ABF DANIŞMA
KURULUNA KATILMAYAN ÖRGÜTLERDEN ORTAK AÇIKLAMA:
FON OLARAK
KULANILMAK İSTEMİYORUZ
ABF
nin bu gün başlayan Danışma Kuruluna katılmayan örgütler bir
açıklama yayınlayarak ABF yöneticilerinin bazı bileşenlerine
karşı samimiyetsiz bir tutum içinde olduğu, alınmış ve kamuoyuna
açıklanmış bir kararı, dikte ettirmek maksatlı olarak Danışma
Kurulu’nun gündemine yazdığı ve almış olduğu kararına, ortak
ve destek aradığı, sonucunu doğuracak şekilde davrandığı bildirildi.
Açıklamanın
tamamını yayınlıyoruz:
ALEVİ
BEKTAŞI FEDERASYONU
DANIŞMA
KURULU DİVAN BAŞKANLIĞINA
Örgütlerimize
göndermiş olduğunuz, 2007/07 sayılı ve 19.01.2007 tarihli
ABF’nin Danışma Kurulu Toplantısı hakkındaki yazınız örgütlerimizde
değerlendirilmiş ve aşağıdaki açıklamanın ABF Danışma Kurulu
Divan Başkanlığına gönderilmesi yönünde görüş oluşmuştur.
1-
Gündemin, “ABF’nin 2007 yılı çalışma
programı ve değerlendirmesi” başlıklı 1. maddesi hakkında
örgütlerimize daha önce hiçbir biçimde bilgi verilmemiştir.
Bu nedenle, örgütlerimizin hakkında herhangi bir bilgisinin
olmadığı Çalışma Programı konusunda, objektif görüş söyleyebilecek
bir bilgiye sahip olmaları da söz konusu olamayacaktır. Esasen
elde bir taslak varsa, bu taslağın zamanında örgütlerimize
ulaştırılarak örgütlerimizin tabanında ve yönetici düzeyinde
tartışmalarına olanak sağlanması zorunlu bir gereklilik iken,
bunun yapılmamış olması, büyük eksikliktir. Ancak, ABF Yönetimi,
ABF’ye bağlı örgütleri dikkate almadan, yukarıdan aşağıya
dikte ettiren bir yöntem izleme yolunu tercih etmiştir. Bu
yol ve yöntem, Alevi kültürüne ve öğretisine yabancıdır.
2-
Gündemin, “Aleviler ve Siyaset ilişkisi”
başlıklı 2.maddesi konusundaysa, geçen ay Mersin’de yapılan
AABK ve ABF toplantısı sonrası basına yapılan açıklamalarda
CHP-DSP gibi partilerden kontenjan talep edileceği; taleplerinin
kabul edilmemesi halinde ise, genel seçimlere bağımsız adaylarla
girileceği görüşü dile getirilmiş ve bu görüş basında yer
almıştır. Basında yer alan bu görüş yalanlanmamıştır da. Bu
durum ABF’ nin Aleviler ve siyaset ilişkisi tavrını kesinleştirdikleri
açık bir biçimde göstermektedir. Somut durum bu iken, konu
ilk kez ABF bileşenlerinin gündemine getiriliyormuş gibi bir
hava yaratılmak istenmektedir. ABF’nin, bazı bileşenlerine
karşı samimiyetsiz bir tutum içinde olduğu, en azından alınmış
ve kamuoyuna açıklanmış bir kararı, dikte ettirmek maksatlı
olarak Danışma Kurulu’nun gündemine yazdığı ve almış olduğu
kararına, ortak ve destek aradığı, sonucunu doğurmaktadır.
3-
Zaten “siyasete müdahale” kavramı
yerinde kullanılmadığı gibi, esas olarak yanlıştır. Müdahale
kavramının kendisi anti demokratiktir. Alevi örgüt ve kuruluşları
siyasete müdahale etmezler; yeri ve zamanı gelince müdahil
olurlar. Müdahil olma süreçleri de aşağıdan yukarıya doğru
bütün örgütsel süreçlerde tartışılarak, olgunlaştırılması
gereken bir süreçtir. Bu nedenle ABF, izlediği müdahalecik
yöntemiyle kültürümüze yabancı olan bir yöntemi benimsemiş
durumdadır.
4-
ABF tarafından sıkça kullanılan “doğrudan
temsil” kavramı da, siyaseten yanlış ve hiçbir temeli
olmayan bir kavramdır. Siyasal literatürde, böyle bir kavram
bulunmamaktadır. Temsil ve doğrudanlık ilişkisi birbiriyle
çelişirler. Ancak siyasal literatürde, “Temsili
demokrasi” ve(ya) “doğrudan demokrasi”
gibi kavramlar kullanıldığı bilinmektedir. ABF, siyasal literatürde
bulunan ve birbirinin alternatifi olan bu iki deyimden ilk
iki sözcüğü alarak, yeni bir kavram uydurmuştur ki, bu kavramın
hiçbir anlamı yoktur. Eğer kastedilen Alevilerin siyasette
yer alması ise, bu kavram hem Alevilerin siyasette yer alması
prensibini karşılamaz hem de yaratılan kavram kargaşası nedeniyle
istenilen sonuca ulaşılamayacağı için Alevi toplumunda yeni
bir hayal kırıklığı yaratılmasına neden olur.
5-
Gündemin “Kurumsal işleyiş ve sorunlarımız”
başlıklı gündem maddesi, bizim açımızdan Olağanüstü Genel
Kurul öncesi ve sonrası yaşanan olumsuzlukların tartışılmasına
yol açacak bir gündem maddesidir. Olağanüstü Genel Kurul sürecinde
mevcut ABF yönetimine karşı alternatif bir liste çalışması
yapan yol arkadaşlarımıza yönelik olarak kullanılan “şer
cephesi ve darbeciler”, “genelkurmay-
derin devletin adamları” gibi son derece yakışıksız,
yaralayıcı ve iftira nitelikli kavramlar henüz orta yerde
durmaktadır. Yapılan başvuruya rağmen bu iftiraları atanlarla
ilgili Alevi hukuk çerçevesinde soruşturma ve yüzleşme yapılması
talep de, sümen altı edilmiştir. Yol arkadaşlarımızın yazmış
oldukları yazılarda, bu sözler nedeni ile özür dilenmesi dile
getirilmiş olmasına rağmen, bu konuda hiçbir adım atılmadığı
gibi, yeni yeni iftiralar ve yalanlarla örgütlerimizin iç
işlerine yönelik kirli bir politika izlenmekte ve çalışmalar
yapılmaktadır. “Genel kurulu alalım gerisi ne olursa olsun.”
mantığı ile, ABF bileşenleri arasında yaratılmış olan ayrılık
uçurumunun tamiri, elbette ki ABF yöneticisi ve onlara kişisel
olarak kol kanat geren AABK yöneticilerine aittir. Yaratılan
ayrılık veya daha açık bir söylemle ABF’ de yaratılan bölünme,
sizlerin eseridir. Örgütlerimizin yöneticilerine ve Alevi
hareketinin emektarlarına karşı kullanılan bu ifadeler düzeltilmedikçe,
ABF’ nin bileşenleri olan bizlerin sessiz kalması düşünülemez
ve hiçbir şey olmamış gibi sizlerin hakaret yüklü iftiralarına
katlanması beklenemez.
6-
Öte yandan başta Mersin toplantısı olmak üzere, ABF’
nin bileşenleri olduğumuz halde, hiç birine çağrılmadığımız
gibi, örgüt hukukumuz atlanarak ve çiğnenerek, şubelerimiz
çağrılmış; şube yöneticilerimiz tarafından “Neden Genel Merkezimizin
bilgisi yok.” Diye sorulduğunda da “Genel Merkezimizin bilgisi
olduğu” bizzat Genel Başkanın ağzından, “çağrıldığı halde
katılmamışlardır.” Şeklinde, yalan söylendiği ve örgütlerimiz
hakkında gerçeğe dayanmayan açıklamalar yapıldığı öğrenilmiştir.
7-
Bu Danışma Kurulu’na çağrılmamız da, daha önceden alınmış
ve basın yolu ile de kamuoyuna haber olmuş bir karara, örgütlerimizi
arka fon olarak kullanıp, kamuoyuna deklere etme girişiminden
başka bir şey değildir.
8-
ABF Olağanüstü Genel Kurulu sürecinde yaşanan, ayrışma
ve gerilimleri aşmak görevi, ABF’ nin mevcut yönetimine düşmektedir.
ABF Yönetimi, ABF’ ye bağlı bir kısım dernekleri, bilinçli
bir sindirme, iç işlerine müdahale ve tasfiye etme girişimi
içindedir. Bütün bu nedenlerden dolayı, örgütlerimiz bu danışma
kuruluna ve alınan kararlara katılmayacaklardır.
10.02.2007
PİR
SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ
HUBYAR
SULTAN ALEVİ KÜLTÜR DERNEĞİ
TAŞDELEN
HACI BEKTAŞ DERNEĞİ
KAYSERİ
PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DAYANIŞMA DERNEĞİ
YALINCAK
SULTAN KÜLTÜR, TANITMA, YAŞATMA VE TÜRBE ONARMA DERNEĞİ