8 Mart 1857’de ABD’de Newyork’lu dokuma işçisi kadınlar,
çalışma koşullarının iyileştirilmesi, eşit işe eşit ücret
talepleri için yaşamları pahasına direndiler. Kapısı dışarıdan
kapatılmış fabrikalarında 129 kadın işçi diri diri yakıldılar.
Amerikalı dokuma işçisi kadınların başlatmış olduğu mücadele
azmi ve kararlılığı bugün tüm dünyada devam etmektedir.
Bütün
sosyal haklardan yoksun, ucuz işgücü kaynağı olarak görülen,
sigortasız çalıştırılan, emekleri sömürülen kadınlarımızın
mücadelesi inançla ve dirençle sürmektedir. Bursa da 5 sigortasız
tekstil işçisi kadınımızın işyerinde yanarak yaşamlarını
yitirmiş olması kavganın ve mücadelenin hala devam ettiğinin
kanıtıdır.
Eşitsizlik ve sömürü üzerine kurulan düzen en çok kadınları
ve onların haklarını yok etmektedir.
Küresel
kapitalizmin yarattığı yoksulluk ve şiddet en çok kadınları
vuruyor.
Dünyada
olduğu gibi ülkemizde de savaşın yarattığı yoksulluk, şiddet
ve tecavüzün sonuçlarını kadınlar bedenlerinde ve ruhlarında
yaşıyorlar.
Yoksulluğun
ve savaşın dayattığı göçlerin olumsuz sonuçlarından en çok
kadınlar etkileniyor.
IMF, Dünya Bankası imzalı sosyal yıkım saldırıları sonucu
sağlık, eğitim ve gelecek hakları gasp ediliyor.
Güvencesiz,
sigortasız, düşük ücretle çalışma kadın emeğinde daha da
yoğunlaşıyor.
Hiçbir
sosyal güvencesi olmayan, işsizler sınıfından sayılan ev
kadınları iki kez sömürülmektedir.
Gelenekçi,
dinsel ve feodal toplumsal yapının bedelini kadınlar, namus
– töre cinayetleriyle ödüyorlar.
İş
yerinde, sokakta, gözaltında taciz ediliyor, şiddete uğruyor,
aşağılanıyorlar.
Sermaye
ve savaş hala kadınları yakıyor.
Eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış için; mücadele eden
tüm kadınlarımızın, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü
kutluyoruz.