1993'TE SİVAS MADIMAK OTELİ'NDE KATLEDİLEN 37 KİŞİ DÜN HÜZÜNLE ANILDI

Sivas'taki ilk anma programını CHP il örgütü yaptı. CHP İl Başkanvekili Bülent Renda Deniz önderliğinde Cumhuriyet Meydanı'ndaki Atürk Anıtı'na çelenk koyan 30 parti üyesi, katliamı kınadı.

Anma Tertip Komitesi tarafından düzenlenen programda da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, KESK, EMEP, ÖDP, İHD'lilerden oluşan yaklaşık 100 kişi, ölenlerin fotoğraflarını taşıyarak polis kordonunda Madımak Oteli'nin önüne gitti. Bazı katılımcıların, 'Sivas'ın ışığı sönmeyecek' yazılı yelekler giydiği görüldü. Daha önceki yıllarda otelin giriş kapısına atılan karanfiller, bu kez otelin camına yapıştırıldı

Gözyaşlarını tutamadı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Örgütlenme Sorumlusu Ali Timurtaş Özmen yaptığı konuşmada,

"Olayların görünen sorumlularından 31'inin idamı onaylandı. Ceza, kamu vicdanını rahatlattı mı diye sormadan geçemiyorum. Kamu vicdanı rahatlasaydı, bugün bizler burada olmazdık"

diye konuştu. Katliam sırasında otelin terasından kaçmayı başaran Olgun Şensoy, otelin camına gözyaşları içinde karanfil yapıştırdı. Grup, daha sonra otobüslerle İmranlı ilçesi Kılıçkaya Köyü, Han mezrasına giderek, katliamda yaşamını yitiren sanatçı Hasret Gültekin'in mezarını ziyaret etti.

37 kişi Ankara'daki 'Demokrasi ve Laiklik' mitinginde de anıldı. Pir Sultan Abdal Derneği tarafından düzenlenen miting, Abdi İpekçi Parkı'nda 2 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Mitingde konuşan Pir Sultan Abdal Dernekleri Genel Başkanı Ali Balkız, Sivas katliamını konu alan davanın delillerinin yok edildiğini öne sürdü.

Mezar ziyaretleri

Olayda ölen ozan Nesimi Çimen ile yazar Asım Bezirci de İstanbul'daki mezarları başın- da anıldı. Karacaahmet Cemevi önünde toplanıp, üzerinde ölenlerin isim ve fotoğraflarının bulunduğu büyük bir pankartla Karacaahmet Mezarlığı'na kadar yürüyen grup, Çimen'in kabrine kırmızı karanfiller bıraktı. Pir Sultan Abdal Derneği Kadıköy Şube Başkanı Kaya Uluyılmaz, "Dönemin Sivas Valisi, hâlâ konuşmamıştır. Savcılar, birçok bulguyu Madımak Oteli'nin külleri arasında kaybetmiştir" dedi. 300 kişilik bir grup da Asım Bezirci'nin Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabrini ziyaret etti.

Sivas katliamı Eskişehir'de de törenle anıldı. (Radikal, dha, aa)

KAYNAK: www.koeln.alevi.com


"SİVAS ŞEHİTLERİ" ANILDI

Sivas'ta 2 Temmuz 1993'te Madımak Oteli'nde 33 aydın ve sanatçının yakılarak öldürülmesiyle ilgili olayların yıldönümü nedeniyle, birçok yerde HADEP'in de katıldığı etkinlikler düzenlendi.

İstanbul / Adana / Sivas / Ankara - Sivas'ta 2 Temmuz 1993'te yakılarak katledilen aydın, sanat ve yazarlar Türkiye'nin çeşitli illerinde yapılan etkinliklerle anıldı.

Ankara'da Abdi İpekçi Parkı'nda bir miting düzenlendi. Sabah saatlerinde Toros Sokak'ta toplanan yaklaşık 3 bin kişi, pankart ve döviz taşıyarak "Sivas şehitlerini Unutmayacağız, Hesabını Soracağız" sloganlarıyla Sıhhiye Köprüsü'nden miting alanı Abdi İpekçi Parkı'na geçti. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği'nin (PSAKD) organize ettiği mitinge siyasi partilerden HADEP, CHP, SHP, TKP, ÖDP, EMEP Ankara il örgütleri, konfederasyonlardan KESK ve DİSK ile bunlara bağlı bazı sendikalar, Hacı Bektaşi Derneği, bir çok Alevi köy ve kültür derneğinin yanısıra sosyalist dergi ve gazeteler katıldı. Miting alanının ortasına Sivas'ta yaşamını yitirenlerin fotoğraflarını taşıyanlar yarım daire oluştururken, Pir Sultan Abdal'ı simgeleyen çizim ve altında "Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan" yazılı bir pankartın platformun hemen önünde yere serilmesi dikkat çekti. Sivas şehitleri için bir dakikalık saygı duruşu yapılırken, yanarak yaşamını yitirenlerin isimleri de saygı duruşu sırasında tek tek okundu. Mitinge katılan kitle okunan her isimden sonra "Yaşıyor" karşılığı verilmesi dikkat çekti. Mitingde yapılan konuşmalarda ise, Sivas şehitlerinin unutulmayacağı vurgulanarak, "Katilamda rolü olanlar daha dün gibi aklımızda" denildi.

Konuşmalardan sonra şiirler okundu ve Alevi türkücüleri Kenan Şahbudak ile Filiz Gündüz birer dinleti verdi.

İstanbul-Sivas-Kayseri-Eskişehir

Bu arada, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yöneticisi Gazi Aslan, HADEP İstanbul İl Başkanı Doğan Erbaş, EMEP İstanbul İl Başkanı Mehmet Kılıçaslan ve yakılarak katledilen eleştirmen Asım Bezirci'nin eşi Refika Bezirci'nin aralarında bulunduğu 500 kişi Zincirli Kuyu Mezarlığı'nda anma töreni düzenledi. Törenine katılanlar, pankart ve sloganlar eşliğinde katledilenlerin fotoğraflarını taşıdı. Bir konuşma yapan Gazi Aslan, insana dair güzel olan ne varsa bu ülkede yok edilmek istendiğini belirtti. Konuşmaların ardından sanatçı Fevzi Kurtuluş ve Grup Vardiya müzik dinletisi verdi.

Öte yandan Sivas'ta da, anma törenleri yapıldı. Sivas Demokrasi Platformu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği temsilcileri ile olaylarda hayatını kaybedenlerin yakınlarının da bulunduğu yaklaşık 50 kişilik grup, Cumhuriyet Meydanı'ndaki Atatürk Anıtı'na çelenk koydu. Ardından Atatürk Caddesi üzerinde bulunan Madımak Oteli önüne doğru yürüyüşe geçildi. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Sekreteri İbrahim Karakaya, olayların üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen herşeyin dün gibi belleklerde olduğunu söyledi.

Eskişehir'de Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Hacı Bektaşi Veli Derneği üyeleri Vilayet Alanı'ndaki Atatürk Anıtı'na çelenk koyarak saygı duruşunda bulundu. Kayseri Yunus Emre Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Hüseyin Değirmenci de, Sivas'ta yaşanan olaylar nedeniyle Türkiye'nin, omuzlarında sanatçılarını ve aydınlarını diri diri yakan ülke olmanın ayıbını taşıdığını söyledi.

ÇGD Bursa Şube Başkanı Ayşe Aygör ise yaptığı açıklamada, "Kara ayaklanma"nın, kimilerinin iddia ettiği gibi tahrik sonucu oluşmuş münferit bir olay olmadığını kaydetti.

Sorumlular açığa çıkarılsın

İHD İstanbul Şubesi, 33 aydının yakılarak öldürüldüğü Sivas Katliamı'nın ardındaki gerçekliğin ortaya çıkarılmasını istedi. Açıklamada, katliamın bugüne dek toplumun birçok kesimi tarafından değerlendirildiği, ancak bu değerlendirmelerde, dönemin yöneticilerinin sorumululuklarının yeterince irdelenmediğine dikkat çekilerek, şunlara yer verildi:

"İki kişinin yan yana gelerek basın açıklaması yapmasına izin vermeyenler, binlerce 'öldürmeye kararlı' insanın bir araya gelmesine neden göz yummuşlardır? Olayın öncesinden yaratılmaya çalışılan nefret ortamı neden engellenmemiştir? 2 Temmuz 1993 katliamında dönemin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Genelkurmay başkanının hiç mi sorumlulukları yoktur? Bu soruların cevabı verilmeden, 2 Temmuz'un ardındaki gerçeklere ulaşmak zor olacaktır"

Pişkinsüt: Hesabı sorulmalı

TDP Genel Başkanı Sema Pişkinsüt de TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Sivas olayları ile ilgili yargılamanın 7 yıl 10 ay sürdüğünü, adaletin gecikmiş ve eksik olarak tecelli ettiğini belirtti. Pişkinsüt,

"Aradan geçen dönemde tehdit olarak algılanmasaydı, siyasi islam yeni konseptte tehdit olarak değerlendirilmemiş olsaydı; bu gecikmiş ve eksik adalet de sözkonusu olmayacaktı ve katliam, yapanların yanına kar kalacaktı"

dedi. Pişkinsüt, Sivas olaylarının hesabının yargıda yarım yamalak sorulmaya çalışıldığını ancak siyasi hesabının bugüne kadar sorulamadığını kaydetti.

MKM Sanatçıları

Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) sanatçıları da, olayların yıldönümü vesilesiyle bir basın açıklaması yaptı. MKM açıklamasında, Madımak'ta yakılarak can veren aydınların, Türkiye'nin onurlu aydınları ve demokrasi mücadelesinin aydınlık taşıyıcıları oldukları belirtilerek, şunlara yer verildi:

"Türkiye'nin şiirden, müzikten, danstan, resimden, edebiyattan ve aşktan ibaret temsilcileriydiler. Ölümü, tüm halklar adına üstlendiler. Sivas Katliamı, Türkiye'nin karanlık yüzünün geleceğimize geçirdiği kirli bir diştir. 9. yıldönümünde, katliamı ve tüm sorumlularını kınıyoruz." (Özgür Politika, 3.7.2002)

KAYNAK: www.alewiten.com


CEMEVÝ EYLEMÝ21 BİN ALEVİNİN TALEBİ GÖRMEZDEN GELİNİYOR

Ulaş Emre

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sultanbeyli Şubesi iki yıl önce yaptığı “50 metrekarelik” cemevinin yıkılmaması için Sultanbeyli Belediyesi’ne karşı hukuk mücadelesi veriyor. 2003 yılından bu yana hem dernek başkanı hem de dernek adına açılan 54 davanın 45 ‘i dernek lehine sonuçlandı. Davaların dernek lehine sonuçlanmasının ardından bazı şahıslar arsanın sahibi oldukları gerekçesiyle yeni davalar açtı.

PSAKD Sultanbeyli Şube Başkanı Sadegül Çavuş, davaların sahte belgelerle belediye tarafından organize edildiğini söylüyor. Cemevlerinin yasal statüsü hakkında Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan bilgi isteyen Çavuş’a cemevlerinin “inkılap kanunlarına aykırı olduğunu ve halkın karşı karşıya getirilmek istendiği” yanıtı verildi.

Cemevi mücadelesi 2003 yılında ilçede bir cemevi yapılması için belediyeye başvurarak boş bir arazinin tahsis edilmesini isteyen PSAKD Sultanbeyli Şubesinin talebi belediye tarafından reddedilmiş. Bunun üzerine 2003 yılında mahkeme kararıyla 5 dönümlük bir arazinin tapusunu alan dernek Sultanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararıyla şube başkanı Sadegül Çavuş adına 50 metrekarelik tek katlı bir cemevi yapmış. Belediye ve bazı şahıslar arsanın kendilerine ait olduğunu öne sürerek dernek adına onlarca dava açmış.

Sultanbeyli PSAKD Şube Başkanı Sadegül Çavuş, kendilerini yıldırmak için sürekli davaların açıldığını belirtiyor. Bu nedenle sürecin devamlı uzadığını ifade eden Çavuş, “Sultanbeyli’de bizim tespit etmiş olduğumuz 21 bin dolayında Alevi var. Bunların ibadethanelere, cemevlerine ihtiyacı var. Sultanbeyli’de bir tane bile cemevi bulunmamaktadır. Bir cenazemiz olduğunda Sarıgazi ya da Pendik’e gitmek zorunda kalıyoruz orada da yığılmalar oluyor. Halkın talebidir bu ve onların talebi doğrultusunda böyle bir çalışmaya girdik” diyor.

Sahte evraklı davalar Hem önceki Saadet Partili, hem de şu anki AKP’li belediye başkanlarının cemevinin yapılmasına izin vermediğini belirten Çavuş, “Sultanbeyli Belediyesi bizimle uzun süredir uğraşıyor. Düzenlemiş oldukları sahte evraklarla bilinçli bir şekilde yaptırmamaya çalışıyorlar. İlçede müstakil tapu yok. Müstakil tapu olmadığı için adi hisse senediyle satış yapılıyor. Ben buranın benim yerim olduğunu iddia ediyorum. Kendi adımı yazıyorum senede, sonra senin adına yazarak sana satıyorum ve sen hak sahibi oluyorsun böylece” şeklinde konuşuyor. Bu sahte belgelerle kazanamayacaklarını bile bile dava açtıklarını ifade eden Çavuş konuşmasını şöyle sürdürüyor, “Buraya okul yaptıracağız. Cami yerini bağışladı, siz de cemevi olarak bu yeri bağışlayın. Camiyle cemevi eğitime destek veriyor, bunun için yerlerini bağışladılar der, ülkede çok güzel bir gündem yaratırız” şeklinde açıklamalarda bulunuyorlar. Bu bir taktik aslında. Biz okula karşı değiliz. Sultanbeyli’de 15 mahalle 20 küsur okul, 144 tane cami var. Ve camiler de yapılmaya devam ediyor. Siz isteseniz camilerin yerini okullara bağışlayabilirsiniz diyoruz. Çavuş, Belediye’nin son olarak hazırladığı imar planında yerlerinin park olarak gösterildiğini de sözlerine ekliyor.

Öte yandan PSAKD Sultanbeyli’nin her mahallesinde oluşturduğu komiteler aracılığıyla halkı bilgilendirme toplantıları sürdürüyor. Ve açılan davaların duruşmalarına halk geniş bir katılım sağlayarak sürecin takipçisi oluyor. Diyanet’ten terslik açıklaması Bütün bu gelişmeler üzerine cemevlerinin yasal statüsü hakkında bilgi isteyen Dernek Başkanı Çavuş’a, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından cemevlerinin inkılap kanunlarına aykırı olduğunu ve halkın karşı karşıya getirilmek istendiği yanıtı verildi. Diyanet İşleri Başkan Vekili Doç. Dr. Mehmet Görmez imzasıyla yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi, “Anayasa’nın ‘İnkılap Kanunlarının Korunması’ başlıklı maddesinde zikredilen ‘Tekke ve Zaviyelerin Men ve İlgası Kanunu’na değiştirilmeksizin kaldırılan tekke ve zaviyelerin ihyası anlamına gelebilecek, ayin-i cem icra etmek üzere cemevi tesis edilmesi anılan kanuna ters düşmektedir.” İslam tarihinde, Hanefi, Şafii, Caferi gibi mezheplerle, Mevlevi, Kadiri ve Bektaşi gibi tarikatlara mahsus ‘cami ve mescit’ dışında bir ibadethane mevcut olmadığının da savunulduğu resmi açıklama şöyle son buluyor, “Milli fertlerin yapay sorunlarla karşı karşıya getirilmek istenmesi ve aralarında tefrika tohumlarının yeşertilmeye çalışılması faaliyetleri, üzerinde uzun uzun düşünülmesi ve gerekli analizlerin yapılması milli bir zarurettir.”

Belediye Alevilere de hizmet vermek zorunda Huriye Karabacak (PSAKD Sultanbeyli Şubesi Avukatı) :

Sultanbeyli bölgesinde hiçbir yer tapulu değil. Orman arazisi üzerine kurulmuş yapılar ve hepsi illegal durumda. Bir arazinin çok hissesi ve çok hissedarı var. Herkes kendi kafasına göre bir yeri işgal etmiş. Ama cemevi olduğu için orada hissedar olanlar özellikle birileri tarafından örgütleniyor. Hukuki, teknik davalar açılıyor. Ama aslında bugüne kadar burada fiili olarak herkes bunu kendi arasında konuşuyor ve bir şekilde çözüm bulunuyor. Ama cemevinin olduğu yer için böyle bir şey yapmıyorlar. Herkese dava açtırıyorlar. Aynı yerin iki kişiye satılması çok yaygınmış. Çünkü tapudan satış yapılmadığı için satın almadan önce gidip bakabileceğiniz bir kayıt yok. Dolayısıyla adam noterden aynı yeri bir kişiye de bin kişiye de satıyor. Hiçbir şey yokmuş gibi belediye imar planı yapıyor ve cemevinin olduğu yeri park alanı olarak gösteriyor. Burada Alevi nüfusunu ve taleplerini görmezden geliyor. Belediye herkesin belediyesi sadece Sultanbeyli’de yaşayan Sünnilerin belediyesi değil. Alevi vatandaşlara da hizmet yapmak zorunda. Bu teknik bir dava bunun dışında başka davalar da açılabilir. Hukuken çözülmeyebilir, davanın kaderini belirleyecek olan aslında siyasi gelişmelerdir. Hukuk kurallarına aykırı olduğu için açılan davaların reddedilmesi gerekiyor.

‘Alevilerin başka ibadethanesi yoktur’ Ali Kenanoğlu (Türkiye Alevi Bektaşi Federasyonu Marmara Bölge Temsilcisi) :

Müftülük, tekke ve zaviyeler yasasına dayandırarak cemevi tesis edilmesinin kanuna uygun düşmediğini belirtiyor. Sanıyorum AKP’nin tekke ve zaviyeler yasasını kaldırmak gibi bir düşüncesi var. Bu düşüncesini hayata geçirebilmek için Alevileri kullanmaya çalışıyorlar. Bunu bizim talep etmemizi istiyorlar. Tekke ve Zaviyeler Yasası’nın illaki belli bölümleri gözden geçirilmek durumundadır. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nde asli unsur olan Alevilerin, bugün Hıristiyanların, Yahudilerin ibadethaneliri (havra ve sinagoglar) vb. yasal olarak ibadethane olarak kabul edilmişken cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmemesini anlamıyoruz ve çok şaşkın bir durumdayız. Bunu o ya da bu yasaya bağlamak hiçbir insan hakkına, hiçbir inanç ve vicdan özgürlüğüne sığmamaktadır. Son AB İlerleme Raporu’na cemevlerinin ibadethane olarak tanınması eklendi. Alevilerin cemevi dışında başka ibadethanesi yoktur. Bunu anlamak için alim olmaya gerek yok. Bunu öğrenmek için cemevine gider, oradaki insanlarla konuşursunuz. “Sizin başka ibadethaneniz var mı, ibadetinizi nerede yapıyorsunuz?” diye sorarsınız. Devlet, Diyanet Başkanlığı ve hükümet Alevilerin kendisine sorsun. Bugün cemevleri yasal olarak bizim ibadethanemizdir diye 600 bin tane imza toplandı. /05/01/30/

KAYNAK: EVRENSEL GAZETESİ


SULTSNBEYLÝBELEDİYE ÖNÜNDE CEMEVİ EYLEMİ YAPILDI

Sultanbeyli'de belediyenin cemevi yapılmasına izin vermediğini öne süren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği üyeleri, Kadir Topbaş ile görüşmeye geldikleri İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde eylem yaptı.

Sultanbeyli'de belediyenin cemevi yapılmasına izin vermediğini öne süren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği üyeleri, Kadir Topbaş ile görüşmeye geldikleri İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde eylem yaptı.Saraçhane'deki İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde toplanan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği üyeleri, ''İbadet etme hakkı engellenemez'', ''İnancımızı da evlerimizi de sonuna kadar savunacağız", ''İnancımıza saldıranlar, evlerimizi de yıkıyorlar izin vermeyelim'', ''İnanç özgürlüğümüz engellenemez'', ''Cemevi hakkımız engellenemez'', ''Baskılar bizi yıldıramaz'' ve ''Yıkımlara karşı gücümüz birliğimizdir'' yazılı dövizler taşıdılar.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sadegül Çavuş ve beraberindeki heyet, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile görüşmek istedi. Ancak, heyet, İmar Müdürlüğü yetkilileri ile görüşebildi. Sadegül Çavuş, daha sonra yaptığı açıklamada, yetkililerin kendilerinden ''Gerekli işlemleri yapın, biz de yasalara göre hareket edeceğiz'' dediğini belirterek, ''Yasalar bizi zaten yok sayıyor. İzin vermiyor'' görüşünü savundu. Yeni imar planına göre belediye tarafından cemevinin yerinin park alanı olarak ayrıldığını belirten Çavuş,

''11 bin 160 itiraz dilekçemize karşın belediye 'ibadet yeri fonksiyonu verme imkanımız yoktur' diyerek talebimizi reddetti. Sultanbeyli'de inancımızın gereklerini yerine getirebileceğimiz bir tek cemevi yoktur''

dedi. Çavuş, 1 Ekim'de başlayan cemevi yapımını tüm engellemelere karşı sürdüreceklerini bildirdi. Gruptakiler, daha sonra belediye önünden ayrıldılar. (2005-10-10 SESONLINE)

KAYNAK: www.2temmuz.com


SULTANBEYLİLER CEMEVİNE SAHİP ÇIKIYORSULTAN BEYLÝ VCEMEVÝ EYLEMÝ

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sultanbeyli Şubesi, 10 Ekim Pazartesi günü saat 13:00'te İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde basın açıklaması yaptı. Yapılan basın açıklamasıyla tüm engellemelere rağmen cemevinin yapılacağı vurgulandı.

PSAKD Sultanbeyli Şube Başkanı Sadegül Çavuş, Sarıyer Şube Başkanı Muammer Şimşek, gazeteci Musa Ağacık ve halktan oluşan bir heyet, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İ.B.B) İmar Müdürü M. Şimşek Deniz ile görüştü.

Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile randevuları olmalarına rağmen, Topbaş, heyetle görüşmek yerine, heyeti mimar müdürüne yönlendirerek, muhatap almayarak, sorunu çözmek gibi bir niyetinin olmadığını bir kez daha göstermiş oldu. Heyet İ.B.B. İmar Müdürü ile yaptığı görüşmelerde taleplerini dile getirirken, İmar Müdürü'nün verdiği cevap, Sultanbeyli Belediyesi'nin verdiği cevaptan farlı değildi. M. Şimşek Deniz'in görüşme boyunca sergilediği tavır, AKP iktidarının halka karşı sergilediği tavırdan farksız ve bağımsız değildi. Bir kez daha AKP hükümetinin her yerde kurumsallaşmış olduğu, savunduğu ve sahiplendiği düzenin politikalarının temel ve çıkarlarını her kurumunda ön planda tuttuğu görülmüş oluyor.

Dernek Başkanı Sadegül Çavuş, 5 Ekim günü Büyükşehir Belediye Başkanı ile görüşme talebinde bulunmuş; soyadı öğrenilemeyen Ahmet isimli bir Kalem Müdürü, “Biz zaten o bölgeyi tamamen yıkacağız, siz ne cemevinden bahsediyorsunuz” cevabını vermişti. 10 Ekim günü ise belediye ile görüşmeye gidildiğinde İmar Müdürü M. Şimşek Deniz ise “Siz gerekli işlemleri, başvuruları yapın, biz yasal işlemleri başlatırız. Meclis toplantısında sorununuzu gündeme getiririz. Çıkan sonucu size bildiririz. Eğer cemevi yapılması gibi bir talebiniz varsa imza toplar bize sunarsınız. Biz de değerlendirmeye alırız” dedi.

Çavuş, gerekli işlemleri yapacaklarını ancak bu süre içerisinde cemevi yapımını sürdüreceklerini ve üç yıldır sürdürdükleri hukuki mücadeleyi kazandıkları halde bir sonuç alamadıklarını ve bugünden sonra da hukuki mücadeleden bir sonuç alınamayacağını belirtti.Çavuş, “Hukukun ve yasaların bizden yana olmadığı, yasaların kime hizmet ettiği, kimin yanında olduğu bellidir” dedi.

İçeride görüşmeler yapılırken, belediye önünde bekleyen 150 kişi, cemevinin temel hak ve özgürlüklerinin içinde yer aldığını, bu hakkı almak için ellerinden ne gelebilirse onu yapacaklarını, attıkları sloganlar ve söyledikleri türkülerle dile getirdiler. 150 kişi, sloganlar eşliğinde belediye binasının giriş kapısına yürüdü.

Belediye önünde yapılan eylemde; “Baskılar Bizi Yıldıramaz, Dönen Dönsün Ben Dönmezem Yolumdan, Cemevi Hakkımız Engellenemez, İnanç Özgürlüğü Engellenemez, Pir Sultanlar Ölür Ölür Dirilir” dövizleri taşınırken, “Cemevi Hakkımız Engellenemez, Baskılar Bizi Yıldıramaz - Pir Sultan Abdal Derneği Sultanbeyli Şubesi” yazılı pankart açıldı. Belediye önünde yapılan, Temel Haklar Federasyonu'nun da destek verdiği eylemde “Yıkımlara Karşı Gücümüz Birliğimizdir - Temel Haklar Federasyonu” yazılı pankart da açıldı. Deyişlerin de okunduğu kısa bir dinletiden sonra kitle sloganlarla eyleme devam etti. Eylem sırasında sık sık, “Baskılar Bizi Yıldıramaz, Halkız Haklıyız Kazanacağız, Cemevi Hakkımız Engellenemez, İnanç Özgürlüğü Engellenemez” sloganları atıldı.

Belediye ile yapılan görüşmenin ardından Sadegül Çavuş, görüşme hakkında kısa bir bilgi verdi. Çavuş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın kendileriyle görüşmeyip İmar Müdürü'ne gönderdiğini, yasalar gereği bu sorunların ilçe belediyelerine devredildiğini, bu nedenle İmar Müdürlüğü'nün İmar Kanunu'na göre yasal işlem başlatırız yaklaşımını anlattı.

Ardından okunan basın açıklamasında 3 yıldır süren hukuki süreç anlatıldı ve de AKP'li belediyenin, alevi halkın ibadet hakkını engelleyen keyfi tutumu teşhir edildi. Açıklamada şunlar söylendi; “AKP İktidarının antidemokratik uygulamaları her yerde olduğu gibi Sultanbeyli'de de sürüyor. 3 yıldır devam eden hukuki süreç içerisinde 58 dava kazanılmasına rağmen Alevi halkının ibadet hakkını engellemeye yönelik keyfi uygulamalar devam ediyor. Her türlü başvuruya, kazanılan davalara rağmen türlü gerekçelerle cemevi yapımın engellenmeye çalışılıyor. Yeni ıslah imar planına göre belediye tarafından cemevimizin yeri park alanı olarak ayrıldı.” Açıklamada son olarak, “Engellenmek istenen cemevi yapımı değil alevi halkımızın örgütlü gücüdür. Osmanlı'dan bugüne süregelen baskılar AKP iktidarıyla devam etmektedir. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yönetimi ve halkı olarak cemevi yapımına devam ediyoruz her koşulda ve her şartta devam edeceğiz.” denildi.

KAYNAK: HALKIN SESİ TV


geriANA SAYFAileri