Ülkemizde
hızla tırmandırılan, şoven faşist dalga, tutuklu ve hükümlülere
yönelik saldırılar olarak cezaevlerinde de sürdürülmektedir.
Cezaevlerin
de tutuklu ve hükümlü olarak bulunan yurttaşlarımızın kurumlarımıza
yaptıkları başvurularla cezaevlerinde yaşadıkları baskıları
anlatmışlardır.
Tekirdağ F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan PSAKD Genel Yönetim
Kurulu üyesi ve Sarıyer Şube Başkanı Muammer ŞİMŞEK, 30.10.2007
tarihli mektubunda; “27.10.2007 cumartesi günü tüm hapishanede
bağırtılar ve işkence sesleri yükseldi. Arama yapıldığını
ve aramada saldırı ve işkence yapıldığı anlaşılıyordu, atılan
sloganlardan. Bu güne kadar hafta sonu hiç arama yapmamışlardı.
Yan taraflarımızda bulunan C 92 ve C 99 nolu hücrelerden de
saldırı sesleri geldi. Bu hücrelerde PKK davası tutsakları
kalıyor. Bizim hücreye geldiklerinde dolapları ve yatakları
dağıttılar. Çöpü mutfak bölümüne döktüler, hakaret ve tehditler
savurup gittiler. Daha sonra 8 hücreye saldırı olduğunu öğrendik.
22 Ocak 2007 tarihli Bakanlık genelgesi burada halen uygulanmadığı
gibi, telefon konuşmalarında yanında gardiyan bekliyor ve
Kürtçe konuşma diye tehdit ve müdahale ediyor. İdare her saldırı
sonrasında soruşturma açıyor ve bizlere değişik cezalar uyguluyor…”
demektedir.
Yine çeşitli cezaevlerinden İnsan Hakları Derneği Genel Merkezine
yapılan, özellikle son günlerde gelişen ırkçı–şoven dalgalanmanın
cezaevi görevlilerini de etkileyerek kendilerine yönelik yeni
hak gaspları ile birlikte dayak ve darp uygulamalarını daha
da yoğunlaştırdıkları ile ilgili başvurular, Demokratik kitle
örgütleri olarak kaygılarımızı artırmaktadır.
Görüldüğü
üzere, F tipleri uygulaması ile yoğunlaşan ve en üst seviyeye
çıkarılan tecrit ve yalnızlaştırma politikaları, cezaevlerinde
baskı ve işkence ile, keyfi ve insani değerleri ve insan yaşamını
yok etme olarak devam etmektedir.
Yaşam ve beden bütünlükleri devletin elinde olan tutuklu ve
hükümlülere yönelik saldırılar, asla bireysel olaylar olmayıp,
sistematik olarak ve dönem dönem ağırlaştırılarak sürmektedir.
Şimdiye
kadar hafta sonu hiç arama yapılmamış olmasına rağmen, şimdi
hafta sonu arama adı altında hücrelere saldırılması, tutuklu
ve hükümleri döverek işkence edilmesi, dışarıdaki şoven faşist
saldırıların cezaevlerine yansımasıdır.
Cezaevleri,
toplum tarafından sürekli izlenmesi gereken mekânlardır. O
duvarların ardında ne olup bittiğini bilmek hakkımız olduğu
için cezaevlerinin insan hakları savunucularına, Demokratik
Kitle örgütlerine açılması, bizzat yerinde inceleme ve gözlemde
bulunulmasının sağlanması gerektiğini yineliyoruz.
Tüm
Tutuklu ve Hükümlülerin, temel insan haklarına ve özgürlüklerine
saygı gösterilmeli, BM Minimum Cezaevleri Standartlarına uyulması
gerekmektedir. Nerede olursa olsun temel hak ve özgürlükleri
kısıtlamaya yönelik her uygulamaya karşı duracağımızı, insanlığa
karşı işlenen suçlardan olan işkence, kaba dayak ve kötü muamele
gibi suçları işleyen sorumlular hakkında gerekli soruşturma
başlatılıncaya kadar sürecin takipçisi olmaya devam edeceğimizi
bir kez daha ifade ediyor, içerdeki ve dışarıdaki hak gasplarına
karşı tüm kamuoyunu duyarlı olmaya davet ediyoruz.