AİHM'nin
zorunlu din dersi uygulamasının insan haklarına aykırı olduğunu
açıklamasının ardından, MEB H.Çelik'in konuyla ilgili olarak
Anayasa'nın 24.maddesinin 3.bendi "Kimse... dini inanç ve
kanaatleini açıklamaya zorlanamaz.." hükmüne rağmen "Müslüman
değilim diyen derse girmez" yönündeki açıklamasına ilişkin
yaptığı basın açıklaması..
BASINA
ve KAMUOYUNA
* 25 Yıllık asimilasyon uygulaması sona erecektir.
*
Zorunlu din dersi uygulamasına AİHM’ sinden, nihai karar çıkmadan
son verilmelidir.
82 Anayasa’sının 24. maddesinde “Din kültürü ve ahlak öğretimi
ilk ve orta öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler
arasında yer alır.” Düzenlemesi yer almaktadır.
Bu
uygulama ile, 25 yıldır Alevi çocukları kendi inançları dışında
eğitime tabi tutulmakta, Alevilik inancı hakkında hiçbir bilgi
verilmeyerek, inançlarından uzaklaştırılmaktadırlar.
Zorunlu
din dersi uygulamasına başından beri karşı olan diğer Alevi
örgütleri ve Pir Sultan Abdal örgütlülüğü, ülke dinamiklerinin
sorunu yok saymaları ve çözüm üretmemeleri nedeni ile, konuyu
zorunlu olarak Ocak-2004’ta AİHM’ne taşınmıştır.
AİHM’ de görülmekte olan davada verilen hukuk mücadelesinde
son aşamaya gelinmiş bulunmaktadır.
AİHM’
de dava dosyası tamamlanmış ve Mahkeme tarafından 03.10.2006
tarihinde duruşma yapılması kararı alınmıştır. Duruşma tarihinden
önce mahkeme tarafından 06 Haziran-2006 tarihinde, dava dosyasının
tamamlanmış olması nedeni ile kabul edilebilirlik kararı alınmıştır.
Kabul edilebilirlik kararı ile birlikte, duruşma prosedürü
ve ön hazırlıkları ile duruşma usulü, mahkeme tarafından adresimize
posta ile gönderilmiştir.
Mahkeme
tarafından gönderilmiş yukarıda belirttiğimiz evraklar 04.07.2006
tarihinde saat:15 sularında adresimize ulaşmıştır. Ancak aynı
gün Hürriyet Gazetesi’nde “AİHM’si Alevi çocukların zorunlu
din derslerine katılmalarının insan haklarına aykırı olduğuna
karar verdi” şeklinde bir haber yayınlanmıştır.
AİHM’den
gelmiş olan evraklar tercüme edildiğinde basın ve kamu oyu
ile, gelen evraklardaki bilgiler paylaşılacaktır.
Ancak,
duruşmasının dahi, 03.10.2006 tarihinde olan bir dava dosyasında,
nihai kararın bu günden verilmiş olmasının olanağı bulunmamaktadır.
Haberin
yazarı tarafından, kabul edilebilirlik kararının, nihai olarak
değerlendirilmesi şeklinde bir yanlışlık söz konusudur.
Şüphe
yok ki, bizlerin istemi, açmış olduğumuz davada talebimizin
kabul edilmesi ve AİHM’si tarafından zorunlu din dersi uygulamasının
AİHS’nin 9. ve Ek 1 nolu protokolün 2. maddelerine aykırılığının
tespit edilerek karar altına alınmasıdır. Dava dosyasının
bu aşamaya kadar geçirmiş olduğu evreler sonucu bizde de oluşmuş
olan kanaat; talebimizin kabul edilebileceği yönündedir.
Ancak
bu aşamada “AİHM’si Alevi çocukların zorunlu din derslerine
katılmalarının insan haklarına aykırı olduğuna karar verdi”
şeklinde bir karar, AİHM’si tarafından verilmiş değildir.
Ayrıca
yine bu günkü Hürriyet Gazetesinde manşetten yer alan Milli
Eğitim Bakanı’nın açıklamasının da, konumuzla ilgisi olması
nedeni ile cevaplandırılmasına ihtiyaç vardır.
Anayasa’nın
24. maddesinin 3. bendi “Kimse…..dini inanç ve kanaatlerini
açıklamaya zorlanamaz…” açık hükmüne rağmen, Milli Eğitim
Bakanı’nın “Müslüman değilim diyen derse girmez.” Yönündeki
açıklaması Anayasa’yı ihlal suçunu oluşturmaktadır. Yurttaşların,
inançları konusunda her hangi bir açıklamada bulunmadan, çocuklarının
“din dersi almamasını” istemeleri, başlı başlına yeterli olup,
yine Anayasa’nın 2. ve 4. maddelerin düzenlenmiş ve güvenceye
alınmış olan Laiklik ilkesi gereğince, devletin din eğitimi
yapması da, Anayasal bir zorunluluktur.
Keza
Milli Eğitim Bakanı’nın “…dilekçe verirse dersi almaz.” Yönündeki
açıklaması de gerçekle örtüşmemektedir. AİHM’ de sürmekte
olan davanın başlangıcı da, müvekkil tarafından “çocuğunun
zorunlu din eğitiminden muaf tutulması” talebini içeren dilekçesine,
cevap verilmeyerek isteğinin red edilmesi üzerine, yargısal
süreç başlanmıştır.
AİHM’
de sürmekte olan ve duruşması 03.10.2006 tarihinde Strasbuorg’ta
yapılacak olan davamızda, Müvekkiller lehine olumlu karar
verilecek ve Alevi yurttaşlarımızı ile, din eğitimi almak
istemeyen yurttaşlarımızı üzerindeki, 25 yıllık zulüm son
bulacaktır.
Yanlış
bilgilenmenin olmaması için, değerli basınımızın ve kamuoyunun
bilgisini sunulur.