Alevi
kitapları yayımlayan Diyanet'in 'Eserleri birlikte seçtik'
dediği Alevi dedeleri, projeye onay vermemiş: Bütün hazırlıklar
tamamlanmıştı, itirazımızı dinlemediler RADİKAL 04.01.2007
ANKARA - Diyanet İşleri Başkanlığı, Alevi dedeleriyle görüşerek
'Aleviliğin klasikleşmiş 17 kitabını' basma kararı aldı. Ancak
toplantıya katılan Alevi dedeleri buna karşı çıktı. Dedeler,
Diyanet'in kitapları basma hazırlığı yaptığını, kitapları
yayımlayacak heyetin oluşturulduğunu ve kendilerinin bütün
hazırlıklardan sonra çağrıldığını belirterek, "Bütün karşı
çıkışlarımıza rağmen, kitapları basacaklar" dedi.
Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan edinilen bilgiye göre, başkanlık
17 Alevi kitabını yayımlama kararı aldı. Bu amaçla 2005'in
son aylarında Alevi dedeleriyle bir toplantı yapıldı. Bu toplantıda
17 kaynak belirlendi ve bu kaynakların ışığında Alevi ve Bektaşi
klasiklerini yayımlama kararı açıklandı. Diyanet, yayımlanacak
kitaplarda, adap, terbiye, insani ilişkilerin yer almasına
özen gösterdi. Kitaplar, alamayacak durumdaki Alevilere ücretsiz
dağıtılacak. Kitapları iki yıl içinde basmayı planlayan Diyanet'in,
'Makalat' ve 'Şerh-i Besmele' adlı kitapları bu yıl içinde
çıkarması bekleniyor. Kaynaklar, Diyanet'in, Alevileri Sünnileştirme
gibi bir politikasının olmadığını belirterek, "Böyle bir politika
da olamaz. Alevilik, bu ülkenin zenginliğidir" dedi.
Yayımlanacak kitaplar
Yayınlanması planlanan kitaplardan bazıları şunlar: 'Ilm-i
Cavidan', 'Kitab-ı Cabbar Kulu', 'Dar Kitabı', 'Muhammed Hanefi
Cenknâmesi', 'Dastân-ı Ibrahim Edhem', 'Malik bin Eşter Cenknamesi',
'Fütüvvetnâme-i Imam Cafer-i Sadık', 'Maktel-i Hüseyin', 'Makalat'
ve 'Şerh-i Besmele'.
Diyanet'in Alevi dedeleriyle yaptığı toplantıda, dedelerin
kitap yayımlama fikrine karşı çıktığı, ancak bu itirazların
dikkate alınmadığı ortaya çıktı. Toplantıya katılan dedelerden
Mehmet Yaman, "Bizden sadece görüş aldılar. Hazırlıklar zaten
tamamlanmıştı; sırf 'Alevi dedelerinin de görüşlerini aldık'
demek için çağırdıklarına inanıyorum. Dediler ki, 'Hocalarımız,
müftülerimiz Aleviliği bilmiyor. Toplumda yanlış bilgiler
dolaşıyor. Bu yüzden bu kitapları yayımlayacağız.' Bunun üzerine,
biz, bu kitapların zaten yayımlandığını, eğer illa da yayımlanması
gerekiyorsa Alevilere bırakılmasını veya oluşturulacak bir
kurul tarafından yayımlanmasını istedik. Bunun üzerine hazırlıkların
tamam olduğunu söylediler" dedi.
Toplantıya katılan dedelerden Can Yayınları'nın sahibi Adil
Ali Atalay ise, dört dedenin çağrıldığını, dört kişinin birbirinden
habersiz, ayrı ayrı başkan yardımcısıyla oturduğunu ve birbirleriyle
yemekte karşılaştıklarını söyledi. Atalay, "Diyanet İşleri
Başkanı Ali Bardakoğlu başkanlığında yapılan toplantıda ben,
onları vicdanlarıyla baş başa bıraktığımı, ya oluşturulacak
bir komisyonun bu kitapları yayımlamasını ya da bize bırakmalarını
söyledim" dedi. Diyanet İşleri Başkanlığı, set içerisinde
yer alacak eserlerin orijinal nüshalarıyla karşılaştırılması
ve sadeleştirilmesi görevinin Prof. Dr. Ali Yılmaz ile Prof.
Dr. Mehmet Akkuş'a verildiğini, kitapların editörlüğünü ise
Doç. Dr. Osman Eğri'nin yapacağını belirtti.
Cemaat önderleri: Amaç Alevileri
asimile etmek
Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Selahattin Özel: Aleviliği
tanımayan Diyanet İşleri Başkanlığı, Alevilik inancını dünden
bugüne saptırmıştır. Bu kitap yayımlama çalışmaları da saptırmanın
bir ürünüdür. Asimilasyon çalışmasıdır. Bu çalışmayı samimi
bulmuyorum. Diyanet eğer samimi ise cemevlerini ibadethane
olarak kabul etsin önce. Alevilikle ilgili bir yayın söz konusu
olduğunda kendi kurumlarımız var, oralarda yayımlarız.
Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan: Hangi kaynaklardan
derlediler, orijinal metinlerden mi? Aslolan niyet. Niyet
ne? Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Alevilerle ilgili bir sürü
konuda tasarrufları varken kitap çıkarıyor. Bunun samimiyetine
inanmak zor. Kendisi Sünni bir yapıdır. Aleviler hangi kitapların
yayımlanacağına kendileri karar verebilir. Kurumları mevcuttur.
Bu hizmet değildir. AB'ye şirin görünmek, "Bakınız ben vatandaşlarım
ve inançları üzerinde ayrım yapmıyorum" demek için yapılan
bir çalışmadır.
Alevi araştırmacısı avukat Ali Yıldırım: Makalat'ın
Hacı Bektaşı Veli'ye ait olmadığı yönünde ciddi bir bilimsel
tartışma sürüyor. Bu kitapla, Hacı Bektaşı Veli'nin diğer
kitabı Velayetname arasında ciddi farklılıklar var. Makalat,
daha çok şeriata, Velayetname ise Anadolu inancına yakın bir
anlayış içeriyor. Diyanet'in yaptığı, bir asimilasyon faaliyetidir.
Bunu kitapların editörlüğünü yapacak kişiden anlamak mümkündür.
Diyanet'in amacı, Alevileri asimile etmek. Bir yandan cemevlerini
ibadethane olarak tanımayacaksın, diğer yandan Aleviliğe ait
olup olmadığı tartışma konusu kitapları yayımlayacaksın. Bir
zamanlar, Diyanet İşleri Başkanlığı, "Alevilik yapılacaksa,
bunu ben yaparım" diyordu. Bu, bu anlayışın en güzel örneğidir.
Pir Sultan Abdal Kültür
Derneği Genel Başkanı Kazım Genç, yaptığı yazılı açıklamada,
Diyanet İşleri Başkanlığının Alevi örgütleri ve Alevileri
yok sayarak, Alevi kitapları yayınlamak istediğini savunarak,
bunun asimile politikasının bir başka yolu olduğunu öne sürdü.
Diyanet İşleri Başkanlığının Alevilik kitapları
yayınlama konusunda hiçbir Alevi örgütü ve bu örgütlerin bağlı
oldukları federasyonlardan görüş almadığını iddia eden Genç,
bu çalışmanın gizli yürütüldüğünü, Alevi örgütlerinden konu
ile ilgili olarak yapılan açıklamalara ve ikazlara kulak asılmadığını
savundu.
Aldıkları duyumlar üzerine yaptıkları açıklamalarla
Alevi kitapları yayınlama işinin Diyanet İşleri Başkanlığının
işi olmadığını, bu konuda örgütlerinin görüşleri alınmadan
yapılacak bir çalışmanın eksik ve yanlış olacağı ikazlarında
bulunduklarını anlatan Genç, Diyanet İşleri Başkanlığının
Anayasa'nın 136. maddesindeki “bütün siyasi görüş ve düşüncelerin
dışında kalarak” hükmü ile “milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi
amaç edinmek” hükümüne aykırı davranıp, Anayasa suçu işleyerek,
Alevileri asimile etmeye yönelik yeni bir çalışma başlattığını
öne sürdü. Genç, şunları kaydetti:
“Diyanet İşleri Başkanlığı, Alevileri asimile
etmeye yönelik bu çalışmasını perdelemek için Alevi örgütlerinin
bilgisi ve oluru dışında kendince seçmiş olduğu bazı dedeleri
davet ettiğini ve Alevi kitaplarını dedelerle birlikte yazacağını
kamuoyuna yansıtmıştı. Ancak şimdi öğreniyoruz ki kendi seçmiş
olduğu dedelerin dahi görüşlerini almadan ve bu dedelerin
karşı çıkışına rağmen, asimile politikasını sürdürmeye devam
etmek için kendisine göre Alevi kitapları yayımlamaya başlayacaktır.
internethaber.com
Pir Sultan
Derneği'nden Diyanet'e tepki
Pir Sultan Abdal Kültür
Derneği Genel Başkanı Kazım Genç, “Alevilik kitaplarının hangileri
olduğuna Aleviler ve örgütleri karar verirler” dedi.
04 Ocak 2007
Genç, yaptığı yazılı açıklamada, Diyanet İşleri
Başkanlığının Alevi örgütleri ve Alevileri yok sayarak, Alevi
kitapları yayınlamak istediğini savunarak, bunun asimile politikasının
bir başka yolu olduğunu öne sürdü.
Diyanet İşleri Başkanlığının Alevilik kitapları
yayınlama konusunda hiçbir Alevi örgütü ve bu örgütlerin bağlı
oldukları federasyonlardan görüş almadığını iddia eden Genç,
bu çalışmanın gizli yürütüldüğünü, Alevi örgütlerinden konu
ile ilgili olarak yapılan açıklamalara ve ikazlara kulak asılmadığını
savundu.
Aldıkları duyumlar üzerine yaptıkları açıklamalarla
Alevi kitapları yayınlama işinin Diyanet İşleri Başkanlığının
işi olmadığını, bu konuda örgütlerinin görüşleri alınmadan
yapılacak bir çalışmanın eksik ve yanlış olacağı ikazlarında
bulunduklarını anlatan Genç, Diyanet İşleri Başkanlığının
Anayasa'nın 136. maddesindeki “bütün siyasi görüş ve düşüncelerin
dışında kalarak” hükmü ile “milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi
amaç edinmek” hükümüne aykırı davranıp, Anayasa suçu işleyerek,
Alevileri asimile etmeye yönelik yeni bir çalışma başlattığını
öne sürdü. Genç, şunları kaydetti:
“Diyanet İşleri Başkanlığı, Alevileri asimile
etmeye yönelik bu çalışmasını perdelemek için Alevi örgütlerinin
bilgisi ve oluru dışında kendince seçmiş olduğu bazı dedeleri
davet ettiğini ve Alevi kitaplarını dedelerle birlikte yazacağını
kamuoyuna yansıtmıştı. Ancak şimdi öğreniyoruz ki kendi seçmiş
olduğu dedelerin dahi görüşlerini almadan ve bu dedelerin
karşı çıkışına rağmen, asimile politikasını sürdürmeye devam
etmek için kendisine göre Alevi kitapları yayımlamaya başlayacaktır.
Diyanet İşleri Başkanlığının Alevi kitapları
olarak yayınlamayı planladığı kitapların bazılarının isimlerini
basın yolu ile öğrenmiş bulunmaktayız. Bu kitaplardan bazılarının
'Alevi kitapları' olmadığı yönünde, Alevi örgütleri ve toplumunda
tartışmalar varken Diyanet İşleri Başkanlığının bu tartışmalara
dikkat etmemesi de Alevi kitapları yayınlamadaki özensizliğini
ve baştan savmacılığı ortaya koymaktadır.”
“DEDELERİN KİMLER OLDUĞU BİLİNMİYOR”
Kazım Genç, Alevi örgütleri ve toplumunun hala
Diyanet İşleri Başkanlığının bu projesine davet ettiği dedelerin
kimler olduğunu bilmediğini dile getirerek, ”Bu davranış dahi
Diyanet İşleri Başkanlığının Alevi kitapları yayınlamakta
art niyetli olduğunu ve samimi olmadığını ortaya koymaktadır”
görüşünü dile getirdi.
“Alevilik kitaplarının hangileri olduğuna Aleviler
ve örgütleri karar verirler” diyen Genç, “Laik bir ülkede
olmaması gereken ve bu nedenle de kaldırılmasını istediğimiz
Diyanet İşleri Başkanlığının Alevileri yok sayma ve asimile
etme politikalarından vazgeçmelidir. Diyanet İşleri Başkanlığı,
Alevilikle ilgili olarak, Sünni bir örgütlenme olması nedeni
ile kendisini yetkili ve yetkin görmemeli, tüm inanç ve siyasi
görülerin dışında durmasını bilmelidir” dedi.
Alevileri bir inanç topluluğu olarak görüyor
musunuz, görmüyor musunuz?
Diyanet
İşleri Başkanlığı'nın (DİB) Alevi inancına, tarihine ilişkin
kitap basmaya karar vermesi, Alevi topluluğu tarafından tepkiyle
karşılandı. DİB, bunun üzerine bazı Alevi dedelerine danıştığını
açıkladı. Alevi dedeleri de böyle bir danışma sonrası kitap
basmaya karşı çıktıklarını belirttiler. Görüldüğü kadarıyla
kitaplar yayıma hazır hale getirilmiş.
Ortada neresinden bakarsanız bakın, sakatlıklarla
dolu bir durum söz konusu. Birinci sakatlık: DİB'nin bütün
mensupları, danışmanları ve yöneticileri Sünni. Sünniliğin
de Hanefi koluna mensuplar. Bugüne değin bu kurumun yayımladığı
birçok kitap Alevileri ya yok sayar ya da sapkınlık olarak
değerlendirir.
Sünni-Hanefilik şimdiye kadar Alevileri meşru
gören bir tutum göstermedi. Aleviliği bir inanç olarak da
kabul etmedi. Böylesine taraflı bir kurumun Alevilik üzerine
kitap yayımlaması baştan sakattır. Diyanet İşleri Başkanı
Ali Bardakoğlu 'nun iyi niyetli olması bu somut gerçeği
değiştirmez. İkinci sakatlık, laik Türkiye Cumhuriyeti'nin
Başbakanlık'ına bağlı olan bir devlet kurumunun, yani DİB'nin
bir mezhebi temsil etmesi ve bütün örgütlenme ve propagandasını
bu mezhep üzerine kurmasıdır. Bunu da Türkiye Cumhuriyeti'nin
değişik inanç, mezhep ve dinlerinden oluşan yurttaşlarının
vergileriyle yapmasıdır.
Aralarında Alevi, Yahudi, Hıristiyan ya da ateist
yurttaşların da bulunduğu tüm toplum kesimlerinden elde edilen
vergilerle, devletin kadrolu din adamlarına maaş veriliyor.
Yine devletin paralarıyla Sünni-Hanefi olmayan inanç, mezhep
ve inançları dışlayan yayınlar yapılıyor. Bütün bunlar sakattır.
***
Tabii böylesine sakat bir örgütlenme üzerinden
Aleviler adına kitap çıkarılamaz. Çünkü, bir Sünni-Hanefi
din adamı, Aleviliği zaten kabul etmiyor ki! Bir kere bu yaklaşımın
değiştirilmesi gerekiyor. Sünni-Hanefi din adamlarının Aleviliği
önce kabul edip onları meşru görecek bir anlayış içine girmeleri
zorunluluğu bulunuyor. Bu yapılmadan sorun çözülemez.
Alevi cem evleri birer inanç merkezi mi, değil
mi? DİB'nin bu konuda tutumu nedir? Alevilik bir mezhep midir,
değil midir? DİB'nin bu konudaki resmi tutumu nedir? Aslında
burada yalnızca DİB ile ilgili değil, devletle ilgili bir
sorun söz konusu. Devlet Alevi kimliğini tanıyor mu, tanımıyor
mu?
Bu soruyu sorduğumuz zaman, "Aleviler de
değişik görüşlere sahip, hangi Aleviler" deyip işin içinden
çıkacaklarını sanıyorlar. O zaman aynı şeyi Sünni-Hanefiler
için de söyleyebiliriz. Hangi Hanefiler: Bunun içinde çok
değişik tarikat ve cemaatler olduğunu bilmiyor muyuz?
Bir Alevi kendisini nasıl tanımlıyorsa onu öyle
kabul edeceksiniz. Sonuç olarak Alevi inancının temel referansları
bellidir ve ortaktır. Uygulamada, anlayışta, yaklaşımda farklılıklar
söz konusudur. Bu da son derece doğaldır.
***
Alevilik meselesi, bir devlet meselesidir.
Demokrasi ve inanç özgürlüğü meselesidir. Devlet Alevi yurttaşını
onun inançlarına saygı göstererek kabul edecek mi, etmeyecek
mi? Bu bir demokratikleşme konusudur.
Almanya'da, Fransa'da Aleviler inanç özgürlüğü
açısından daha önemli mesafeler aldılar. O ülkelerin yabancıları
olmalarına rağmen birçok hak elde ettiler. Türkiye'de kendi
yurtlarında hâlâ kendi kimliklerini kabul ettirme mücadelesi
veriyorlar.
Din derslerinin Alevilere zorunlu olması, idare
tarafından hâlâ değiştirilmedi. Aleviler hâlâ mahkeme kapılarında
hak arıyorlar. Böyle inanç özgürlüğü olur mu? Kendi yurttaşının
kimliğini yok sayan bir devlet demokratik bir devlet olabilir
mi?
***
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kitap basma skandalı
aslında kökten bir yanlışın devamından ibaret. Bu kökten yanlışın
değiştirilmesi ise bir devlet politikası olarak ele alınmak
zorunda. Yoksa buna benzer yanlışlıklardan kurtulmak mümkün
değil.
Alevileri bir inanç topluluğu olarak görüyor
musunuz, görmüyor musunuz? Buna karar verin. Onların kültürel,
inançsal ve toplumsal haklarını tanıyacak mısınız, tanımayacak
mısınız? Sorun bundan ibarettir.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın "Alevi
kitapları" yayımlama projesinin arkasında ideolojik plan
vardır. Böyle bir proje "laik ve hukuk" devleti eliyle
yapılıyorsa, sorun daha da vahimleşiyor demektir.
Dün sol siyasi düşünceye karşı İHL, İlahiyat
Fakülteleri ve Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığı ile "din
adamı" yetiştiren devletin Sünni egemenliği, şimdi Diyanet
İşleri Başkanlığı aracılığı Alevilerin toplumsal yapısına
ve örgütlenmesine karşı ve Aleviliği Sünnileştirmiş kitaplarla
yeni projeye imza atmaktadır. Siyasi iktidarların müdahalesine
açık olan DİB Kurumu, "Alevi kitapları" projesini,
siyasi iktidarın müdahalesinden bağımsız yapmamıştır. AKP
hükümeti bu girişimi açıktan teşvik etmiştir.
ALEVİLİĞİ ANLATMA
HAKKI SİVİL ALANIN ÖZGÜR KALEMLERİ VE DİLLERİDİR.
Aleviliğin ne olduğu, Alevi kimliğini ve öğretisini
besleyen, inançların, felsefenin, kültürün neler olduğuna
dair yazılı kaynakları üretmek, resmi kamu kurumu olan Sünni-Hanefi
Diyanetinin maaşlı yönetici ulemalarının işi değildir. Bu
görev devletin ve sistemin sözcüsü olanlarında işi olmamalıdır.
İnançların tanımını yapma hakkı o inanca mensup toplumun hakkıdır.
Bu sorumluluk başta Aleviler olmak üzere, sivil ve özgür düşünen,
dini, inancı, dili ve milletinden bağımsız tüm aydınların
işidir. Yani sivil alanın işidir. Devletin dinsel propaganda
merkezi olan DİB kurumu değildir. Devletin asıl cevap vermesi
gereken soru; Kendisini laik olarak tanımlayan bir ülkede
Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kamu kurumunun olup olmamasıdır!
Evrensel anlamda laikliğin, "dinin devlet işlerine, devletin
de din işlerine karışmaması" olarak öğreten bir sistemin,
neden bu ilişkiyi birbirine karıştırdığı çelişkisini açıklamak
zorundadır.
DEVLET ASLİ GÖREVİ
İLE BULUŞMALIDIR.
Laik devlete düşen asıl sorumluluk, Alevi gerçeğini
kabullenip bunu resmi olarak tanımaktır. Alevilerin taleplerine
olumlu cevap vermesidir. Siyasi iktidar asıl iradesini burada
göstermelidir. Kamuoyunun gözünü boyamaya dönük, "Bakın,
AKP hükümeti Aleviler içinde bir şeyler yapıyor" dedirtmek
ve aynı zamanda, sinsice, Aleviliğin ve Alevilerin asimile
etmeye dönük politikalarına, devletin resmi kitapları ile
katkı sunmaktır. Aleviler ve demokratik kamuoyu siyasi iktidarın
bu tuzağına karşı duyarlıdır.
Alevilerin yıllardır savunduğu, ulusal ve uluslar
arası gündemin merkezlerine taşınmış olan taleplerini yok
sayan ve bu taleplere olumsuz yanıt veren siyasi iktidarların,
"Alevi kitapları" tuzağında ideolojik yaklaşımlar vardır.
Nüfusun 3/1ni oluşturan Alevi toplumunun varlığını inkar eden
ve taleplerine kulak tıkayanlar, evrensel hukuk ve laiklik
ilkelerini açıkça ihlal etmektedir. Devletin Türk-İslam Sentezi
eksenindeki uygulamaları ve din politikaları aslında, Türk
devletinin demokratik ve laik olmaktan çok, DİB Kurumu, Zorunlu
Din Dersleri ve benimsediği Sünni-Hanefi inancı ile dini bir
devlet gibi davranmaktadır. Devlet asli görevi ile buluşmak
için, dinsel alandan elini çekmesi, her inanç grubuna karşı
eşit mesafede durması ve din, inanç ve vicdan özgürlüğünü
hukuksal olarak ve ayrımcılık yapmadan sağlaması gerekir.
STATÜKOCULAR VE SİYASAL
İSLAMCILAR SORGULAMA ÖZÜRLÜDÜR.
Devletin bu karakterini sorgulamayan siyasi
odaklar (statükocu ve şeriatçı gelenekten beslenen siyasi
İslamcı kesim) devletin resmi Sünni kurumlarını ve düşüncesini
aşmadıkça, Türkiye laikleşemeyecek ve Aleviler inanç ve vicdan
özgürlüğüne kavuşamayacaklardır.
ALEVİLİĞE RESMİ ÜNİFORMA
GİYDİRMEYECEĞİZ.
Alevilerin sorunu, kendisi tanımayan sistemdir.
Düne kadar Alevileri ve mekânlarını fiziksel olarak yok etmeye
çalışanlarladır. Dün Alevi mekanlarına dozerlerle giren, bugün
Bektaşi tekkelerini ve tarihi mekanlarını yok edip, rant arsalarına
dönüştürmeye çalışanlar, dozerler önündeki Alevi toplumsal
muhalefetini aşamayınca, şimdi Aleviliği fikri olarak yok
etmek adına, Aleviliğe "resmi" üniforma giydirmeye
çalışıyorlar.
Başaracaklar mı? ASLA!
05.01.2007
Kamuoyunu bilgisine sunulur
Alevi Bektaşi Federasyonu
Turan Eser, Genel Sekreter
ALEVİ BEKTAŞ FEDERASYONU
(ABF)
Sokullu Mehmet Paşa
Cad. İğde Sokak No:24 06450 Dikmen-Ankara