Genç:
'ALEVİLİĞİ ALEVİLER ÖĞRETİR'
Türkiye'de zorunlu din derslerinin kaldırılması için AİHM'e başvuran PSAKD Başkanı Kazım Genç, Hükümetin AB'nin eleştirilerine karşı sunni İslam inancı ile yetişenler tarafından Aleviliği öğretmeyi planladığını belirtti. Genç, Aleviliği ancak Alevilerin öğretebileceğini bildirdi.
Türkiye'de zorunlu din derslerinin kaldırılması için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvuran Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Başkanı Kazım Genç, "Türkiye'de tek din, dil, ırk zihniyeti altında kültürler ve inançlar yok edilmek isteniliyor" dedi.
Türkiye'de gündeme gelen Aleviliğin öğretilmesine ilişkin ise Genç, Aleviliği öğreteceklerini iddia eden kişilerin sunni İslam inancı ile yetişen kişiler olduğunu ve Aleviliği doğru öğretmelerinin sözkonusu olamayacağını söyledi. Genç, Aleviliği ancak Alevilerin öğretebileceğini belirtti. Anadolu'nun kültürlere yataklık eden bir coğrafyada bulunduğuna dikkat çeken PSAKD Başkanı Kazım Genç, tek din, tek ırkın bu coğrafyada olamayacağını belirtti. Aksi durumun Anadolu coğrafyasının geçmişini bir bütün olarak inkar anlamına geleceğini dile getiren Genç, "Biz Aleviler bu politika kapsamında inkar ile karşı karşıyayız. Bizler bu nedenle Türkiye'de Aleviliğin var olduğunu, Aleviliğin kendine özgü bir inanç olduğunu ve Aleviliği başka bir inanç içinde görmenin kimsenin hakkı ve haddi olmadığının altını çiziyoruz" dedi.
Genç, cemevlerinin de Alevilerin ibadet yerleri olduğunu ve bu konuda söz söyleme ve karar verme yetkisinin Alevilere ait olduğunu kaydetti. Genç, Anayasa'nın 24. maddesinde inanç özgürlüğü olmasına rağmen, din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin zorunlu dersler olarak okullarda öğretildiğini belirtti. Böyle olunca da AB raporlarına göre, Türkiye'de yaşayan 12 ile 20 milyon Alevinin, zorunlu din dersi eğitimi almak zorunda kaldığını söyledi. 'Din eğitimi devlet eliyle yapılmamalı' İnanç eğitiminin zorla yapılmasının doğru olmadığına işaret eden Genç, bunun aynı zamanda devlet eliyle de yapılmasının asla doğru olmadığını söyledi.
Alevi olan H.Z adında bir babanın, kızına sunni mezhebin öğretilmemesi için Eğitim Bakanlığı'na başvurduğunu ve ardından İstanbul İdare Mahkemesi'ne dava açtığını belirten Genç, davanın reddedildiğini hatırlattı. Temyize gidildiğini ancak Danıştay'ın da ret kararını onayladığını vurgulayan Genç, bunun üzerine AİHM'e gittiklerini söyledi. 2 Ocak 2004 tarihinde davayı açtıklarını hatırlatan Genç, davanın sürdüğünü ve kazanacaklarına inandıklarını belirtti. Genç, zorunlu din dersinin anayasanın 24. ve AİHS'nin 9. maddesine aykırı olduğunu ifade etti. Genç, devamla şunları belirtti: "Aleviliği biz kendi çocuklarımıza kendimiz öğretiriz. Aleviliği, Alevi örgütleri öğretirler. Dini eğitimi verecek olanları Aleviler kendileri yetiştirirler diye düşünüyoruz. Türkiye'de Eğitim Bakanı'nın yaptığı açıklamaya göre bizim AİHM'de açtığımız dava Hükümeti zor durumda bıraktı. Bu davayı bertaraf edebilmek için biz zorunlu din dersleri kapsamında Aleviliği de öğretiyoruz savunmasını yapacaklar. Onun hazırlığını yapıyorlar. Aleviliğe çok yanlış bir bakış var. İktidarın ve ona bağlı kurumların Aleviliği doğru öğretmeleri mümkün değil. Çünkü Aleviliği, Alevilik olarak kabul etmiyorlar." 'Doğru öğretemezler' Aleviliğe, İslam'ın alt bir grubu olarak bakan siyasi bir iktidarın bakış açısı ile Aleviliğin doğru tespit edilmesinin ve doğru bir müfredatın hazırlanmasının ve eğitim vermelerinin mümkün olmadığını kaydetti.
Genç, "biz bu nedenle diyoruz ki, devletin Alevi öğretisi konusundaki görüşü, sadece zorunlu din derslerinde kendisini kurtarmaya yöneliktir. İkincisi de Alevilik konusunda bir karar vermek elbette Alevilere ait olmalıdır" dedi. Almanya'da verilecek Alevi eğitimine Alevilerin karar verdiğini ve neyin okutulacağını belirlediklerini söyleyen Kazım Genç, Türkiye'de Aleviliği öğreteceklerini iddia eden kişilerin sunni İslam inancı ile yetişen kişiler olduğunu kaydetti. Genç, bunların da Aleviliği doğru öğretmelerinin sözkonusu olamayacağını söyledi.
'Zemin bir yılda hazırlanır'
Türkiye'de Aleviliği öğretecek bir altyapılarının olup olmadığına ilişkin bir soruya ise Genç, şu yanıtı verdi: "Bunun bir süreci vardır. Böyle bir şeye olanak tanındığında Alevi örgütleri bunun zeminini bir yılda hazırlarlar. Çok zor bir şey değildir. Devlet böyle bir şeyin hazırlığını yapabilme noktasında kendisini bir yılda hazırlayacak değildir. O yüzden İslamın içinde bir mistikte savunup inançtan uzaklaştırıp yok etme amacıyla eğitim vermeyi düşünüyor."
KAYNAK: ERDAL ALIÇPINAR- 24-01-2005 Özgür Politika
ALEVİLERİN SORUNLARI TARTIŞILDI
Türkiye’de Alevilerin yaşadığı sorunlar, 6. Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında düzenlenen panelde masaya yatırıldı.
Tunceli Belediyesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen panele Araştırmacı-Yazar Mehmet Bayrak, Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Dedeler Kurulu Başkanı Hasan Kılavuz ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Başkanı Av. Kazım Genç konuşmacı olarak katıldı.
Panelde, Alevi inancı ve kültürünün “tek dil, tek din ve tek ırk” anlayışına dayalı politikalarla yok olmakla yüz yüze bırakıldığına vurgu yapıldı. Aleviliğin diğer inanç ve kültürlerle olan benzerlik ve farklılıklarına değinen Mehmet Bayrak, “Alevilik ve Kürtler”, “Alevi Bektaşi Edebiyatında Ermeni Aşıkları” adlı kitabından örnekler verdi. Hasan Kılavuz Alevi inanç ve geleneklerinin yaşatılmasında Alevi örgütlerinin rolüne değinirken; Aleviliği “yasaklı inanç” olarak tanımlayan Kazım Genç ise, okullarda zorunlu din derslerinin kaldırılmasını ve Anayasa’nın ilgili maddesinin değiştirilmesi gerektiğini ifade etti.
KAYNAK: Evrensel Gazetesi, 31 Temmuz 2005
MADIMAK
KURBANLARI İÇİN ANMA TOPLANTISI
2 Temmuz 1993 tarihinde meydana gelen ve 37 kişinin ölümü ile sonuçlanan "Sivas Olayları"nın 11. yıldönümünde Madımak Oteli'nde hayatını kaybedenler anıldı. Otelde hayatını kaybeden şair, yazar ve aydınların isimleri tek tek okunarak yoklama yapıldı. Her ismin okunuşunda katılımcılar "Yaşıyor" diye karşılık verdi.
Anma programı, Pir Sultan Abdal Derneği Genel Merkezi ile içinde bazı sendika ve sivil toplum örgütleri ile partilerin bulunduğu Sivas Demokrasi Platformu tarafından düzenlendi. Otelin önünde bir konuşma yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Sekreteri İbrahim Karakaya, Sivas katliamını unutmanın ihanet olduğunu söyledi. 03.07.2004

SİVAS
KATLİAMINI UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ!
Sivas'ta 2 Temmuz 1993'te ''Madımak Oteli''nde katledilen 37 aydın, ölümlerinin 12. yılında anıldı.
Anma töreni çerçevesinde, olaylarda hayatını kaybedenlerin yakınları, bazı siyasi partiler ile sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, Atatürk Anıtı'na çelenk sunduktan sonra saygı duruşunda bulundu. Daha sonra kortej eşliğinde Madımak Oteli önüne kadar çeşitli sloganlar atarak yürüyen grup, otelin önüne karanfil bıraktı. Olaylarda hayatını kaybedenlerin isimlerinin tek tek okunmasının ardından tertip komitesi adına konuşan KESK Dönem Sözcüsü Veli Hasgül, Madımak Oteli yangınının insanlık tarihine kara bir leke olarak geçtiğini, hayatını kaybedenleri unutmayacaklarını belirterek, Madımak Oteli'nin kültür müzesi olarak düzenlenmesini istedi.
Anma etkinlerine katılan Almanya Parlamentosu Dışişleri Komitesi Üyesi Milletvekili Johannes Pflug ise 29 Mayıs 1993'te Solingen Kenti'nde 5 Türk'ün Alman faşist ve ırkçılar tarafından yakılarak öldürüldüğünü hatırlatarak, ''Solingen'de hayatını kaybedenlerin anısına müze yapıldı. Madımak Oteli de müze yapılırsa mutlu olacağız''dedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Kazım Genç ise olayların olduğu Madımak Oteli'nin halen otel olarak hizmet verdiğini belirterek, ''Daha da can acıtıcısı 35 canımızın yakılarak katledildiği Madımak Oteli'nin girişi kebap salonu haline getirildi. Ne yazık ki insanlar orada katliamı unutturmak istercesine kebap pişirip yiyorlar'' diye konuştu. Madımak Oteli'nin kamulaştırılarak, barış ve kardeşlik adına ''2 Temmuz Kültür ve Sanat Müzesi'' olması için imza topladıklarını ifade eden Genç, ''Madımak, katliamlara karşı duruşun anıtı olarak müze haline getirilmelidir'' dedi.(2005)
KAYNAK: http://www.ozgurtiyatro.org
ZORUNLU
DİN DERSLERİ EĞİTİMİNE KARŞI İMZA KAMPANYASI BAŞLATTILAR
Zorunlu Din Dersleri Eğitimi 'ni temel insan haklarına aykırı bulanlar, Menemen İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde gerçekleştirdikleri basın açıklaması ile bu uygulamadan biran önce vazgeçilmesi taleplerini dile getirdiler. Dün saat 14:00'de yapılan basın açıklamasına; Hacı Bektaş-i Veli ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Asarlık Şubesi, Pir Sultan Derneği Menemen Şubesi, Eğitim-Sen Menemen Temsilciliği, ESP, EMEP, TKP, DHP ve Kaldıraç Dergisi'nden temsilciler katıldılar. Basın açıklamasına katılanların bu konudaki düşüncelerini okuduğu basın bülteni ile dile getiren Ayten Yıldırım, zorunlu din dersleri eğitiminin kaldırılması için bir dizi eylem planladıklarını ve ilk iş olarak ülkemiz ve dünya genelinde imza kampanyası düzenleyeceklerini açıkladı.
Menemen İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde toplanan yaklaşık 20 kişilik grubun sözcüsü Ayten Yıldırım, zorunlu din dersleri eğitimi konusundaki düşüncelerini şu sözlerle ifade etti; “Laik bir ülkede dini eğitim vermek devletin görevi değildir. Çünkü Laik devletin dini olmaz. Laik devlet, tüm dini inançlara ve inançsızlara eşit mesafede olmak zorundadır. Bir devletin laik olması, Laikliğin temel değerleri olan din ve vicdan özgürlüğü, dini tercihlerin hukuki eşitliği ve devletin tarafsız olması ilkelerinin yaşam bulmasına bağlıdır. İnanç ve vicdan özgürlüğü; Laik devletin bireyin inancını ve bunun gerektirdiği ibadetini belirlemede, uygulamada tamamen özgür olması ile olasıdır. Bireyin dilediği dini ve dilediği mezhebi seçme özgürlüğüne sahip olması gerekir. Tüm Anayasal düzenlemelere rağmen Din Kültürü ve Ahlak Dersi adı altında, Sunni İslam inancının eğitimi devlet okullarında zorunlu olarak ders olarak okutularak, Anayasa'nın 2. Maddesi ile düzenlenmiş ve 4. Maddesi ile güvence altına alınmış olan laiklik ilkesine ve yine Anayasa'nın 10. Maddesinde düzenlenmiş olan eşitlik ilkesine ve keza AİHS sözleşmesinin 9. Maddesi'ne ek 1 No'lu protokolün 2. Maddesine aykırı davranılmaktadır. 12 Eylül askeri rejiminin, şeriatçı kesime tavizi olan zorunlu din dersi eğitimi ve öğretimine derhal son verilmelidir. Zorunlu din dersi eğitiminin son bulması için bizler (Alevi Bektaş-i Federasyonu, İHD, Eğitim-Sen) bir dizi eylemlikleri yaşama geçireceğiz. Bu eylemliklerimizden en önemlisi, bu basın açıklaması ile ülkemizde ve tüm dünyada bir imza kampanyası başlatıyoruz. Toplayacağımız imzaları, 12 Eylül Askeri Darbesinin 25. Yıldönümü olan 12 Eylül 2005 tarihinde ülkemiz Parlamentosuna ve Avrupa Birliği Parlamentosuna sunacağız. Zorunlu din dersi eğitimi ile toplumun tüm kesimleri tek yanlı bir din eğitimine tabi kılınarak, Türkiye toplumunun tümü dinsel esaslara göre yeniden şekillendirilmeye çalışılmaktadır. Zorunlu din dersine yönelik olarak sürdürülecek olan demokratik ve hukuki mücadelede tüm halkımızı bir imza vermeye davet ediyoruz. Zorunlu din dersinin kaldırılmasına yönelik olarak verilecek olan her imza; çağdaş, bilimsel ve laik bir eğitim sisteminin yükselen sesi olacaktır.”
KAYNAK: Menemenin Sesi Gazetesi-Hüsamettin DOĞAN 21 Nisan 2005 Perşembe - Yıl : 8 - Sayı : 811