Pir
Sultan Abdal Kültür Derneği, Sivas'ta 1993 yılında hayatlarını
kaybedenleri andı.
Pir
Sultan Abdal Kültür Derneği yönetim kurulu üyeleri ile
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) yönetimi
dün saat 11:00'de Atatürk Anıtı önünde Sivas'ta Madımak
Otel'de hayatını kaybeden 33 aydın için anma programı
düzenledi.
Basın
açıklaması yapan Şah İsmail Aydoğdu yaptığı açıklamada
"2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'a giden 33 aydınımızın
yakılışının ardından 14 yıl geçti. Bu yangına neden olan
gerici, şeriatçı güçler, insanlık dışı bu katliamı devletin
ve güvenlik güçlerinin gözetiminde hayata geçirmiştir.
Bugün bölgemizde ve ülkemizde yaşanan gelişmelere baktığımızda
Sivas- Madımak katliamının anlamı daha da önem kazanmaktadır"
dedi.
ALANYA
POSTASI - 02.07.2007
“Sivas
katliamı” unutulmadı
2
Temmuz 1993 günü Sivas’ta Madımak Oteli’nin ateşe verilmesi
sonucu hayatını kaybeden 35 kişi törenlerle anıldı. Hükümet
Meydanında basın açıklaması yapan ve Dernek binasında
anma etkinliği düzenleyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği
Menemen Şubesi, sözün anlatamadığını fotoğraflarla
anlatmayı denedi ve 14 yıl önce gerçekleşen katliamı hafızalarda
canlandıran fotoğrafları İlçemiz Lise Yolu girişinde açtığı
stantta sergiledi.
Pir
Sultan Abdal Kültür Derneği Menemen Şubesi önünden başlayan
ve “Sivas şehitleri onurumuzdur”, “Sivas’ın hesabı sorulacak”,
“Faşizme karşı omuz omuza” sloganları eşliğinde İlçemiz
Hükümet Meydanına kadar devam eden yürüyüşün sonunda Pir
Sultan Abdal Kültür Derneği Menemen Şubesi Başkanı Erdal
Güneş basın açıklamasına bulundu.
Sivas-Madımak
katliamının yaşandığı 2 Temmuz 1993 tarihinin ülkemizde
emperyalizme, faşizme ve gericiliğe karşı mücadelede direnenlerin
yaşamlarını feda ederek yazdıkları onurlu bir tarih olduğunu
söyleyen Dernek Başkanı Erdal Güneş,
“Bugün;
demokrasi, insan hakları ve özgürlükler alanında sahip
olduğumuz tüm kazanımlar, bedeller ödenerek elde edilmiştir.
Onun içindir ki değerlidirler, önemlidirler ve korunmalıdırlar.
Bundan
14 yıl önce Sivas’ta; gerici, faşist güçler insanlık dışı
bir katliamı, devletin ve güvenlik güçlerinin gözetiminde
hayata geçirmişlerdir.
İnancın,
bilincin ve direncin simgesi olan Pir Sultan Abdal’ın
yaşadığı yerde, Banaz da düzenlenen ve ilk kez Sivas ta
gerçekleştirilen etkinliklerin dördüncüsü katılmak için
Sivas’a giden 33 aydın, yazar, şair, sanatçı, ozan ve
semahçılarımız ve iki otel görevlisi olmak üzere 35 canımızın
yani aydınlık geleceğimizin, Madımak’ta yakılarak katledilişlerinin
üzerinden on dört yıl geçti. Yangından yüz beş canımızda
yaralı olarak kurtuldu. Katliamı yaratan zihniyet bütün
kadroları ile şimdi iktidarda iken, Madımak yangını bu
gün, Madımak’ta et lokantası ile sürmektedir” diye konuştu.
Bu gün bölgemizde ve ülkemizde yaşanan gelişmelere baktığımızda
Sivas- Madımak Katliamının anlamının daha fazla önem kazandığını
söyleyen Erdal Güneş açıklamalarına şöyle devam etti;
“ABD,
bölgemizde Büyük Orta Doğu Projesi ile emperyalist politikalarını
hayata geçirmeye devam etmektedir. Bu nedenle işgal edilmiş
olan Irak’ta halklar birbirine kırdırılmaktadır.
IMF
ve AB politikaları doğrultusunda yürütülen özelleştirme
kampanyasıyla, halkımızın alın teriyle yaratılan zenginliklerimiz
uluslar arası sermayeye peşkeş çekilmektedir.
Eğitim,
sağlık ve sosyal güvenlik alanında eşit parasız kamusal
hizmet tüm halkımızın hakkı ve devletin asli görevleri
iken, AB uyum yasaları ve reform adı altında çıkarılan
yasalarla ve özelleştirmelerle parası olanın satın alabileceği
hale getirilmektedir. Bu süreçte halkımız her geçen gün
daha da yoksullaşmaktadır.
Toplumun
en dinamik ve örgütlü kesimlerine karşı sindirme ve yok
etme politikaları ile örgütsüz ve sendikasız bir çalışma
yaşamı dayatılmaktadır. Terörle mücadele ve polis yasaları
adı altında demokratik mücadele ve özgürlükler alanı daraltılmaktadır.
Anadolu
halklarının eşit ve özgür birlikteliği ve kardeşliği temelinde
çözülebilecek olan Kürt sorunu devam etmekte, yükselen
çatışmalı ortamla sorun çözümsüzlüğe sürüklenmektedir.
Irkçı- faşist provokatif saldırılarla linçler yaşanmakta,
ekonomik ve siyasal alanda çözümsüzlük üreten iktidar
şovenizmden medet ummaktadır. Susurluk’un ardından Şemdinli,
Hrant Dink cinayeti, Malatya’daki katliam, Gebze’de Alevi
olduğu için bir öğretmenin öldürülmesi ve en son olarak
Anafartalar Çarşısı’nda boy gösteren Gladyo ve Kontrgerilla
tipi örgütlenmeler, üniformalı ve sivil çeteler, ülkemizi
kaosa sürüklemekte ve halklarımızı bir birine düşman etmeye
çalışmaktadırlar.
Türkiye’de, 12 Eylül hukuku ve kültürünün ana unsurlarından
bir olan ve topluma dayatılan Türk- İslam sentezi anlayışı
sonucunda gericiliğin gelişmesine zemin hazırlamış ve
Sivas- Madımak Katliamı bu zeminde gerçekleştirilmiştir.
12 Eylül generalleri ve AKP, genel olarak siyasi İslam’ın
bu gün geldiği aşamanın doğrudan sorunlularıdır.
Türkiye,
12 Eylül hukuku ve kültürüyle hesaplaşmadan demokratikleşemez.
Bu gün şeriat ve darbe arasına sıkıştırılmaya çalışılan
korku üzerine oturtulan anlayışlar ancak gerilimi arttırır.
Ayrımcı, bölücü, ırkçı politikalar halkların kardeşçe
bir arada yaşamasını engeller.
Ölüm oruçlarında yüzlerce insan yaşamını yitirirken, ceza
evlerinde insan onurunu hiçe sayan uygulamalar devam ederken,
yeni yasalarla yaşamı hücreleştiren siyasi iktidar çözümsüzlükte
ısrar etmektedir.
Özgür
bilimin ve sanatın yaratıldığı yerler olan üniversitelerimiz
ticarethaneleştirilmiştir. Bilim adamları, öğretim üyeleri
ve öğrenciler üzerinde, gerici ve şoven baskılar devam
etmektedir.
Eğitim sistemimiz; çağdaş, bilimsel ve demokratik nitelikten
uzaklaştırılmakta, zorunlu din dersleri ve uygulamalı
din eğitimi ile gericileştirilmektedir.
Laik
bir ülkede, devletin dini olmamalıdır. Devlet inançlar
karşısında tarafsız ve eşit mesafede olmalı, dinsel kurumlara
kamusal kaynak aktarılmamalıdır. Bütçesi ve personeli
ile devletin en büyük kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı
ile zorunlu din dersleri uygulamasına son verilmelidir.
Bütün
bu değerlendirmeler ışığında 2 Temmuz’u anmak daha da
önem kazanmaktadır. Katliamın on dördüncü yılında bağımsız,
demokratik ve özgür bir ülke yaratma mücadelemizde Madımak’ta
bedenleri ile ateşte semaha duran canlarımızın direnci,
bilinci ve inancı bizlere ışık olacaktır.
Sivas-
Madımak Katliamının ardındaki güçleri ve elebaşlarını,
bir Başbakanın çekmecesinden çıkan, Maraş katliamı ile
ilgili bilgi notu ile belgelendiği üzere artık biliyoruz.
Bu nedenle, Sivas Katliamının on dördüncü yılında emperyalizme,
faşizme, ırkçılığa, gericiliğe ve yoksulluğa karşı mücadelemizi
kararlılıkla sürdüreceğiz.”