Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi, Alevi babanın, çocuğunun din dersine
girme zorunluluğunun kaldırılmasıyla ilgili başvurusunu sonuçlandırdı.
Mahkemenin babayı haklı bulduğu öğrenildi
Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Alevi bir ailenin çocuğunun
din dersine girme zorunluluğunun kaldırılmasıyla ilgili davayı
karara bağladı. AİHM kararında Alevilerin lehine karar çıktığı
anlaşıldı. Önümüzdeki günlerde açıklanacak mahkemenin gerekçeli
kararına, Büyük Daire'nin iki ay önce karara bağladığı Folgero
davasının emsal teşkil ettiği öğrenildi. Büyük Daire 29 Haziran'da,
Hıristiyanlığı temel alan ve Hıristiyan bakış açısıyla diğer
dinlere atıfta bulunulduğu gerekçesiyle açılan bir davayı
karara bağladı. Büyük Daire, Folgero Norveç'e karşı davasında
AİHM'nin dinle devlet işlerine karışmadığını belirterek, "İlgili
devlet (Norveç) eğitimle ilgili sorumluluğu yerine getirirken,
ders programındaki bilgileri objektif, eleştirel ve çoğulcu
bir şekilde verilmesini mi sağlıyor? Yoksa endoktrini yani
bir görüşü empoze etme, dayatma amacını mı güdüyor?" sorusuna
yanıt aradı. Kararda, söz konusu ders programında diğer dinlere
atıfta bulunulsa da, bu dinlerin Hıristiyanlık üzerinden anlatıldığı,
Hıristiyan yetiştirmeye yönelik bilgilerin yer aldığı belirtilerek,
"Devletin bütün dinlere eşit, çoğulcu ve eleştirel yaklaşmadığına"
vurgu yapıldı.
Sözleşme
ihlal edildi
Büyük Daire, "Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz.
Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin
yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin
kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama
haklarına saygı gösterir" şeklinde düzenlenen sözleşmenin
2. maddesinin de ihlal edildiğine karar verdi.
Alevilerin
zorunlu din dersi davasıyla büyük benzerlik gösteren Folgero
davasında Daire, Norveç'in Eğitim Kanunu'nda İncil ve Hıristiyanlığın
Protestan inancına uygun olarak verilmesi yönündeki amacını
da zaten açıkça belirttiğini hatırlattı.
Kararda,
Norveç'in söz konusu ders programında diğer dinlere çoğulcu
ve eşit bir şekilde yer vermediği, eşit vurgu yapmadığı, Hıristiyanlığı
öne çıkardığı ve ebeveynlere çok ağır şartlar getirdiği için
muafiyetin yeterli olmadığı vurgulandı.
Tek dini öğretemez
Mahkeme;
Alevilerin zorunlu din dersi ile ilgili şikâyeti ile ilgili
kabul edilebilirlik gerekçesini yazarken de Sünni İslama dayalı
bir öğretimin dayatıldığını söyleyen davacıların, "Devlet,
kamu okullarında tek bir dini öğretemez, bu devletin tarafsızlığı
ilkesine de aykırıdır" şeklindeki görüşlerine yer vermesi,
esasa ilişkin karar konusundaki tavrının ne olacağının da
ipuçlarını vermişti.
Önemli
sonuçları olacak
Karar
uyarınca, Türkiye'de Anayasa'nın ilgili maddesinin değişmesi
(24. madde), Milli Eğitim Temel Kanunu'nun "Din Kültürü ve
Ahlak Eğitimi İlköğretim okullarında zorunludur" şeklindeki
12. maddesi ve Talim ve Terbiye Kurulu'nun 19/9/2000 tarih
ve 373 sayılı kararıyla kabul edilen İlköğretim Okulu Din
Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi öğretim programının değişmesi
gerekecek.
Davanın
seyri
2001'de
Hasan Zengin adlı Alevi bir vatandaş, 7. sınıfa giden kızı
E.Z.'nin Alevilikle ilgili bilgilerin yer almadığı din derslerine
girme zorunluluğunun kaldırılması için önce İstanbul Valiliği'ne,
ardından İstanbul İdare Mahkemesi'ne, son olarak da Danıştay'a
başvurdu.
Başvurularından olumsuz yanıt alan Zengin, iç hukuk yollarını
tükettikten sonra 2 Ocak 2004'te Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne
gitti.
AİHM'ye yapılan başvuruda, devletin Alevi olan bir öğrenciye
Sünni inancının öğretildiği Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini
zorunlu olarak okutmasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin
(AİHS) din ve vicdan özgürlüğünü düzenleyen 9'uncu maddesinin
ihlali olduğu görüşü belirtildi.
Kasım 2004'te başvuruyu gündemine alan AİHM, 15 Kasım 2004'te
Türkiye'ye zorunlu din dersiyle ilgili sorular yöneltti.
Nisan 2005'te Türkiye 20 maddelik savunmasında, davanın reddini
istedi ve "Ders tarafsızdır. Anne babalar, devletin yetkisine
karşı çıkamaz" denildi.
Mahkeme,
Türkiye'nin savunmasını değerlendirdikten sonra şikâyet hakkında
kabul edilebilirlik kararı verdi ve dosyayı esastan görüşmek
üzere 3 Ekim tarihine duruşma günü verdi.
Türkiye
savunmasında, Aleviler ile Sünniler arasında ayrımcılık yapılmadığını,
derslerin de din dersi değil, din ve ahlak konusunda genel
kültür dersi olduğunu belirtti.