Yakın
tarihimizin en acımasız, insanlık adına en utanç verici
kitlesel katliamı olan Maraş Katliamı’nın üzerinden 27 yıl
geçti. Katliamda, resmi rakamlara göre 114 Canımız katledilmiş,
1000’nin üzerinde kişi yaralanmış,552 ev, 289 işyeri yakılıp
tahrip edilmiştir. Katliamdan sonra Alevilerin %80’ni kenti
terk etmiştir.
Devlet
içerisindeki; Derin Devlet olan Gladyo ve Kont-gerilla örgütlenmesinin
ve onların uzantısı ve taşeronluğunu yapan sivil faşistlerce
yapılan bu katliam, sonraki yıllarda Malatya, Çorum, Sivas,
Gazi, Ümraniye katliamlarında, Diyarbakır, Ulucanlar ve
19 Aralık Cezaevleri katliamlarında, yargısız infazlar,
faili meçhul cinayetler ve gözaltında kayıplar ile devam
etmiştir. Susurluk’ta bir kaza sonucu ortaya çıkan bu derin
ilişkiler, Şemdinli’de halk tarafından açığa çıkarılmıştır.
Maraş
Katliamı neydi? Biraz anımsayalım.
Katliamdan
bir hafta önce görevli olduklarını söyleyen bir takım kişiler,
bir tür nüfus sayımı yaptıklarını söyleyerekten konutları
dolaşıp evde kaç kişinin oturduğunu tespit edip, kapıları
kırmızı boyayla işaretlemişlerdir.
19
Aralık günü Çiçek Sinemasında, Ülkücü Gençlik Derneği tarafından
getirilen filmin gösterimi sırasında patlama olur. 20 Aralıkta
Alevilerin kahvesi bombalanır. Polis olaya el koyar, bombalamaların
ülkücüler tarafından yapıldığı ortaya çıkarılır. Yine ifadeler
sonucu İstasyon Caddesi üzerindeki bir caminin avlusunda
gömülmüş, patlamaya hazır beş adet dinamit de ortaya çıkarılır.
Tutuklananlar arasında MHP Milletvekilinin oğlu da vardır.
Gelişmelerden
kaygı duyan Halk,Sol Partiler ve Demokratik Kitle Örgütlerinin
Temsilcileri aynı gün Valiyi, Emniyet Müdürüne ve Jandarma
Alay Komutanına endişelerini belirtip, önlem alınmasını
isterler. Alınan cevap; “Devlet güçlüdür, önlemler alınmıştır.
Vatandaşlar emin olsunlar” olmuştur.
21
Aralıkta iki TÖB-DER’li öğretmen öldürülür. Cenazelerin
kaldırılması sivil faşistlerce engellenir. Alevilere ait
işyerleri tahrip edilir. 22 Aralık günü üç insan daha öldürülür,
aynı gün sokağa çıkma yasağı ilan edilir. Polis can güvenliğini
gerekçe göstererek kenti terk eder. Çevre illerden gelen
sivil faşistlerce tam bir katliama girişilir. Alevilerin
yoğun yaşadığı mahallelere saldırılar yapılır.
Sonuç;
insanlık adına utanç vericidir. Tablo; Maraş’ta devletin
gözü önünde insanlık suçu işlenmiştir. Devlete güvenmek
hatasına düşenlerin cesetleri sokaklarda kokuşuyordur. İnsanlar
yaralı, aç ve sefil durumda kalmışlardır.
“Ülkenin
içinde bulunduğu ağır bunalımdan” çıkarmanın yolu olarak
13 ilde Sıkıyönetim ilan edilir.
Yapılan
yargılamalar sonucu Kanlı Maraş Dosyası sessizce kapatılır.
Maraş’ta
olan bir iç savaş değildir, bir katliamdır. Bu, Alevi-Sunni
çatışması da değildir. Bu planlı ve örgütlü bir faşist saldırıdır.
Çevre illerden Maraş’a getirilen katil çetelerine belli
hedefler gösterilerek, her şeyi hesaplanan bir planla yürürlüğe
konan faşist bir eylemdir. Kin ekip, kan çiçeği büyütenlerin,
“Milli direnme hakkı doğmuştur” diye bildiri dağıtanların
eseridir.
Maraş
Katliamı, “Müslüman Türkiye, Milliyetçi Türkiye, Allah İçin
Cihad Başına” sloganlarıyla kadın demeden, çocuk demeden
katliam yapanların, “Bana sağcılar ve milliyetçiler cinayet
işliyor dedirtemezseniz” diyenlerin ve bundan destek görenlerin
eseridir.
Maraş
Katliamını yaratan zihniyet ve destekleyicileri bugün de
işbaşındadır. O gün “Devlete yardımcı güçler” olarak desteklenenler,
bugün de “Duyarlı Vatandaş” olarak sahnededirler. Yine katliamlarına
ve linç girişimlerine devam etmektedirler.
Maraş
Katliamı ve sonrasında yaşanılan katliamları unutmadığımızı
ve unutturmayacağımızı belirtmek istiyoruz. Maraş Katliamının
27. Yılında yaşamını yitiren Canlarımızı saygıyla anıyor,
katilleri, koruyucularını ve onları yönlendiren insanlık
dışı gerici faşist ideolojilerini nefretle kınıyoruz.