili düzenlemelerin nasıl yeralacağına karar vermek üzere toplantılar yaptı. Toplantılarda Sait Yazıcıoğlu'nun Alevilerin AİHM'de açtığı davalara dikkat çektiği basına yansımıştı.

'Alevileri Hans anladı, Osman anlamadı'

AİHM'nin kararı emsal karar, yıllardır mahkeme yollarını aşındıran Alevi birlikleri sevinçli

AİHM'nin verdiği karar, zorunlu din dersi ile ilgili açılmış diğer davalara da emsal teşkil edecek. Anayasa'ya eklenen bir maddeyle uluslararası mahkemelerin aldığı kararlar, içtihat sayılacak ve uygulanacak. Alevi dernek vakıfları davada alınan sonuçtan memnun.

'1 milyon imza topladık'

Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Turgut Öker: Zorunlu din derslerinin kalkması, 20 yıldır örgütlenen Alevilerin gündemlerinin en önemli maddesiydi. Avrupa ve Türkiye Alevi örgütleri olarak bu doğrultuda çalışmalarınımız oldu ve geçen yıl 1 milyon imzalı dilekçeyi TBMM'ye verdik. Davada bilirkişi olarak yer aldık ve bu şekilde sonuçlanmasını bekliyorduk. Yeni anayasa hazırlayıcıları, zorunlu din dersinin tekrar anayasa içine koyamacaklardır.

Sosyal demokrata selam!

Alevi Bektaşi Birlikleri Federasyonu Genel Sekreteri Turan Eser: Hukukun evrensel ilkelerini referans alan AİHM'nin bugünkü kararı bizleri sevindirmiştir. Alevi Bektaşi Federasyonu ve Alevi Bektaşi Birlikleri Federasyonu yıllardır zorunlu din dersi uygulamalarının, din, vicdan ve inanç özgürlüğünü güvence altına alan Anayasa'nın 24. maddesine, evrensel hukuk değerlerine, çocuk haklarına ve laiklik anlayışına aykırı olduğunu anlatmaya çalıştı. Alevilerin laiklik ekseninde verdiği mücadelenin haklılığını Hans anladı ama Osman halen anlamadı. Bu karar, 'Cumhuriyet'in kazanımlarını' zorunlu din dersi ve Diyanet'in varlığı ile savunan 'sosyal demokratlar'a da da bir mesaj göndermiş olmalıdır. AKP, eğitimde İslamizasyona son vermelidir.

Hubyar Sultan Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu: İlkokul 4. sınıftan başlayarak lise 4. sınıfa kadar okullarda Anayasal zorunluluk olarak okutulan din kültürü ve ahlak bilgisi dersi veya gerçek ismiyle, yani uygulama şekliyle, zorunlu din eğitimi dersi, demokrasi ve laiklik açısından kabul edilemez bir derstir. AİHM'nin aldığı bu kararla, din eğitimi zorunlu olmaktan çıkmıştır. Türkçe, matematik, fizik, kimya gibi dersler nasıl Anayasa da konu edilmiyor ise din dersleri de Anayasa'da konu edilmekten çıkarılmalıdır.

'Zorunlu din eğitiminin anayasada yeri olamaz'

Davacı Hasan Zengin'in avukatı Kazım Genç, AİHM'nin kararla 'din kültürü ve ahlak bilgisi' derslerinin eğitim özgürlüğünün ihlali olarak gördüğünü söyleyerek, "Bu karar emsal niteliğinde bir karar olarak, ülkemizin her yerde uygulanması gereken ve hükümetin uyması gereken bir karardır" dedi. Genç, "Karar son dönemdedeki anayasa tartışmalarına ışık tutacak bir karar olarak tarihe geçecektir. Son dönemde yaşanan anayasa tartışmalarında, 1982 Anayasası'nın 24. maddesinin kalması veya zorunlu din derslerinin yine anayasa güvencesiyle okutulması tartışmaları vardı. Bu tartışmalar, AİHM'nin verdiği karar ile çözülmüştür. Parlamento, zorunlu din eğitimini Anayasa'nın kararı dışına çıkarmalıdır."

10.10.2007 - RADİKAL BEHZAT MİSER


Yazıcıoğlu: AİHM kararının böyle çıkacağını bekliyorduk, seçenek arıyoruz

Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu, Avrupa insan Hakları Mahkemesinin (AİHM) zorunlu din dersi ile ilgili kararının ''vahim olmadığını'' belirterek, ''Zorunluluğu muhafaza edip de isteyenlerin kapsam dışı kalması bir seçenektir'' dedi.

TBMM'de gazetecilerle sohbet eden Yazıcıoğlu, ''AİHM kararını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizin Anayasa çalışmalarınızda bu seçenek de var mı?'' sorusuna, ''O kararda bir şey yok. Bilinen bir şey. Zorunluluğu muhafaza edip de isteyenlerin kapsam dışı kalması da bir seçenekti. Bu benim düşüncemdi zaten...'' yanıtını verdi.

AİHM kararının, daha çok ''dersin içeriğiyle'' ilgili olduğuna işaret eden Yazıcıoğlu, ''Dersin içeriği asıl temayı oluşturuyor gibi geliyor bana. İçerikle ilgili sıkıntı olabiliyor zaman zaman. İçeriğinde maksadı aşan hususlar varsa bunların da elden geçirilmesi gerektiğini daha önce de söylüyorduk. Yeni bir durum değil. Bilmediğimiz bir şey değil, çok sürpriz değil'' dedi.

Yazıcıoğlu, ''Muafiyet getirilmesi AİHM'e gitme yolunu kapatır mı?'' sorusu üzerine, ''Muafiyet olduktan sonra niye olmasın ki... İsteyen (zorunluluğun) dışında kaldıktan sonra neyin davasını açacak? O zaman gürültü çıkarmak olur'' diye konuştu.

Konuyla ilgili yeni anayasanın beklenip beklenmeyeceği sorusuna karşılık Yazıcıoğlu, ''Sanmıyorum. Yeni anayasa da çok da uzun değil. Gerçi gündem biraz kaydı ama... O çalışma devam edecek. Taslak, çalışma olgunlaştıktan sonra kamuoyunun eleştirisine açılacak. Zaten ne konuşuyorsak hepsi taslaktır. Ama değişik zeminlerde tartışıldıktan sonra bir yere varılacak. O gerekli prosedüre uygun şekilde yürüyecek'' dedi.

Dersin bundan sonra nasıl okutulacağı konusunda Milli Eğitim Bakanı ile görüşüp görüşmediği sorusuna Yazıcıoğlu, bunun kendisinin ilgi alanı olmadığı yanıtını verdi.

Yazıcıoğılu, ''AİHM kararından sonra bir değişiklik olması zorunlu hale geldi mi?'' sorusuna ise ''Zaten bir değişiklik olacak ama bu karar o kadar da vahim bir karar değil. Bu beklenen bir şeydi. Bu yönde bir karar çıkacağı tahmin de ediliyordu. Biz düşünce ifade ederken o istikamette de görüş bildiriyorduk. Ama bu bir görüştür. Herkes düşüncesini söylüyor. Biz de söylüyorduk. Bu görüşler tartışılacak ve sonunda nihayet biri kabul edilecek'' diye konuştu.

10.10.2007 - MİLLİYET


AİHM, din eğitimi dersini eleştirdi

Güven Özalp - Brüksel

AİHM, Alevi bir ailenin zorunlu din dersine karşı açtığı davayı karara bağladı. Uygulamayı eleştiren AİHM, dersin tarafsızlık, çoğulculuk, dini ve felsefi inançlara saygı kriterlerini karşılamadığını belirtti

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Alevi kökenli Hasan Zengin ve kızı E'nin zorunlu din dersine karşı açtıkları davada, "Türkiye'nin eğitim hakkını ihlal ettiği"ne karar verdi. Türkiye'deki din eğitiminin yapısı ve din dersinin uygulanış biçiminin eleştirildiği kararda, mevcut haliyle zorunlu din dersine karşı çıkıldı. Kararda, "Farklı dini kültürlerin öğretildiği bir dersin, sadece Müslüman öğrenciler için mecburi kılınması gereksiz. Buna karşılık, eğer ders, sadece İslam dinini öğretmeye yönelikse, spesifik bir din için öngörülmüş bir derstir ve zorunlu olmamalıdır" denildi.

Türkiye'nin bu alanda çeşitli düzenlemelere gitmesini gerektirecek ve emsal oluşturma özelliğine sahip olan dava 2004'te açıldı.

Davacılar, zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin sadece Sünni geleneklere dayalı perspektiften verilmesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin inanç özgürlüğü ve eğitim haklarıyla ilgili maddelerine aykırı olduğunu savundu. Davacılar ayrıca, zorunlu din dersinin Türkiye'nin laik yapısıyla bağdaşmadığını da vurguladı.

'Muaf' eleştirisi

AİHM, gerekçeli kararında, Avrupa ülkelerinde din eğitimi konusunda çok farklı yaklaşımlar bulunduğunu, ancak, hemen hemen tüm ülkelerin, öğrencilere alternatifler sunarak bu derslere katılmama imkânını yarattığını vurguladı. Kararda, bir devletin eğitim programlarına din dersi koyması halinde, öğrencilerin dini eğitim ile ebeveynlerinin dini veya felsefi inançları arasında kalmalarının engellenmesi gerektiği belirtildi.

Türkiye'de Hıristiyan ve Musevi kökenli öğrencilere yönelik olarak uygulanan "beyanat yoluyla din dersinden muaf olma" yaklaşımını da eleştiren AİHM, bunun AİHS'nin din ve inanç özgürlüğünü garanti altına alan 9. maddesi açısından sorun yaratabileceğine dikkat çekti.

AİHM, demokratik bir toplumda sadece çoğulcu bir eğitimin öğrencilere din, vicdan ve düşünce özgürlüğü çerçevesinde dini olgu hakkında eleştirel bir yön kazandırabileceğine vurgu yaptı.

AİHM, Türkiye'deki "din kültürü ve ahlak bilgisi" dersinin tarafsızlık, çoğulculuk, dini ve felsefi inançlara saygı kriterlerini karşılamadığının altını çizdi. Eğitim ve öğretim konusunda, ailelerin öncelikli sorumluluğa sahip olduğunun altının çizildiği kararda, "Ebeveynler, devletten kendi dini ve felsefi inanışlarına saygı göstermesini isteyebilir" denildi.

'Tarafsız olmalı'

Kararda, devletin değişik dinlere karşı nötr olma yükümlülüğüne vurgu yapıldı. Kararda, Türkiye'de İslamın öğretilmesine verilen önceliğin, AİHS'nin eğitim hakkıyla ilgili maddesinin sınırları içinde kalıp kalmadığı da sorgulandı. AİHM, "Müfredat ve ders kitaplarına bakıldığında, bu derslere katılımın çocukların fikirlerini etkileyebileceği düşünülebilir" yorumunda bulundu.

Mahkeme, oybirliğiyle aldığı kararda, söz konusu tespitler ışığında, Türkiye'nin AİHS'nin eğitim hakkını düzenleyen 1. Protokol'ün 2. maddesini ihlal ettiğini belirledi.

Mahkeme, din ve vicdan özgürlüğünü garanti altına alan 9. maddenin ihlaliyle ilgili şikâyeti değerlendirmeye almaya gerek görmezken, Ankara'nın davacı aileye 3 bin 726 euro mahkeme masrafı ödeyeceği kaydedildi.

UZMAN GÖRÜŞÜ:

'Ders müfredatı tamamen değişmeli'

BELMA AKÇURA İstanbul

Gerekçeli kararı değerlendiren AİHM'den üst düzey bir yetkili şunları söyledi: "Mahkeme kararında, 'Devlet eğitimle ilgili sorumluluğu yerine getirirken ders programındaki bilgileri objektif, eleştirel ve çoğulcu şekilde vermeli' diyerek, laik devletlerin bütün dinlere eşit yaklaşması gerektiği, bunun için de din dersiyle ilgili müfredatın değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Bu kararın son paragrafında, 'Mevzuatını değiştir ve ilkelere, esaslara uygun bir şekilde dini öğret' deniliyor. Özetle, din dersi zorunlu olsa da, olmasa da, bu müfredatın çoğulculuk, objektif ve eleştirel bir şekilde öğretilmesi gerekir.

Ancak, bugün söz konusu ders kitapları, bu kriterlere uymuyor ve mahkeme de uygun olmayan bu bölümleri tek tek incelemiştir. Öğrencinin din dersinden muaf tutulması da sözleşmeye aykırı. Çünkü, muafiyetten yararlanabilmek için, inancınızı açıklamak zorunda kalıyorsunuz. Bu da sözleşmeye aykırıdır.

Laik devlette, bunun belli bir şekilde okutulması gerek. AİHM, din ve devlet işlerine karışmadığı için, zorunlu din dersi konusunda görüş bildirmemiştir. İhlal bulunması yeterlidir. Dolayısıyla, din dersi kitaplarının yeniden yazılması şart."

10.10.2007 - MİLLİYET


AİHM, alevi babayı haklı buldu

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersiyle ilgili davada, dersin zorunlu kılınmasının insan özgürlüklerini engellediği kararını verdi.

Alevi inançlı Türk vatandaşı Hasan Zengin, zorunlu din dersine girmesini istemediği kızı Eylem Zengin için, Türkiye'de bu dersin sadece Sünni bakış açısıyla verildiğini belirterek, 2004 yılında AİHM'e başvurmuştu. Türkiye'deki uygulamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) inanç ve eğitim haklarıyla ilgili maddelerine aykırı olduğunu savunan başvuruyu kabul eden AİHM, görülen davada Türkiye'yi haksız buldu.

AİHM'nin gerekçeli kararında, "din öğretim programının, ebeveynin inançlarına saygı göstermemesinin, insan hakları ihlali oluşturduğu" belirtildi. AİHM, mahkeme masrafı olarak, Türkiye'nin başvuru sahibine 3 bin 726 euro ödemesine karar verdi.

"DERSLER TARAFSIZ DEĞİL"

Mahkemenin gerekçeli kararında, AİHS 1. ek protokolünün 2. maddesinin ihlal edildiği belirtildi. Türkiye'deki din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin tarafsız olmadığı yorumu yapılan gerekçeli kararda, mahkemenin Milli Eğitim Bakanlığı'nın din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitaplarının ve programlarının incelendiği, konuların "tarafsızlık", "çoğulculuk" ve "eleştirel bakış" açısından değerlendirildiği kaydedildi.

Ders kitaplarının, dinleri sadece genel anlamda anlatmaktan ziyade, özellikle İslam inancının, içlerinde kültürel ayin ve törenleri de olmak üzere temel kurallarını öğrettiği kaydedildi.

Temel olarak kitaplarda İslam dininin namaz, hac oruç gibi ibadetlerinin öğretildiği vurgulanan kararda, ders programlarının özellikle Kuran-ı Kerim'e ve Hz. Muhammed'e yer verilmesi, sure ezberlenmesinin istenmesi ve bunlardan öğrencilerin yazılı sınavlara alınması dayanak noktası oldu.

09.10.2007 STRAZURG (ANKA) - YENİ ŞAFAK


AİHM, Anayasa’nın 24. maddesini mahkum etti

AİHM, Türkiye’de ilköğretim okullarındaki din ve ahlak kültürü derslerinin zorunlu tutulmasını öngören Anayasa’nın 24. maddesini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin eğitim hakkıyla ilgili maddesine aykırı buldu.

STRASBOURG - Alevi inançlı Hasan Zengin ile kızı Eylem Zengin tarafından 2004 yılından açılan davayla ilgili kararını bugün açıklayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye’deki Anayasa değişikliği çalışmalarını da doğrudan etkileyecek bir karar aldı. İlkokulda okutulan zorunlu din dersinin “İslam” dersi olduğunu kaydeden AİHM, toplumun önemli bir kesimini oluşturan Aleviliğin ise müfredatta yetersiz olduğunu belirtti. AİHM, din dersinden muafiyetin, velilerin dilekçe vermesine bağlanmasını da, dini inancı açıklamaya zorlamak açısından haksız buldu.

AİHM, devletin değişik dinlere karşı tarafsız olma yükümlülüğüne vurgu yaptığı kararda, demokratik bir toplumda, sadece çoğulcu bir eğitimin, öğrencilere din, vicdan ve düşünce özgürlüğü çerçevesinde dini olgu hakkında eleştirel bir yön kazandırabileceğini belirtti. Söz konusu özgürlüğün ise inananlar için olduğu kadar ateistler, agnostikler ve kuşkucular için de önemli olduğu kaydedildi.

Kararda, bir devletin eğitim programlarına din dersi koyması halinde, öğrencilerin dini eğitim ile ebeveynlerinin dini veya felsefi inançları arasında kalmalarının engellenmesi gerektiğine ilişkin hükümler de var.

Mahkeme, din derslerinden muaf tutulma uygulamasının uygun bir yöntem olmadığı, zira bu uygulamanın öğrenci ve ailesini dini veya felsefi inançlarını açığa vurmaya zorladığını da belirtiyor. Buna örnek olarak da Hıristiyan ve Musevi öğrencileri kapsayan uygulama gösteriliyor.

ANAYASA’NIN 24. MADDESİNİ AYKIRI BULDU

Davacı Eylem Zengin de din derslerine girmemek için özel izin istemiş ancak Danıştay, Anayasanın din ve vicdan hürriyetini düzenleyen 24’üncü maddesini gerekçe göstererek, bu talebi geri çevirmişti. Karar, bu açıdan da, Türkiye’deki anayasa değişikliği tartışmalarını doğrudan etkileyecek. Yürürlükteki Anayasa’nın “Din ve vicdan hürriyeti” başlıklı 24’üncü maddesi şöyle:

“Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.

14’üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dinî âyin ve törenler serbesttir.

Kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.

“Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve orta-öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.

“Kimse, devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.”

STRASBOURG’DAN ÇIKAN İLK KARAR

Karar, Türkiye’deki din dersleri konusunda Strasbourg Mahkemesi’nden çıkan ilk karar olması ve benzer olası davalar için örnek teşkil etmesi bakımından önem taşıyor.

Strasbourg Mahkemesi, din derslerinin sadece Müslüman öğrencilerle sınırlı tutulması halinde ise çocukların ve ailelerinin din özgürlüğünü korumak amacıyla, derslerin zorunlu olmaktan çıkarılması gerektiğine hükmetti. Mahkeme bu konuda, büyük ölçüde, bir diğer Avrupa Konseyi organı olan Avrupa Irkçılık, Yabancı Düşmanlığı ve Hoşgörüsüzlükle Mücadele Komisyonu’nun (ECRI) 2005 yılındaki Türkiye raporunu temel aldı.

Oy birliğiyle alınan karara göre, Ankara davacı aileye 3 bin 726 Euro mahkeme masrafı da ödeyecek.

Türk hükümetinin, karara 3 ay içinde itiraz hakkı bulunuyor. Ancak, Strasbourg kulislerinde, kararın mahkemenin temyiz organı işlevi gören 17 yargıçlı Büyük Dairesine taşınması halinde değişme şansının az olduğu konuşuluyor.

Kayhan Karaca

NTV-MSNBC 09 Ekim 2007 Salı


Alevi Örgütleri AİHM'in Din Dersi Kararından Memnun

ABF ve AABK, hükümeti mahkemenin zorunlu din dersinin "eğitim hakkı"nın ihlali olduğunu söyleyen kararını uygulamaya ve zorunlu din derslerini derhal kaldırmaya çağırdı.

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Sekreteri Turan Eser, Alevi bir ailenin başvurusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) zorunlu din dersinin "eğitim hakkı"nın ihlali olduğuna karar vermesini memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) başkanı Turgut Öker de "Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümeti ve ilgili çevreler bu karardan sonra, hiç bir şeyin arkasına sığınmadan halen okullarda okutulan zorunlu din dersini hemen kaldırmalı, yeni yapılacak Anayasada da buna uygun bir düzenlemeye gitmelidir" dedi.

"Hükümet gerekeni yapmalı"

Öker, yaptığı yazılı açıklamada "Bizim baştan beri söylediğimiz gibi çok açık bir insan hakları ihlali olan zorunlu din dersleri uygulaması asıl olarak Alevi çocuklarının asimilasyonu için kullanılıyordu. Yaklaşık 25 yıldır uygulanan ve Alevilere Sünniliği empoze eden, inanç özgürlüğü ile bağdaşmayan bu uygulamaya karşı AİHM’in verdiği karar beklediğimiz bir karardı" diye ekledi.

Eser de yaptığı açıklamada "Siyasi iktidar demokratik ve özgürlükçü laiklik tanımına uygun inanç ve vicdan özgürlüğü kayıtsız şartsız güvence altına alacak düzenlemeleri , ilgili toplumsal kesimlerle birlikte derhal hazırlamalıdır. Kimse inancından dolayı, hiz bir alanda ayrımcılığa maruz kalmamalıdır" dedi.

"Çoğulculuk ve objektifliğe aykırı"

Türkiye'de zorunlu din ve ahlak kültürü dersleri askeri darbenin ardından oluşturulan 1982 Anayasasıyla başladı. Zorunlu dersler sadece Sünni Müslümanlığı içerdiği ve laik devletin din dersi veremeyeceği iddiasıyla eleştiriliyordu.

Hasan Zengin, ilkokulda okuyan çocuğunun din derslerinden muaf tutulması talebi reddedilince 2004'te AİHM'e başvurdu.

Mahkeme bugün açıkladığı kararında, zorunlu din derslerinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (AİHS) ek 1 nolu Protokol'ün "eğitim hakkı"nı düzenleyen 2. maddesinin ihlali olduğunu söyledi.

AİHM, Türkiye'den eğitim sistemini bu maddeyle uyumlu hale getirmesini istedi. Ders kitaplarını, müfredatı ve Milli Eğitim Bakanlığı yönergelerini inceleyen mahkeme kararında 1990'dan bu yana Hıristiyan ve Musevi çocukların muaf tutulmasının dersin ayrımcılığına kanıt olduğunu vurguladı.

(EÜ) BİA Haber Merkezi - İstanbul

09 Ekim 2007, Salı


AİHM: Zorunlu Din Dersi Eğitim Hakkı İhlali

Mahkeme "zorunlu din dersleri demokrasinin gereği çoğulculuk ve objektiflik ilkelerine uygun değil" dedi. "Muafiyet seçeneği ayrımcılığın kanıtı."

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), zorunlu din derslerinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (AİHS) ek 1 nolu Protokol'ün "eğitim hakkı"nı düzenleyen 2. maddesine aykırı olduğunu söyledi.

Dahası, mahkeme, Türkiyeli Hıristiyan ve Musevi çocukların din dersinden muaf tutulmasını sağlayan 1990 tarihli Milli Eğitim Bakanlığı kararının da "inanç özgürlüğü"nü güvence altına almaya yetmeyeceğini belirtti.

Türkiyeli hakim Rıza Türmen'in de aralarında bulunduğu yedi hakimin verdiği kararda mahkeme, bu uygulamanın varlığının din derslerinde ayrımcılık yapıldığını gösterdiğini de ekledi.

Alevi ailenin başvurusu

Alevi olduğunu söyleyerek çocuğunun zorunlu din derslerinden muaf tutulması talebi 5 Ağustos 2003'te Danıştay'ca reddedilen Hasan Zengin ve kızı Eylem'in başvurusunda mahkeme "Türkiye'nin tazminat olarak eğitim sistemi ve ulusal yasalarını Protokolün 2. maddesiyle uyumlu hale getirmesi"ni istedi.

Buna göre hükümet ya din derslerini zorunlu olmaktan çıkaracak, ya da müfredatın tüm inançlara eşit mesafede durmasını sağlayacak. Fakat ikinci yol seçilse dahi uzmanlar varolan inanç zenginliğini tamamen ve eşit biçimde kapsamanın mümkün olmadığını söylüyor.

Sorunun farkında olan hükümet geçtiğimiz günlerde konuyu tartışmaya açmıştı. Sorunun Türkiye'de örgün eğitimdeki din eğitimi müfredatının uygulanma biçiminden kaynaklandığını belirten mahkeme, hükümetin yargılama masrafı olarak 2 bin 900 avroyu başvuru sahiplerine ödemesine de hükmetti. Hükümetin üç ay içinde itiraz hakkı bulunuyor. Zengin, 2 Ocak 2004'te Strasbourg mahkemesine başvurmuştu.

İnancına göre eğitim hakkı

AİHS'e ek 1 nolu Protokol'ün "Eğitim Hakkı" başlıklı 2. maddesi şöyle:

"Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir."

Türkiye'de din dersleri 1980 askeri darbesi sonrasında hazırlanan 82 Anayasası'nın 24. maddesiyle zorunlu hale getirildi.

Kararda "laiklik"e vurgu yok

Hasan Zengin, başvurusunda ailelerin çocuklarına inançlarıyla uyumlu bir eğitim aldırma hakkının İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi gibi uluslararası anlaşmalarla güvence altına alındığını vurguladı.

Zorunlu din ve ahlak kültürü derslerinin "laiklik" ilkesine de aykırı olduğunu iddia eden Zengin, Aleviliğin İslamın yorumlarından biri olduğunu fakat derslerin esas olarak Sünni İslam öğretisini içerdiğini vurguladı ve ek protokol 2. maddenin yanı sıra AİHS 9. maddeye –din ve vicdan özgürlüğü- de aykırı olduğunu iddia etti.

"Sadece Sünni İslam öğretiliyor"

Türkiye'de yoğun bir Alevi nüfus bulunduğunu vurgulayan mahkeme, ders müfredatını, ders kitaplarını ve MEB yönergelerini inceleyerek "derslerin demokratik bir toplumda olması öngörülen çoğulculuk ve objektiflik ilkelerine uymadığını" söyledi:

  • Ders kitapları ve müfredat İslam'a diğer inançlardan daha fazla yer veriyor. Özellikle Hz. Muhammed ve Kuran'a yoğunlaşıyor. Çocukların Kuran'dan sureler ezberlemeleri bekleniyor.
  • Müslümanlıkla ilgili sadece genel bilgiler değil, ibadet şekilleri, kültürel ritüeller, hac gibi konuları da içeriyor. Bununla birlikte çocuklara Alevi inancının ritüelleri ve ibadet şekilleri hakkında hiçbir bilgi verilmiyor.

"Gayrı müslimlere muafiyet ayrımcılığın kanıtı"

İkinci olarak mahkeme eğitim sisteminde ailelerin çocuklarının inançlarına uygun eğitim alabilmesi için uygun yöntemler sunup sunmadığına baktı.

Hıristiyan ve Musevi çocukların derslerden muaf tutulabilmesinin yeterli olmadığını belirten mahkeme şöyle dedi:

"Bu karar derslerin sözü geçen inanca sahip insanları rahatsız edeceğini gösteriyor. Eğer ders söylendiği gibi tüm inançlara eşit mesafedeyse bunu sadece Müslüman çocuklara zorunlu kılmak için bir sebep olmazdı. Ayrıca ailelerin bu muaffiyeti almak için inançlarını okul yöneticilerine açıklamak zorunda bırakılmaları, açık bir kararın olmaması nedeniyle de yöneticilerin bu talepleri keyfen reddetme olasılığının bulunması bu yöntemin vicdan ve inanç özgürlüğünü güvence altına almak için doğru bir yol olmadığını gösterir."

(EÜ/NZ) BİA Haber Merkezi - Strasbourg

09 Ekim 2007, Salı Erhan ÜSTÜNDAĞ


Genç: AİHM kararı hükümeti rahatlatacak

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Alevi babanın davasını savunan avukat Kazım Genç, NTV’ye “kararın hem AK Parti hükümetini, hem de Türkiye’yi rahatlatacağını” söyledi.

ANKARA - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, zorunlu din dersinin özgürlük ihlali olduğunu açıklarken, davayı savunan Avukat Kazım Genç ise, “Beklediğimiz karar çıkarsa hükümet, hem tabanına hem de ülke geneline ‘AB projemiz için anayasamızı böyle düzenlemek zorundayım’ diyerek baskılardan kurtulur” dedi.

2004 yılının ocak ayında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde açılan davada baba H.Z. kızının okutulan din dersinin sadece sünni geleneklere dayalı perspektiften verilmesinden dolayı mağdur olduğunu ve bunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olduğunu savunmuştu.

Devletin laik olduğunu söylemesine rağmen dini inançlar arasında ayrımcılık yaptığını ileri süren davacılar, dini derslerin zorunlu olmaktan çıkarılmasını talep etmişti.

NTV’nin sorularını yanıtlayan davacıların avukatı Kazım Genç, AİHM’in “Dostane çözüm bulun” önerilerinin hükümet tarafından dikkate alınmadığını belirterek şunları söyledi:

“Dostane çözüm önerimiz de Anayasa’nın bu 24. maddesi, Milli Eğitim temel kanununun aykırılığının tespiti ve müvekkilin çocuğunun çektiği mağduriyet nedeniyle cüzi bir manevi tazminat talebimiz ve yargılama giderleri talebimiz oldu. Ama hükümet hiçbir şekilde bu konuda bir cevap vermedi, verdiyse de bize ulaşmadı.”

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN ÖNEMLİ BİR FIRSAT

Kazım Genç kararın, yeni anayasa hazırlayan hükümeti rahatlatacağını düşünüyor:

“Bu kararın şu faydası olacak, sözleşmeye aykırılık tespit edildiğinde hükümetin elinde bu çok önemli bir olanak, fırsat olacaktır. Hem tabanına hem de ülke geneline bunu sunmak için. ‘Biz AB’ye girmek noktasında bir projemiz var, planımız var, yargı kararı da bu yöndedir, ben anayasamı buna göre düzenlemek zorundayım’ diyerek, din eğitimini Anayasa kapsamı dışına çıkartması gerekir.”

NTV 09 Ekim 2007 Salı


AİHM zorunlu din dersinde Türkiye'yi haksız buldu

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, iki Alevi vatandaşın Türkiye aleyhine açtığı zorunlu din ve ahlak kültürü dersiyle ilgili davada kararını verdi.AİHM, kızını zorunlu din dersine sokmak istemeyen babayı haklı buldu.

Davacılar, Türkiye’de bu dersin sadece Sünni geleneklere dayalı perspektiften verilmesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin inanç ve eğitim haklarıyla ilgili maddelerine aykırı olduğunu savunuyordu.

AİHM, 1. ek protokolün 2. maddesinin ihlal edildiği görüşüne vararak, başvuruyu yapan kişiye Türkiye'nin mahkeme masrafı olarak 3 bin 726 avro ödemesini kararlaştırdı. Gerekçeli kararda, “eğitim sırasında, devletin, ebeveynlerin dini inançlarına saygı göstermesi gerektiği” belirtildi.

Laiklik ilkesine rağmen, dini inançlar arasında ayrımcılık yapıldığını ileri süren davacılar, din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılmasını talep ediyordu. Ayrımcılık yapılmadığını ileri süren Türk hükümeti ise, din dersi değil din ve ahlak konusunda genel kültür dersi verildiğini savunuyordu.

AİHM’in kararı, bundan sonraki olası başvurularda emsal teşkil edecek.

DAVANIN GEÇMİŞİ

Alevi inancını benimseyen Hasan Zengin isimli vatandaş, AİHM'ye 2004 yılında yaptığı başvuruda, "Türkiye'nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili 9. maddesini ve eğitim hakkıyla ilgili 1. protokolün 2. maddesini ihlal ettiği" görüşünü savunmuştu.

Zengin, Türkiye'deki mahkemelere yaptığı başvuruda, 7. sınıfta okuyan kızı Eylem Zengin'in, din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinden muaf olmasını talep etmiş, ancak sonuç alamamıştı.

Zengin, Türk mahkemelerine yaptığı başvuruda, Türkiye'de verilen zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin, laiklik ilkesine aykırı olduğunu savunmuş ve derslerde öğretilen Sünni İslam eğitiminin tarafsız olmadığı görüşünü dile getirmişti.

Türkiye'de Anayasa'nın 24. maddesinin 21. bölümü uyarınca ilköğretimdeki çocukların, din kültürü ve ahlak bilgisi derslerine girmesinin zorunlu kılındığını belirten Zengin, AİHM'ye yaptığı başvuruda, "Türkiye'de din kültürü ve ahlak bilgisi dersi öğretim biçiminin, kızının din özgürlüğüne ve ebeveyn olarak çocuğuna kendi inançlarına göre din dersi öğretilmesi güvencesine aykırı olduğu" görüşünü savunmuştu.

HÜRRİYET


AİHM: "Zorunlu din dersi özgürlük ihlali"

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bir Alevi vatandaşın zorunlu ''din kültürü ve ahlak bilgisi'' dersiyle ilgili başvurusunda Türkiye'yi haksız buldu. Mahkeme zorunlu din dersi eğitiminin ''özgürlük ihlali'' olduğuna hükmetti.

Mahkeme, 1'inci ek protokolün 2'nci maddesinin ihlal edildiği görüşüne vararak, başvuruyu yapan Hasan Zengin'e Türkiye'nin mahkeme masrafı olarak 3 bin 726 euro ödemesini kararlaştırdı.

Gerekçeli kararda, "eğitim sırasında, devletin, ebeveynlerin dini inançlarına saygı göstermesi gerektiği" belirtildi.

AİHM'nin ilgili dairesi, geçen yıl ekim ayında konu ile ilgili bir duruşma yapmış ve başvuruyla ilgili tarafların görüşlerini dinlemişti.

Yaklaşık iki saat süren duruşmada, Türk hükümetinin avukatı, "zorunlu derslerin AİHM içtihadına uygun olduğunu" belirtmiş, başvuru sahibinin avukatı, "zorunlu derslerin laiklik ilkesine aykırı olduğu görüşünü" dile getirmişti.

Türk hükümeti adına savunma yapan avukat Münci Özmen, AİHM içtihadına göre eğitimi düzenlemenin devletin yetki ve sorumluluğu altında olduğunu ifade etmiş ve "yasaların ailelere, kurumsal eğitimi çökertme hakkı tanımadığını" söylemişti.

Başvuru sahibinin avukatı Kazım Genç, "Türkiye'deki uygulamanın laiklik ilkesine tamamen aykırı olduğunu, laiklik ilkesi gereği devletin din dersi veremeyeceğini, sadece din derslerini gözetim ve denetim altında tutabileceğini" ifade etmişti.

Davanın geçmişi

Hasan Zengin isimli Alevi bir vatandaş, AİHM'ne 2004 yılında yaptığı başvuruda, "Türkiye'nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili 9'uncu maddesini ve eğitim hakkıyla ilgili 1'inci protokolün 2'nci maddesini ihlal ettiği" görüşünü savunmuştu.

Hasan Zengin, Türkiye'deki mahkemelere yaptığı başvuruda, 7'nci sınıfta okuyan kızı Eylem Zengin'in, din ve ahlak derslerinden muaf olmasını talep etmiş, ancak bir sonuç alamamıştı.

Zengin, Türk mahkemelerine yaptığı başvuruda, Türkiye'de verilen zorunlu din ve ahlak derslerinin, laiklik ilkesine aykırı olduğunu savunmuş ve derslerde öğretilen Sünni İslam eğitiminin tarafsız olmadığı görüşünü dile getirmişti.

Türkiye'de Anayasa'nın 24'üncü maddesinin 21'inci bölümü uyarınca ilköğretimdeki çocukların, din ve ahlak derslerine girmesinin zorunlu kılındığını belirten Zengin, AİHM'ne yaptığı başvuruda, "Türkiye'de din ve ahlak dersi öğretim biçiminin, kızının din özgürlüğüne ve ebeveyn olarak çocuğuna kendi inançlarına göre din dersi öğretilmesi güvencesine aykırı olduğu" görüşünü savunmuştu.

9 Ekim, 2007 - CNNTURK


AİHM: Zorunlu din dersi özgürlük ihlali

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye’de ilköğretim okullarındaki din ve ahlak kültürü derslerinin zorunlu tutulmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin eğitim hakkıyla ilgili maddesine aykırı olduğuna hükmetti.

STRASBOURG - Alevi inançlı Hasan Zengin ile kızı Eylem Zengin tarafından 2004 yılından açılan davayla ilgili kararını bugün açıklayan AİHM, Aleviliğin toplumun önemli bir kesimini oluşturmasına rağmen, mevcut din dersi müfredatının bu konuda yetersiz olduğu sonucuna vardı.

Kararda, devletin değişik dinlere karşı tarafsız ve nötr olma yükümlülüğüne ve dini toplulukları tek bir çatı altında toplamak için önlem alma gereksinimi olmadığına da vurgu yapılıyor.

Demokratik bir toplumda sadece çoğulcu bir eğitimin öğrencilere din, vicdan ve düşünce özgürlüğü çerçevesinde dini olgu hakkında eleştirel bir yön kazandırabileceğine vurgu yapan AİHM, söz konusu özgürlüğün, dini boyutu içinde, inananlar için olduğu kadar ateistler, agnostikler ve kuşkucular için de önemli olduğunu hatırlattı.

Kararda, bir devletin eğitim programlarına din dersi de koyması halinde, öğrencilerin dini eğitim ile ebeveynlerinin dini veya felsefi inançları arasında kalmalarının engellenmesi gerektiği de belirtildi.

Mahkeme, Türkiye’de Hıristiyan ve Musevi öğrencilerin din derslerinden muaf tutulabildiklerini, ancak bunun için bu inançlardan olan ailelerin önceden okul yönetimini bilgilendirmeleri gerektiğini, bu durumun ise Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili maddesiyle çelişebileceğini kaydetti.

Kararda, din derslerinin sadece Müslüman öğrencilerle sınırlı tutulması halinde çocukların ve ailelerinin din özgürlüğünü korumak amacıyla derslerin zorunlu olmaktan çıkarılması gerektiğine de hükmediliyor.

Mahkeme, Türkiye’deki din derslerinde Sünni İslam dışında başka bir dinden veya felsefeden olan çocuk ve aileler için hiçbir uygun seçenek olasılığı bulunmamasından ötürü davacı Eylem ve Zengin ve babası Hasan Zengin’in Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin eğitim hakkıyla ilgili maddesiyle güvence altına alınmış özgürlüklerinin ihlal edildiği sonucuna vardı. Kararda, din derslerinden muaf tutulma uygulamasının da uygun bir yöntem olmadığı, zira bu uygulamanın öğrenci ve ailesini dini veya felsefi inançlarını açığa vurmaya zorladığı not ediliyor.

Mahkeme, oy birliğiyle aldığı kararda, davacı baba kızın din ve vicdan özgürlüklerinin de reddedildiğine ilişkin iddialarını ise, bu çerçeveye girmediği gerekçesiyle geri çevirdi. Mahkeme ayrıca, Ankara’nın davacı aileye 3 bin 726 Euro mahkeme masrafı ödemesine hükmetti.

Karar, benzer olası dava başvuruları için örnek oluşturması bakımından önem taşıyor.

DAVANIN GEÇMİŞİ

Dava, Alevi inançlı Türk vatandaşı Hasan Zengin ile kızı Eylem Zengin tarafından 2004 yılında AİHM’de açılmıştı. Davacılar, zorunlu din ve ahlak kültürü derslerinin sadece Sünni geleneklere dayalı perspektiften verilmesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin inanç ve eğitim haklarıyla ilgili maddelerine aykırı olduğunu savunuyorlardı.

Tek dine dayalı devlet politikası ile zorunlu din eğitiminin, laiklik ilkesiyle bağdaşmadığını da savunmuşlar ve Türkiye’nin, Fransız modelini benimseyerek din derslerini zorunlu olmaktan çıkarmasını istemişlerdi.

Türk hükümeti ise davayla ilgili savunmasında, laiklik ilkesine vurgu yapmakla birlikte, devletin eğitim hakkını düzenleme yükümlülüğünü ön plana çıkarmıştı. Hükümet, Türkiye’de Aleviler ile Sünniler arasında ayrımcılık yapılmadığını savundu, ve söz konusu derslerin, din dersi değil, din ve ahlak konusunda genel kültür dersi olduğunu savunmuştu.

Kayhan Karaca NTV-MSNBC 09 Ekim 2007 Salı


Türkiye zorunlu din dersinden mahkum oldu

STRASBOURG (09.10.2007)-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Alevi baba Hasan Zengin ve kızı Eylem Zengin’in davasını karara bağlayarak zorunlu din dersinin özgürlük ihlali olduğuna hükmetti. Karar emsal teşkil etmesi bakımından önem arz ediyor.

Alevi baba Hasan Zengin’in ilköğretimde din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılmasına ilişkin açtığı davayı karara bağlayan AİHM, Türkiye’yi mahkum etti. Zorunlu din dersi ile Türkiye’nin özgürlük ihlalinde bulunduğuna hükmeden AİHM, kendisine laik diyen bir hükümetin tüm dinlere eşit mesafede durması gerektiği kaydetti.

Alevi baba Hasan Zengin’in ilköğretimde din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılmasına ilişkin açtığı davayı karara bağlayan AİHM, Türkiye’yi mahkum etti. Zorunlu din dersi ile Türkiye’nin özgürlük ihlalinde bulunduğuna hükmeden AİHM, kendisine laik diyen bir hükümetin tüm dinlere eşit mesafede durması gerektiği kaydetti.

İstanbul’da ikamet eden 1960 doğumlu Hasan Zengin ve 1988 doğumlu kızı Eylem Zengin’in açtığı davada AİHM, Türkiye’yi 3 bin 726 euro mahkeme masraflarını ödeme cezasına çarptırdı. AİHM, bu miktarın kararın kesinleşmesinden sonraki üç ay içinde ödenmesini istedi.

Alevi inançlı Hasan Zengin ile kızı Eylem Zengin’in 2004 yılında AİHM’de açtığı davanın duruşması 3 Ekim 2006 tarihinde Strasbourg mahkemesinde yapılmıştı. Hasan Zengin, 23 Şubat 2001’de İstanbul Eğitim Müdürlüğü’nden kızının din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf tutulmasını istedi. 2 Nisan 2001 tarihinde Eğitim Müdürlüğü, bu talebin kabul edilmesinin mümkün olmadığını söyleyerek şunları belirtti. Hasan Zengin, talebinin reddedilmesi ardından İstanbul Mahkemesi’ne başvurarak zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin kaldırılmasını istedi. Mahkeme ise Anayasa’nın ilgili maddesini gerekçe göstererek Zengin’in talebini 28 Aralık 2001’de reddetti.

Davacı AİHM’e yaptığı başvuruda Alevi inancının başka kültürlerden, dinlerden ve felsefelerden etkilenen bir felsefe veya bir inanç olduğunu belirterek, İslam’ın Hanefi mezhebinden sonra Türkiye’de en yaygın inançlardan biri olduğunu kaydetmişti. Hasan Zengin, ayrıca Alevilerin Şeriat’ı ve Sünniliği reddettiği, din özgürlüğü, insan hakları, kadına saygın, hümanizm, demokrasi, rasyonalizm, modernizm, evrensellik, hoşgörü ve laikliği savunduğuna dava dosyasında yer verdi.

ANF NEWS AGENCY


AİHM'den dini konuda yine siyasi karar

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi derslerine yapılan itiraza ilişkin bir başvuruda, Türkiye'yi haksız buldu. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 1. ek protokolün 2. maddesinin ihlal edildiği görüşüne varılan AİHM'nin gerekçesi kararında, Türkiye'deki din kültürü ve ahlak bilgisi derslerini tarafsız olmadığı yorumu yapıldı.

Vakit


Din dersinde Türkiye aleyhine karar

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, zorunlu din ve ahlak kültürü dersiyle ilgili davada, bu dersin zorunlu kılınmasının insan hakkı ihlali olduğuna karar verdi. Türk vatandaşı Hasan Zengin ile zorunlu din dersine sokmak istemediği kızı Eylem Zengin, Türkiye’de bu dersin sadece Sünni bakış açısıyla verilmesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin inanç ve eğitim haklarıyla ilgili maddelerine aykırı olduğunu belirterek 2004 yılında dava açmışlardı.

Star


AİHM zorunlu din dersinde Türkiye'yi haksız buldu

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, iki Alevi vatandaşın Türkiye aleyhine açtığı zorunlu din ve ahlak kültürü dersiyle ilgili davada kararını verdi. AİHM, kızını zorunlu din dersine sokmak istemeyen babayı haklı buldu.

EMSAL OLACAK

Bu dersin sadece Sünni geleneklere dayalı perspektiften verildiğini savunan davacıları haklı bulan AİHM, Türkiye'yi başvuruyu yapan kişiye mahkeme masrafı olarak 3 bin 726 euro ödemeye mahkum etti.

Güneş


Din dersi zorunlu olamaz

AİHM'nin gerekçeli kararında, 'devletin, eğitim sırasında ebeveynlerin dini inançlarına saygı göstermesi gerektiği' belirtildi

STRASBOURG (AA) - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye'de ilköğretim okullarındaki din v ...

Cumhuriyet

 

 
Ana Sayfa | Basın Açıklamaları | Yazı Dizisi | Haberler | Şubemizden Haberler | Yazarlar | Etkinlikler