Tarih
8 Mart 1857, ABD’de açlığın, yoksulluğun, sömürünün yoğunlaştığı,
kapitalizmin insan yaşamını ve iradesini hiçe saydığı bir
anda Newyork’lu dokuma işçisi kadınlar, hep bir ağızdan
“Eşit işe eşit ücret” ve “8 saatlik iş günü” talepleriyle
haykırdılar, yaşamları pahasına direndiler.
Kapısı
dışarıdan kapatılmış fabrikalarında, 129 kadın işçi diri
diri yakıldılar. Amerikalı dokuma işçisi kadınların başlatmış
olduğu bu mücadele, tüm dünyada emekçi kadınların mücadelesine
ışık tuttu, yol gösterdi. 1910 yılında 2. Enternasyonal
toplantısında, CLARA ZETKİN’in önerisiyle, “8 Mart Dünya
Emekçi Kadınlar Günü” olarak kabul edildi.
150
yıl önce ABD de katledilen 129 dokuma işçisi kadınlardan
bugüne kadar, savaşlarda tecavüze uğrayan, mağdur edilen,
emeği sömürülen hep kadınlar olmuştur.
Sivas’ta yakılan, Bursa’da dokuma fabrikasında sigortasız
olarak çalıştırılırken yanan, Ceylanpınar’da tarım işçisi
olarak kamyon kasasında boğulan, Cezaevlerinde ölüm oruçlarında
çocuklarıyla direnen, Grev çadırlarında bazen grev gözcüsü
olan, bazen de direnen eşlerine yoldaş olan kadınlarımız
olmuştur.
* Küresel kapitalizmin yarattığı
yoksulluk ve şiddet en çok kadınları vuruyor.
*
Yoksulluğun ve savaşın dayattığı göçlerin olumsuz sonuçlarından
en çok kadınlar etkileniyor.
*
Dünyada olduğu gibi ülkemizde de savaşın yarattığı yoksulluk,
şiddet ve tecavüzün sonuçlarını kadınlar bedenlerinde ve
ruhlarında yaşıyorlar.
*
Güvencesiz, sigortasız, düşük ücretle çalışmak kadın emeğinde
daha da yoğunlaşıyor.
* Hiçbir sosyal güvencesi olmayan,
işsizler sınıfından sayılan ev kadınları iki kez sömürülmektedir.
*
Gelenekçi, dinsel ve feodal toplumsal yapının bedelini kadınlar,
namus- töre cinayetleri ve berdel ile ödüyorlar.
*
İş yerinde, sokakta, gözaltında taciz ediliyor, şiddete
uğruyor, aşağılanıyorlar.
Yaşanabilir
bir dünya yaratmak adına, eşitlik, özgürlük, demokrasi ve
barış için mücadele eden tüm kadınlarımızın, 8 Mart Dünya
Emekçi Kadınlar Gününü kutluyoruz.