Alevi
Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Selahattin Özel,
Gazi Katliamının yıldönümü nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada
"Gazi Mahallesi, bilinçli olarak seçilmiş bir mahalleydi,
burada yoğun olarak Alevi nüfus yaşıyordu ve Aleviler, kendi
inanç ve kültürlerini yaşatmak için örgütlenmeye başlamışlardı.
Nitekim katliamda Alevilerin ibadet yeri olan cemevi ve
Alevilere ait işyerleri hedef seçilmiştir. Amaç çok belliydi.
Amaç, Alevi- sünni çatışması yaratmak, halkı birbirine düşman
etmek, demokratik hak ve talepleri bastırmak, daha eşit
ve özgür bir ülke düşünü karartmak, Alevi hareketinin önünü
kesmek, toplumu şiddetle sindirmekti.' deniyor.
Gazi
Katliamı yarın başta Gazi Mahallesi olmak üzere değişik
etkinliklerle anılacak. ABF'ye bağlı Dernekler yarın saat
09,00'da PSAKD Alibeyköy Cemevinde buluşarak toplu olarak
anma etkinliklerine katılacaklar. ABF'nin yapmış olduğu
yazılı açıklamayı sunuyoruz :
KAMUOYUNA,
BASININ
DEĞERLİ TEMSİLCİLERİNE
ALEVİ
ÖRGÜTLERİNE
Gazi
katliamını unutmadık, Çorum’u, Maraş’ı, Sivas’ı unutmadığımız
gibi...
Sivas
katliamından iki yıl sonra, 12 Mart 1995 yılında, İstanbul
Gazi Mahallesinde bir katliam gerçekleşti. Bu katliamda
23 kişi öldürüldü ve 600 kişi yaralandı. Toplumun belleğinde
derin iz bırakan bu katliamın failleri 20 polis memurundan
18'i ilk duruşmada serbest bırakıldı, ikisi ise adam öldürme
suçundan dolayı sadece 1 yıl 8 ay ceza aldı.
Katliamcıların
lehine işleyen bu süreç ve karar, Aleviler tarafından AİHM'e
yapılan başvuru ile tekrardan gündeme gelecektir. Gazi katliamı
11. yılını doldurdu. Gazi davasının 11 yıllık süreci "seyyar
mahkemelere" dönüştü. Takibinin engellenmesi için dava İstanbul'dan
Trabzon'a taşındı. Dava sonunda 20 polis memurundan ilk
duruşmada serbest bırakılan 18'i beraat etti, kalan iki
polis memuru ise adam öldürme suçundan dolayı 1 yıl 8 ay
ceza aldı. Gazi davasında “tavize yer yok” diyen Aileler,
davayı AİHM'e taşıdılar ve dava, AİHM'de kabul edildi. Siyasi
iktidarlar bu katliamın hesabını vermekten kaçmışlar, yargıya
müdahale etmişlerdir.
Gazi olayları resmi ağızların iddia ettiği gibi, "sol güçlerin
bir provokasyonu" ya da "kışkırtması" değildir. Bu katliam,
devlet güvenlik güçlerinin, ırkçı ve gerici kesimlerin Alevilere
ve Gazi'de yaşayan halka yönelik planlı saldırısıydı. Çünkü,
katliam çetelerin, yeşillerin, cirit attığı bir dönemde
gerçekleştirildi. Gazi Mahallesi, bilinçli olarak seçilmiş
bir mahalleydi, burada yoğun olarak Alevi nüfus yaşıyordu
ve Aleviler, kendi inanç ve kültürlerini yaşatmak için örgütlenmeye
başlamışlardı. Nitekim katliamda Alevilerin ibadet yeri
olan cemevi ve Alevilere ait işyerleri hedef seçilmiştir.
Amaç çok belliydi. Amaç, Alevi- sünni çatışması yaratmak,
halkı birbirine düşman etmek, demokratik hak ve talepleri
bastırmak, daha eşit ve özgür bir ülke düşünü karartmak,
Alevi hareketinin önünü kesmek, toplumu şiddetle sindirmekti.
Bizler,
özgür, inancımızı, öğretimizi yadsımayan, demokrasi mücadelesinde
yer alan, farklılığımızı Anadolu insanının ortak değeri
ve zenginliği olarak gören, gerçek anlamda demokrasiden
yana olan tüm güçlerle yürüyeceğimize inanmaktayız.
11.
yılında Gazi katliamını unutmadık. Çorum, Maraş, Sivas katliamlarını
unutmadığımız gibi... Alevi Bektaşi Federasyonu olarak kamu
vicdanında hala kanayan yara olan ve gerçek failleri bulunmayan
ancak bizce malum olan Gazi katliamını bir kez daha kınıyor
ve bu davanın takipçiliğinden vazgeçmeyeceğimizin bilinmesini
istiyoruz.