Milli
Eğitim Bakanlığı (MEB) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin,
zorunlu din dersi ile ilgili kararına itiraz edecek. Bakanlık
''Dersin içeriğinde değişikliğe gerek yok, zaten yapıldı''
açıklamasında bulundu.
Din
dersi ile ilgili komisyonda görev yapan Devlet Bakanı Sait
Yazıcıoğlu ise, "Dersin içeriği gerekirse değişebilir" dedi.
Alevi dernekleri de "dersten muaf tutulma hakkı" istedi.
AİHM, "Türkiye, zorunlu din dersi ile tarafsızlık, çoğulculuk,
dini ve felsefi inançlara saygı kriterlerini karşılamamıştır"
gerekçesi ile Alevi bir ailenin zorunlu din dersine karşı
açtığı davada Türkiye'yi tazminat ödemeye mahkum etti.
Mahkeme kararında din dersinin içeriği nedeniyle zorunlu olamayacağını
da vurguladı.
Milli
Eğitim Bakanlığı, bu karara itiraz etmeye hazırlanıyor. Bakanlık,
herkes için ayrı bir din dersi verilmesinin Tevhid-i Tedrisat
Kanunu'na aykırı olacağını belirtiyor.
Bakanlık
ayrıca Aleviliğin İslam dini içinde olduğunun altını çizerek,
ayrı bir din olarak okutulamayacağını kaydediyor. Din Kültürü
ve Ahlak Bilgisi dersinde müfredat değişikliği yapıldığını
hatırlatan MEB, "Yeni bir değişikliğe gerek yok" diyor.
Milli
Eğitim Bakanlığı karara itiraz edecek ancak AK Parti'de kurulan
din eğitimi komisyonu üyesi Devlet Bakanı Sait Yazıcıoğlu,
AİHM'in kararını "Sürpriz değil beklediğimiz bir karardı o
kadar da vahim değil" sözleri ile değerlendirdi.
"AİHM
kararı dersin içeriği ile ilgili"
AİHM
kararının, daha çok "dersin içeriği"yle ilgili olduğuna işaret
eden Yazıcıoğlu, "Dersin içeriği asıl temayı oluşturuyor gibi
geliyor bana. İçerikle ilgili sıkıntı olabiliyor zaman zaman.
İçeriğinde maksadı aşan hususlar varsa bunların da elden geçirilmesi
gerektiğini daha öncede söylüyorduk. Yeni bir durum değil"
diye konuştu.
Yazıcıoğlu,
"Zaten zorunluluğun kaldırılması ile ilgili çalışmamız devam
ediyor. Ben şahsen din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin zorunlu
olması ancak isteyenlerin muaf tutulması görüşündeyim. İsteyen
muaf olduktan sonra neyin davası olacak. Dersin içeriği ile
ilgili itirazlar olduğunu da görüyoruz. İçerik ile ilgili
bazı sıkıntılar olabiliyor maksatı aşan bir husus varsa içerik
de gerekirse elden geçirilebilir" diye konuştu.
Alevi dernekleri ise kararı "demokrasi ve laiklik mücadelesinde
bir kazanım" olarak niteledi. Pir Sultan Abdal Derneği dersten
muaf olma hakkının getirilmesini istedi.
Pir
Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Kazım Genç, "Aileler çocuklarının
dersten muaf tutulmasını isteyebilmeliler" dedi.
Eğitim-Sen de Alevi derneklerine destek verdi. Dersten muaf
olma hakkı verilmezse ailelere dava açmaları konusunda destek
olacaklarını açıkladı.
AİHM:
"Zorunlu din dersi özgürlük ihlali"
Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi, bir Alevi vatandaşın zorunlu ''Din
Kültürü ve Ahlak Bilgisi'' dersiyle ilgili başvurusunda 9
Ekim'de Türkiye'yi haksız bulmuş ve zorunlu din dersi eğitiminin
''özgürlük ihlali'' olduğuna hükmetmişti.
10 Ekim, 2007 - CNN TÜRK
AK
Parti, Zorunlu Din Dersi Tartışmalarına Son Noktayı Koydu
AK
Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), zorunlu din dersiyle ilgili
düzenlemenin 1982 Anayasası'ndaki haliyle korunmasını kararlaştırdı.
Buna göre, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi okullarda zorunlu
olacak ancak din eğitimi isteğe bağlı olarak verilecek. MYK,
özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) dünkü
kararının ardından din eğitimiyle ilgili uygulamada yaşanan
sorunların Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılacak değişikliklerle
çözülmesini benimsedi.
Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan AK Parti Merkez
Yürütme Kurulu, 'zorunlu din dersi' tartışmalarına son noktayı
koydu. Devlet Bakanı Sait Yazıcıoğlu başkanlığında oluşturulan
komisyonun hazırladığı raporun değerlendirildiği toplantıda,
zorunlu din dersi düzenlemesinin 1982 Anayasası'ndaki mevcut
haliyle devam etmesine karar verildi. 1982 Anayasası'nın zorunlu
din dersini düzenleyen 24. maddesine göre Din Kültürü ve Ahlak
Bilgisi öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan
zorunlu dersler arasında yer alıyor. Aynı maddede isteğe bağlı
kılınan din eğitimiyle ilgili de, "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine,
küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlıdır" hükmü
yer alıyor.
Toplantıda
AİHM'in 'Zorunlu din dersi insan haklarına aykırıdır' kararı
da değerlendirildi. MYK, din eğitimiyle ilgili uygulamada
yaşanan sorunların aşılması için inisiyatifin Milli Eğitim
Bakanlığı'na bırakılmasını kararlaştırdı. Din eğitiminin isteğe
bağlı olması hükmünü düzenleyen 24. maddenin ikinci fıkrasının
Anayasa'da aynen devam etmesi benimsenirken, söz konusu maddeye
uygulamada işlerlik kazandırılması kararlaştırıldı. Bu çerçevede
din eğitimiyle ilgili uygulamada ortaya çıkan sorunlar Anayasa
ile değil Milli Eğitim Bakanlığı'nın hayata geçireceği müfredat
değişikliğiyle çözülecek.
(DA-MAY-NÇ-Y) (İhlas Haber Ajansı) 10.10.2007
AİHM
Zorunlu din dersi hak ihlali dedi
AİHM
Türkiye’deki ilköğretim okullarında zorunlu din dersi eğitimini
özgürlük ihlali olarak değerlendirerek, anayasanın 24’üncü
maddesini mahkum etti
Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), zorunlu din kültürü ve ahlak
bilgisi derslerine yapılan itiraza ilişkin bir başvuruda Türkiye’yi
haksız buldu AİHM, Türkiye’nin mahkeme masrafı olarak 3 bin
726 Euro ödemesini kararlaştırdı. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin
(AİHS) 1. ek protokolün 2. maddesinin ihlal edildiği görüşüne
varılan AİHM’nin gerekçesi kararında, Türkiye’deki din kültürü
ve ahlak bilgisi derslerini tarafsız olmadığı yorumu yapıldı.
AİHM,
ilköğretimde okutulan zorunlu din dersinin ‘İslam’ olduğunu
kaydederek, toplumun önemli bir kesimini oluşturan Aleviliğin
ise müfredatta yetersiz olduğunu belirtti.
ALEVİ BABA BAŞVURMUŞTU
Alevi vatandaş Hasan Zengin ve kızı Eylem AİHM’ye 2004 yılında
yaptıkları başvuruda, “Türkiye’nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin
din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili 9. maddesini ve eğitim hakkıyla
ilgili 1. protokolün 2. maddesini ihlal ettiği” görüşünü savunmuştu.
Zengin, Türkiye’deki mahkemelere yaptığı başvuruda, 7. sınıfta
okuyan kızı Eylem’in din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinden
muaf olmasını talep etmiş, ancak sonuç alamamıştı Zengin,
Türk mahkemelerine yaptığı başvuruda, Türkiye’de verilen zorunlu
din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin, laiklik ilkesine
aykırı olduğunu savunmuş ve derslerde öğretilen Sünni İslam
eğitiminin tarafsız olmadığı görüşünü dile getirmişti.
AİHM’de
dün görülen davada, Türk hükümetinin avukatı Münci Özmen,
“Zorunlu derslerin AİHM içtihadına uygun olduğunu” belirtmiş,
başvuru sahibinin avukatı, “zorunlu derslerin laiklik ilkesine
aykırı olduğu görüşünü” dile getirdi.
Başvuru
sahibinin avukatı Kazım Genç ise laiklik ilkesi gereği devletin
din dersi veremeyeceğini söyledi. Türk hükümetini haksız bulan
AİHM kararında, devletin değişik dinlere karşı tarafsız olma
yükümlülüğüne de vurgulandı.
Kararda,
eleştirel ve çoğulcu bakış açısının ateistler, agnostikler
ve kuşkucular için de önemli olduğu kaydedildi. Kararda, ayrıca
bir devletin din dersini müfredata alması halinde, öğrencilerin
dini eğitim ile ebeveynlerinin inançları arasında kalmalarının
engellenmesi gerektiğine de ilişkin hükümler yer aldı.
TÜRKİYE
İTİRAZ EDEBİLİR
Mahkeme,
din derslerinden muaf tutulma uygulamasının uygun bir yöntem
olmadığını zira bu uygulamanın öğrenci ve ailesini dini veya
felsefi inançlarını açığa vurmaya zorladığını da belirtti.
Türk hükümetinin AİHM’nin bu yöndeki kararına 3 ay içinde
itiraz hakkı bulunuyor.
Hükümet karara rağmen zorunlu din dersinde ısrarlı
AİHM,
Türkiye’deki zorunlu din dersi uygulamasının Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi (AİHS) ile düzenlenen “eğitim” hakkını
ihlal ettiğine karar verirken, hükümet din kültürü ve ahlak
bilgisi dersinin zorunlu olmasını savunuyor. Akademisyenlere
hazırlatılan anayasa taslağında din dersinin seçmeli hale
getirilmesi önerisine sıcak bakmayan AKP, bu konuda Diyanet’ten
sorumlu Devlet Bakanı Said Yazıcıoğlu, Devlet Bakanı Mehmet
Aydın ve Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’e görüşlerini sormuştu.
Bu komisyon da, anayasanın 24’üncü maddesinde yer alan ve
din dersinin zorunlu olarak okutulmasını öngören düzenlemenin
aynen devam etmesini savunan bir rapor hazırladı. Konuyla
ilgili açıklama yapan Bakan Said Yazıcıoğlu, “Ben din dersinin
zorunlu olmasından yanayım. Ancak rapor henüz tamamlanmadı.
Daha ortada bir şey yok, çalışıyoruz. AİHM kararını görmediğim
için bir şey söyleyemem. Ama bakacağız” dedi.
Ebru
TOKTAR / ANKARA - 10
Ekim 2007 - AKŞAM
Tek
yanlı din dersi olmaz
Alevi
bir babanın yaptığı başvuruyu değerlendiren Avrupa İnsan Haklar
Mahkemesi babayı haklı buldu. İşte gerekçe
Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi dün aldığı kararında, kızını “sadece
Sünni İslam’ın öğretildiği zorunlu din dersine sokmak istemeyen”
Hasan Eylem adlı Alevi babayı haklı bularak Türkiye’nin Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğine karar verdi.
AİHM,
Türkiye’nin sözleşmenin bir numaralı ek protokolünün iki numaralı
maddesini ihlal ettiğini belirterek, Türk devletini 3 bin
726 euro mahkeme masrafını ödemeye mahkum etti. Bu madde,
“Her ailenin çocuklarının kendi inançlarına göre ya da bir
başka inanca göre eğitim almayı talep etme hakkı olduğunu”
belirtiyor.
Yüksek
mahkemenin bu kararı, Türkiye’deki yeni anayasada zorunlu
din derslerinin kapsamının nasıl olması gerektiğine ışık tutması
açısından da önem taşıyor. Buna göre AİHM, Türkiye’den ya
zorunlu okutulan din derslerini seçmeli yapmasını ya da zorunlu
tutulan din derslerinde bütün din ve inanç sistemlerini aynı
ağırlıkta öğretmesini istemiş oluyor.
AİHM,
Türkiye’de ilk ve orta dereceli okullarda okutulan zorunlu
din derslerini, müfredat programı ve Türk eğitim sisteminin
ailelerin din ve inançlarına saygı gösterip göstermediğine
ilişkin iki ayrı açıdan değerlendirdi.
İki
gerekçe sundu
Okullardaki
din derslerinin müfredat programını demokratik toplumun gerektirdiği
çoğulculuk ve objektiflik ilkelerine uymadığında karar kılan
AİHM din dersleri müfredatını şu gerekçe ile eleştirdi: “Öncelikle
müfredat, İslam dinine diğer din ve inançlardan çok fazla
ağırlık veriyor. Din kitapları bütün dinlere ilişkin genel
bir açıklama verirken, İslam dininin bütün prensipleri ayrıntılı
şekilde öğretiliyor. Öte yandan Alevilik, Türk halkının büyük
bir kesiminde temsil edilmesine rağmen, Alevilik öğrencilere
çok sonraki yıllarda öğretiliyor.” Mahkeme eğitim sisteminin
ailelerin dini inançlarına da saygı göstermediğini vurguladı.
şu gerekçeyle açıkladı:
İşte gerekçe
“Türkiye’de Hristiyan ve Yahudi öğrencilerin zorunlu din derslerinden
muhaf tutulması söz konusu olabiliyor. Ama eğer bu derslerin
amacı bütün dinleri öğretmekse sadece Müslüman öğrencilere
zorunlu tutulmasının bir gerekçesi olamaz. Üstelik bu derslerden
muhaf tutulmak isteyen gayri Müslimlerin, bu konuda okul yetkililerini
bilgilendirmekle yükümlü olmaları da inanç özgürlüğü ile bağdaşmaz.
Mahkeme, muafiyet usulünün yerinde olmadığı görüşünde.”
Haber:
Duygu LELOĞLU / BRÜKSEL - 10 Ekim 2007 - VATAN
Din
dersi seçmeli mi oluyor?
Devlet
Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu, Avrupa insan Hakları Mahkemesinin
(AİHM) zorunlu din dersi ile ilgilikararının "vahim olmadığını"
belirterek, "Zorunluluğu muhafaza edip de isteyenlerin kapsam
dışı kalması bir seçenektir" dedi.
TBMM'de gazetecilerle sohbet eden Yazıcıoğlu, "AİHM kararını
nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizin Anayasa çalışmalarınızda
bu seçenek de var mı?" sorusuna, "O kararda bir şey yok. Bilinen
bir şey. Zorunluluğu muhafaza edip de isteyenlerin kapsam
dışı kalması da bir seçenekti. Bu benim düşüncemdi zaten..."
yanıtını verdi.
AİHM
kararının, daha çok "dersin içeriğiyle" ilgili olduğuna işaret
eden Yazıcıoğlu, "Dersin içeriği asıl temayı oluşturuyor gibi
geliyor bana. İçerikle ilgili sıkıntı olabiliyor zaman zaman.
İçeriğinde maksadı aşan hususlar varsa bunların da elden geçirilmesi
gerektiğini daha önce de söylüyorduk. Yeni bir durum değil.
Bilmediğimiz bir şey değil, çok sürpriz değil" dedi.
Yazıcıoğlu, "Muafiyet getirilmesi AİHM'e gitme yolunu kapatır
mı?" sorusu üzerine, "Muafiyet olduktan sonra niye olmasın
ki... İsteyen (zorunluluğun) dışında kaldıktan sonra neyin
davasını açacak? O zaman gürültü çıkarmak olur" diye konuştu.
Konuyla
ilgili yeni anayasanın beklenip beklenmeyeceği sorusuna karşılık
Yazıcıoğlu, "Sanmıyorum. Yeni anayasa da çok da uzun değil.
Gerçi gündem biraz kaydı ama... O çalışma devam edecek. Taslak,
çalışma olgunlaştıktan sonra kamuoyunun eleştirisine açılacak.
Zaten ne konuşuyorsak hepsi taslaktır. Ama değişik zeminlerde
tartışıldıktan sonra bir yere varılacak. O gerekli prosedüre
uygun şekilde yürüyecek" dedi.
Dersin
bundan sonra nasıl okutulacağı konusunda Milli Eğitim Bakanı
ile görüşüp görüşmediği sorusuna Yazıcıoğlu, bunun kendisinin
ilgi alanı olmadığı yanıtını verdi.
Yazıcıoğılu,
"AİHM kararından sonra bir değişiklik olması zorunlu hale
geldi mi?" sorusuna ise "Zaten bir değişiklik olacak ama bu
karar o kadar da vahim bir karar değil. Bu beklenen bir şeydi.
Bu yönde bir karar çıkacağı tahmin de ediliyordu. Biz düşünce
ifade ederken o istikamette de görüş bildiriyorduk. Ama bu
bir görüştür. Herkes düşüncesini söylüyor. Biz de söylüyorduk.
Bu görüşler tartışılacak ve sonunda nihayet biri kabul edilecek"
diye konuştu.
10
Ekim 2007 - VATAN
AİHM'den
zorunlu din dersi davasında Türkiye aleyhine karar
AİHM,
zorunlu din kültürü dersiyle ilgili davada, dersin zorunlu
kılınmasının insan özgürlüklerini engellediği kararına vardı.
Uzmanlar,
AİHM'nin eski müfredata göre karar verdiğine dikkat çekerek,
"Karar emsal oluşturmaz." dedi.
Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), din ve ahlak kültürü dersinin
zorunlu kılınmasının insan hakkı ihlali olduğuna karar verdi.
Alevi inançlı Hasan Zengin, zorunlu din dersine girmesini
istemediği kızı Eylem Zengin için, Türkiye'de bu dersin sadece
Sünni bakış açısıyla verildiğini belirterek, 2004 yılında
AİHM'ye başvurmuştu. Türkiye'deki uygulamanın Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) inanç ve eğitim haklarıyla ilgili
maddelerine aykırı olduğunu savunan başvuruyu kabul eden AİHM,
görülen davada Türkiye'yi haksız buldu. AİHM'nin gerekçeli
kararında, "din öğretim programının, ebeveynin inançlarına
saygı göstermemesinin, insan hakları ihlali oluşturduğu" belirtildi.
AİHM, mahkeme masrafı olarak, Türkiye'nin başvuru sahibine
3 bin 726 Euro ödemesine karar verdi. Milli Eğitim Bakanlığı,
'AİHM'nin kararı ferdi' yorumunda bulunurken yetkililer, din
dersinin bu karar sonrasında zorunlu olmaktan çıkmasının söz
konusu olmadığını söyledi.
Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde mahkumiyetine
yol açan dava konusu olan 7. sınıfta okutulan din kültürü
ve ahlak bilgisi ders kitabının içeriğini 2005 yılında değiştirmişti.
Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden Prof. Dr. Recep
Kaymakcan, farklı bir noktaya dikkat çekerek, "Yeni kitaplara
Alevilik de konuldu. Bu, eski müfredata, ders kitabına göre
verilen karar. Emsal oluşturmaz." dedi. Kaymakcan, yeni anayasa
taslağında din dersinin seçmeli veya isteyene muaf olmasının
gündemde olduğu bir zamanda kararın açıklanmasının manidar
olduğunu kaydetti. Milli Eğitim Bakanlığı, 2006 yılında ilköğretim,
2005 yılında da ortaöğretim kurumlarındaki din kültürü ders
kitaplarının içeriğini değiştirdi. Alevilik'le ilgili bilgiler
de ders kitaplarına girdi. Prof. Kaymakcan, kitaplarda yapılan
değişikliklerin önemli olmakla birlikte yeniden ele alınıp
zenginleştirilerek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin mahkumiyet
gerekçesini ortadan kaldırılabileceğini söyledi.
Türkiye'nin davasında bir süre önce karara bağlanan Norveç'teki
Folgero davası emsal oldu. Temmuz ayında sonuçlanan Folgero
kararında da, Norveç'teki eğitim müfredatının Protestan inancına
uygun olarak düzenlendiği ve diğer dinlere yönelik çoğulcu
bir bakış açısı yer almadığı gerekçe gösterilerek Norveç mahkum
edilmişti.
Türkiye,
din eğitimi yerine dinler kültürü dersi veriyor. Dinler hakkında
objektif bilgi almanın öğrenciler arasında kaynaşmayı tesis
edeceğini ifade eden Prof. Kaymakcan, "Bu nedenle Türkiye,
dersin seçmeli veya isteyene muaf olması yerine içeriğini
değiştirerek zorunlu bir ders olarak kalmasını sağlamalı.
Avrupa ülkelerinde de bu ders zorunlu olarak okutuluyor."
diye konuştu.
Emre
Demir - İbrahim Balta / Strasbourg, İstanbul 10 Ekim 2007,
Çarşamba - ZAMAN
Zorunlu
din dersi insan hakları ihlali
Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi zorunlu din dersleriyle ilgili olarak
tarihi bir karar verdi. Mahkeme, kızını zorunlu din dersine
sokmak istemeyen baba Hasan Zengin'i haklı buldu....
İNANÇ VE EĞİTİM HAKLARINA AYKIRI
Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi, 2 Alevi yurttaşın Türkiye aleyhine
açtığı zorunlu din ve ahlak kültürü dersiyle ilgili davada
kararını verdi. Davacılar, bu dersin sadece Sünni geleneklere
dayalı perspektiften verilmesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin
inanç ve eğitim haklarıyla ilgili maddelerine aykırı olduğunu
savunuyordu.
EMSAL
TEŞKİL EDECEK
Laiklik
ilkesine rağmen, dini inançlar arasında ayrımcılık yapıldığını
ve din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılmasını talep eden
davacılara karşı ayrımcılık yapılmadığını ileri süren Türk
hükümeti ise, din dersi değil din ve ahlak konusunda genel
kültür dersi verildiğini savunuyordu. Karar, bundan sonraki
başvurularda emsal olacak.
DAVANIN
GEÇMİŞİ
ALEVİ
inancını benimseyen Hasan Zengin isimli vatandaş, Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi'ne 2004 yılında yaptığı başvuruda, "Türkiye'nin,
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin din ve vicdan özgürlüğüyle
ilgili 9. maddesini ve eğitim hakkıyla ilgili 1. protokolün
2. maddesini ihlal ettiği" görüşünü savunmuştu. Zengin, Türkiye'deki
mahkemelere yaptığı başvuruda, 7. sınıfta okuyan kızı Eylem
Zengin'in, din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinden muaf
olmasını talep etmiş, ancak sonuç alamamıştı.
Zorunlu
din dersinde Türkiye haksız bulundu
Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi, iki Alevi vatandaşın Türkiye aleyhine
açtığı zorunlu din ve ahlak kültürü dersiyle ilgili davada
kararını verdi. AİHM, kızını zorunlu din dersine sokmak istemeyen
babayı haklı buldu. Davacılar, Türkiye'de bu dersin sadece
Sünni geleneklere dayalı perspektiften verilmesinin, Avrupa
İnsan Hakları Sözleşme-si'nin inanç ve eğitim haklarıyla ilgili
maddelerine aykırı olduğunu savunuyordu. Laiklik ilkesine
rağmen, dini inançlar arasında ayrımcılık yapıldığını ileri
süren davacılar, din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılmasını
talep ediyordu. Ayrımcılık yapılmadığını ileri süren Türk
hükümeti ise, din dersi değil din ve ahlak konusunda genel
kültür dersi verildiğini savunuyordu. AİHM'in kararı, bundan
sonraki olası başvurularda emsal teşkil edecek.
Türkiye
mahkemelerinden sonuç alamadı
ALEVİ
inancını benimseyen Hasan Zengin isimli vatandaş, AİHM'ye
2004 yılında yaptığı başvuruda, "Türkiye'nin, Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi'nin din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili 9.
maddesini ve eğitim hakkıyla ilgili 1. protokolün 2. maddesini
ihlal ettiği" görüşünü savunmuştu. Zengin, Türkiye'deki mahkemelere
yaptığı başvuruda, 7. sınıfta okuyan kızı Eylem Zengin'in,
din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinden muaf olmasını talep
etmiş, ancak sonuç alamamıştı. Zengin, Türk mahkemelerine
yaptığı başvuruda, Türkiye'de verilen zorunlu din kültürü
ve ahlak bilgisi derslerinin, laiklik ilkesine aykırı olduğunu
savunmuş ve derslerde öğretilen Sünni İslam eğitiminin tarafsız
olmadığı görüşünü dile getirmişti. Türkiye'de Anayasa'nın
24. maddesinin 21. bölümü uyarınca ilköğretimdeki çocukların,
din kültürü ve ahlak bilgisi derslerine girmesinin zorunlu
kılındığını belirten Zengin, AİHM'ye yaptığı başvuruda, "Türkiye'de
din kültürü ve ahlak bilgisi dersi öğretim biçiminin, kızının
din özgürlüğüne ve ebeveyn olarak çocuğuna kendi inançlarına
göre din dersi öğretilmesi güvencesine aykırı olduğu" görüşünü
savunmuştu.
10.10.2007 - BİRGÜN
AİHM'in
kararı mücadelemizin kazanımı
Pir
Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Kazım Genç, Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi'nin, zorunlu din kültürü ve ahlak
bilgisi derslerine ilişkin kararıyla ilgili olarak, "AİHM'in
bu kararının, ülkemizde verdiğimiz demokrasi mücadelesinin
bir kazanımı olduğu açıktır" dedi.
MAHALLE BASKISINA MARUZ KALIRLAR
Genç, Yüksel Caddesi'ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde yaptığı
açıklamada, "Hükümetin, seçmeli ders konusundaki, 'dersi almak
isteyenler başvursun' yaklaşımının, kişinin inancını açıklamaya
zorlamanın yanında, devlet ve mahalle baskısına maruz kalmasına
neden olacağını" ileri sürdü ve şunları kaydetti: "AİHM'in
bu kararının, ülkemizde verdiğimiz demokrasi mücadelesinin
bir kazanımı olduğu açıktır. Yeni anayasa tartışmalarının
ve çalışmalarının yapıldığı bu günlerde, AİHM'in kararı nedeniyle
din eğitimine anayasada yer verilmemelidir. Din eğitiminin
anayasada yer alması AİHM kararının ihlali anlamına gelecektir.
AİHM kararı, ülkemizde çok yoğun tartışmalara neden olan 'Anayasa'da
din eğitimi' sorununu çözmüş bulunmaktadır. Bu nedenle hükümetin
bu karara itiraz etmeyerek, sorunu çözmekte AİHM kararını
emsal olarak alması gerekir."
Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer de AİHM'in kararını
sendikalarının yetkili kurullarında değerlendireceklerini
belirterek, hükümetin bu kararı "referans" olarak görmesi
ve çalışmalarını ona göre sürdürmesi gerektiğini söyledi.
10.10.2007
- BİRGÜN
AİHM:
Zorunlu din dersini hak ihlali saydı
Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi, ilköğretim okullarındaki zorunlu
din kültürü ve ahlak bilgisi dersiyle ilgili davada, bu dersin
zorunlu kılınmasının insan hakkı ihlali olduğuna karar verdi.
Alevi
inançlı Hasan Zengin ile kızı Eylem Zengin tarafından 2004
yılında açılan davayla ilgili kararını dün açıklayan AİHM,
Aleviliğin toplumun önemli bir kesimini oluşturmasına rağmen,
mevcut din dersi müfredatının bu konuda yetersiz olduğu sonucuna
vardı.
Mahkeme,
Türkiye’deki din derslerinde Sünni İslam dışında başka bir
dinden veya felsefeden olan çocuk ve aileler için hiçbir uygun
seçenek olasılığı bulunmamasından ötürü davacı Eylem Zengin
ve babası Hasan Zengin’in Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin
eğitim hakkıyla ilgili maddesiyle güvence altına alınmış özgürlüklerinin
ihlal edildiği sonucuna vardı. Kararda, din derslerinden muaf
tutulma uygulamasının da uygun bir yöntem olmadığı, zira bu
uygulamanın öğrenci ve ailesini dini veya felsefi inançlarını
açığa vurmaya zorladığı not ediliyor.
Mahkeme,
oy birliğiyle aldığı kararda, davacı baba kızın din ve vicdan
özgürlüklerinin de reddedildiğine ilişkin iddialarını ise,
bu çerçeveye girmediği gerekçesiyle geri çevirdi. Mahkeme
ayrıca, Ankara’nın davacı aileye 3 bin 726 Euro mahkeme masrafı
ödemesine hükmetti.
(HABER
MERKEZİ) 10.10.2007 - EVRENSEL
Zorunlu
din dersi AİHM'den döndü
Alevi
Hasan Zengin'in çocuğunun zorunlu din dersi görmesine itiraz
için yaptığı başvuruda AİHM, zorunlu din dersinin eğitim özgürlüğünü
ihlal ettiği kararına vardı..
Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), "zorunlu din dersi eğitimi
özgürlük ihlalidir" görüşünü benimsedi. Hasan Zengin adlı
Alevi vatandaşın, ilköğretimde din dersinin zorunlu olmaktan
çıkarılması talebini içeren davada Türkiye'yi haksız bulan
AİHM'nin kararı bundan sonraki başvurularda emsal teşkil edecek.
Laikliğe vurgu yapılan kararda, "kendini laik olarak nitelendiren
bir ülkenin tüm dinlere eşit mesafede olması gerektiği" ifadesi
yer aldı.
Oybirliği ile alınan kararda, Türkiye'nin Zengin Ailesi'nin
mahkeme masrafı olan 3 bin 700 Euro'yu ödenmesine hükmedildi.
Türkiye'deki "din derslerinden muaf tutulma uygulaması" nın
uygun bir yöntem olmadığı da ifade edilen kararda, "din özgürlüğünü
koruma açısından da uygulamanın öğrenci ve ailesini dini inançlarını
açığa vurmaya zorladığı" görüşüne yer verildi. Devletin değişik
dinlere karşı tarafsız olma yükümlülüğüne ve dini toplulukları
tek bir çatı altında toplamak için önlem alma gereksinimi
olmadığına vurgu yapılan AİHM kararında, bir devletin eğitim
programlarına din dersi koyması halinde, öğrencilerin dini
eğitim ile ebeveynlerinin dini inançları arasında kalmalarının
engellenmesi gerektiği belirtildi.
ALEVİLER
MEMNUN
AİHM kararı Alevi kuruluşlarını memnun etti:
*
Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Selahattin Özel: Uzun zamandır
bu kararı bekliyorduk. Türkiye'nin zorunlu din dersini kaldırılması
gerekiyor. Yapılmazsa Cumhurbaşkanı, Başbakanlık, AİHM ve
Avrupa Parlamentosu'na imza göndereceğiz.
*
Dünya Ehli Beyt Vakfı Başkanı Fermani Altun: Artık Türkiye'nin
adım atması gerek. Hükümetin geliştirdiği formül ise din dersini
ikiye bölerek, din kültürünü zorunlu, din bilgisini ise seçmeli
olarak okutmak şeklinde.
Fikret AYDEMİR - BRÜKSEL 10.10.2007 - SABAH
AİHM:
Din dersi zorunlu olamaz
Çocuklarına
'din kültürü' diye Sünni İslam'ın dayatıldığını söyleyen Aleviler
sayısız kez mahkemeye gitmiş, hep 'Din eğitimi devletin Anayasal
görevi' hükmüyle geri dönmüştü.
AİHM'ye
taşınan zorunlu din dersi davasında Alevilerin istediği oldu.
AİHM, zorunlu din dersinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne
aykırı olduğuna hükmetti. Alevi ailenin avukatı Kazım Genç,
'AİHM' kararıyla okullarda zorunlu din dersi ve 'Yeni anayasadaki
din dersi tartışmaları sona ermiştir' dedi
ANKARA
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), kızı Eylem Zengin'nin
okulda zorunlu din dersi almasına karşı çıkan Alevi baba Hasan
Zengin'in açtığı davayı karara bağladı. Mahkeme "Eğitim sırasında
devletin, ebeveynlerin dini inançlarına saygı göstermesi gerekir"
diyerek, din dersinin zorunlu olamayacağına hükmetti.
Karar,
Türkiye aleyhine açılmış benzer davalarda da emsal teşkil
edecek.
Davacı
Hasan Zengin'in avukatı Kazım Genç, "Bu karar emsal niteliğinde
bir karar olarak, ülkemizin her yerde uygulanması gereken
ve hükümetin uyması gereken bir karardır. Son dönemdedeki
anayasa tartışmalarına ışık tutacak bir karar olarak tarihe
geçecektir" dedi.
Kararının
kendilerine henüz ulaşmadığını belirten Milli Eğitim Bakanlığı
yetkilileriyse "Muhtemelen Mahkeme, daha önceki yıllarda okutulan
din dersi kitaplarını inceledi. Çünkü biz yakın tarihte müfredatımızı
yeniledik.
AİHM'in
aldığı ferdi bir karar, AB'nin de din dersiyle ilgili böyle
bir standart düzenlemesi de yok" demekle yetindi.
'Ders tarafsız değil'
AİHM,
dün Zengin davasını görüştü. Zorunlu din dersinin eğitim özgürlüğüne
ters olduğunu belirten AİHM'nin gerekçeli kararında şu ifadeler
dikkat çekti: "Türkiye'deki din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri
tarafsız değildir ve mahkememiz, hükmünü vermeden önce, Milli
Eğitim Bakanlığı'nın din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitaplarının,
tarafsız, eleştirel ve çoğulcu anlamda konulara bakıp bakmadığı
incelenmiştir."
Gerekçeli
kararda, ders programlarında en büyük önceliğin, diğer felsefe
ve dinlere oranla İslam'a verildiği belirtildi. Talebelerin
Kuran-ı Kerim'den surelere çalışmaları ve ezberlemelerinin
istendiği, günlük ibadetin resimli bir biçimde okutulduğu
ve bunlardan öğrencilerin yazılı testlerden geçirildiği vurgulandı.
AİHM
kararında "Din öğretim programları, ebeveynin inançlarına
saygı göstermemesi, insan hakları ihlali oluşturur" denildi
ve Türkiye'deki din dersinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin
1. ek protokolün 2. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varıldı.
AİHM, Zengin'e Türkiye'nin mahkeme masrafı olarak 3 bin 726
avro ödemesini kararlaştırdı.
Dava nasıl başladı?
İzmir'de
oturan Hasan Zengin, kızı Eylem'in din dersi almasına karşı
çıkarak 2001 yılında mahkemeye dava açmıştı. Türkiye'deki
mahkemeler, 'zorunlu din eğitimi Anayasa'nın gereği' sonucuna
varınca Zengin, 2004'te davayı AİHM'ye taşımıştı. Başvurusunda
'Türkiye'nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin din ve vicdan
özgürlüğüyle ilgili 9. maddesini ve eğitim hakkıyla ilgili
1. protokolün 2. maddesini ihlal ettiğini' savunmuştu.
'Aileler eğitimi çökertemez'
Türkiye'yi
temsil eden avukat Münci Özmen, AİHM içtihadına göre eğitimi
düzenlemenin devletin yetki ve sorumluluğu altında olduğunu
ifade etmiş, 'yasaların ailelere, kurumsal eğitimi çökertme
hakkı tanımadığını' savunmuştu. Zengin'in avukatı Genç'se
"Türkiye'deki eğitimin laikliğe tamamen aykırı. Laiklik ilkesi
gereği devlet din dersi veremez, sadece din derslerini denetler"
demişti.
Şimdi
gözler AKP'nin tavrında
ANKARA
- AİHM'nin zorunlu din eğitimiyle ilgili kararı, yeni 'sivil'
anayasa taslağındaki din dersi tartışmalarının hemen arkasından
geldi. Din dersinin nasıl olacağı yeni anayasa hazırlığında
da ateşli tartışmalara yol açmıştı.
Prof.
Ergun Özbudun başkanlığındaki bilim kurulu, taslakta din dersinin
seçmeli olması yönünde bir öneride bulundu, ama bu öneri AKP'de
taraftar bulmadı. Bazı AKP'liler ve Diyanet İşleri Başkanı
Ali Bardakoğlu'ysa okullarda din kültürü ve ahlak bilgisi
dersinin zorunlu olması, ancak bu derste 'Müslümanlaştırma'
müfredatı yerine din felsefesi, kültürü, dinler tarihi gibi
kavramların öğretilmesini istedi. AKP'li vekiller ve Bardakoğlu,
İslam dininin öğretileceği 'din eğitimi'ninse seçmeli olarak
verilmesini önerdi.
AKP
de tartışmaları göz önünde bulundurarak Devlet Bakanı Sait
Yazıcıoğlu başkanlığında, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik
ile Devlet Bakanı Mehmet Aydın'ın da bulunduğu bir komisyon
oluşturdu. Komisyon, yeni anayasada din eğitimi ve öğretimi
ile ilgili düzenlemelerin nasıl yeralacağına karar vermek
üzere toplantılar yaptı. Toplantılarda Sait Yazıcıoğlu'nun
Alevilerin AİHM'de açtığı davalara dikkat çektiği basına yansımıştı.
'Alevileri
Hans anladı, Osman anlamadı'
AİHM'nin
kararı emsal karar, yıllardır mahkeme yollarını aşındıran
Alevi birlikleri sevinçli
AİHM'nin
verdiği karar, zorunlu din dersi ile ilgili açılmış diğer
davalara da emsal teşkil edecek. Anayasa'ya eklenen bir maddeyle
uluslararası mahkemelerin aldığı kararlar, içtihat sayılacak
ve uygulanacak. Alevi dernek vakıfları davada alınan sonuçtan
memnun.
'1
milyon imza topladık'
Avrupa
Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Turgut Öker: Zorunlu
din derslerinin kalkması, 20 yıldır örgütlenen Alevilerin
gündemlerinin en önemli maddesiydi. Avrupa ve Türkiye Alevi
örgütleri olarak bu doğrultuda çalışmalarınımız oldu ve geçen
yıl 1 milyon imzalı dilekçeyi TBMM'ye verdik. Davada bilirkişi
olarak yer aldık ve bu şekilde sonuçlanmasını bekliyorduk.
Yeni anayasa hazırlayıcıları, zorunlu din dersinin tekrar
anayasa içine koyamacaklardır.
Sosyal
demokrata selam!
Alevi
Bektaşi Birlikleri Federasyonu Genel Sekreteri Turan Eser:
Hukukun evrensel ilkelerini referans alan AİHM'nin bugünkü
kararı bizleri sevindirmiştir. Alevi Bektaşi Federasyonu ve
Alevi Bektaşi Birlikleri Federasyonu yıllardır zorunlu din
dersi uygulamalarının, din, vicdan ve inanç özgürlüğünü güvence
altına alan Anayasa'nın 24. maddesine, evrensel hukuk değerlerine,
çocuk haklarına ve laiklik anlayışına aykırı olduğunu anlatmaya
çalıştı. Alevilerin laiklik ekseninde verdiği mücadelenin
haklılığını Hans anladı ama Osman halen anlamadı. Bu karar,
'Cumhuriyet'in kazanımlarını' zorunlu din dersi ve Diyanet'in
varlığı ile savunan 'sosyal demokratlar'a da da bir mesaj
göndermiş olmalıdır. AKP, eğitimde İslamizasyona son vermelidir.
Hubyar
Sultan Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu: İlkokul 4. sınıftan
başlayarak lise 4. sınıfa kadar okullarda Anayasal zorunluluk
olarak okutulan din kültürü ve ahlak bilgisi dersi veya gerçek
ismiyle, yani uygulama şekliyle, zorunlu din eğitimi dersi,
demokrasi ve laiklik açısından kabul edilemez bir derstir.
AİHM'nin aldığı bu kararla, din eğitimi zorunlu olmaktan çıkmıştır.
Türkçe, matematik, fizik, kimya gibi dersler nasıl Anayasa
da konu edilmiyor ise din dersleri de Anayasa'da konu edilmekten
çıkarılmalıdır.
'Zorunlu din eğitiminin anayasada yeri olamaz'
Davacı
Hasan Zengin'in avukatı Kazım Genç, AİHM'nin kararla 'din
kültürü ve ahlak bilgisi' derslerinin eğitim özgürlüğünün
ihlali olarak gördüğünü söyleyerek, "Bu karar emsal niteliğinde
bir karar olarak, ülkemizin her yerde uygulanması gereken
ve hükümetin uyması gereken bir karardır" dedi. Genç, "Karar
son dönemdedeki anayasa tartışmalarına ışık tutacak bir karar
olarak tarihe geçecektir. Son dönemde yaşanan anayasa tartışmalarında,
1982 Anayasası'nın 24. maddesinin kalması veya zorunlu din
derslerinin yine anayasa güvencesiyle okutulması tartışmaları
vardı. Bu tartışmalar, AİHM'nin verdiği karar ile çözülmüştür.
Parlamento, zorunlu din eğitimini Anayasa'nın kararı dışına
çıkarmalıdır."
10.10.2007
- RADİKAL BEHZAT MİSER
Yazıcıoğlu:
AİHM kararının böyle çıkacağını bekliyorduk, seçenek arıyoruz
Devlet
Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu, Avrupa insan Hakları Mahkemesinin
(AİHM) zorunlu din dersi ile ilgili kararının ''vahim olmadığını''
belirterek, ''Zorunluluğu muhafaza edip de isteyenlerin kapsam
dışı kalması bir seçenektir'' dedi.
TBMM'de gazetecilerle sohbet eden Yazıcıoğlu, ''AİHM kararını
nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizin Anayasa çalışmalarınızda
bu seçenek de var mı?'' sorusuna, ''O kararda bir şey yok.
Bilinen bir şey. Zorunluluğu muhafaza edip de isteyenlerin
kapsam dışı kalması da bir seçenekti. Bu benim düşüncemdi
zaten...'' yanıtını verdi.
AİHM
kararının, daha çok ''dersin içeriğiyle'' ilgili olduğuna
işaret eden Yazıcıoğlu, ''Dersin içeriği asıl temayı oluşturuyor
gibi geliyor bana. İçerikle ilgili sıkıntı olabiliyor zaman
zaman. İçeriğinde maksadı aşan hususlar varsa bunların da
elden geçirilmesi gerektiğini daha önce de söylüyorduk. Yeni
bir durum değil. Bilmediğimiz bir şey değil, çok sürpriz değil''
dedi.
Yazıcıoğlu,
''Muafiyet getirilmesi AİHM'e gitme yolunu kapatır mı?'' sorusu
üzerine, ''Muafiyet olduktan sonra niye olmasın ki... İsteyen
(zorunluluğun) dışında kaldıktan sonra neyin davasını açacak?
O zaman gürültü çıkarmak olur'' diye konuştu.
Konuyla
ilgili yeni anayasanın beklenip beklenmeyeceği sorusuna karşılık
Yazıcıoğlu, ''Sanmıyorum. Yeni anayasa da çok da uzun değil.
Gerçi gündem biraz kaydı ama... O çalışma devam edecek. Taslak,
çalışma olgunlaştıktan sonra kamuoyunun eleştirisine açılacak.
Zaten ne konuşuyorsak hepsi taslaktır. Ama değişik zeminlerde
tartışıldıktan sonra bir yere varılacak. O gerekli prosedüre
uygun şekilde yürüyecek'' dedi.
Dersin
bundan sonra nasıl okutulacağı konusunda Milli Eğitim Bakanı
ile görüşüp görüşmediği sorusuna Yazıcıoğlu, bunun kendisinin
ilgi alanı olmadığı yanıtını verdi.
Yazıcıoğılu,
''AİHM kararından sonra bir değişiklik olması zorunlu hale
geldi mi?'' sorusuna ise ''Zaten bir değişiklik olacak ama
bu karar o kadar da vahim bir karar değil. Bu beklenen bir
şeydi. Bu yönde bir karar çıkacağı tahmin de ediliyordu. Biz
düşünce ifade ederken o istikamette de görüş bildiriyorduk.
Ama bu bir görüştür. Herkes düşüncesini söylüyor. Biz de söylüyorduk.
Bu görüşler tartışılacak ve sonunda nihayet biri kabul edilecek''
diye konuştu.
10.10.2007
- MİLLİYET
AİHM,
din eğitimi dersini eleştirdi
Güven
Özalp - Brüksel
AİHM,
Alevi bir ailenin zorunlu din dersine karşı açtığı davayı
karara bağladı. Uygulamayı eleştiren AİHM, dersin tarafsızlık,
çoğulculuk, dini ve felsefi inançlara saygı kriterlerini karşılamadığını
belirtti
Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Alevi kökenli Hasan Zengin
ve kızı E'nin zorunlu din dersine karşı açtıkları davada,
"Türkiye'nin eğitim hakkını ihlal ettiği"ne karar verdi. Türkiye'deki
din eğitiminin yapısı ve din dersinin uygulanış biçiminin
eleştirildiği kararda, mevcut haliyle zorunlu din dersine
karşı çıkıldı. Kararda, "Farklı dini kültürlerin öğretildiği
bir dersin, sadece Müslüman öğrenciler için mecburi kılınması
gereksiz. Buna karşılık, eğer ders, sadece İslam dinini öğretmeye
yönelikse, spesifik bir din için öngörülmüş bir derstir ve
zorunlu olmamalıdır" denildi.
Türkiye'nin
bu alanda çeşitli düzenlemelere gitmesini gerektirecek ve
emsal oluşturma özelliğine sahip olan dava 2004'te açıldı.
Davacılar,
zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin sadece Sünni
geleneklere dayalı perspektiften verilmesinin, Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi'nin inanç özgürlüğü ve eğitim haklarıyla
ilgili maddelerine aykırı olduğunu savundu. Davacılar ayrıca,
zorunlu din dersinin Türkiye'nin laik yapısıyla bağdaşmadığını
da vurguladı.
'Muaf' eleştirisi
AİHM,
gerekçeli kararında, Avrupa ülkelerinde din eğitimi konusunda
çok farklı yaklaşımlar bulunduğunu, ancak, hemen hemen tüm
ülkelerin, öğrencilere alternatifler sunarak bu derslere katılmama
imkânını yarattığını vurguladı. Kararda, bir devletin eğitim
programlarına din dersi koyması halinde, öğrencilerin dini
eğitim ile ebeveynlerinin dini veya felsefi inançları arasında
kalmalarının engellenmesi gerektiği belirtildi.
Türkiye'de Hıristiyan ve Musevi kökenli öğrencilere yönelik
olarak uygulanan "beyanat yoluyla din dersinden muaf olma"
yaklaşımını da eleştiren AİHM, bunun AİHS'nin din ve inanç
özgürlüğünü garanti altına alan 9. maddesi açısından sorun
yaratabileceğine dikkat çekti.
AİHM,
demokratik bir toplumda sadece çoğulcu bir eğitimin öğrencilere
din, vicdan ve düşünce özgürlüğü çerçevesinde dini olgu hakkında
eleştirel bir yön kazandırabileceğine vurgu yaptı.
AİHM,
Türkiye'deki "din kültürü ve ahlak bilgisi" dersinin tarafsızlık,
çoğulculuk, dini ve felsefi inançlara saygı kriterlerini karşılamadığının
altını çizdi. Eğitim ve öğretim konusunda, ailelerin öncelikli
sorumluluğa sahip olduğunun altının çizildiği kararda, "Ebeveynler,
devletten kendi dini ve felsefi inanışlarına saygı göstermesini
isteyebilir" denildi.
'Tarafsız olmalı'
Kararda,
devletin değişik dinlere karşı nötr olma yükümlülüğüne vurgu
yapıldı. Kararda, Türkiye'de İslamın öğretilmesine verilen
önceliğin, AİHS'nin eğitim hakkıyla ilgili maddesinin sınırları
içinde kalıp kalmadığı da sorgulandı. AİHM, "Müfredat ve ders
kitaplarına bakıldığında, bu derslere katılımın çocukların
fikirlerini etkileyebileceği düşünülebilir" yorumunda bulundu.
Mahkeme, oybirliğiyle aldığı kararda, söz konusu tespitler
ışığında, Türkiye'nin AİHS'nin eğitim hakkını düzenleyen 1.
Protokol'ün 2. maddesini ihlal ettiğini belirledi.
Mahkeme, din ve vicdan özgürlüğünü garanti altına alan 9.
maddenin ihlaliyle ilgili şikâyeti değerlendirmeye almaya
gerek görmezken, Ankara'nın davacı aileye 3 bin 726 euro mahkeme
masrafı ödeyeceği kaydedildi.
UZMAN
GÖRÜŞÜ:
'Ders müfredatı tamamen değişmeli'
BELMA
AKÇURA İstanbul
Gerekçeli
kararı değerlendiren AİHM'den üst düzey bir yetkili şunları
söyledi: "Mahkeme kararında, 'Devlet eğitimle ilgili sorumluluğu
yerine getirirken ders programındaki bilgileri objektif, eleştirel
ve çoğulcu şekilde vermeli' diyerek, laik devletlerin bütün
dinlere eşit yaklaşması gerektiği, bunun için de din dersiyle
ilgili müfredatın değişmesi gerektiğine işaret ediyor.
Bu kararın son paragrafında, 'Mevzuatını değiştir ve ilkelere,
esaslara uygun bir şekilde dini öğret' deniliyor. Özetle,
din dersi zorunlu olsa da, olmasa da, bu müfredatın çoğulculuk,
objektif ve eleştirel bir şekilde öğretilmesi gerekir.
Ancak,
bugün söz konusu ders kitapları, bu kriterlere uymuyor ve
mahkeme de uygun olmayan bu bölümleri tek tek incelemiştir.
Öğrencinin din dersinden muaf tutulması da sözleşmeye aykırı.
Çünkü, muafiyetten yararlanabilmek için, inancınızı açıklamak
zorunda kalıyorsunuz. Bu da sözleşmeye aykırıdır.
Laik devlette, bunun belli bir şekilde okutulması gerek. AİHM,
din ve devlet işlerine karışmadığı için, zorunlu din dersi
konusunda görüş bildirmemiştir. İhlal bulunması yeterlidir.
Dolayısıyla, din dersi kitaplarının yeniden yazılması şart."
10.10.2007 - MİLLİYET
AİHM,
alevi babayı haklı buldu
Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), zorunlu din kültürü ve ahlak
bilgisi dersiyle ilgili davada, dersin zorunlu kılınmasının
insan özgürlüklerini engellediği kararını verdi.
Alevi inançlı Türk vatandaşı Hasan Zengin, zorunlu din dersine
girmesini istemediği kızı Eylem Zengin için, Türkiye'de bu
dersin sadece Sünni bakış açısıyla verildiğini belirterek,
2004 yılında AİHM'e başvurmuştu. Türkiye'deki uygulamanın
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) inanç ve eğitim
haklarıyla ilgili maddelerine aykırı olduğunu savunan başvuruyu
kabul eden AİHM, görülen davada Türkiye'yi haksız buldu.
AİHM'nin
gerekçeli kararında, "din öğretim programının, ebeveynin inançlarına
saygı göstermemesinin, insan hakları ihlali oluşturduğu" belirtildi.
AİHM, mahkeme masrafı olarak, Türkiye'nin başvuru sahibine
3 bin 726 euro ödemesine karar verdi.
"DERSLER
TARAFSIZ DEĞİL"
Mahkemenin
gerekçeli kararında, AİHS 1. ek protokolünün 2. maddesinin
ihlal edildiği belirtildi. Türkiye'deki din kültürü ve ahlak
bilgisi derslerinin tarafsız olmadığı yorumu yapılan gerekçeli
kararda, mahkemenin Milli Eğitim Bakanlığı'nın din kültürü
ve ahlak bilgisi ders kitaplarının ve programlarının incelendiği,
konuların "tarafsızlık", "çoğulculuk" ve "eleştirel bakış"
açısından değerlendirildiği kaydedildi.
Ders
kitaplarının, dinleri sadece genel anlamda anlatmaktan ziyade,
özellikle İslam inancının, içlerinde kültürel ayin ve törenleri
de olmak üzere temel kurallarını öğrettiği kaydedildi.
Temel
olarak kitaplarda İslam dininin namaz, hac oruç gibi ibadetlerinin
öğretildiği vurgulanan kararda, ders programlarının özellikle
Kuran-ı Kerim'e ve Hz. Muhammed'e yer verilmesi, sure ezberlenmesinin
istenmesi ve bunlardan öğrencilerin yazılı sınavlara alınması
dayanak noktası oldu.
09.10.2007
STRAZURG (ANKA) - YENİ ŞAFAK
AİHM,
Anayasa’nın 24. maddesini mahkum etti
AİHM,
Türkiye’de ilköğretim okullarındaki din ve ahlak kültürü derslerinin
zorunlu tutulmasını öngören Anayasa’nın 24. maddesini Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesi’nin eğitim hakkıyla ilgili maddesine
aykırı buldu.
STRASBOURG
- Alevi inançlı Hasan Zengin ile kızı Eylem Zengin tarafından
2004 yılından açılan davayla ilgili kararını bugün açıklayan
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye’deki Anayasa değişikliği
çalışmalarını da doğrudan etkileyecek bir karar aldı. İlkokulda
okutulan zorunlu din dersinin “İslam” dersi olduğunu kaydeden
AİHM, toplumun önemli bir kesimini oluşturan Aleviliğin ise
müfredatta yetersiz olduğunu belirtti. AİHM, din dersinden
muafiyetin, velilerin dilekçe vermesine bağlanmasını da, dini
inancı açıklamaya zorlamak açısından haksız buldu.
AİHM,
devletin değişik dinlere karşı tarafsız olma yükümlülüğüne
vurgu yaptığı kararda, demokratik bir toplumda, sadece çoğulcu
bir eğitimin, öğrencilere din, vicdan ve düşünce özgürlüğü
çerçevesinde dini olgu hakkında eleştirel bir yön kazandırabileceğini
belirtti. Söz konusu özgürlüğün ise inananlar için olduğu
kadar ateistler, agnostikler ve kuşkucular için de önemli
olduğu kaydedildi.
Kararda,
bir devletin eğitim programlarına din dersi koyması halinde,
öğrencilerin dini eğitim ile ebeveynlerinin dini veya felsefi
inançları arasında kalmalarının engellenmesi gerektiğine ilişkin
hükümler de var.
Mahkeme,
din derslerinden muaf tutulma uygulamasının uygun bir yöntem
olmadığı, zira bu uygulamanın öğrenci ve ailesini dini veya
felsefi inançlarını açığa vurmaya zorladığını da belirtiyor.
Buna örnek olarak da Hıristiyan ve Musevi öğrencileri kapsayan
uygulama gösteriliyor.
ANAYASA’NIN
24. MADDESİNİ AYKIRI BULDU
Davacı Eylem Zengin de din derslerine girmemek için özel izin
istemiş ancak Danıştay, Anayasanın din ve vicdan hürriyetini
düzenleyen 24’üncü maddesini gerekçe göstererek, bu talebi
geri çevirmişti. Karar, bu açıdan da, Türkiye’deki anayasa
değişikliği tartışmalarını doğrudan etkileyecek. Yürürlükteki
Anayasa’nın “Din ve vicdan hürriyeti” başlıklı 24’üncü maddesi
şöyle:
“Herkes,
vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.
14’üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet,
dinî âyin ve törenler serbesttir.
Kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç
ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden
dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.
“Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi
altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve orta-öğretim
kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun
dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine,
küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.
“Kimse,
devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini
kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya
kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle
olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal
sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.”
STRASBOURG’DAN
ÇIKAN İLK KARAR
Karar, Türkiye’deki din dersleri konusunda Strasbourg Mahkemesi’nden
çıkan ilk karar olması ve benzer olası davalar için örnek
teşkil etmesi bakımından önem taşıyor.
Strasbourg
Mahkemesi, din derslerinin sadece Müslüman öğrencilerle sınırlı
tutulması halinde ise çocukların ve ailelerinin din özgürlüğünü
korumak amacıyla, derslerin zorunlu olmaktan çıkarılması gerektiğine
hükmetti. Mahkeme bu konuda, büyük ölçüde, bir diğer Avrupa
Konseyi organı olan Avrupa Irkçılık, Yabancı Düşmanlığı ve
Hoşgörüsüzlükle Mücadele Komisyonu’nun (ECRI) 2005 yılındaki
Türkiye raporunu temel aldı.
Oy
birliğiyle alınan karara göre, Ankara davacı aileye 3 bin
726 Euro mahkeme masrafı da ödeyecek.
Türk hükümetinin, karara 3 ay içinde itiraz hakkı bulunuyor.
Ancak, Strasbourg kulislerinde, kararın mahkemenin temyiz
organı işlevi gören 17 yargıçlı Büyük Dairesine taşınması
halinde değişme şansının az olduğu konuşuluyor.
Kayhan
Karaca
NTV-MSNBC
09 Ekim 2007 Salı
Alevi
Örgütleri AİHM'in Din Dersi Kararından Memnun
ABF
ve AABK, hükümeti mahkemenin zorunlu din dersinin "eğitim
hakkı"nın ihlali olduğunu söyleyen kararını uygulamaya ve
zorunlu din derslerini derhal kaldırmaya çağırdı.
Alevi
Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Sekreteri Turan Eser, Alevi
bir ailenin başvurusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin
(AİHM) zorunlu din dersinin "eğitim hakkı"nın ihlali olduğuna
karar vermesini memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.
Avrupa
Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) başkanı Turgut Öker
de "Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümeti ve ilgili çevreler
bu karardan sonra, hiç bir şeyin arkasına sığınmadan halen
okullarda okutulan zorunlu din dersini hemen kaldırmalı, yeni
yapılacak Anayasada da buna uygun bir düzenlemeye gitmelidir"
dedi.
"Hükümet gerekeni yapmalı"
Öker,
yaptığı yazılı açıklamada "Bizim baştan beri söylediğimiz
gibi çok açık bir insan hakları ihlali olan zorunlu din dersleri
uygulaması asıl olarak Alevi çocuklarının asimilasyonu için
kullanılıyordu. Yaklaşık 25 yıldır uygulanan ve Alevilere
Sünniliği empoze eden, inanç özgürlüğü ile bağdaşmayan bu
uygulamaya karşı AİHM’in verdiği karar beklediğimiz bir karardı"
diye ekledi.
Eser
de yaptığı açıklamada "Siyasi iktidar demokratik ve özgürlükçü
laiklik tanımına uygun inanç ve vicdan özgürlüğü kayıtsız
şartsız güvence altına alacak düzenlemeleri , ilgili toplumsal
kesimlerle birlikte derhal hazırlamalıdır. Kimse inancından
dolayı, hiz bir alanda ayrımcılığa maruz kalmamalıdır" dedi.
"Çoğulculuk ve objektifliğe aykırı"
Türkiye'de zorunlu din ve ahlak kültürü dersleri askeri darbenin
ardından oluşturulan 1982 Anayasasıyla başladı. Zorunlu dersler
sadece Sünni Müslümanlığı içerdiği ve laik devletin din dersi
veremeyeceği iddiasıyla eleştiriliyordu.
Hasan Zengin, ilkokulda okuyan çocuğunun din derslerinden
muaf tutulması talebi reddedilince 2004'te AİHM'e başvurdu.
Mahkeme
bugün açıkladığı kararında, zorunlu din derslerinin Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (AİHS) ek 1 nolu Protokol'ün "eğitim
hakkı"nı düzenleyen 2. maddesinin ihlali olduğunu söyledi.
AİHM,
Türkiye'den eğitim sistemini bu maddeyle uyumlu hale getirmesini
istedi. Ders kitaplarını, müfredatı ve Milli Eğitim Bakanlığı
yönergelerini inceleyen mahkeme kararında 1990'dan bu yana
Hıristiyan ve Musevi çocukların muaf tutulmasının dersin ayrımcılığına
kanıt olduğunu vurguladı.
(EÜ)
BİA Haber Merkezi - İstanbul
09 Ekim 2007, Salı
AİHM:
Zorunlu Din Dersi Eğitim Hakkı İhlali
Mahkeme
"zorunlu din dersleri demokrasinin gereği çoğulculuk ve objektiflik
ilkelerine uygun değil" dedi. "Muafiyet seçeneği ayrımcılığın
kanıtı."
Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), zorunlu din derslerinin Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (AİHS) ek 1 nolu Protokol'ün "eğitim
hakkı"nı düzenleyen 2. maddesine aykırı olduğunu söyledi.
Dahası,
mahkeme, Türkiyeli Hıristiyan ve Musevi çocukların din dersinden
muaf tutulmasını sağlayan 1990 tarihli Milli Eğitim Bakanlığı
kararının da "inanç özgürlüğü"nü güvence altına almaya yetmeyeceğini
belirtti.
Türkiyeli hakim Rıza Türmen'in de aralarında bulunduğu yedi
hakimin verdiği kararda mahkeme, bu uygulamanın varlığının
din derslerinde ayrımcılık yapıldığını gösterdiğini de ekledi.
Alevi
ailenin başvurusu
Alevi
olduğunu söyleyerek çocuğunun zorunlu din derslerinden muaf
tutulması talebi 5 Ağustos 2003'te Danıştay'ca reddedilen
Hasan Zengin ve kızı Eylem'in başvurusunda mahkeme "Türkiye'nin
tazminat olarak eğitim sistemi ve ulusal yasalarını Protokolün
2. maddesiyle uyumlu hale getirmesi"ni istedi.
Buna
göre hükümet ya din derslerini zorunlu olmaktan çıkaracak,
ya da müfredatın tüm inançlara eşit mesafede durmasını sağlayacak.
Fakat ikinci yol seçilse dahi uzmanlar varolan inanç zenginliğini
tamamen ve eşit biçimde kapsamanın mümkün olmadığını söylüyor.
Sorunun
farkında olan hükümet geçtiğimiz günlerde konuyu tartışmaya
açmıştı. Sorunun Türkiye'de örgün eğitimdeki din eğitimi müfredatının
uygulanma biçiminden kaynaklandığını belirten mahkeme, hükümetin
yargılama masrafı olarak 2 bin 900 avroyu başvuru sahiplerine
ödemesine de hükmetti. Hükümetin üç ay içinde itiraz hakkı
bulunuyor. Zengin, 2 Ocak 2004'te Strasbourg mahkemesine başvurmuştu.
"Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim
ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde,
ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi
inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir."
Türkiye'de
din dersleri 1980 askeri darbesi sonrasında hazırlanan 82
Anayasası'nın 24. maddesiyle zorunlu hale getirildi.
Kararda
"laiklik"e vurgu yok
Hasan Zengin, başvurusunda ailelerin çocuklarına inançlarıyla
uyumlu bir eğitim aldırma hakkının İnsan Hakları Evrensel
Beyannamesi gibi uluslararası anlaşmalarla güvence altına
alındığını vurguladı.
Zorunlu
din ve ahlak kültürü derslerinin "laiklik" ilkesine de aykırı
olduğunu iddia eden Zengin, Aleviliğin İslamın yorumlarından
biri olduğunu fakat derslerin esas olarak Sünni İslam öğretisini
içerdiğini vurguladı ve ek protokol 2. maddenin yanı sıra
AİHS 9. maddeye –din ve vicdan özgürlüğü- de aykırı olduğunu
iddia etti.
"Sadece
Sünni İslam öğretiliyor"
Türkiye'de
yoğun bir Alevi nüfus bulunduğunu vurgulayan mahkeme, ders
müfredatını, ders kitaplarını ve MEB yönergelerini inceleyerek
"derslerin demokratik bir toplumda olması öngörülen çoğulculuk
ve objektiflik ilkelerine uymadığını" söyledi:
Ders
kitapları ve müfredat İslam'a diğer inançlardan daha fazla
yer veriyor. Özellikle Hz. Muhammed ve Kuran'a yoğunlaşıyor.
Çocukların Kuran'dan sureler ezberlemeleri bekleniyor.
Müslümanlıkla
ilgili sadece genel bilgiler değil, ibadet şekilleri, kültürel
ritüeller, hac gibi konuları da içeriyor. Bununla birlikte
çocuklara Alevi inancının ritüelleri ve ibadet şekilleri
hakkında hiçbir bilgi verilmiyor.
"Gayrı
müslimlere muafiyet ayrımcılığın kanıtı"
İkinci olarak mahkeme eğitim sisteminde ailelerin çocuklarının
inançlarına uygun eğitim alabilmesi için uygun yöntemler sunup
sunmadığına baktı.
Hıristiyan
ve Musevi çocukların derslerden muaf tutulabilmesinin yeterli
olmadığını belirten mahkeme şöyle dedi:
"Bu karar derslerin sözü geçen inanca sahip insanları rahatsız
edeceğini gösteriyor. Eğer ders söylendiği gibi tüm inançlara
eşit mesafedeyse bunu sadece Müslüman çocuklara zorunlu kılmak
için bir sebep olmazdı. Ayrıca ailelerin bu muaffiyeti almak
için inançlarını okul yöneticilerine açıklamak zorunda bırakılmaları,
açık bir kararın olmaması nedeniyle de yöneticilerin bu talepleri
keyfen reddetme olasılığının bulunması bu yöntemin vicdan
ve inanç özgürlüğünü güvence altına almak için doğru bir yol
olmadığını gösterir."
(EÜ/NZ)
BİA Haber Merkezi - Strasbourg
09
Ekim 2007, Salı Erhan ÜSTÜNDAĞ
Genç:
AİHM kararı hükümeti rahatlatacak
Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi’nde Alevi babanın davasını savunan
avukat Kazım Genç, NTV’ye “kararın hem AK Parti hükümetini,
hem de Türkiye’yi rahatlatacağını” söyledi.
ANKARA - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, zorunlu din dersinin
özgürlük ihlali olduğunu açıklarken, davayı savunan Avukat
Kazım Genç ise, “Beklediğimiz karar çıkarsa hükümet, hem tabanına
hem de ülke geneline ‘AB projemiz için anayasamızı böyle düzenlemek
zorundayım’ diyerek baskılardan kurtulur” dedi.
2004
yılının ocak ayında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde açılan
davada baba H.Z. kızının okutulan din dersinin sadece sünni
geleneklere dayalı perspektiften verilmesinden dolayı mağdur
olduğunu ve bunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı
olduğunu savunmuştu.
Devletin
laik olduğunu söylemesine rağmen dini inançlar arasında ayrımcılık
yaptığını ileri süren davacılar, dini derslerin zorunlu olmaktan
çıkarılmasını talep etmişti.
NTV’nin
sorularını yanıtlayan davacıların avukatı Kazım Genç, AİHM’in
“Dostane çözüm bulun” önerilerinin hükümet tarafından dikkate
alınmadığını belirterek şunları söyledi:
“Dostane çözüm önerimiz de Anayasa’nın bu 24. maddesi, Milli
Eğitim temel kanununun aykırılığının tespiti ve müvekkilin
çocuğunun çektiği mağduriyet nedeniyle cüzi bir manevi tazminat
talebimiz ve yargılama giderleri talebimiz oldu. Ama hükümet
hiçbir şekilde bu konuda bir cevap vermedi, verdiyse de bize
ulaşmadı.”
ANAYASA
DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN ÖNEMLİ BİR FIRSAT
Kazım
Genç kararın, yeni anayasa hazırlayan hükümeti rahatlatacağını
düşünüyor:
“Bu kararın şu faydası olacak, sözleşmeye aykırılık tespit
edildiğinde hükümetin elinde bu çok önemli bir olanak, fırsat
olacaktır. Hem tabanına hem de ülke geneline bunu sunmak için.
‘Biz AB’ye girmek noktasında bir projemiz var, planımız var,
yargı kararı da bu yöndedir, ben anayasamı buna göre düzenlemek
zorundayım’ diyerek, din eğitimini Anayasa kapsamı dışına
çıkartması gerekir.”
NTV
09 Ekim 2007 Salı
AİHM
zorunlu din dersinde Türkiye'yi haksız buldu
Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi, iki Alevi vatandaşın Türkiye aleyhine
açtığı zorunlu din ve ahlak kültürü dersiyle ilgili davada
kararını verdi.AİHM,
kızını zorunlu din dersine sokmak istemeyen babayı haklı buldu.
Davacılar,
Türkiye’de bu dersin sadece Sünni geleneklere dayalı perspektiften
verilmesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin inanç ve
eğitim haklarıyla ilgili maddelerine aykırı olduğunu savunuyordu.
AİHM,
1. ek protokolün 2. maddesinin ihlal edildiği görüşüne vararak,
başvuruyu yapan kişiye Türkiye'nin mahkeme masrafı olarak
3 bin 726 avro ödemesini kararlaştırdı. Gerekçeli kararda,
“eğitim sırasında, devletin, ebeveynlerin dini inançlarına
saygı göstermesi gerektiği” belirtildi.
Laiklik
ilkesine rağmen, dini inançlar arasında ayrımcılık yapıldığını
ileri süren davacılar, din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılmasını
talep ediyordu. Ayrımcılık yapılmadığını ileri süren Türk
hükümeti ise, din dersi değil din ve ahlak konusunda genel
kültür dersi verildiğini savunuyordu.
AİHM’in
kararı, bundan sonraki olası başvurularda emsal teşkil edecek.
DAVANIN
GEÇMİŞİ
Alevi
inancını benimseyen Hasan Zengin isimli vatandaş, AİHM'ye
2004 yılında yaptığı başvuruda, "Türkiye'nin, Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi'nin din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili 9.
maddesini ve eğitim hakkıyla ilgili 1. protokolün 2. maddesini
ihlal ettiği" görüşünü savunmuştu.
Zengin,
Türkiye'deki mahkemelere yaptığı başvuruda, 7. sınıfta okuyan
kızı Eylem Zengin'in, din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinden
muaf olmasını talep etmiş, ancak sonuç alamamıştı.
Zengin,
Türk mahkemelerine yaptığı başvuruda, Türkiye'de verilen zorunlu
din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin, laiklik ilkesine
aykırı olduğunu savunmuş ve derslerde öğretilen Sünni İslam
eğitiminin tarafsız olmadığı görüşünü dile getirmişti.
Türkiye'de Anayasa'nın 24. maddesinin 21. bölümü uyarınca
ilköğretimdeki çocukların, din kültürü ve ahlak bilgisi derslerine
girmesinin zorunlu kılındığını belirten Zengin, AİHM'ye yaptığı
başvuruda, "Türkiye'de din kültürü ve ahlak bilgisi dersi
öğretim biçiminin, kızının din özgürlüğüne ve ebeveyn olarak
çocuğuna kendi inançlarına göre din dersi öğretilmesi güvencesine
aykırı olduğu" görüşünü savunmuştu.
HÜRRİYET
AİHM:
"Zorunlu din dersi özgürlük ihlali"
Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi, bir Alevi vatandaşın zorunlu ''din
kültürü ve ahlak bilgisi'' dersiyle ilgili başvurusunda Türkiye'yi
haksız buldu. Mahkeme zorunlu din dersi eğitiminin ''özgürlük
ihlali'' olduğuna hükmetti.
Mahkeme,
1'inci ek protokolün 2'nci maddesinin ihlal edildiği görüşüne
vararak, başvuruyu yapan Hasan Zengin'e Türkiye'nin mahkeme
masrafı olarak 3 bin 726 euro ödemesini kararlaştırdı.
Gerekçeli
kararda, "eğitim sırasında, devletin, ebeveynlerin dini inançlarına
saygı göstermesi gerektiği" belirtildi.
AİHM'nin
ilgili dairesi, geçen yıl ekim ayında konu ile ilgili bir
duruşma yapmış ve başvuruyla ilgili tarafların görüşlerini
dinlemişti.
Yaklaşık
iki saat süren duruşmada, Türk hükümetinin avukatı, "zorunlu
derslerin AİHM içtihadına uygun olduğunu" belirtmiş, başvuru
sahibinin avukatı, "zorunlu derslerin laiklik ilkesine aykırı
olduğu görüşünü" dile getirmişti.
Türk
hükümeti adına savunma yapan avukat Münci Özmen, AİHM içtihadına
göre eğitimi düzenlemenin devletin yetki ve sorumluluğu altında
olduğunu ifade etmiş ve "yasaların ailelere, kurumsal eğitimi
çökertme hakkı tanımadığını" söylemişti.
Başvuru
sahibinin avukatı Kazım Genç, "Türkiye'deki uygulamanın laiklik
ilkesine tamamen aykırı olduğunu, laiklik ilkesi gereği devletin
din dersi veremeyeceğini, sadece din derslerini gözetim ve
denetim altında tutabileceğini" ifade etmişti.
Davanın
geçmişi
Hasan
Zengin isimli Alevi bir vatandaş, AİHM'ne 2004 yılında yaptığı
başvuruda, "Türkiye'nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin
din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili 9'uncu maddesini ve eğitim
hakkıyla ilgili 1'inci protokolün 2'nci maddesini ihlal ettiği"
görüşünü savunmuştu.
Hasan
Zengin, Türkiye'deki mahkemelere yaptığı başvuruda, 7'nci
sınıfta okuyan kızı Eylem Zengin'in, din ve ahlak derslerinden
muaf olmasını talep etmiş, ancak bir sonuç alamamıştı.
Zengin, Türk mahkemelerine yaptığı başvuruda, Türkiye'de verilen
zorunlu din ve ahlak derslerinin, laiklik ilkesine aykırı
olduğunu savunmuş ve derslerde öğretilen Sünni İslam eğitiminin
tarafsız olmadığı görüşünü dile getirmişti.
Türkiye'de
Anayasa'nın 24'üncü maddesinin 21'inci bölümü uyarınca ilköğretimdeki
çocukların, din ve ahlak derslerine girmesinin zorunlu kılındığını
belirten Zengin, AİHM'ne yaptığı başvuruda, "Türkiye'de din
ve ahlak dersi öğretim biçiminin, kızının din özgürlüğüne
ve ebeveyn olarak çocuğuna kendi inançlarına göre din dersi
öğretilmesi güvencesine aykırı olduğu" görüşünü savunmuştu.
9
Ekim, 2007 - CNNTURK
AİHM:
Zorunlu din dersi özgürlük ihlali
Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye’de ilköğretim okullarındaki
din ve ahlak kültürü derslerinin zorunlu tutulmasının Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesi’nin eğitim hakkıyla ilgili maddesine
aykırı olduğuna hükmetti.
STRASBOURG
- Alevi inançlı Hasan Zengin ile kızı Eylem Zengin tarafından
2004 yılından açılan davayla ilgili kararını bugün açıklayan
AİHM, Aleviliğin toplumun önemli bir kesimini oluşturmasına
rağmen, mevcut din dersi müfredatının bu konuda yetersiz olduğu
sonucuna vardı.
Kararda,
devletin değişik dinlere karşı tarafsız ve nötr olma yükümlülüğüne
ve dini toplulukları tek bir çatı altında toplamak için önlem
alma gereksinimi olmadığına da vurgu yapılıyor.
Demokratik
bir toplumda sadece çoğulcu bir eğitimin öğrencilere din,
vicdan ve düşünce özgürlüğü çerçevesinde dini olgu hakkında
eleştirel bir yön kazandırabileceğine vurgu yapan AİHM, söz
konusu özgürlüğün, dini boyutu içinde, inananlar için olduğu
kadar ateistler, agnostikler ve kuşkucular için de önemli
olduğunu hatırlattı.
Kararda,
bir devletin eğitim programlarına din dersi de koyması halinde,
öğrencilerin dini eğitim ile ebeveynlerinin dini veya felsefi
inançları arasında kalmalarının engellenmesi gerektiği de
belirtildi.
Mahkeme, Türkiye’de Hıristiyan ve Musevi öğrencilerin din
derslerinden muaf tutulabildiklerini, ancak bunun için bu
inançlardan olan ailelerin önceden okul yönetimini bilgilendirmeleri
gerektiğini, bu durumun ise Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin
din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili maddesiyle çelişebileceğini
kaydetti.
Kararda,
din derslerinin sadece Müslüman öğrencilerle sınırlı tutulması
halinde çocukların ve ailelerinin din özgürlüğünü korumak
amacıyla derslerin zorunlu olmaktan çıkarılması gerektiğine
de hükmediliyor.
Mahkeme,
Türkiye’deki din derslerinde Sünni İslam dışında başka bir
dinden veya felsefeden olan çocuk ve aileler için hiçbir uygun
seçenek olasılığı bulunmamasından ötürü davacı Eylem ve Zengin
ve babası Hasan Zengin’in Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin
eğitim hakkıyla ilgili maddesiyle güvence altına alınmış özgürlüklerinin
ihlal edildiği sonucuna vardı. Kararda, din derslerinden muaf
tutulma uygulamasının da uygun bir yöntem olmadığı, zira bu
uygulamanın öğrenci ve ailesini dini veya felsefi inançlarını
açığa vurmaya zorladığı not ediliyor.
Mahkeme,
oy birliğiyle aldığı kararda, davacı baba kızın din ve vicdan
özgürlüklerinin de reddedildiğine ilişkin iddialarını ise,
bu çerçeveye girmediği gerekçesiyle geri çevirdi. Mahkeme
ayrıca, Ankara’nın davacı aileye 3 bin 726 Euro mahkeme masrafı
ödemesine hükmetti.
Karar,
benzer olası dava başvuruları için örnek oluşturması bakımından
önem taşıyor.
DAVANIN
GEÇMİŞİ
Dava,
Alevi inançlı Türk vatandaşı Hasan Zengin ile kızı Eylem Zengin
tarafından 2004 yılında AİHM’de açılmıştı. Davacılar, zorunlu
din ve ahlak kültürü derslerinin sadece Sünni geleneklere
dayalı perspektiften verilmesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin
inanç ve eğitim haklarıyla ilgili maddelerine aykırı olduğunu
savunuyorlardı.
Tek dine dayalı devlet politikası ile zorunlu din eğitiminin,
laiklik ilkesiyle bağdaşmadığını da savunmuşlar ve Türkiye’nin,
Fransız modelini benimseyerek din derslerini zorunlu olmaktan
çıkarmasını istemişlerdi.
Türk
hükümeti ise davayla ilgili savunmasında, laiklik ilkesine
vurgu yapmakla birlikte, devletin eğitim hakkını düzenleme
yükümlülüğünü ön plana çıkarmıştı. Hükümet, Türkiye’de Aleviler
ile Sünniler arasında ayrımcılık yapılmadığını savundu, ve
söz konusu derslerin, din dersi değil, din ve ahlak konusunda
genel kültür dersi olduğunu savunmuştu.
Kayhan
Karaca NTV-MSNBC 09 Ekim 2007 Salı
Türkiye
zorunlu din dersinden mahkum oldu
STRASBOURG
(09.10.2007)-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Alevi
baba Hasan Zengin ve kızı Eylem Zengin’in davasını karara
bağlayarak zorunlu din dersinin özgürlük ihlali olduğuna hükmetti.
Karar emsal teşkil etmesi bakımından önem arz ediyor.
Alevi
baba Hasan Zengin’in ilköğretimde din dersinin zorunlu olmaktan
çıkarılmasına ilişkin açtığı davayı karara bağlayan AİHM,
Türkiye’yi mahkum etti. Zorunlu din dersi ile Türkiye’nin
özgürlük ihlalinde bulunduğuna hükmeden AİHM, kendisine laik
diyen bir hükümetin tüm dinlere eşit mesafede durması gerektiği
kaydetti.
Alevi
baba Hasan Zengin’in ilköğretimde din dersinin zorunlu olmaktan
çıkarılmasına ilişkin açtığı davayı karara bağlayan AİHM,
Türkiye’yi mahkum etti. Zorunlu din dersi ile Türkiye’nin
özgürlük ihlalinde bulunduğuna hükmeden AİHM, kendisine laik
diyen bir hükümetin tüm dinlere eşit mesafede durması gerektiği
kaydetti.
İstanbul’da
ikamet eden 1960 doğumlu Hasan Zengin ve 1988 doğumlu kızı
Eylem Zengin’in açtığı davada AİHM, Türkiye’yi 3 bin 726 euro
mahkeme masraflarını ödeme cezasına çarptırdı. AİHM, bu miktarın
kararın kesinleşmesinden sonraki üç ay içinde ödenmesini istedi.
Alevi
inançlı Hasan Zengin ile kızı Eylem Zengin’in 2004 yılında
AİHM’de açtığı davanın duruşması 3 Ekim 2006 tarihinde Strasbourg
mahkemesinde yapılmıştı. Hasan Zengin, 23 Şubat 2001’de İstanbul
Eğitim Müdürlüğü’nden kızının din kültürü ve ahlak bilgisi
dersinden muaf tutulmasını istedi. 2 Nisan 2001 tarihinde
Eğitim Müdürlüğü, bu talebin kabul edilmesinin mümkün olmadığını
söyleyerek şunları belirtti. Hasan Zengin, talebinin reddedilmesi
ardından İstanbul Mahkemesi’ne başvurarak zorunlu din kültürü
ve ahlak bilgisi dersinin kaldırılmasını istedi. Mahkeme ise
Anayasa’nın ilgili maddesini gerekçe göstererek Zengin’in
talebini 28 Aralık 2001’de reddetti.
Davacı
AİHM’e yaptığı başvuruda Alevi inancının başka kültürlerden,
dinlerden ve felsefelerden etkilenen bir felsefe veya bir
inanç olduğunu belirterek, İslam’ın Hanefi mezhebinden sonra
Türkiye’de en yaygın inançlardan biri olduğunu kaydetmişti.
Hasan Zengin, ayrıca Alevilerin Şeriat’ı ve Sünniliği reddettiği,
din özgürlüğü, insan hakları, kadına saygın, hümanizm, demokrasi,
rasyonalizm, modernizm, evrensellik, hoşgörü ve laikliği savunduğuna
dava dosyasında yer verdi.
ANF
NEWS AGENCY
AİHM'den
dini konuda yine siyasi karar
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), zorunlu din kültürü
ve ahlak bilgisi derslerine yapılan itiraza ilişkin bir başvuruda,
Türkiye'yi haksız buldu. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin
(AİHS) 1. ek protokolün 2. maddesinin ihlal edildiği görüşüne
varılan AİHM'nin gerekçesi kararında, Türkiye'deki din kültürü
ve ahlak bilgisi derslerini tarafsız olmadığı yorumu yapıldı.
Vakit
Din
dersinde Türkiye aleyhine karar
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, zorunlu din ve ahlak kültürü
dersiyle ilgili davada, bu dersin zorunlu kılınmasının insan
hakkı ihlali olduğuna karar verdi. Türk vatandaşı Hasan Zengin
ile zorunlu din dersine sokmak istemediği kızı Eylem Zengin,
Türkiye’de bu dersin sadece Sünni bakış açısıyla verilmesinin,
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin inanç ve eğitim haklarıyla
ilgili maddelerine aykırı olduğunu belirterek 2004 yılında
dava açmışlardı.
Star
AİHM
zorunlu din dersinde Türkiye'yi haksız buldu
Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi, iki Alevi vatandaşın Türkiye aleyhine
açtığı zorunlu din ve ahlak kültürü dersiyle ilgili davada
kararını verdi. AİHM, kızını zorunlu din dersine sokmak istemeyen
babayı haklı buldu.
EMSAL
OLACAK
Bu
dersin sadece Sünni geleneklere dayalı perspektiften verildiğini
savunan davacıları haklı bulan AİHM, Türkiye'yi başvuruyu
yapan kişiye mahkeme masrafı olarak 3 bin 726 euro ödemeye
mahkum etti.
Güneş
Din
dersi zorunlu olamaz
AİHM'nin
gerekçeli kararında, 'devletin, eğitim sırasında ebeveynlerin
dini inançlarına saygı göstermesi gerektiği' belirtildi
STRASBOURG
(AA) - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye'de ilköğretim
okullarındaki din v ...