Anadolu etnik, inançsal, kültürel farklılıkları
bünyesinde barındıran çok renkli bir mozaiktir. Büyük ve zengin
tarihsel geçmişi ile bir dünya kültür mirası coğrafyasıdır.
Doğaldır ki bu dünyanın insanlık ailesi için son derece değerli
birçok inançsal/kültürel unsuru yeterince bilinip tanınmamaktadır.
Anadolu’da yaşayan kültürel inançsal topluluklardan
birini de kendilerine özgün yapıları ile Aleviler meydana
getirir.
Alevilik nedir, Aleviler
kimlerdir?
Alevilik
çeşitli ve farklı kültürlerden, dinlerden, inançlardan aldığı
ögeleri sentezleyerek bünyesine alarak orjinal bir öğreti
yaratmıştır. Alevilikte Hırıstiyanlık’tan, İslamiyet’ten,
Budizim’den, Mani inancından, Zerdüşlük’ten, Anadolu’nun yerli
inançlarından vb. unsurlar görülür. Düşünüldüğünün tersine
Alevilik İslamiyet’ten farkı, onun şartlarına, olmazsa olmazlarına
uzak duran bir felsefedir.
Alevilik; insanı merkezine koyan (insanı merkez
alan) Anadolu’ya özgü eşi benzeri olmayan bir felsefe, bir
inanç, bir yaşam biçimi, bir kültür, bir öğreti ve hatta bunların
tümünü de aşan bir toplumsal olgudur.
Aleviler Anadolu toprakları üzerinde 1000 yıldır
yaşamlarını sürdürmektedirler. Anadolu Alevi nüfusu ise 20
milyon civarındadır.
Alevilik Anadolu’daki resmi dinsel anlayışın
dışında oluşmuş ve olmuştur. Bu nedenledir ki tarihte Anadolu’da
kurulan gerek Selçuklu devleti zamanında gerekse Osmanlı İmparatorluğunun
hakimiyeti altında sürekli olarak Aleviler baskı ve zulüm
görmüşler, aşağılanmışlar, horlanmışlar, yadsınıp yok edilmeye
kalkışılmışlardır.
Alevilik Osmanlı’nın resmi dinsel anlayışı olan
Şeriatı/İslamiyeti yadsıyan bir inanç/öğreti olduğundan Aleviler
birçok katliama maruz kalmış, tarihsel süreçte kendi varlığını
korumak için bedeller ödemiştir. Avrupa’da ortaçağda yaşanan
engizisyonun bir benzeri Anadolu’da Aleviler üzerinde uygulanmıştır.
Hümanizm Aleviliğin
Temel Karakteridir
Aleviler
tarihte salt inançlarından/ kültürlerinden/öğretilerinden
dolayı birçok katliam yaşamış olmalarına rağmen Alevi öğretisinin
temelini insan sevgisi yani hümanizm oluştur. Aleviler insanda
tanrısal özellikler görürler. Onlara göre insan tanrının yeryüzündeki
yansımasıdır. İnsana gösterilecek sevgi ve saygı yeryüzündeki
her türlü ibadetten daha değerlidir. İnsana değer verilmelidir
çünkü insan dünyadaki her şeyin yaratıcısıdır. İnsan yaratan
ve yaşatandır. Hümanizm, insan sevgisi temelinde tüm “kerametlerin/
mucizelerin” insanda olduğuna inanır. Bunu “her ne arar isen
insanda ara” özdeyişiyle dile getirir.
Aleviler insanlar arasındaki her türlü ayrımcılığa
karşıdırlar. İnsanın insan olarak doğmasından ötürü saygıya,
hak ve özgürlüklere layık olduğuna inanırlar.
İnsan hakları evrensel bildirgesinde ifadesini
bulan temel insan haklarının bütün insanlar için gerçekleşmesi
gereğine inanırlar.
Alevi toplumu barıştan, dostluktan, hoşgörüden
yana, bilime ve gelişime açık zengin sanatsal ve estetik değerleri
ile insanlığın gelişimine katkıda bulunmaktadır.
Alevilik dünyada yaşayan tüm insanlık ailesini/tüm
insanları dost ve kardeş bilir. Farklı olmayı insanlık için
bir zenginlik sayar.
Aleviler Demokrasiden
Yanadır
Aleviler
ve Alevi öğretisi demokrasiye bağlıdır. Bu onun tarihsel geleneğinden,
Alevi öğretisinin yapısından kaynaklanır. Aleviler kendilerini
demokrasi cephesinde görür. Çünkü demokrasi genel anlamıyla
halka ve çoğulculuğa dayanan ama bireyin ve azınlıkların haklarına
güvence veren inançların, düşüncelerin, siyasi eğilimlerin
özgürce tartışıldığı farklılıkların kendisini ifade edebildiği
çoğunluk ilkesinin hakim olduğu ve sorumluluklarının yüklendiği
bir ortamı varkılar.
Yoksul Anadolu insanlarının varoluş öğretisi
olan Alevilik sürekli bir gelişim, oluşum ve değişim içerisinde
olmuştur. Alevilik 1000 yıllık tarihi boyunca mazlumdan yana
zalime karşı, ezilenden yana ezene karşı, zulme, zorbalığa
baskıya karşı haktan ve haklıdan yana olmuştur.
Kendi dışındaki inançsal, dinsel, kültürel farklılıkları
bir gerçeklik olarak gören ve saygı ile yaklaşan Aleviler
tüm toplumsal kararların o toplumda varolan bireylerin ortak
iradesi ele alınması gereğini savunur.
Alevilikteki toplumun iradesini arama anlayışı
günümüzde demokrasi olgusu ile bütünüyle örtüşmektedir. Günümüz
Alevi topluluğu tamamıyla demokrasiden yanadır. Yaşadıkları
ortamlarda eksiksiz bir demokrasinin gerçekleşmesi için uğraş
vermektedirler. Alevi hareketi insanını doğası ve tarihi birikim
bakımından dolayı özgürlükçüdür ve demokrasi yanlısıdır. Çünkü
özgürlük insan kişiliğini ve düşüncesinin gelişmesi, gerek
bireyin gerek toplumun yaratıcı, yetenekli ve sürekli gelişebilmesi
için başta gelen koşuldur. Özgürlük, aynı zamanda yenilenme,
gelişim ve değişim için gereklidir.
Bu anlamıyla Alevi örgütlenmesi, inanç özgürlüğünü,
siyasi örgütlenme özgürlüğünü, düşünce ve basın yayın özgürlüğünün,
insan hak ve özgürlüklerini savunur.Tüm sorunların ancak demokrasi
temelinde çözülebileceğine inanırlar.
ALEVİLİK DOĞMATİK VE
BAĞNAZ DEĞİLDİR ALEVİLİK RASYONELDİR
Alevilik dogmatik ve bağnaz değildir. Aleviler
kuralcı ve biçimciliği reddederler. Öze, önem verirler. Diğer
dinlerde, inançlarda olan, insan yaşamının her alanına müdahale
eden kendileri dışında “doğruyu” görmeyen katı donuk yaklaşımları
Alevilikte bulamazsınız. Dogmatizme karşı, bilimden yana,
insan aklının ve iradesinin özgürlüğüne inanırlar. Alevilik
eleştirel bir yaklaşımı savunur. Alevi öğretisinde “mutlak”lık,
“değişmez”lik söz konusu değildir.
Kılık-kıyafetten, ibabet etme biçimine, dünyaya,
yaşama bakışta bu farklılıkları açık seçik görmek mümkündür.
Bu durum aynı zamanda Aleviliğin bir zenginliğidir.
Aleviler hiç kimsenin kendileri gibi inanmak ve düşünmek zorunda
olduğunu dayatmazlar. Kimseyi kendilerine benzetmek istemezler.
Herkesi kendilerini ifade ediş biçimlerine göre algılarlar,
eşit koşullarda bir arada özgürce yaşamayı savunurlar. Alevilik
rasyoneldir. Alevilikte akıl ve mantığa aykırı düşüncelere
/ inançlara / uygulamalara yer yoktur. Alevilik gerçekliği
temel aldığından dolayı, realisttir, ilericidir.
ALEVİLİK ÇAĞDAŞTIR
SÜREKLİ BİR DEĞİŞİM VE GELİŞİMDEN YANADIR
Alevlik donmuş, kalıplaşmış bir öğreti/inanç
değildir. Tüm tarihi boyunca sürekli bir gelişim, değişim
ve ilerleme içerisinde olmuştur. Alevilikte bir söz vardır:
“Zaman sana uymuyorsa sen zamana uy!”
Aleviler tüm çağdaş yeniliklere öğretilerini
uyarlamayı bilmişlerdir. Alevilik yaşadığı ülkeye, zamana,
mekana, yenilik ve değişimlere uyma yeteneğini her zaman gösterebilmiştir.
Alevilik bilimsel ve teknolojik gelişmelerden yana olmuş,
değişim ve gelişime her ortamda öncülük etmişlerdir.Bilim
dışılığı, akıl dışılığı şiddetle reddeder. Bilim her koşulda
Aleviliğin yol göstericisi olmuştur. Bir Alevi özdeyişi bu
anlayışı şu şekilde ifade eder: “Bilimden gidilmeyen yolun
sonu karanlıktır!”
Bu nedenle yalnız başına hiçbir ulusa, etnik
guruba mal edilemez, onunla sınırlanıp daraltılamaz.
Alevilik yeryüzünde yaşayan tüm insanları din,
dil, ırk, inanç, cinsiyet ayrımı yapmaksızın bir ve eşit olarak
görür. Alevi öğretisinde “72 millete bir nazarla bakmak” ilkesi
esastır. Bu tüm insanlar için eşitlik ve kardeşlik demektir.
Aleviler geçmişten bugüne hiçbir ulusa kendi
dışındaki hiçbir inanca ve kültüre arşı düşmanlık beslememiştir.
Tersine kardeşçe bir arada eşitçe yaşamayı öne çıkartmıştır.
Çok kültürlü, çok inançlı, çok milliyetli bir barış ve kardeşlik
ortamını özler.
Alevi öğretisi hoşgörü temeli üzerine kurulmuştur.
Aleviler hiçbir insanı inancından dolayı kınamazlar,
hakir görmezler, küçümsemezler. Hiç bir insandan kendileri
gibi inanmalarını talep etmezler. Kendi yollarına girmeye
zorlamazlar. Kimseyi kendilerine benzetmek istemezler. İslamiyet’in
fetih anlayışına şiddetle karşıdırlar. Dinsel bağnazlığa,
fundamentalizmi şiddetle reddeder.
Alevilik ırkçılığı insanlık suçu olarak değerlendirir.
Uluslarüstü bir inanç bir yaşam tarzı olan Alevilik,
kendisini Alevi gören, Alevi hisseden bütün uluslardan insanların,
yani Türklerin, Kürtlerin, Arapların, Arnavut ve diğer ulusların
ortak bir inancı kültür mozaiğidir.
Aleviler, Anadolu’nun zengin mozaiğinden, ulus
ve inanç kültür kimlikleri temelinde eşit koşullarda kardeşçe
bir arada yaşamayı hayata geçirecek, imha ve inkar politikalarını
reddeder ve yeni bir toplumsal barış projenin yaratılmasından
yanadırlar.
Bu çerçevede Alevi öğretisi Alevi inancı ve
kültürü her türlü ırkçı-şovenist ve milliyetçi akımı reddeder.
Ona karşı mücadele eder. Bu anlayışlarda barışçı, eşitlikçi
ve evrenseldir.
ALEVİLER LAİK TOPLUM
LAİK DEVLET İLKESİNİ SAVUNURLAR
Alevi toplumu yaşadığı her toplumda kamusal
ve toplumsal hayatın laiklik ilkesine uygun olarak yapılandırılması
gereğini savunurlar. Laiklik, siyasal, hukuksal ve felsefi
bir bütünlük arzeden, imam ve inanç yerine aklın hakimiyetini,
bilimi öne çıkaran laiklik aynı zamanda, siyasi iktidarların
dini kudretten ayrılması dinin kamu hayatı üstündeki etkisini
sınırlamak ve genel olarak devletle din işlerinin birbirinden
ayrılması anlamını da taşır.
Laiklik ilkesinin reddi, kamusal ve toplumsal
hayatın bir inanca, bir dine göre şekillendirilmesi çağdışılıktır,
toplumsal bir çatışma nedenidir.
Laiklik inananların, farklı inananlar farklı
düşünenlerin kendi tercihlerinin ortak güvencesidir. Bunun
için laiklikte devlet inançlar karşısında taraf değil, ortak
güvencedir. Laiklik inanç dünyasının sivil topluma devridir.
Bu çerçevede laiklik demokrasinin temel bir ilkesidir.Bunun
içindir ki Aleviler laiklik ilkesini ısrarla benimserler.
Laiklik için mücadeleyi her zaman yürütür ve savunurlar.
ALEVİLİK DOĞA VE ÇEVRE
DOSTUDUR
Alevi öğretisi doğa ve insan dostudur. Alevilikte
“her şeyin bir canı/ruhu” olduğu inancı vardır. Dolayısıyla
dağın, taşın, ağacın, ırmağın, böceğin yani doğadaki tüm canlı
ve cansız varlıkların da bir canı vardır. Ve hiç bir canı
incitmemek gerekir. Aleviler doğayla dosttur. Doğanın tahrip
edilmesine, insanların insanca yaşayacağı ortamın yok edilerek
çevrenin kirletilmesine karşı dururlar. Hatta Alevilikte ağaçların,
dağların, suların kutsallığı söz konusudur. Bu kutsallık yaşam
kaynağı olan doğanın korunmasından kaynaklanıyor olsa gerekir.
ALEVİLİKTE KADIN ERKEK
EŞİTLİĞİ VARDIR
Alevi felsefe ve öğretisinde cinsiyet ayrımcılığına
yer yoktur. Kadın ve erkek toplumda eşit statüdedirler. Alevilik
tüm kültür ve inanç eylemlerinde kadın ve erkeğin eşit biçimde
yer almasını öngörür. Alevilikte kadın erkek eşitliği “aslanın
dişisi de aslandır” özdeyişi ile dile getirilir.
SANAT
ALEVİLİĞİNİN VAROLUŞ UNSURUDUR
Sanat Alevi öğretisini var eden temel unsurların
başında gelir. Aleviliğin toplumsal/inançsal kurumlarının
başında gelen “cem” adı verilen toplantılar saz, şiir, semah
eşliğinde yürütülür. Alevilik’te Alevi felsefesini dile getiren
şiirleri söyleyen ozanlara büyük saygı duyulur. Ozanların
eren/evliya olduğu dahi düşünülür. Şiirler saz eşliğinde ezgili
bir biçimde söylenir. Bir müzik aleti olan saz da Alevilikte
kutsal addedilir. Kadın ve erkeklerin birlikte katıldıkları
semahlar (yani dans) da Aleviliğin vazgeçilmez unsurlarındandır.
Sazı, şiiri, semahı ile Alevilik estetize edilmiş bir yaşam
sunar. Estetik güzellik adeta Aleviliğin kendisidir.
ALEVİLER DÜNYAYA KUCAK
AÇIYOR
Farklı ulusların, toplulukların, inançlarından,
kültürlerinden, tarihi birikim ve estetik değerlerinden süzülüp
gelerek özgün bir öğreti oluşturan Anadolu Aleviliği sosyolojik
gelişime uygun olarak bugün kıtaları kapsayan bir geniş coğrafyaya
yayılmış bulunmaktadır.
Ne var ki bütün varlığına rağmen Alevilik Türkiye’de
resmi olarak yok sayılmakta, inkar edilip yadsınmaktadır.
Aleviliğin inkarı yalnız Türkiye için değil insanlık ailesi
için de önemli bir kayıptır.
Dünya insanlığını sevgi, saygı ve hoşgörü ile
birbirine kaynaştırarak barış içinde uyumlu bir şekilde bir
ararda yaşamalarını özleyen/öngören Alevilik bunun için tüm
dünya insanlığına kucak açmış bulunmaktadır.