*
Yoksa; Ilımlı İslam modeliyle yaratılmaya çalışılan Müslüman
Türkiye mi ?
Milli
Eğitim Bakanlığı,Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Derslerinde
yaptığı değişikliklerle “Dinsel Etkinlik Programı” hazırladı.
Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan müfredat
programı Talim Terbiye Kurulundan geçmiş bulunmaktadır.
Tebliğler Dergisinde yayınlandıktan sonra önümüzdeki öğretim
yılında uygulamaya konulacaktır.
Müfredat
programında, dokuzuncu sınıftan başlayarak, derste Kuran
okuma, uygulamalı abdest alma, Hz. Muhammedin hayatını anlatan
filmlerin izlenip yorumlanması, Kutlu Doğum Haftasına katılım,
camileri ziyaret edip namaz kılma, Allahla iletişim biçimlerini
anlatmak, ibadethanelere ziyaretlerde bulunmak, ahiret konusu
işlenirken mezarlıklara gidip neler hissettiklerini anlatmak,
vb. uygulamalarla “öğrenciler daha aktif hale getirilmeye
çalışılacak” denilmektedir. Bu uygulama savunulurken de
“coğrafya dersinde Peri Bacalarınının ziyaret edilmesini
önerdikleri gibi, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi içinde tavsiye
niteliğinde bir program düzenlediklerini” belirtmektedirler.
Bugün
iktidarın bu ve benzeri uygulamaları ile gelinen nokta çok
üzücüdür, düşündürücüdür, endişe vericidir. Bugüne kadar;
söylediğimiz, dile getirdiğimiz ve mücadele ettiğimiz konularda
haklı olduğumuz ortaya çıkmıştır. Halen AİHM’de “ Zorunlu
Din Derslerinin kaldırılmasına” yönelik açtığımız Dava ve
Çağdaş, Bilimsel, Demokratik ve Laik eğitim için, “Zorunlu
Din Derslerinin Kaldırılmasına” yönelik İmza Kampanyamız
sürmektedir.
Yıllardır;
sadece asimilasyoncu olduğu için değil, çağdaş, bilimsel,
demokratik ve laik eğitim için Din Derslerinin kaldırılmasını
savunduk, savunmaya da devam edeceğiz. Din Kültürü ve Ahlak
Bilgisi Dersleri, sosyal bilimler kapsamında ele alınıp,
dinler ve inançlar kapsamında, dinler tarihi ve felsefesi
öğretilmelidir. Halen uygulanmakta olan müfredatla gerçekleştirilen
asimilasyoncu eğitim yetmiyor olmalı ki, sorunu kökünden
çözmek için “dinsel pratiklerle” % 99’u Müslüman olarak
tabir edilen ülkemizde, % 100’lük bir başarı elde edilmek
istenmektedir.
Sadece bu iktidara mahsus olmayan,
bu iktidar döneminde daha yoğun, sinsi ve derinden yürütülen
bu uygulamalarla, ülkemizde Laiklik ve Demokrasi yok edilmek
istenmektedir. Çok masumane ve özgürlükler kapsamında topluma
sunulan taleplerle hedeflerine ulaşmaktadırlar.
İnaçlara
ve farklı kültürlere saygılı olduğunu söyleyen ülkemiz yöneticileri,
Kiliseleri Camiye çevirme saygısızlığını göstermektedirler.
Kimseden hiçbir ses çıkmamaktadır.
Cumhuriyetin ilk
kuruluş sürecinde yüklenen misyonun çok ötesinde bir yapılanma
haline gelmiş olan, kurumsal büyüklüğü ve kaynaklarıyla,
aynı zamanda hakim olduğu “cemaat kitlesi” ile bir din devleti
imajını ve misyonunu yürüten Diyanet İşleri Başkanlığının
tüm yan kurumlarıyla kaldırılması gerekmektedir. Devlet
misyonerlik yapmaktan vazgeçmeli, inançları desteklememelidir.
İnanç alanı, inananla, inanılan arasındaki özel bir ilişkidir.
Buna ne kimse müdahale edebilir, destekliyebilir, kınayabilir
nede; inanma eylemi toplumsal yaşamın bir parçası haline
getirilebilinir. Sadece inanana saygı duyulabilinir. Bu
açıdan, devlet ve toplum yaşantısındaki kurum ve kurallar
belirlenirken dinin mutlak belirleyici bir referans olarak
alınması, Laikliği yok saymaktır. Ne yazık ki bir çok uygulamada
ve hatta Mahkemelerimizde “Diyanet İşleri Başkanlığının
Fetvaları” doğrultusunda kararlar alınabilmektedir.
Yüzyıllardır
çeşitli katliamlarla yok edip, asimile edemedikleri Alevileri,
“ ağaç yaş iken eğilir” düşüncesi ile, ilköğretimden başlayarak
eğmeye ve kalıba sokmaya çalışmaktadırlar. İktidarın nimetlerinden
yararlanma hevesinde olan kimi Alevi ve sözde Alevi Örgütleri
pay ve makam kapma hevesi ile “en iyi Müslüman biziz” tiplemesi
ile rollerini ezberlemeye çalışmaktadılar.
Bizim
açımızdan sorun çok ciddidir, ciddiye alınması gerekmektedir.
Sorunu Laiklik ve Demokrasi açısından bir tehlike olarak
görmeli, bunun için gerekli mücadele yöntemlerini hayata
geçirmeliyiz.
Çözüm;
Laik, Bilimsel, Demokratik bir Eğitim için, Zorunlu Din
Dersleri Kaldırılmalıdır. Demokratik ve Laik bir ülke olmak
içinde Diyanet İşleri Başkanlığı tüm yan kurumlarıyla kaldırılmalıdır.
Din ve inancı öğretme devletin görevi değildir. Devlet asli
görevi olan eğitim, sağlık ve sosyal adalet vb. konulardaki
yükümlülüklerini yerine getirmelidir.
*
Şimdi karar verme ve uygulama zamanıdır !
*
Büyük Ortadoğu Projesi ile model ülke olarak yaratılmak
istenen Ilımlı İslam Ülkesi Müslüman Türkiye mi?