|
ALEVİLER NE İSTİYOR? -3-
Hazırlayan: Sultan Özer
‘Aleviliği Sünniliği
çatıştırmaya çalışıyorlar’
Atilla Erden (Hacı
Bektaş Veli Dernekleri Başkanı)
Aleviler ne istiyor?
Aleviliği bir mezhep, dinsel yapı olarak ele alırsak son derece yanılırız.
Çünkü Alevilik pek çok dinsel değer yargılarını, düşünceleri içinde barındıran
bir kültürel yapı. Yaşam felsefesi, aile yapısı, sosyal organizasyon, görüşü,
mimarisi, sanatı, kullandığı dil içine giriyor. Türkiye’de böyle Anadolu Alevilerine
özgü bir yapı oluşmuş. Böyle bir kültürel yapı, yaşam felsefesi ile Aleviliği
ele alırsak, Türkiye’deki iktidarlarla bir çatışma, kültür çatışması çıkıyor
ortaya.
Bu çatışmanın temelinde yatan ana sorun, TC’nin ulusal yapısının
ideal boyutlarda demokrat, laik, hukuk normlarının sağlıklı işlediği çağdaş
bir yapıya kavuşamaması. Çağdaş laik bir toplum olsak bizim sorunlarımızın
yüzde 99’u olmaz. Çünkü laik bir toplumda ‘sen kiliseye gittin, sen camiye
gittin, sen havraya gittin’ diye bir sorun yok. Ama bize bugünkü iktidar ne
diyor, ‘efendim sen cemevine gidemezsin, ben cemevini tanımıyorum. Camiye
gidebilirsin’.
Burada korkunç bir kültür çatışması var. Neden, çünkü ben camiye
karımı, kızımı, sazımı götüremiyorum, sohbetimi yapamıyorum, semah dönemiyorum.
Cami benim kültürel, dinsel ritüelimi uygulamaya uygun değil. Binlerce yıldır
böyle gelmiş. Çatışma öyle büyük boyutlara varıyor ki, toplumu bölüyorlar:
‘Siz esas Müslümansınız cemevinde ne işiniz var’ şeklinde.
Yani demokrasi mi diyorsunuz?
Evet. Demokratik kuralların kesin, hukuk devleti normlarının sağlıklı
işlediği, laik toplum yapısının sağlıklı kurulduğu, yasama yürütme ve yargı
güçlerinin özerk olarak çalışabildiği bir ulusal yapıyı kurduğunuzda Alevilerin
sorunlarının yüzde 99’u halledilir. Yüzde 1 de ‘hangi dedeye gideriz, hangi
ocak bizimdi, köyden geldik, şehirde ne yaparızdır’.
Devlet, İslamın da Hanefi mezhebini tutuyor. Diyanet bunların kadroları
ile doldurulmuş. Bunu bir de eğitim sistemine zorunlu din dersi olarak sokup,
benim kültürümün tam tersini çocuklarıma aktarıyor ve asimile ediyor. Ben
çocuğuma dünyanın yaradılışını çok farklı anlatıyorum. Zorunlu din dersinde
ise dogma anlatılıyor. Oysa Alevi felsefesinde dogmaya yer yok. 13. yüzyıldan
bağırarak getiriyor, ‘bilimden gitmeyen yolun sonu karanlıktır’ diye.
Anadolu Alevilik felsefesi ve kültürü aydınlanmacı, dogmadan uzak,
bilime açık. Ruhban sınıfı oluşturmuyor, kimseye imtiyaz tanımıyor. İşte bu
aydınlanmacı yapı da bunları korkutuyor. Onun için de yok etmeye çalışıyor.
İktidarlar karşı grupları da üstümüze salıyorlar. Yakıyor, yıkıyor öldürüyorlar.
Bizden başka örneği yok hem ‘laikim’ deyip hem zorunlu din dersi
uygulamasının. ‘İsteyen alsın’ diyenler var. Bu da tehlikeli. Öyle büyük bir
baskı var ki, ‘Vay sen din dersi almıyorsun’ diye çocuk horlanıyor hocası
tarafından. Bizim üstümüzde çok büyük baskısı var.
Aleviliği, Sünniliği çatıştırmaya uğraşıyorlar. Benim gibi düşünmeyen
de bu ulusun evladı. Devlet, iktidar bunu bize göstermiyor. İbadet yerlerinde
farklılıklar var. Kimin evi, avlusu büyükse cemi orada yapmışız. Binlerce
yıldır getirdiğim ibadet merkezimi adam yok sayıyor.
Nüfus cüzdanında ne yazsın?
Çağdaş ve laik toplumlarda nüfus cüzdanında din hanesi kesinlikle
yok. Şimdi bizimki ileri bir adım atmış, ‘isteyen yazdırsın’ demiş. Siyasal
iktidarın baskısı altında nasıl yazdırmayayım! Yazdırırken de düşünüyor. Nasıl
yazdırsın, doğru mu yazdırsın, eğri mi yazdırsın, hiç mi yazdırmasın. Baskı
getiriyor, çözemiyorsun. Alevi olduğu halde söyleyemeyen çalışanlarımız var.
Çünkü işten atılıyor, baskı görüyor, horlanıyor. Nüfus kağıdında illa hane
olarak bildirirsen felaketin devamıdır.
‘Emperyalizm’ diyorsunuz yani?
Ben cemevine giderim, sen camiye gidersin kimsenin rahatsız olduğu
yok. Halkın birbiri ile sorunu da yok. Ama iktidarlar illa Alevi kültürünü
pasifize etmek, yok etmek istiyor. Böl parçala yönet. Emperyalizm, kapitalist
sistem Türkiye’yi parçalamak istiyor. Zorla kazandığımız bağımsızlığımızı
elimizden almak için yaptıkları ilk şey bizi kardeş kardeşe kırdırmak, parçalamak,
ekonomik, siyasal bağımsızlığımızı yok etmek. En iyi yolu sen Alevisin, sen
Kürtsün, sen Çerkezsin, sen Lazsın. Son on senede birdenbire büyüdü bu.
Ben lisede okurken kimse birbirine sormuyordu Alevi misin Çerkez
misin, Laz mısın. Dışarıdan pompalandı. İşte Ortadoğu projesi. Sen bölmeden
Ortadoğu’yu bütün halinde alamazsın. Böleceksin ki, istediğin gibi parçalayıp,
kullanacaksın.
‘Aleviler üzerinde 25 yıllık bir zulüm
var’
Kazım Genç (Pir Sultan Abdal Kültür
Derneği Genel Başkanı)
Alevilerin temel talepleri neler?
Alevilerin bir tek isteği var; bu ülkede ayrımsız, eşit yurttaş olarak
muamele görmek. Bunu bölümlere ayırdığımızda, bir Alevi cemevinde ibadetini
yapamadığı zaman bu sorundur, eşit muameleye tabi tutulmamakta, ayrımcılık
yapılmaktadır. Bir Alevi köyüne cami yaparsanız bu Alevilere bir zulümdür.
Kahramanmaraş’ın Nurhak’ta Alevi köylerine merkezi sistemle ezan okutursanız
bu zulümdür, ayrımcılıktır.
25 yıllık bir zulüm vardır Aleviler üzerinde. Süryaniler, Yezidiler,
diğer kesimler için de öyle. Onyıllardır demokrasi mücadelesi veriyoruz, ‘zorunlu
din dersleri bir zulümdür, asimilasyondur’ diyoruz. Bırakın AKP’yi, CHP’li
milletvekilleri de tek değişiklik önergesi dahi verip, ‘Anayasa’nın ilgili
hükmünün kaldırılmasını istiyoruz’ demediler.
Çok enteresandır, Milli Eğitim Bakanlığı, Talim Terbiye Kurulu’nun
alacağı bir kararla tüm okullarda matematik, fen, fizik, kimya, biyoloji,
edebiyat dersini kaldırabilir, bir tek din dersini kaldıramaz, anayasa hükmüdür
çünkü. Böyle bir ayrım olabilir mi? AİHM’e dava açtık. Yasal değişikliği kendiniz
yaparsanız, insanlar AİHM kapısına dayanmazlar. Devam eden iki dava var. Hatice
Köse’nin oğlu Ali Köse ile ilgili olan ve İstanbul 6’ncı İdare Mahkemesi’nin
reddettiği dava temyizde. İkincisi, federasyonumuzun Genel Başkan Yardımcısı,
Hubyar Derneği Genel Başkanı Ali Kenanoğlu’nun oğlu ile ilgili dava. 25 yıl
sonra bir mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi. Valilikten ve hükümetten
talepte bulunduk, bu bir fırsattır, karara itiraz etmeyin dedik. Valilik 8
sayfalık fetva niteliğinde bir dilekçe ile karara itirazda bulundu. Bölge
İdare Mahkemesi bu kararı kaldırdı. O karar zaten bir tek öğrenciye ilişkin.
Kalan çocuklar ne olacak. Zulüm, asimilasyon devam ediyor.
Nüfus kağıdındaki din hanesi de AİHM’e taşındı. Bir yurttaş olarak
kimliğimi devlet kurumuna verdiğimde, herhangi bir olay nedeniyle güvenlik
görevlisi kimliğime baktığında benim inancım hakkında bilgi sahibi olmasın.
Benimle tanrı arasındaki inanç o kamu görevlisini niye ilgilendirir. Nüfus
Cüzdanı Kanunu’nda değişiklik yapıp seçmeli hale getirdiler. O kadar çok tehlikeli
ki. Din hanesine Alevi yazdıracağım, nüfus memuru diyecek ki ‘Alevilik diye
din yok’. Yahut boş bıraktıracağım, ‘Sen dinsiz misin?..’ Kamu görevlisi ile
vatandaş karşı karşıya getiriliyor. Başka bir sıkıntı da Diyanet İşleri Başkanlığı.
Laik bir devlette olmaması gereken, çok devasa bir kurum. Kadrosu ile TSK,
MEB, İçişleri Bakanlığı emniyetten sonra dördüncü büyük güç. Bütçesi ile AKP
Hükümeti’nin 6 bakanlığını toplayın bir Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesi
yapmaz. Devlet benden aldığı vergi ile gidip Alevi köyüne cami yaptırıyor,
Alevi çocuğunu asimile ediyor. Bu bir zulüm değil mi?
AB uyum sürecinde yapılan değişiklikler
bazı ilerlemeler getirmedi mi?
AB’ye uyum süreci içinde İmar Yasası değiştirildi. ‘Okul, hastane,
park yeri, yol yeri, cami yeri ayrılır’ diye bir hüküm vardı. Müslüman olmayan
yurttaşlar ne olacak ifadeleri ile karşılaştılar. Cami kelimesini kaldırıp,
‘ibadet yeri’ yaptılar. Bunu AB’ye sunup, ‘bizde her inanç kendi ibadet yerini
yapabilir’ diyorlar.
2002/4100 tarihli Bakanlar Kurulu kararı var. Nerelere bedava elektrik
verileceğini belirliyor. İbadethaneler (cami, mescit, kilise, sinagog, havra).
Cemevini ibadet yeri saymıyor. Bir inancın ibadet yerini inanç sahipleri mi
yoksa devlet mi, siyasi otorite mi, asker mi, yahut İçişleri Bakanlığı mı
tespit eder? Çağdaş demokratik toplumlardaki cevabı; ‘inanç sahipleri tespit
eder’dir. Ama totaliter toplumlarda ‘devlet benim, ben tespit ederim.’ Burada
olan budur. Ülkenin başbakanı çıkıyor diyor ki, ‘Cemevleri ibadet evleri değil,
kültür evleridir.’ Ona mı düştü. Alevi midir O. Değil. Kardeşim cemevi benim
ibadet yerimdir diyorum.
Kayseri’nin Sarıoğlan ilçesi İğdeli köyü. Kaymakam muhtara ‘Köye
cami isterim diye dilekçe ver. Ben hem köyünün yolunu yapayım, altyapı çalışmalarına
yardımcı olayım, hem de camini yapıyım. Böyle demezsen yapmam’ diyor. Köy
halkı bize anlattı. Baskı yaptık, vazgeçtiler. Vatandaş ben Aleviyim diyorsa,
sen inanç hizmeti götürmek istiyorsan git cemevi yap.
Yarın: Prof. Dr. Alemdar Yalçın, Doç. Dr.
Ayhan Yalçınkaya, Fermani Altun, Ercan Geçmez
04.07.2006
KAYNAK: http://www.evrensel.net/
|