|
GÜNLÜK YAŞAMDA ALEVİLER (3)
31/01/2006 DEMET BİLGE ERGÜN -İSMAİL SAYMAZ
Sorun okulla başlıyor Kentlerdeki Alevi gençleri, özellikle üniversite öncesi okul yıllarında önemli sorunlarla karşılaştığını söylüyor. Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Selahattin Özel, bu anlatımları doğruluyor. Özel'in verdiği bilgiler şöyle: Bir Alevinin gündelik yaşamdaki sorunu, okula adımını attığı anda başlar. Alevi anne-babadan doğan çocuk, Tanrı'yı yeryüzüne indiren ebeveynlerinden aldığı kültürü, zorunlu din derslerinde terk etmeye zorlanır. Din derslerinde ona, Sünnilikte mutlaklaştırılan bir Tanrı anlatılır. Bilmediği ve anlamadığı bir dilde dua etmeye itilir. Camide, namaz kılmak, ibadet yapmak zorunda olduğu inancı verilir. Anne-babası, o caminin kapısından girmemiştir bile. Sadece iman etmesi istenir ve Alevilikte var olan sorgulayıcı, tartışmacı aklı bitirilmeye çalışılır. Bir Sünni gibi düşünmeye zorlanan çocukla, ailesi arasına düşmanlık tohumları ekilir. Çocuk eğer, asimile politikasına direnirse ya da ailesi karşı çıkarsa bu kez öğretmenleri ve arkadaşlarıyla çatışır. Kitle iletişiminde Sünni söylem Askeri bir okulda okumak istiyorsa, sicilindeki Alevi ibaresinin yükünü meslek yaşamı boyunca taşımak durumunda kalabilir. Kamuda iş bulabilmesi için Aleviliğini özenle gizlemesi, başladığında da ramazan ayında yemek yememesi, çay içmemesi ya da ihtiyaçlarını gizli gizli karşılaması gerekiyor. Televizyonlarda, radyolarda Sünni söylemin inançlarını aşağılamasını, cemevleri hakkında 'İbadet yeri değildir, cemevleri cümbüş yeridir' şeklindeki hakaretamiz değerlendirmelere katlanmak durumundadır. Küçük sözlük MUSAHİP Arapça, 'arkadaşlık eden, sohbeti güzel olan' demek. Alevilikte, ikrar verecek, nasip alacak erkek ve kadının (karı-koca) seçtiği kefil anlamında eş; yol arkadaşı, yol kardeşi. Musahip ikrarı vermek: Musahip ceminde ikrar vererek musahipli olmak. Musahiplik denildiğinde, ikrar vermiş, evli iki kişinin eşleri ile birlikte, Hakk'a yürüyünceye kadar kardeş kalacaklarına, birbirilerini koruyup kollayacaklarına, birlik ve beraberlik içinde yaşayacaklarına, dedenin ve cem topluluğunun önünde söz vermeleri biçiminde gerçekleştirilen bir törenle kurulan 'toplumsal bir akrabalık' kurumu anlaşılır. Alevilikte musahip çok önemlidir. İki canın yaşam boyu sürecek kardeşliği olan musahipliğin Hz. Muhammet ile Hz. Ali'den kaldığına inanılır. (Esat Korkmaz'ın Kaynak Yayınları'ndan çıkan Alevilik-Bektaşilik Terimleri Sözlüğü'nden alındı.) Okurdan Radikal'e gelenler 'Birleşmiş Milletler gibi evlilik' Alevi bir ana-babanın çocuğuyum. Tüm çocukluğum babamın yoğun Alevilik öğretileri ve asla karşısına Sünni bir damat çıkarmamamız telkiniyle (baskı mı demek lazım?) geçti. İnsanları Alevi-Sünni diye ayırmamak gerektiğini küçük yaşlarda anlamama ve ana-babama anlatmaya çalışmama karşın, okul hayatında zorlukları gördüm. Ortaokulda din dersi seçmeleydi, seçmedim. Lisede ders zorunlu oldu ve din öğretmeninin, "Alevi var mı?" sorusuna gururla 'Aleviyim' dememin üzerine din derslerini bütünlemede vermek zorunda kalmak beni çok üzmüştü. Bugün vardığım nokta Aleviliğin bir kültürel varoluş olduğudur. Alevilik bir kültürdür, temeli insan hakları, demokrasi ve özgürlüğe dayanan hoşgörünün ve insan sevgisinin sonsuz olduğu bir yaşam biçmidir ve Türkiye'nin sahip olduğu önemli değerlerdendir. Gençliğimde babama, "Sana inat bir Sünniyle evleneceğim" sözümü tuttum ve hem Sünni hem Kürt olan eşimle evlendim. Şu an, 'Evliliğimiz Birleşmiş Milletler gibi' esprisiyle huzur içinde sürüyor. 10 yılda tek bir gün bile inanç ve kökenlerimizle ilgili en ufak bir söz, ima ya da tavırla karşılaşmadım, eşimi de karşılaştırmadım. İnandığınız şey demokrasiyse önce evinizde uygulamalısınız. Altı yaşındaki oğlumuz büyüdüğünde inancını kendisi seçecektir... (Adı bizde saklı) Can sıkıcı bir soru Sessizlerin sesi olmaya çalışan herkese saygılarımla başlıyorum yazıma. Lise üç öğrencisiyim. Hiç ramazanın gelmesini istemem. Sebebi, 'Neden oruç tutmuyorsun' sorusu. Tek istediğim, gösterdiğim saygıyı görebilmek. Bu çok mu zor? (Adı bizde saklı) Asıl mesele ekonomik savaş Alevilik konusunda yazmanız, önyargıları ortadan kaldırma açısından çok iyi bir iş. Fakat 'Alevisin dediler işten çıkardılar' gibi bir başlık koyarak istisnai olabilecek bir olayı ön plana çıkarmanız, Alevileri Sünnilere karşı önyargılı olmaya ve kin beslemeye teşvik edebilir. İşyerimde, çevremde çok Alevi arkadaşım, komşum var. En iyi arkadaşım Alevi ve Kürtçe bilen birisi. Patronum Alevi. Bu yaşıma kadar (28) ayrımcılık görmedim. Zaten ekonomik savaş ortamında kimsenin konuyu böyle abartılı düşündüğünü sanmıyorum. Bir de: Bu konuda yazanlar sanki Sünnilerin camiye gidip namaz kılmaktan alnı yarılmış, Alevilerin semah dönmekten başı dönüyomuş gibi bir duyguyla yazıyor. Ben iki yıldır camiye gitmedim. İnsanların bunlar pek umurunda değil ve olmamalı. (Ayhan Kadir Dağcı ) Bugün
muharrem Büyük matem orucu başladı Alevilerin Kerbela'nın yası için tuttukları oruç, kutsal aşurenin pişirilmesiyle bitiyor. FOTOĞRAF: ENGİN ÜNAL / AA İslam tarihinin en büyük trajedisi kabul edilen Kerbela vakası, Aleviler için yüzyıllardır tekrarlanan bir acı demek. Hz. Muhammed'in torunu, Hz. Ali ile Hz. Fatma'nın oğlu Hz. Hüseyin'nin 10 Ekim 680'de (Hicri takvimle 10 Muharrem 61) Kerbela'da 72 kişiyle birlikte Yezid'in ordusu tarafından katledilmesi, Aleviler tarafından her muharremde tutulan yasla yâd edilir. Kurban Bayramı'ndan 20 gün sonra, bu yıl da bugün başlayan matem orucu süresince düğün ve sünnet de dahil olmak üzere, hiçbir biçimde eğlence yapılmaz, et yenmez. Erkekler tıraş olmaz, kadın-erkek hiç kimse süslenmez, banyo yapılmaz. Matem orucu gece yarısı başlar, sonraki gün güneş batana kadar sürer. Oruç süresince et yenilmez, su içilmez. Matem orucunun son günü güneş doğduktan sonra aşure pişirilir. Bugünden itibaren 12 gün boyunca cemevlerinde 'matem cem'leri düzenlenecek, 12 imamlar ve Kerbela olayı yad edilecek. YARIN: Birlikte yaşamanın püf noktasını bulanlar KAYNAK: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=177183
|