AKP,
seçimlerde Alevilerle olan karşılıklı önyargıları kırmayı
ve buzları eritmeyi hedefliyor. Aleviler ise Milli Görüş
geleneğinden kalan geleneksel anlayışın sürdüğünü düşünerek,
AKP'ye karşı temkinli yaklaşıyor..
"Benim
dinim ve mezhebim, Hz. Ali'nin dini ve mezhebidir. Açıkçası
hepimiz Aleviyiz." Bu sözler ilk bakışta gayet hoşgörülü
bir ifade olarak görülebilir. Üstelik söyleyen kişinin Başbakan
Yardımcısı Abdüllatif Şener olduğu ve Ehl-i Beyt Vakfı'nın
Hatay'da düzenlediği bir konferansta yaptığı konuşmadaki
ifadeleri olduğu da eklenirse, diyalog için uzatılan bir
el olarak da görülebilir. Üstelik bu açıklamalar istisna
da değil. Geçmiş dönemlerde Tayyip Erdoğan, "Hz. Ali'yi
sevmek Alevilikse ben de Aleviyim" demişti. Ancak Aleviler,
bu sözlerin, kendi inançlarını yok sayan anlayışın bir uzantısı
olduğunu düşünüyor. AKP ise bu imajdan kurtulmak için Reha
Çamuroğlu ve Haydar Doğan gibi adaylarla buzları kırmaya
çalışıyor. İktidar partisi AKP ile Alevilerin arasında diyalog
oldukça sınırlı. İki tarafta da geçmişten gelen önyargılar,
karşılıklı güvensizlik var. Bunun en önemli göstergelerinden
biri de Meclis'te çoğunluk grubunu oluşturan AKP içinde
Alevi kökenli bir milletvekilinin olmaması. Bu haliyle Sünni
ve muhafazakar bir parti görünümü veren AKP, 2007 seçimleri
arifesinde bu imajını değiştirmek istiyor. Bu amaçla ilk
kez Alevi adaylara kucak açtı. Partililer, Diyanet İşleri
Başkanlığı'nın Alevi gurbetçilerin dini ihtiyaçlarını karşılamak
için ilk kez kendi hükümet dönemlerinde yurtdışına Alevi
görevliler gönderdiğinin altını çiziyor. Başbakan Erdoğan'ın
da 2 Şubat 2007'de İzmir'de Alevi dedelerle gizlice görüştüğü
biliniyor.
ÖNYARGILAR
YIKILMADI
Alevi
kesimine gelince, birçok Alevi için AKP, Milli Görüş geleneğini
temsil ediyor, şeriat düzeninden en çok korkan topluluk
olarak, AKP'nin farklı bir parti olduğuna en zor onlar ikna
oluyor. Refah-Yol hükümeti döneminde Alevileri "mum söndü"
yakıştırmasıyla kızdıran eski Adalet Bakanı Şevket Kazan'ı
ya da Karacaahmet Cemevi inşaatını dozerlerle yıktıran dönemin
İstanbul Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı unutamıyorlar.
AKP hükümeti döneminde Başbakan Erdoğan, cemevlerini bir
kültür evi olarak ilan edişi de Alevileri çileden çıkartan
örneklerden birkaçı. AKP'nin önde gelen isimlerinden Genel
Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat geçmiş dönemde
bazı yanlışlar eksiklikler yaptıklarını ama önümüzdeki dönemde
parlamentoda Türkiye'nin tüm renklerinin temsil edilmesi
için çalıştıklarını ifade ediyor. AKP, bu eksikliği Reha
Çamuroğlu ve Haydar Doğan gibi tanınmış Alevilere milletvekili
listelerinde yer vererek gidermeye çalışıyor. AKP'nin bu
açılımlarını Alevi kesimden samimi bulmayanlar hatta AKP'nin
peşinden gidenleri hainlikle suçlayan, cemaat içinden dışlamakla
tehdit edenler var.
ANAHTAR,
KENTTE
AKP,
Alevi örgütleri içinde taraftar bulma konusunda oldukça
sorunlu. Partiyi 2002 seçimlerinde destekleyen tek Alevi
örgütü, Atatürk'ün anne ve babasının Bektaşi olduğunu iddia
eden Fermani Altun'un "Dünya Ehl-i Beyt Vakfı" Geçen seçimde
AKP'nin 2.5 milyon oyu kendi vakfının desteğiyle aldığını
iddia eden Altun, partiyi tüm toplumu karşısına almak ve
vakfına yardım etmemekle suçluyor. "Biz onları destekledik,
onlar bizi şimdi görmezden geliyorlar, hayretle izliyoruz."
Kritik soru AKP Alevilerden oy alabilir mi?
Alevi
adaylar AK Parti ile Aleviler arasındaki buzların erimesi
için yeterli olmayabilir. Alevi toplumunun önde gelen temsilcileri,
AK Parti'nin kendilerine yönelik bakış ve anlayışı değişmediği
sürece milli görüşten gelen partilere oy vermeyeceklerini
söylüyor. Ancak sosyologlar, şehirlerde Sünni seçmenle aynı
koşullarda, aynı sorunları yaşayan Alevilerin, siyasi tercihlerini
onlardan çok da farklı yapmalarını beklememek gerek.
CHP'nin
100 adayı yetmedi
Dernekler,
listesinde 100 Alevi kökenli adaya yer veren CHP'ye tepki
gösterdi. Dernek temsilcileri, adayların çoğunun seçilemeyecek
sıradan gösterildiğini iddia ediyor. Aleviler bağımsız aday
olma yolunda..
22Temmuz'da
yapılacak seçimlerde CHP, AKP ve MHP, çok sayıda Alevi kökenli
adaya listelerinde yer vermesine rağmen Alevi derneklerini
memnun edemediler. CHP listesinde 100'ün üzerinde Alevi
kökenli aday yer aldı. Alevi örgütlerinin temsilcileri,
sayının yanı sıra listelerdeki sıralamanın da istedikleri
gibi olmadığını söylüyor. CHP'den son dakikada aday adaylığını
geri çeken Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı
Ercan Geçmez, "CHP'den destek geri çekilebilir" dedi. "CHP
listelerinde Alevi örgütlülüğünden tek bir Alevi yok, var
olanlar Baykal'ın Alevileridir" diyen Geçmez, partiyle ilişkilerini
yeniden gözden geçirebileceklerini kaydetti.
"ALEVİ
KIRIMI"
Avrupa
Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Başkanı Turgut
Öker, "Deniz Baykal, 'biz etnik ve dinsel görüntüyü ulusal
bir çizgiye kavuşturduk' beyanıyla 'biz bu partide Kürt
kimliği ve Alevi kimliğini koruyanları istemiyoruz' mesajını
vermek istiyor" dedi. Alevilerin istenmedikleri yerde kalmayacakları
belirten Öker, Baykal'ın "Alevi kırımı" yaptığını da savundu.
Yol
TV Genel Yayın Yönetmeni ve CHP İstanbul 3. Bölgeden aday
adayı olan Necdet Saraç da listeyi "CHP Alevi kimliğini
telaffuz edenlere kapılarını kapattı" diyerek yorumladı.
Saraç kendisi gibi Alevi örgütlülüğünden gelen "Hıdır Temel,
İsmail Ateş, Necati Şahin, Ali Turan İldem gibi isimlere
CHP aday listelerinde yer vermedi. CHP içinde yer alan Ali
Rıza Gülçiçek, Muharrem Kılıç ve Türkan Miçoğulları gibi
Alevilerin sorunlarını gündeme getiren milletvekillerinin
de bu seçimde aday listelerinden çıkarıldığını" kaydetti.
Alevi-Bektaşi
Federasyonu Genel Başkanı Selahattin Özer listeyi "Beklediğimiz
gibi değil" diyerek yorumladı.
Araştırmacı
Ali Yıldırım, CHP'nin listeleri için "Bomba gibi düştü,
bir güç olarak Alevi örgütleri kaale alınmamış, Alevileri
incitmiştir" dedi.
Cemal Şener ise Deniz Baykal'ın Aleviciliği siyasette bir
taş gibi kullananlara karşı doğru yaptığını ifade ediyor:
"Daha çok Alevinin siyasette temsil edilmesini isteriz.
Ama Alevi oldukları için değil, memlekete hizmet edebilecek
insanlar oldukları için seçilirlerse."
BAĞIMSIZ
ADAY OLACAKLAR
CHP'nin
listelerinde Alevi örgüt temsilcilerine yeterince yer vermediğini
düşünen bir grup ise bağımsız aday olma kararı aldı.
Ankara 1. Bölge'den aday olan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği
eski Başkanı Necati Yılmaz, "CHP'ye muhtaç kalmadan kendi
adaylarımızı seçtirebileceğimizi göstereceğiz" dedi.
İstanbuldan aday olan Muhterem Aktaş ise "Kendi göbeğimizi
kendimiz keseceğiz" ifadesini kullandı.
MHP'de
ise Hacı Bektaş-ı Veli Dergahı Genel Başkanı Timur Ulusoy
İstanbul'dan, Cem TV ortaklarından Ebuzer Özgür Çakmak İzmir'den,
Hasan Süzer'in kızı Cennet Teker ise İstanbul'dan aday gösterildi.
AKP ise İstanbul'dan Reha Çamuroğlu'na, Tunceli'den ise
eski milli atlet Haydar Doğan ve Kevser Fatime Akyürekli
aday oldu.
'İş
ve aş getirene oy verecekler
2002
genel seçimlerinde Tunceli'den çıkan iki milletvekilini
de CHP'ye kaptıran AKP bu defa işi sıkı tutuyor. AKP neredeyse
tamamı Alevi olan Tunceli'den vitrine koyduğu aday Alevi
kökenli eski milli atlet, Tunceli Gençlik Spor İl Müdürü
Haydar Doğan. Türk atletizminin altın çocuğu Doğan, iktidar
partisinden milletvekili adayı olarak kentine daha iyi hizmet
götürebileceğini düşünüyor:
"Kamuouyu neden AKP'yi tercih ettiğimi çok iyi biliyor.
Bugün Türkiye'deki siyasi partilere bakacak olursak hiç
birinin birbirinden farkı yok."
Eski
milli atlet, "Evde kaynayan kazan boş olunca, yolu suyu
yıllardır ihmal edilmiş işsizlikten kıvranan Tunceli'nin
derdi ne Diyanet İşleri Başkanlığı'nda Alevilerin temsil
meselesi, ne de cemevlerinin yasal statüsü. Tuncelililer
inançlı insanlardır ama sandıkta buraya iş ve aş getirecek
olan için oy atacaklar" diyor.
"Ben
dönmedim sol sağa döndü"
AKP'nin
en flaş Alevi milletvekili adayı Alevilik üzerine birçok
çalışması olan Reha Çamuroğlu. Alevi kökenli Çamuroğlu'nun
siyasi hayatı oldukça renkli. 1980 öncesi Marksist solda
yer alan Çamuroğlu, darbe sonrası beş ay hapis yattı. 1980'lerin
ikinci yarısında radikal muhalif bir çıkış arayan üniversite
gençliğini anarşist ideolojiyle tanıştıran efsanevi "Kara"
ardından da "Efendisiz" gibi dergilerde yazarlık, yazı işleri
müdürlüğü yaptı. Daha sonra legal siyasi partilerde çalışmaya
başlayan Çamuroğlu, önce Ali Haydar Veziroğlu'nun kurduğu
Barış Partisi'nin Genel Başkan Yardımcısı oldu. Sonra, Hüsamettin
Cindoruk'un kurduğu Demokrat Türkiye Partisi'ne geçti. Ardından
da DYP Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulundu. Siyaset
yelpazesinin en solundan AKP çizgisine gelen Çamuroğlu döneklik
suçlamalarını reddediyor. Çamuroğlu, "Ben dönmedim sol sağa
döndü" diyerek solcuları ve CHP-DSP sol güç birliğini eleştiriyor:
"İki
sol parti birleşiyor, diyor ki rejim tehlike altındadır.
Solun görevi rejimi eleştirmektir, korumak kollamak değildir."
Bu bağlamda AB ile reformlar çerçevesinde anayasal ve yasal
bir çok reforma imza atan AKP'yi Türkiye'yi modernleştiren,
değişimin öncüsü bir parti olarak görüyor. Birtakım Alevi
dernekleri tarafından siyaseti makam ve mevki için yaptığı
iddialarına ise Çamuroğlu'nun yanıtı pragmatik: "Eskiye
göre tek farkım artık reel politika yapıyorum. Şurası bir
gerçektir ki siyasette makam ve mevkiniz olacak ki bir şey
yapabilesiniz."
GİZLİ
PROJE
Üç
yıldır AKP ile dirsek teması içinde olan Reha Çamuroğlu,
Alevilerin sorunlarını çözeceğine inandığı sihirli formülleri,
projeleri var. Ancak bunlar ne derseniz, Çamuroğlu bu konuda
oldukça ketum. Alevilikte "ehli olmayana bilgiyi verme"
inancında olduğu gibi Çamuroğlu da formüllerini bir sır
olarak kamuoyundan saklıyor: "Alevilerin sorunlarını çözmek
için çantamda projelerim var. Ama projelerimi seçilmeden
açıklamam. Bunu baltalamak isteyenler olabilir. Bu partinin
değil, şahsi projem. Bunları AK Parti'yle müzakere ettikten
sonra açıklayabilirim."