|
ASİMİLASYON CEPHESİNE KARŞI “BİR”İZ, “İRİ”YİZ, “DİRİ”YİZ “Ev içindeki düşmandan kork” Hacı Bektaşi Veli Geçmişte olduğu gibi bugün de Alevi ulularına, inanç merkezlerine sahip çıkacak, Aleviliğin Türk- İslam sentezi çizgisinde “nizamileştirilmesine”, Sünnileştirilmesine, asimile edilmesine set çekecektir. ASİMİLASYON CEPHESİNE KARŞI “BİR”İZ, “İRİ”YİZ, “DİRİ”YİZ
Hacı Bektaşi Veli ABD liderliğindeki küresel haydutluğun dünyayı kana buladığı, milyonlarca insanın yoksulluk ve işsizliğin pençesinde kıvrandığı, kutsallaştırılmaya ve mutlaklaştırılmaya çalışılan serbest piyasa ekonomisinin her tür değerleri ayaklar altına aldığı, Ortadoğu’da, Latin Amerika’da, Afganistan’da; yani dünyanın dört bir yanında mazlum ulusların ABD-İsrail- İngiltere’nin şiddet üçgeninde yok edildiği bir dönemden geçiyor, uygar (!) dünyanın vahşetine utanarak tanıklık ediyoruz. Kan ve şiddet çemberinin içinde kalan Türkiye de, küresel tiranların hedefinde bulunuyor. Cumhuriyet döneminde yaratılan dev sanayi kuruluşları, özelleştirme adı altında yerli-yabancı sermayeye peşkeş çekiliyor, topraklarımız yok pahasına satılıyor, parası olan tedavi oluyor, parası olan eğitim hakkını kullanıyor, insanın en temel hakları serbest piyasa ekonomisinin insafına bırakılıyor, yoksulluk sanki kadermiş gibi, sanki “başka bir dünya olamazmış gibi” yurttaşlarımız seçeneksizliğe mahkum ediliyor. Kapitalizm ve onun yayılmacı çocuğu emperyalizm, bütün kurum ve kurallarıyla ülkemizde hegemonyasını kurarken, Türkiye, Ortadoğu’da küresel tiranların taşeronluğuna soyunuyor. Bütün bu yaşadıklarımızın nedeni, gelişmiş ülkelerin, sahip oldukları teknolojik üstünlükle az gelişmiş ülkelerin yer altı ve yerüstü zenginliklerini sömürmek, aynı zamanda kültürel hegemonyalarını kurmak istemeleridir. Uygar (!) dünya, silah üstünlüğüne dayalı gücünü kullanarak dünyayı tek tipleştirmek, farklı kimlikleri, kültürel değerleri yok etmek istiyor, kültürel çeşitliliği zenginlik olarak kabul etmek yerine çatışma unsuruna dönüştürüyor. Küresel aktörlerin az gelişmiş ülkelere yönelik asimilasyon politikaları, en acımasız şekilde ülkemizde de uygulanıyor. Asimilasyon politikalarının hedefinde bulunan kesimlerin başında da Aleviler geliyor. Devlet, Alevi kimliğini inkar ediyor, milyonlarca insanın inancını yok sayıyor, “Cem evi cümbüş evi” diyerek Alevilerin inancını aşağılıyor, asimilasyon için her tür sinsi politikayı geliştiriyor. Bu asimilasyon politikalarına karşı duruşumuz, haklı taleplerimiz çoğunlukla “bölücülük” suçlamalarıyla baskı altına alınmaya, davamız meşruiyetsiz kılınmaya çalışılıyor. Üzülerek belirtmek isteriz ki, demokratik Alevi örgütlülüğünün yıllardır sürdürdüğü mücadeleyi “bölücülük” nitelendirmesiyle yok etmek isteyenlerin başında Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Rıza Selmanpakoğlu geliyor. HACIBEKTAŞ’TA NELER OLUYOR? Bu yıl 43. Ulusal, 17. Uluslararası Hacı Bektaş Veli’yi anma törenleri yapılıyor. Aleviler, Alevi örgütlülüğünün en güçlü yapısı Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu yine Pir’in huzurunda… Pir’in düşüncelerine derin bir bağlılık içinde, geçmişe duyduğu saygıyı hiç eksiltmeden, onu birkaç güne sığdırılmış törenlerin dışında da anan, Hacı Bektaşi Veli’nin 13. yüzyılda tutuşturduğu ışığı elinden hiç bırakmadan, daha aydınlık bir geleceğin peşinde koşarak yine Pir’in huzurunda… Bizler Pir’in huzurundayız ama Hacı Bektaşi Veli’nin anılması için düzenlenen törenlerin kürsülerinde konuşamıyoruz, söz hakkımız engelleniyor. Alevilerin örgütlü yapıları dışlanıyor, yok sayılıyor. 1997 yılından beri Alevi örgütlenmelerinin katılımıyla çok sesli ve demokratik bir içerikle yürütülen etkinliklerde oluşan geleneği alt üst eden Selmanpakoğlu, anti demokratik çizgisiyle Alevilerin örgütlü mücadelesini dağıtmaya, parçalamaya çalışıyor; bunu yaparken de yerel tiranlığını haklı göstermek için “bölücülük” sıfatını dilinden düşürmüyor. Belirtmek isteriz ki, protestomuz ne Hacı Bektaş halkınadır, ne de Hacı Bektaş’adır. Tepkimiz, Hacıbektaş’ı ve onun adına düzenlenen törenleri bir kışla disiplini ile Türk-İslam sentezci çizgide “nizamileştirmek” isteyen Sayın Selmanpakoğlu’nadır. Bütün Aleviler biliyor ki, yıllardır Hacıbektaş etkinliklerinde Aleviler adına bir temsilci konuşurdu. Konuşmalarda Alevilerin sorunları, demokratik örgütlerinin temsilcileri tarafından dile getirilir, birlik ve beraberliğimiz sergilenirdi. Tüm Alevi örgütleri ayrıca Hacıbektaş etkinliklerinden bir gün önce 15 Ağustos’ta geleneksel olarak toplanır, bu toplantılarda geçmiş çalışmaları değerlendirir, geleceğe ilişkin öngörülerde bulunur ve stratejiler belirlerdi. Bu toplantılarda, Aleviler adına etkinliklerin açılışında kimin konuşacağı da kararlaştırılırdı. Ayrıca etkinliklerin içeriği kolektif anlayışla, Hacıbektaş’ın yerel güçlerinin de içinde yer aldığı komiteler aracılığı ile şekillendirilirdi. Sayın Selmanpakoğlu, göreve geldiği tarihten itibaren kökleşmiş bu gelenekleri parçalayıp yok etti, Hacıbektaş’ta oluşan birlik ve beraberlik ruhunu dinamitledi, Hacıbektaş’ı her türlü kişisel tasarrufunu uygulayacağı bir yer gördü. Alevi örgütlerinin varlığını reddetti, -ki o örgütler uzun yıllar süren hukuki mücadele sonunda Alevi Bektaşi ismini alabilmişlerdi- muhatap almadı; Alevilerin Serçeşme’sinde, Alevilerin sesini kısan bir Alevi belediye başkanı olarak tarihe geçti. Selmanpakoğlu, Alevi örgütlerine karşıtlığını öyle bir noktaya getirdi ki, Türkiye ve Avrupa’daki örgütlülüğü birbirine düşürmeye çalıştı. Amacına ulaşamadığını gördükçe iyice hırçınlaşıp, Çorum’da, Maraş’ta katliamlar gerçekleştiren MHP’lilerle kolkola girmekte, miting yapmakta hiçbir sakınca görmedi. KARARLIYIZ, VAZGEÇMEYECEĞİZ Türkiye ve Avrupa’daki Alevi örgütlülüğü Alevi inanç ve kültürünün tanınıp gelişmesi için çalışmalarını sürdürmeye kararlıdır. Geçmişte olduğu gibi bugün de Alevi ulularına, inanç merkezlerine sahip çıkacak, Aleviliğin Türk- İslam sentezi çizgisinde “nizamileştirilmesine”, Sünnileştirilmesine, asimile edilmesine set çekecektir. Vermiş olduğumuz mücadele bunun göstergesidir. Türkiye ve Avrupa’daki demokratik örgütlerimiz Alevilerin asimilasyonunda en etkili silah olarak kullanılan zorunlu din derslerinin kaldırılması için hukuki mücadelesini sürdürmekte, cemevlerinin inanç merkezi sayılması amacıyla imza kampanyaları düzenlemekte, inkarcı politikaları, gerçekleştirdiği eylemleriyle açığa çıkarmaktadır. Ve ne gariptir ki, bu mücadelenin hiçbir yerinde Ali Rıza Selmanpakoğlu yoktur. BAŞKA BİR DÜNYA MÜMKÜN Biz bir başka dünyanın mümkün olabileceğine inananlardanız. Bu dünyada Alevi- Sünni, Türk- Kürt, Laz- Çerkez herkese bir yer vardır. Hiç kimseyi “ötekileştirmiyoruz”, 72 millete aynı gözle bakıyoruz, tanrının insanda tecelli ettiğine dair inancımızla, insanı en yüce varlık kabul ediyoruz, her tür ayrımcılığı reddediyoruz ve insanları olduğu gibi kabul etme erdemliliğini gösteriyoruz. Aleviliğin de dünya bahçesinde korunup, yaşatılması gerektiğine inanıyor, bu nedenle mücadeleden vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz. TALEPLERİMİZ
ALEVİ BEKTAŞ FEDERASYONU (ABF) Sokullu Mehmet Paşa Cad. İğde Sokak No:24 06450 Dikmen-Ankara Tel: (0.312) 478 22 60 - 61 - 63 - 64 - 65 * Fax: (0.312 ) 480 89 59 E-mail : alevifederasyonu@gmail.com 14 Ağustos 2006 |