Ülkemizde, sorunlarımızı demokrasi sınırları içerisinde çözmek,
barışa ve bir arada yaşama dair umutlarımızı pekiştirmemiz
gereken bir dönemde; yıllardır ölümden, acıdan ve gözyaşından
başka bir şey getirmeyen çatışmalar hepimizi kaygılandırmaktadır.
Bu çatışma ve saldırılarda yaşamını yitirenlerin acılarını
yüreğimizde hissediyor, ailelerine başsağlığı diliyoruz. İnsanın
yaşam hakkını elinden alan her türlü kanlı eylemi şiddetle
kınıyoruz.
Bir kez daha insan hayatının sayılarla eşdeğer kılındığı,
her sayının karşılığı olan insanın, değerinin, ürettiklerinin
ve onun yaşam hakkının yok sayılmasına tanıklık ettik. Artık
ateş düştüğü yeri yakmıyor, ateş Anadolu topraklarının bağrını
yakıyor ve yakmaktadır.
Son
yirmi yılda yaşamını yitirenlerin rakamsal değeri, kurtuluş
savaşında bir ülke kurmak üzere verdiğimiz mücadeledeki kayıplardan
fazla olduğu söylenmektedir. Yaşanılan olayların en acı tarafı
da düşmana karşı ortak mücadele eden, ülkeyi birlikte kuran
insanların ve Anadolu topraklarının yaşadığı acılardır.
Ülkemiz,
Anadolu Toprakları ve İnsanlarımız bu acıları hak etmiyor.
Bütün emperyalist politikaları ve kışkırtmaları boşa çıkararak,
etnik ve kültürel farklılıklarına rağmen kader birliği yaparak
Cumhuriyeti kuran halkımız tarihinin en sinsi ve tehlikeli
oyunuyla karşı karşıya bırakılmıştır. Halklar arasındaki kardeşlik
bağları, bizlere yaşatılan acılarla, militarist ve milliyetçi
kışkırtmalarla dinamitlenmektedir.
Bütün
bu oyunları boşa çıkartmanın ve kardeşlik bağlarını pekiştirmenin
tam zamanıdır. “El gövdede kaşınan yeri bilir. Dert bizde,
derman ellerimizdedir.” Sorunlarımızın çözümü Türkiye sınırları
içindedir. Çözüm için öncelikle silahlar susmalı ve bir arada
kardeşçe yaşamı mümkün kılacak demokratik adımlar atılmalıdır.
Gün; emperyalist politikalara hizmet eden intikam çığlıkları
atmanın yerine, “acıyı bal eylemenin, iri olmanın, diri olmanın
ve bir olmanın” günüdür.
Gün;
acılar üzerinden çıkar sağlayan siyasilere, soruna çözüm üretmeyen
sorumsuz yöneticilere, bizi bölmeye çalışan emperyalist ülkelere,
çatışmalı ortamdan beslenen silah tüccarlarına ve çetelere
karşı ortak mücadele etmenin günüdür.
Pir
Sultan Abdal örgütlülüğü olarak, bugüne kadar olduğu gibi
bundan sonrada demokratik bir ülkede barış içinde bir arada
yaşama dair duyarlılığımızı ve çabamızı sürdüreceğiz. Toplumumuzun
tüm kesimlerini de bu mücadelede bir arada olmaya çağırıyoruz.