* Yargıdan bir "Zorunlu Din Dersine
Hayır" kararı daha,
*
Yeni Anayasada Zorunlu Din Dersi olmamalıdır.
*
Yeni Eğitim ve Öğretim yılı bir çocuk hakları ihlali ile
başlamaktadır.
Dersimiz:
Zorunlu Din Dersi
Yeni bir eğitim-öğretim yılının başlangıcındayız. Yine bilimsel,
demokratik eğitimden yoksun olarak eğitim-öğretim yılına başlıyoruz.
Alevi toplumu üzerindeki zorunlu din dersi zulmü, yargı kararlarına
rağmen devam ediyor.
Gizli
olarak hazırlanan, son günlerde kamuoyuna yansıyan yeni anayasa
taslağında, iktidar tarafından zorunlu din dersinin korunması
yönünde yoğun bir kanat var.
İlk
ve ortaöğretimde din dersinin zorunlu olarak okutulması 12
Eylül Askeri Darbesinin ürünüdür.
Anayasanın 24. Maddesindeki "Din kültürü ve ahlak öğretimi
ilk ve orta öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler
arasında yer alır." Hüküm nedeni ile, yıllardan beri Alevi
inanç sahibi yurttaşlarımızın çocuklarına "zorunlu ders" olarak
din dersi verilmekte ve bu yol ile Aleviler asimile edilmektedir.
Zorunlu
din dersleri temel insan hakların aykırı olduğundan, Alevi
örgütlerinin yıllardan beri kaldırılması için verdikleri demokratik
mücadele, örgütlülüğümüzün önderliğinde verilen hukuki mücadele
ile sürmektedir.
Bu hukuk mücadelesinin sonucu olarak;
a)
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde H.Z adına açılmış olan
davada kabuledilebilirlik kararı verilmiş, duruşması yapılmış
ve yakın tarihte nihai kararı kamuoyun açıklanacak aşamaya
gelinmiştir.
b)
İstanbul 6. İdare Mahkemesi'nde Hatice Köse arkadaşımızın
oğlu adına açılmış olan dava mahkeme tarafından red edilmiş
ve temyiz edilerek Danıştay'da sırasını beklemektedir.
c)
İstanbul 5 İdare Mahkemesi'nde Ali Kenanoğlu arkadaşımızın
oğlu adına açılmış olan dava mahkeme tarafından kabul edilmiştir.
Bu karar Türkiye' de zorunlu din dersi aleyhine yurttaş lehine
verilmiş ilk karar olup, idare tarafından temyiz edilmiş olup
Danıştay'da sırasını beklemektedir.
d) Mersin İdare Mahkemesi'nde Ali Durna arkadaşımızın
iki çocuğu ile ilgili olarak açtığımız davalar sürmektedir.
e) İzmir 1. İdare Mahkemesi'nde Lütfi ve Zeyda Ural
Türkay'ın kızları adına açmış olduğumuz dava, arkadaşlarımızın
lehine sonuçlanmıştır. Bu dava Türkiye'de zorunlu din derslerine
karşı kazanılmış olan 2. davadır. Kararı ekte sizlere sunuyoruz.
Görüldüğü
üzere yargı artık, zorunlu din derslerinin temel hak ve özgürlükler
ile AİHS'ne aykırı olduğu yönünde kararlar vermektedir.
Tam
da bu noktada, bu günlerde, gizli olarak yapılan ama sivil
Anayasa olarak adlandırılan Anayasa taslağında; zorunlu din
dersinin korunmak istenmesi; Alevilerin çığlığını duymamaktır.
Din
Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi adı altında, İslam inancının
eğitimi devlet okullarında zorunlu ders olarak okutularak,
yürürlükteki Anayasanın 2. maddesi ile düzenlenmiş ve 4. maddesi
ile güvence altına alınmış olan LAİKLİK ilkesine ve yine Anayasa'nın
10. maddesinde düzenlenmiş olan EŞİTLİK ilkesine aykırı davranılmaktadır.
Yeni taslakta bu eşitsizliğin giderilmesi gerekmektedir. Basına
yansıyanlardan edindiğimiz görüş; eşitsizliğin süreceği yönündedir.
Zorunlu
ders olarak okutulan, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Alevi
çocuklarına da okutulmakta, Alevi çocukları inançlarını öğrenmedikleri
gibi, İslam inancının eğitimi alarak, inancını bilememektedir.
Ülkemizde
yargı yolu ile sorunun çözümü için, idari dava açılmakta ve
yargı lehte kararlar vermektedir.
Demokrasi
kahramanı ve halkın iradesinin temsilcisi olarak gösterilen
ve toplumun tüm kesimlerine eşit mesafede olacağını taahhüt
eden, Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL, Köşkte verdiği tanışma kokteyllerinde
sivil toplum örgütlerini davet etmesine rağmen, geçmiş 5 yıllık
AKP iktidarının Alevi toplumunu yok saydığı gibi, Alevileri
yok sayarak Cumhurbaşkanlığı Köşküne Alevi Örgütlerini davet
etmemiştir. Alevilere karşı sürdürülen bu ayırımcı tavrın
devletin en üst makamında devam etmiş olması bizleri hem üzmüştür
hem de kaygılandırmıştır. Bu konuda açıklama beklediğimizi
belirtmek istiyoruz.
Bilimsel
ve demokratik bir eğitim için sadece Alevilerin değil, Türkiye'nin
sorunu olan zorunlu din derslerine karşı tüm canlarımızı dava
açmaya davet ediyoruz.
Konu
kamuoyunun ve basının bilgisine saygı ile sunulur.17.09.2007