ABF
Genel Sekreteri Turan Eser İmzası ile 13.08.2007 tarihinde
e-mail olarak gönderilmiş olan tarih ve imza taşımayan “Kurum
Başkanlıklarına” yönelik yazı, gerçeği yansıtmadığı gibi,
içeriği nedeni ile de öğretimize ve ABF Genel Sekreterlik
Makamına yakışır bir yazı değildir. Bu nedenle, aslında hiç
bir cevap vermememiz gereken bir yazıdır. Ancak, yazının içeriğinin
kişisel saldırı niteliği taşıması ve gerçeklerin de ters yüz
edilerek sunulmuş olması nedeni ile kişisel olarak cevap verilmek
zorunda kalınmıştır.
Yazının başlığında; “ABF ve ABF bileşenleri üst kurumumuzu
içten bölmeye dönük alternatif toplantılar” denilmektedir.
Öncelikle, örgütlerimizin çağrıda bulundukları alternatif
bir toplantı değil, her yıl geleneksel olarak yapılan 15 Ağustos
toplantısının yapılması istemidir. Her yıl geleneksel olarak
15 Ağustos tarihinde ve Hacı Bektaş Etkinliklerinden bir gün
önce yapılan, sonucu da sonuç bildirgesi ile kamuoyunu duyurulan
toplantının yapılmasını istemek neden bölücülük olsun ki?
Üstelik zaten 16 Eylül 2006 tarihli, ABF GYK kurulu toplantısı
sonrası, “siyasete müdahale edeceğiz ve bunun içinde ABF
GYK’sında engel gördüklerimizi federasyon yönetimi dışında
bırakalım.” mantığı ile olağanüstü kongre çağrısı yaparak
ve olağan üstü kongre sürecinde de, Federasyonumuzun ve örgütlerinin
hukukunu korumak dışında bir düşüncesi olmayan ve yıllardan
beri Alevi örgütlerinde emek veren insanları “Darbeciler
– Derin Devletin ve Genel Kurmayın Adamları- Şer Cephesi”
diye iftiralar atıp suçlayarak en büyük bölücülüğü sizler
yaptınız. Siyasette de aldığınız sonuç ortada ve herkes tarafından
görülmekte, konuşulmakta ve değerlendirilmektedir.
Devamla,
“Kurumun kendi yetkili organlarında ortak akıl ve eleştiriyi
de benimseyen ortak tartışma zeminlerini benimser” denilmiştir.
Her sene, ABF Hacı Bektaş Etkinlikleri öncesi, birkaç defa
GYK’sını toplayarak ve en sonunda da en az 10 gün önce kendisine
bağlı örgütleri toplayarak değerlendirmesini ve Hacı Bektaş
Etkinliklerinde nasıl davranacağını ve neler yapacağını değerlendirirken,
bu sene bu toplantıların hiç birisi yapılmamıştır. Hacı Bektaş
Etkinlikleri ile ilgili olarak, etkinlikler öncesi tek toplantı
yapılmamışken, Sayın Eser, hangi ortak akıldan ve hangi
ortak tartışma zemininden bahsetmektedir? Sayın Eser’in
kişisel düşüncelerini, ortak akıl olarak kabul etmek olanaklı
değildir.
Toplantı
çağrı metnimiz, Hacı Bektaş Etkinlikleri ile ilgili olarak
geçmiş süreci çok kısa özetledikten sonra, 15 Ağustos’da Hacı
Bektaş’ta toplanma davetinde bulunmuştur. Özü bu olan yazımızı,
Pir Sultan Derneğinin Web sitesinden alıp okuyarak ve daha
örgütlere fakslanmamış olması nedeni ile de örgütlerin de,
bilgilerinin olmamasından faydalanarak, “bu bildiriye imza
attınız mı?” diye, toplantı davet yazısını bildiri diye
sunarak zehir hafiyeliğe soyunmak ABF Genel Sekreterliği makamına
yakışır mı?
Öncelikle
ortada bir bildiri yoktur ki, örgütler bildiri altına imza
koymuş olsunlar. Bu nedenle de Sayın Eser’e “Biz bildiri
altına imza koymadık” diye cevap vermeleri, çok doğaldır.
Sayın Eser, önyargısız bir şekilde ve yönlendirme yapmadan,
“15 Ağustos toplantı çağrısı için olurunuz alındı mı?”
şeklinde soru yöneltse, elbette ki alacağı cevap “olurumuz
alındı.” olacaktır.
Bu nedenle Sayın Eser’in, yönlendirmesi sonucu alınmış olan
cevapları dayanak alarak yapmış olduğu ve kamuoyuna sunmuş
olduğu açıklama gerçeği yansıtmamaktadır.
Sayın
Eser, davet yazısını örgütlerimizin kurumsal kararı olduğunu
görmezden gelerek, açıklamasında “PSAKD ve HUBYAR Derneği
Başkanları, aşağıdaki kurumlarımız adına asıl niyetlerini
açıklamadan zor duruma sokmaktadırlar.” diyerek, olayı
kişiselliğe çekmeye çalışmaktadır.
Şunu
hemen ifade etmek isteriz ki, bu asla kişi olarak bizlerin
kararı değil, kurumsal olarak örgütlerimizin kararıdır. Sayın
Eser, Hacı Bektaş Etkinlikleri öncesi ABF’de konu ile her
hangi bir toplantı yapmadığı için de, bizlerin de yapmadığını
sanmaktadır. Sayın Eser şunu bilmelidir ki, örgütlerimiz kurumsal
olarak çalışmaktadır.
Sayın Eser açıklamasında “..hatta bu kurumlarımız için gereksiz
tartışmaların ortaya çıkmasına ve kimi kurumlarımızın kendi
içinde olağanüstü genel kurula gitmelerine sebep olmuşlardır.
PSAKD ve HUBYAR Dernekleri artık bu kavgacı ve çatışma üretici
davranış ve yatay ilişkilerden uzak durmalıdır. ABF olarak
bu iki kurumumuzu sağduyulu davranmaya davet ediyoruz.” demektedir.
Federasyonumuza
bağlı hangi derneğin veya derneklerin olağan üstü genel kurula
gittiği tarafımızdan bilinmemektedir. Ayrıca bilinmesi de
somut durumu değiştirmeyecektir. Bu nedenle, eğer bir derneğimiz
ihtiyaç duyarak olağanüstü genel kurula gitmiş ise, bunu
PSAKD ve HUBYAR Derneğine bağlamak veya ilişkilendirmek, en
basit söylemle iftiradan başka bir şey olmaz.
Derneklerin
çeşitli konularda görüş alışverişinde bulunmaları, bazı etkinliklerde
birlikte hareket etmeleri ve ortak çalışmalar yapmaları; örgütsel
birliktelik ve dayanışmadır. ABF’nin bu birlikte iş üretmekten
sevinç duyması gerekirken, tepkili olmasını anlamak olanaklı
değildir. Benzer çalışmaları yatay ilişki olarak değerlendirmek,
yazdığının anlamını bilmemektir. Yatay ilişki, Derneğin Genel
Merkezi var iken, Genel Merkezi yok sayarak; kendince,
kendisine yakın sandığı bazı şubelerle ilişkiye geçmektir
ki, bunu sıklıkla sayın Eser yapmaktadır.
Gerek
PSAKD ve gerekse de HUBYAR Derneği kavgacı ve çatışma üretici
davranışlardan uzak durmaktadırlar. Şu anki “kavgacı ve
çatışma üretici davranışı” gösterenler, her sene geleneksel
olarak 15 Ağustos’ta yapılan geleneksel toplantıyı 15 Ağustos’ta
yapmayarak 18 Ağustos’a yani Etkinliklerin son gününe erteleyenlerden
başkası olmadığı çok açıktır. Kimse kendi kavgacı ve çatışmacı
tarzını örgütlerimize mal etmesin. Bizler sadece gördüğümüz
bir eksikliği, sorumluluk bilinci ile gidermeye çalışmaktan
başka her hangi bir şey yapmamaktayız.
Sayın
Eser, davet yazısına isim vermiş olan derneklerimizi tek tek
yazmış ve kendince almış olduğu cevapları da belirtmiştir.
Şunu hemen belirtelim ki, bizler de bu örgütlerimiz ile görüştük
ve davette belirtilen bir toplantıya ihtiyaç olduğunu, 18
Ağustos’ta yapılacak toplantının gecikmiş bir toplantı olacağını
belirterek, 15 ağustosta geleneksel toplantıya çağrıcı olup
olamayacaklarını sorduk. Olumlu cevap aldığımız derneklerimizin
isimlerini de davet yazısının altına yazdık. Olumsuz cevap
verenleri veya hiç cevap vermeyenleri de yazmadık.
Sayın
Eser açıklamasında “…sorunun ABF çağrısından kaynaklandığını
değil, aksine bu iki kurumumuzun ABF gibi bir üst kuruma bağlı
olmanın getirdiği kurumsal işleyişe uygun davranışı bilmemelerindendir.
Alternatif toplantı çağrısı yerine ABF’nin yönetimine öneride
ve görüşme talebinde bulunabilirlerdi.” demektedir.
Öncelikle davetimiz, ABF’nin 15 Ağustos’ta geleneksel toplantıyı
yapmamasından ve tarihini Hacı Bektaş Etkinlikleri sonrasına
taşımasından kaynaklandığı çok açıktır. Sayın Eser’in bunu
görmemezlikten gelmesi somut durumu değiştirmeyecektir.
Örgütlerimiz,
kurumsal işleyişi de, üst örgüte bağlı olarak kurumsal çalışmayı
da bilen bir bilince sahiptirler. Bu bilinçle de PSAKD
Genel Sekreteri Önder AYDIN, görevli kılınmış ve Hacı
Bektaş Etkinlikleri ile ilgili olarak Federasyonumuzun hangi
çalışmalar yaptığını ve ne planlandığını 27 veya 28 Temmuz
tarihlerinden birinde, ABF merkezini arayarak sormuştur. Aradığında
ABF merkezinde bulunan MYK üyesi Hüseyin Yıldırım ile
konuşmuş, “daha bir çalışmanın yapılmadığı” cevabını
almıştır.
Eğer
örgütlerimizin alternatif bir toplantısı veya Sayın Eser’in
açıklamasında belirttiği gibi bizlerin kişisel istemlerimiz
söz konusu olsa idi, daveti 27 veya 28 Temmuzdan sonra yapardık.
Davetin geleneksel toplantı tarihinin değişmesinden ve Hacı
Bektaş Etkinliklerinin son gününe taşınması nedeni ile, geleneksel
toplantı tarihimizin değişmemesi ve Alevi örgütlerinin görüşlerinin
Hacı Bektaş Etkinlikleri sırasında kamuoyuna yansıması için,
sorumluluk bilinci ile davet yapılmıştır. Kimsenin kişisel
bir talebi ve istemi söz konusu olmadığı gibi ABF’ye yönelik
her hangi kinimiz de, hırsımız da söz konusu değildir. Bu
söylemi Sayın Eser, bizzat bizlere ve örgütlerimize olan kin
ve hırsını göstererek, kendisini tarif etmektedir. Bu
yanlış söylemi Sayın Eser söylemekte ve Sayın Eser’in kendisi
inanmaktadır.
Örgütlerimizin
yetkili kurullarını toplanarak almış oldukları karar doğrultusunda
yazılmış olan bir davet yazısına yönelik olarak çalakalem
cevap vermek ve cevabı da kişiselleştirerek kurumları yok
saymak, tam da Sayın Eser’in tarzına uygun bir davranıştır.
Kurumları yok saymak mı birlikteliği bozmaktadır, eksik bir
çalışmadaki eksikliği gidermek mi birlikteliği bozmaktadır,
bunu Alevi kamuoyu değerlendirecektir.
16
Eylül 2006 ABF GYK toplantısı öncesi ve sonrası tavır, davranış
ve söylemleri ile, ABF de uzun emekler sonucu oluşturduğumuz
birlikteliği dağıtanların ve keza, 2007 genel seçimleri için
kişisel siyasi ikballer için ABF’deki birlikteliğin temeline
dinamit koyanların, birliktelik söylemlerinin inandırıcı olmadığı
çok açık ortadadır.
Her
sene geleneksel olarak 15 Ağustos’ta yapılan toplantının bu
sene 18 Ağustos’a taşınmasının nedeni; bizi kişisel olmakla
suçlayan Sayın Eser’in kişisel sorunu olan kurumundan, yani
çalıştığı işyeri olan elçilikten Çarşamba günleri izin alamamasındandır.
Kendileri kişisel durumlarını Alevi öğretisinin mücadelesinden
önemli gördüklerinden, ABF’nin toplantılarını kişisel durumlarına
göre düzenlemekte ve ne yazık ki herkesi de kendisi gibi davrandığını
sanmaktadırlar.
Sayın Eser’in açıklamasının diğer bölümleri, yukarıdan beri
saydıklarımızın değişik şekillerde tekrarından ibarettir.
Bizler sorunun daha da kişiselleşmemesi için, detaya girmeyeceğiz.
Her
sene 15 Ağustos’ta Hacı Bektaş Etkinlikleri öncesi yapmakta
olduğumuz geleneksel toplantımıza tüm Alevi örgütlerine yönelik
davetimizi tekrarlıyoruz.